Konu Anlatımı · IELTS

IELTS Vocabulary StrategyIELTS Kelime Stratejisi — Doğru Kelimeyi Doğru Kullanmak

IELTS'te Lexical Resource puanı "zor kelime bilmek" değil, doğru kelimeyi doğru eşiyle (collocation) ve yerinde kullanmaktır. Bu rehber kelime ezberi değil kelime yöntemi verir: collocation, paraphrase, Task 1/Task 2 dil bankaları, 7 tema collocation seti ve band 5–9 karşılaştırması. Ham kelimeyi ise kademeli 1000/3000/5000 listelerinden çalışırsın.

%25Lexical Resource ağırlığı
8-10kelime / gün
7tema collocation seti
3ölçüt: çeşit · isabet · doğallık

1. Kelime IELTS'te nasıl puanlanır? (Lexical Resource)

Writing ve Speaking'in dört ölçütünden biri Lexical Resource (LR) — kelime dağarcığı. Ama LR "zor kelime bilmek" değildir. Değerlendirici üç şeye bakar: çeşitlilik (aynı kelimeyi tekrar etmemek), isabet (tam doğru kelimeyi seçmek) ve doğallık (collocation — kelimelerin doğru eşi). Yanlış yerde kullanılan süslü bir kelime, doğru kullanılan sade bir kelimeden daha düşük puan alır.

"Lexical Resource "zor kelime" değil isabet ve doğallık ölçer: yanlış yerdeki süslü kelime, yerindeki sade kelimeyi geçemez.
BandKelime profili
5Sınırlı ve tekrarlı; temel kelimeler doğru ama good, bad, important, thing gibi belirsiz sözcükler; collocation hataları anlamı zorlaştırır.
6Konuya yeterli; bazı az-yaygın kelime denenir ama hatalarla; collocation zaman zaman yanlış (do a mistake).
7Esnek kullanım; az-yaygın kelime ve collocation farkındalığı; ara sıra kelime-seçim/yazım hatası ama anlam net.
8Geniş ve akıcı kelime dağarcığı; nadir kelime ve deyimsel dili (idiomatic language) rahat kullanır; ince anlam farklarını (connotation) yakalar; hata çok seyrek ve önemsiz.
9Doğal ve incelikli; nadir kelimeler tam yerinde; kusursuz collocation; neredeyse hiç hata yok.

Bu tablodaki bantlar arasındaki fark çoğu öğrencinin sandığı gibi "kaç kelime bildiğin" değildir. Band 5 ile Band 7 arasında bilinen kelime sayısı beklediğinden daha az fark eder; asıl fark, bilinen kelimenin ne kadar isabetli ve doğal yerleştirildiğidir. Band 5 yazan biri de detrimental kelimesini biliyor olabilir; fark, onu a detrimental effect on health gibi doğru bir öbek içinde, doğru bağlamda kullanıp kullanamamasıdır. Bu yüzden hedefini "daha çok kelime ezberlemek" değil, "bildiğin kelimeyi kusursuz yerleştirmek" olarak kur.

Band 5-6'daysan hedef

Belirsiz kelimeleri (good, bad, thing, a lot) sistematik olarak avla ve isabetli karşılıklarıyla değiştir. Temel collocation hatalarını (make/do, heavy/strong) kapat. Bu tek başına seni 6.5'e taşır.

Band 6.5-7'ye çıkış

Her tema için 8-10 çekirdek collocation'ı ezberden değil üretimden bil. Paraphrase'i mekanik değil anlamlı yap. Register'ı (Writing vs Speaking) ayır. Bu üç adım 7'nin eşiğidir.

Band 7.5+ ince ayar

Deyimsel dili ve ince anlam farklarını (connotation) doğru kullan; gösteriş kelimesinden kaçın. Bir cümlede iki temayı doğal birleştir. Az ama tam isabetli nadir kelime, çok ama yarı-doğru kelimeyi geçer.

Buradan çıkan strateji

6'dan 7'ye çıkışın anahtarı "daha zor kelime" değil, collocation + isabettir. Bu sayfa kelime listesi değil, kelimeyi doğru kullanma yöntemi verir. Ham liste (1000/3000/5000 kademeli) için sayfa sonundaki Kelime Bankası ve IELTS Kelime pratiğine yönlendiriyoruz.

2. Kelime öğrenmenin doğru yolu — üretim testi

Bir kelimeyi "tanımak" (okuyunca anlamak) ile "üretmek" (kendi cümlende doğru kullanmak) farklı şeylerdir. IELTS üretimi ölçer. Kural: bir kelime, ancak kendi cümlende doğru kullandığında senin olur.

Bunun arkasındaki ayrım pasif ve aktif kelime dağarcığıdır. Pasif dağarcık okuyunca/duyunca tanıdığın kelimelerdir; aktif dağarcık ise kendi cümlende rahatça ürettiklerindir. Çoğu öğrencinin pasif dağarcığı aktifinden kat kat büyüktür — ve IELTS Writing ile Speaking yalnızca aktif dağarcığı ölçer. Bu yüzden "yeni kelime tanımak" hedefi yanıltıcıdır; asıl iş, pasif bildiğin kelimeleri tekrar tekrar üreterek aktife taşımaktır. İki yüz kelimeyi pasif tanımaktansa elli kelimeyi aktif kullanabilmek sınavda çok daha yüksek puan getirir.

Yanlış yöntem
Kelime + Türkçe karşılığını ezberleyip geçmek. Sınavda kelime aklına gelir ama hangi kelimeyle kullanıldığını (collocation) ve hangi tonu taşıdığını bilemezsin.
↔
Doğru yöntem
Kelimeyi öbek (chunk) olarak öğren: a sedentary lifestyle, to allocate funds. Bir örnek cümlede gör, sonra kendi cümleni kur. Konuya göre grupla (aşağıdaki 7 tema gibi).

Günlük ritim (kanıtlı)

  • Günde 8–10 kelime, öbek hâlinde. Fazlası akılda kalmaz.
  • Her kelime için bir kendi cümlen. Yazmadıysan öğrenmemişsindir.
  • Haftada bir aktif hatırlama: Türkçesine bakıp İngilizce öbeği üret (tersi değil).
  • Konu bazlı çalış: bir hafta Environment, bir hafta Education. Sınavda tema tema hazır gelirsin.

3. Collocation — doğal kelimenin kalbi

Collocation, birlikte kullanılan kelime çiftidir. İngilizce heavy rain der, strong rain demez; make a decision der, do a decision demez. Türk öğrenci kelimeyi tek tek çevirdiği için en çok puanı burada kaybeder. Collocation'ı ezberle, tek tek çevirme.

✗ Türkçe-çeviri hatası✓ Doğru collocation
strong rainheavy rain
do a decision / do a mistakemake a decision / make a mistake
say your opinionexpress / give your opinion
big problem (zayıf)a serious / pressing problem
gain moneyearn money / make money
high knowledgeextensive / in-depth knowledge
make a sportdo / play a sport

Kural

Yeni bir isim öğrenirken yanına hangi fiili/sıfatı aldığını da not al. Sözlükte kelimeye değil, örnek cümledeki eşine bak. Band 7+ collocation farkındalığıyla gelir.

3.1 · Collocation türleri — hangi kelime hangiyle eşleşir

Collocation rastgele değildir; belli dilbilgisel kalıplarda oluşur. Bu kalıpları tanırsan yeni bir kelime gördüğünde "bunun tipik eşi ne olur?" diye doğru soruyu sorarsın. IELTS'te en çok işine yarayacak dört tür şunlardır.

TürKalıpÖrnekler
Fiil + İsimeylem + nesneraise awareness, meet a deadline, pose a threat, tackle a problem, draw a conclusion, conduct research, achieve a goal, address an issue
Sıfat + İsimniteleyen + isima heated debate, a common misconception, a viable alternative, a compelling argument, adverse effects, a pressing concern, ample opportunity
İsim + İsimiki isim birleşimicrime rate, poverty line, job satisfaction, life expectancy, traffic congestion, peer pressure, climate change
Zarf + Sıfatgüçlendirici + sıfatdeeply concerned, widely accepted, highly effective, entirely dependent, closely linked, readily available, increasingly popular

Bu dört türü ezberden geçmek yerine birkaç girdiyi derinlemesine anlamak, kalıbı içselleştirmeni sağlar. Fiil+isim türünde raise awareness öbeğine bak: Türkçe düşünen öğrenci "farkındalığı artırmak" dediği için otomatik olarak increase awareness yazar; bu dilbilgisel olarak anlaşılır ama İngilizcede bilinci yükseltmenin doğal fiili raise'dir (raise awareness / raise a concern / raise the standard). Küçük görünen bu seçim, değerlendiriciye kelimeyi bağlamıyla öğrendiğini gösterir ve tam da Band 6 ile 7'yi ayıran "collocation farkındalığı"dır. Sıfat+isim türünde adverse effects öbeği bir başka tipik hatayı düzeltir: öğrenci "kötü etkiler" demek isteyince bad effects yazar, oysa akademik yazıda olumsuz sonucun doğal eşi adverse ya da detrimental'dır ve bunlar yalnızca effects, consequences, impact gibi belirli isimlerle oturur. Son olarak isim+isim türündeki life expectancy (yaşam süresi değil "beklenen ömür") tek kelimelik bir kavramı iki isimle karşılamanın nasıl daha sıkı ve akademik durduğunu gösterir; bu kalıbı tanıyan öğrenci crime rate, job satisfaction, peer pressure gibi onlarca öbeği aynı mantıkla üretebilir.

İPUCU — zarf+sıfat en hızlı yükseltir

Öğrencilerin en çok ihmal ettiği tür zarf+sıfattır ama en hızlı puan getirenlerden biridir. very important yerine critically important, very common yerine increasingly common yazmak tek bir kelimeyle cümleyi Band 5 tonundan Band 7 tonuna taşır. very kelimesini denemenden çıkarmayı bir alıştırma olarak dene.

"Zayıf" ile "güçlü" collocation farkı

Bir kelimenin çok yaygın, "zayıf" bir eşi (a big problem) ile daha isabetli, "güçlü" bir eşi (a pressing problem) vardır. İkisi de dilbilgisel olarak doğrudur; ama güçlü collocation Lexical Resource puanını yukarı çeker çünkü kelime seçiminde bilinç gösterir. Aşağıdaki üç örnek aynı fikri zayıftan güçlüye taşıyor:

a big difference → a marked difference · a large number of people → a substantial proportion of the population · a hard decision → a difficult trade-off

4. Paraphrase ve eş anlamlı üretimi

IELTS aynı kelimeyi tekrar etmeni cezalandırır. Hem soruyu parafraz etmen (kopyalamamak) hem de yazı boyunca eş anlamlıları döndürmen gerekir. Aşağıdaki tablo en çok tekrar edilen kelimelerin akademik alternatiflerini verir.

Sık kullanılanAkademik alternatifler
importantsignificant, crucial, vital, key, essential
increase (fiil)rise, grow, climb, surge, expand
reducecut, lower, curb, decrease, diminish
cause (fiil)lead to, result in, give rise to, trigger, bring about
problemissue, drawback, obstacle, challenge, setback
good / bad (belirsiz)beneficial / detrimental, positive / adverse
a lot ofnumerous, a great deal of, a considerable amount of
showillustrate, demonstrate, reveal, indicate

Bu listeyi güvenle kullanmanın sırrı, eş anlamlıların birebir değiştirilebilir olmadığını görmektir; her alternatif kendi bağlamını ister. increase satırına bak: rise ve grow nötr ve her yerde geçerlidir, ama surge yalnızca ani ve büyük bir sıçramayı anlatır — prices surged doğaldır, oysa yavaş bir değişimi surged ile anlatmak abartı kaçar ve isabeti bozar. Aynı şekilde cause satırındaki give rise to ile trigger arasında ton farkı vardır: trigger ani, tek bir tetikleyici olayı ima eder (the decision triggered protests), give rise to ise yavaş yavaş bir sonuç doğurmayı anlatır. En kritik satır good/bad'tir: burada amaç yalnızca "daha havalı kelime" değil, belirsiz bir değer yargısını ölçülebilir bir yargıya çevirmektir — a bad effect yerine a detrimental effect yazmak, cümleye hem akademik ton hem netlik katar. Türk öğrencinin en sık hatası, bu alternatiflerden rastgele birini seçip yanlış bağlama sokmaktır; doğru yöntem, her yeni eş anlamlıyı bir örnek cümleyle görüp hangi durumda oturduğunu not etmektir.

Dikkat — aşırı parafraz tuzağı

Her kelimeyi eş anlamlısıyla değiştirmeye çalışma; teknik terimler (temperature, percentage, unemployment) korunur. Zorlama eş anlamlı (jobless situation gibi) doğallığı bozar ve LR'ı düşürür. Amaç doğal çeşitlilik, gösteriş değil.

4.1 · Dört paraphrase tekniği

Parafraz sadece "eş anlamlı bul" değildir. Usta yazar aynı fikri dört ayrı kaldıraçla yeniden söyler ve bunları birleştirir. Eş anlamlı bulamadığında diğer üçünü kullanırsın — bu yüzden gerçek parafraz gücü kelime hazinesinden çok bu tekniklere hâkimiyettir.

  1. Eş anlamlı değişimi: anahtar kelimeyi isabetli bir eşiyle değiştir. children → youngsters, cars → private vehicles. En bilinen ama en sınırlı teknik; tek başına yetmez.
  2. Sözcük türü değiştirme (word form): fiili isme, sıfatı isme çevirerek cümle iskeletini değiştir. Prices rose sharply → There was a sharp rise in prices. People are increasingly reliant on… → People's growing reliance on…
  3. Aktif ↔ Pasif çevirimi: özne-nesne yerini değiştir. The government funds the programme → The programme is funded by the government. Özellikle Task 1 harita/süreç ve neden-sonuç cümlelerinde işe yarar.
  4. Genelleme / özelleştirme: dar kavramı üst kategoriyle, geniş kavramı bir örnekle karşıla. Facebook and Instagram → social media platforms; unhealthy food → processed food high in sugar and fat.
Task 1 uygulaması
Soru cümlesi: The chart shows the number of visitors to three museums. Parafraz: The bar chart illustrates how many people visited three different museums (eş anlamlı shows→illustrates + sözcük türü number of visitors→how many people visited).
↔
Task 2 uygulaması
Soru cümlesi: Some people think children should start school at a very early age. Parafraz: It is argued by some that formal education ought to begin in early childhood (aktif→pasif people think→it is argued + genelleme start school→begin formal education).
Kural — soruyu asla aynen kopyalama

Giriş cümlende soru metnini birebir kopyalarsan o kelimeler kelime sayına sayılmaz ve değerlendirici parafraz beceresini göremez. İlk cümlede en az iki tekniği birlikte kullanmayı alışkanlık yap: bir eş anlamlı + bir sözcük türü değişimi çoğu soruyu güvenle karşılar.

5. Task 1 veri dili bankası

Task 1 görseli betimlemenin dili büyük ölçüde hareket fiili + derece ve karşılaştırma/oran ifadelerine dayanır. Bu iki eksene hâkim olmak, aslında Task 1'in kelime işinin yarısından fazlasını çözer: veri ya zaman içinde değişir (o zaman hareket fiili istersin) ya da başka bir veriyle kıyaslanır (o zaman karşılaştırma dili istersin). Türk öğrencinin buradaki en büyük tuzağı, aynı increase ya da the graph shows kalıbını cümle başına tekrarlayıp durmaktır; bu tekrar, değerlendiriciye kelime dağarcığının sınırlı olduğunu doğrudan gösterir ve Lexical Resource'u Band 5-6'da tutar. Kural basit: aynı fiili iki kez kullanma, aynı yapıyı üst üste bindirme — aşağıdaki iki kalıbı ve dereceleri döndürerek her cümleyi tazele.

5.1 · Hareket fiilleri ve dereceleri

YönFiil / isimDerece (zarf · sıfat)
Artışrise, climb, surge, soar; a rise, growth, an upturnsharply/sharp, dramatically/dramatic, steeply/steep (büyük); steadily/steady, gradually/gradual (orta); slightly/slight, marginally/marginal (küçük)
Düşüşfall, decline, plunge, plummet, dip; a drop, a slump
Sabit/dalgalevel off, plateau, hold steady; fluctuate, vary; peak at, bottom out

İki kalıp, döndür: (1) fiil+zarf → Unemployment fell sharply. (2) there+be+sıfat+isim → There was a sharp fall in unemployment.

Bu fiillerin gücü, dereceleriyle eşleştiğinde ortaya çıkar; aynı yönü farklı şiddetlerde anlatabilmek Task 1'de "veriyi doğru okuduğunu" gösterir. Aşağıda her satır bir öbeği bağlamda gösteriyor, böylece kelimeyi tek başına değil kullanımıyla öğrenirsin:

Artış: Car ownership climbed steadily throughout the 1990s. · The population soared dramatically, more than doubling in a decade.
Düşüş: Sales plummeted in the final quarter, hitting their lowest point in years. · Unemployment dipped slightly before recovering.
Sabit/dalga: After a turbulent start, prices levelled off at around £50. · Attendance fluctuated throughout the year, peaking in summer.

Dikkat edilecek tipik hata, plummet, soar, plateau gibi güçlü fiilleri küçük değişimlere yapıştırmaktır: yüzde ikilik bir gerilemeyi plummeted ile anlatmak veriyi yanlış temsil eder ve hem Lexical Resource hem Task Achievement puanını düşürür. Kural basittir — fiilin şiddeti, grafikteki değişimin şiddetiyle eşleşmeli.

5.2 · Grafik türüne göre çekirdek dil

  • Overview: Overall, it is clear that…; The most striking feature is that…; The general trend was one of…
  • Bar (karşılaştırma): considerably higher than, far greater than, by far the largest, the second most common, roughly twice as high as
  • Pie (oran): accounts for, makes up, constitutes, represents; the majority, a significant minority, just under a third (dikkat: gerçek oran yoksa ratio deme, proportion/share de)
  • Map (edilgen): was built, was demolished, was converted into, was replaced by, was cleared to make way for; on the outskirts, adjacent to
  • Process (edilgen + sıra): Initially, Subsequently, Once this is complete, Ultimately; is collected, is heated, is filtered, is distributed
  • Yaklaşıklama: approximately, roughly, just under, just over, well over, nearly
Model gövde: After peaking at around 80,000 units in 2008, sales plummeted dramatically over the subsequent two years before levelling off at roughly 30,000.

Bu öbekleri ezberlemek yeterli değil; her grafik türünün kendi "gramerini" tanımak gerekir. Pie chart'ın kalbi oran fiilleridir (account for, make up, constitute) ve buradaki en yaygın hata ratio ile proportion karışıklığıdır: grafikte yalnızca yüzdeler varsa proportion ya da share denir, ratio ancak iki değer birbirine "X'e Y" biçiminde oranlandığında doğrudur. Map (harita) ve process (süreç) grafiklerinin ortak sırrı ise edilgen çatıdır: haritada değişimi yapan özne önemsiz olduğu için a car park was built, the woodland was cleared gibi pasif kalıplar doğaldır; süreçte de the beans are roasted, the mixture is filtered pasifi tekrarlanır. Aşağıdaki örnekler bu türleri bağlamda gösteriyor:

Overview: Overall, it is clear that renewable sources gained ground while coal declined steadily over the period.
Bar: Spending on housing was by far the largest category, roughly twice as high as that on transport.
Pie: Private cars accounted for just under half of all journeys, while public transport made up a significant minority.
Map: The open fields to the north were cleared to make way for a residential estate, and a small harbour was built on the coast.
Process: Initially, the raw clay is extracted; subsequently, it is shaped and left to dry before being fired in a kiln.

5.3 · Karşılaştırma, oran ve uç değerler

Task 1'in ikinci yarısı verileri birbirine göre konumlandırmaktır: hangisi daha yüksek, kaç kat, en yüksek/en düşük, hangi oranda. Tek başına rakam okumak Band 5'tir; ilişkileri kelimeyle kurmak Band 7+'dır.

İşlevKalıplar (English)
Karşılaştırma (fark)considerably higher than, marginally lower than, roughly double, three times as many as, far outnumbered, in contrast to
En yüksek / en düşükthe highest figure, peaked at, reached a maximum of, the lowest proportion, the least popular, bottomed out at
Oran / payaccounted for a third, made up half of, a significant proportion, a small fraction, one in five, the majority of
Benzerlika similar pattern, likewise, in the same way, comparable figures, broadly in line with
Zaman aralığıover the period, throughout the decade, within a span of five years, by the end of the period
While car use accounted for over half of all journeys, cycling made up only a small fraction, roughly one in ten trips throughout the period.
İPUCU — sayıyı seç, hepsini yazma

Task 1'de her rakamı yazmak zorunda değilsin; en çarpıcı karşılaştırmaları ve uç değerleri seç. "Data selection" (hangi veriyi öne çıkardığın) Task Achievement puanını da yükseltir. Rakamı verirken yaklaşıklama kelimeleriyle (approximately, just over) yumuşat.

6. Task 2 işlevsel dil bankası

Task 2'de kelime işleve göre gruplanır: fikir bildirme, sıralama, neden-sonuç, zıtlık, hedging, sonuç. Task 1'de kelimeyi ne gördüğün (grafik) belirlerken, Task 2'de kelimeyi ne yaptığın (argüman kurmak, karşı çıkmak, örnek vermek) belirler; bu yüzden temaya değil işleve göre öbek biriktirmek çok daha verimlidir — çünkü hangi konu çıkarsa çıksın bir görüş bildirmen, bir neden göstermen ve bir sonuca varman gerekir. Türk öğrencinin tipik zaafı, bu işlevsel öbekleri ya hiç kullanmayıp cümleleri kuru bırakmak ya da tam tersine her cümlenin başına Moreover, Furthermore yapıştırıp yapaylaştırmaktır; ikisi de tonu düşürür. Doğru kullanıldığında bu öbekler fikirlerinin omurgasıdır: okuru bir düşünceden ötekine sorunsuz taşır ve denemene Band 7'nin istediği "mantıksal akış" hissini verir.

İşlevÖbekler (English)
Görüş bildirmeIn my view; I firmly believe that; I am convinced that; While I acknowledge…, I would argue…
Sıralama/eklemeTo begin with; First and foremost; Furthermore; Moreover; Equally important
Neden-sonuçgives rise to; leads to; stems from; owing to; as a result / consequently
Örnek vermeFor instance; To illustrate; A case in point is; Take, for example, the case of…
Zıtlık/ödünHowever; Nevertheless; Admittedly; It could be argued that; Despite this
Hedging (ölçülülük)tend to; are likely to; may; to some extent; arguably; in many cases
SonuçIn conclusion; On balance; Weighing up both sides; The evidence suggests that

Bu öbekleri gerçek cümlelere yerleştirmeden ezberlemek en yaygın Task 2 hatasıdır; öbek yalnızca fikirlerin arasındaki mantık köprüsüdür, kendisi bir fikir değildir. Neden-sonuç sırasındaki stem from ile lead to ayrımına dikkat et: stem from bir sorunun kökenini geriye doğru işaret eder (this problem stems from poverty), lead to ise ileriye, sonuca bakar. Türk öğrencinin bir başka tipik hatası, görüş bildirirken her cümleye I think koymaktır; oysa While I acknowledge…, I would argue… kalıbı hem karşı görüşü tanıdığını hem kendi konumunu koruduğunu gösterir ve bu "dengeli argüman" tam da Band 7 Task Response ölçütünün istediğidir. Aşağıdaki örnekler her işlevi bağlamda gösteriyor:

Görüş + ödün: While I acknowledge that stricter laws can help, I would argue that education is the more sustainable solution.
Neden-sonuç: Traffic congestion largely stems from poor urban planning and, in turn, gives rise to higher levels of air pollution.
Örnek + sonuç: Take, for example, the case of Scandinavian countries, where investment in public transport has, to some extent, curbed car dependency.

Hedging neden puan getirir?

Değerlendiriciler mutlak iddia (This will solve the problem) yerine ölçülü iddiayı (This may, to some extent, reduce the problem) ödüllendirir. Hedging hem daha akademiktir hem aşırı genellemeyi önler. Türk öğrencilerin çoğu tam tersini yapar: Everyone knows that…, It is a fact that…, All people… gibi mutlak ifadeler kullanır. Bu ifadeler hem kanıtsız hem savunulamaz olduğu için puan düşürür. Many people, in most cases, tends to, is likely to gibi ölçülü kalıplarla değiştir.

İşlev öbeğini "boş" bırakma

İşlevsel öbek yalnızca bir bağlantıdır; asıl puan onun ardından gelen somut fikirdan gelir. Furthermore, it is important deyip cümleyi orada bırakmak boş bir kalıp yığınıdır. Öbeği her zaman gerçek bir gerekçe, örnek veya sonuçla doldur: Furthermore, subsidising public transport would ease congestion by giving commuters a viable alternative to driving. Değerlendirici kalıbı değil, kalıbın taşıdığı fikri ödüllendirir.

Essay türüne özel öbekler

  • Opinion: I largely agree, with some reservations; The strongest argument in favour is…; This argument carries little weight.
  • Discussion: supporters contend that; conversely, opponents argue; having considered both sides; while both arguments have merit.
  • Adv/Disadv: one major benefit is; a significant drawback is; this is offset by; the benefits far outweigh the drawbacks.
  • Problem/Solution: a pressing issue is; this problem is rooted in; one effective measure would be to; a viable solution lies in.
  • Two-part: Turning to the first question…; As for the second issue…; with regard to the latter point…

7. Konu collocation aileleri (tema tema)

IELTS Task 2 ve Speaking Part 3 sınırlı sayıda temayı yıllardır döndürür: eğitim, teknoloji, çevre, sağlık, suç, iş, toplum ve seyahat. Bu yüzden akıllı hazırlık her tema için önceden bir collocation ailesi kurmaktır. Aşağıda sekiz temanın her biri için 8-10 çekirdek collocation, Türkçe karşılığı ve doğal bir örnek cümle var. Amaç bunları ezberlemek değil, her tema için kendi cümlelerini üretecek kadar sindirmek. Sınavda konu hangisi çıkarsa çıksın, o temanın omurgası hazır gelir.

7.1 · Education (Eğitim)

rote learningezbere dayalı öğrenme
critical thinking skillseleştirel düşünme becerileri
a well-rounded educationçok yönlü/dengeli bir eğitim
vocational trainingmesleki eğitim
to instil valuesdeğerleri aşılamak
soaring tuition feesfırlayan okul ücretleri
to broaden horizonsufku genişletmek
academic achievementakademik başarı
lifelong learningyaşam boyu öğrenme
Schools that prioritise critical thinking skills over rote learning tend to produce more adaptable graduates who are prepared for lifelong learning.

Bu ailenin belkemiği rote learning ve critical thinking skills karşıtlığıdır: neredeyse her eğitim sorusu bir yerde bu iki kutup arasında konumlanır, dolayısıyla ikisini bir cümlede karşı karşıya koyabilmek sana hazır bir argüman iskeleti verir. to instil values öbeğindeki fiil de dikkat ister; Türkçe "aşılamak" fiili öğrenciyi to inject gibi yanlış bir eşe itebilir, oysa değer, alışkanlık ve disiplin gibi soyut şeyleri "yavaş yavaş yerleştirmenin" doğal fiili instil'dir (to instil discipline / a sense of responsibility). a well-rounded education ise tek başına bir kavramı karşılayan güçlü bir sıfat+isim öbeğidir: "her yönden gelişmiş, dengeli" bir eğitimi anlatır ve a good education gibi belirsiz bir ifadeyi tek hamlede Band 7 tonuna taşır.

7.2 · Technology (Teknoloji)

digital literacydijital okuryazarlık
excessive screen timeaşırı ekran süresi
the automation of jobsişlerin otomasyonu
to streamline a processbir süreci sadeleştirmek
data privacy concernsveri gizliliği kaygıları
the digital dividedijital uçurum
to stay connectedbağlantıda/iletişimde kalmak
an over-reliance on devicescihazlara aşırı bağımlılık
to bridge the gaparadaki uçurumu kapatmak
While technology has undoubtedly streamlined everyday tasks, an over-reliance on devices may widen the digital divide between those with and without access.

7.3 · Environment (Çevre)

carbon footprintkarbon ayak izi
renewable energy sourcesyenilenebilir enerji kaynakları
to deplete natural resourcesdoğal kaynakları tüketmek
to preserve biodiversitybiyoçeşitliliği korumak
sustainable developmentsürdürülebilir kalkınma
greenhouse gas emissionssera gazı salımları
to offset emissionssalımları dengelemek/telafi etmek
a pressing environmental issueacil bir çevre sorunu
to mitigate climate changeiklim değişikliğini hafifletmek
Governments could mitigate climate change by investing in renewable energy sources rather than continuing to deplete finite natural resources.

7.4 · Health (Sağlık)

a sedentary lifestylehareketsiz yaşam tarzı
preventive measuresönleyici tedbirler
mental wellbeingruhsal iyi oluş
a balanced dietdengeli beslenme
to alleviate symptomsbelirtileri hafifletmek
public healthcare systemkamu sağlık sistemi
to put a strain on hospitalshastaneleri zorlamak/yormak
life expectancyortalama yaşam süresi
to raise health awarenesssağlık bilincini artırmak
Encouraging a balanced diet and regular exercise is a cost-effective preventive measure that eases the strain on public healthcare systems.

Sağlık temasının en verimli öbeği a sedentary lifestyle'dır (hareketsiz yaşam): tek bir sıfat, "insanların çok oturması, az hareket etmesi" gibi uzun bir açıklamayı yerine getirir ve obeziteden kalp hastalığına kadar birçok argümanın çıkış noktasıdır. to put a strain on hospitals öbeği ise metaforik bir collocation'dır: strain "gerginlik, yük" demektir ve sağlık sistemi, ekonomi, ilişkiler gibi soyut yapıların "zorlanmasını" anlatmak için put a strain on kalıbıyla kullanılır — Türk öğrencinin sık kurduğu make hospitals tired gibi birebir çeviriler burada tamamen yapay kalır. preventive measures ile to alleviate symptoms arasındaki mantık ayrımı da puana döner: biri hastalık çıkmadan önce alınan tedbiri (önleme), öteki hastalık çıktıktan sonra belirtiyi hafifletmeyi (tedavi) anlatır; bu ikisini doğru yerde kullanmak fikrinin de netliğini gösterir.

7.5 · Crime & Law (Suç ve Hukuk)

to act as a deterrentcaydırıcı olmak
rehabilitation programmesrehabilitasyon programları
to reoffendtekrar suç işlemek
the root causes of crimesuçun kök nedenleri
law-abiding citizensyasalara uyan yurttaşlar
a lenient sentencehafif bir ceza
to reintegrate into societytopluma yeniden kazandırmak
petty crimeküçük çaplı suç
Rather than imposing harsher sentences, tackling the root causes of crime through rehabilitation may do more to stop offenders from reoffending.

7.6 · Work & Economy (İş ve Ekonomi)

job securityiş güvencesi
a healthy work-life balancesağlıklı iş-yaşam dengesi
a competitive job marketrekabetçi iş piyasası
to boost productivityverimliliği artırmak
disposable incomeharcanabilir gelir
to climb the career ladderkariyer basamaklarını tırmanmak
remote workinguzaktan çalışma
to make ends meetgeçinmek/iki yakayı bir araya getirmek
a stagnant economydurgun bir ekonomi
Flexible remote working can boost productivity and help employees maintain a healthier work-life balance, though it may weaken job security for some.

Bu ailede register farkı özellikle görünür: to make ends meet (geçinmek, iki yakayı bir araya getirmek) deyimsel ve gündelik bir öbektir — Speaking'de son derece doğaldır ve artı puandır, ama akademik bir Task 2 denemesinde tonu biraz düşürür; orada to cover basic living costs gibi nötr bir karşılık daha güvenlidir. Buna karşılık disposable income (harcanabilir gelir) ve job security (iş güvencesi) tam tersine teknik-akademik terimlerdir ve her iki beceride de sağlam durur. to climb the career ladder ise canlı bir metafordur: kariyerdeki yükselişi bir merdiven tırmanışı olarak resmeder ve to get a better job gibi düz bir ifadeye kıyasla çok daha deyimsel bir renk katar. Öğrenciye tavsiye: bu öbekleri öğrenirken her birinin yanına "Speaking mi, Writing mı, ikisi de mi?" notunu düş — çünkü aynı temanın kelimeleri farklı becerilerde farklı ağırlık taşır.

7.7 · Government & Society (Devlet ve Toplum)

to allocate fundskaynak/ödenek ayırmak
public spendingkamu harcaması
social cohesiontoplumsal uyum
to impose regulationsdüzenlemeler getirmek
the gap between rich and poorzengin-yoksul uçurumu
to raise living standardsyaşam standartlarını yükseltmek
a sense of communityaidiyet/topluluk duygusu
to tackle inequalityeşitsizlikle mücadele etmek
If governments allocate more funds to public services in deprived areas, they can narrow the gap between rich and poor and strengthen social cohesion.

7.8 · Travel & Tourism (Seyahat ve Turizm)

to broaden one's horizonsufkunu genişletmek
a tourist destinationturistik varış noktası
mass tourismkitle turizmi
to boost the local economyyerel ekonomiyi canlandırmak
cultural heritagekültürel miras
to immerse oneself in a culturebir kültüre gömülmek/dalmak
off the beaten trackbilinmedik/turistik olmayan yer
sustainable tourismsürdürülebilir turizm
to put a place on the mapbir yeri tanınır kılmak
Although mass tourism can boost the local economy, unchecked visitor numbers often erode the very cultural heritage that travellers come to experience.
"Bir cümlede iki temayı doğal birleştirmek Band 8 işaretidir — omurga hazırsa bu kendiliğinden gelir.

Model — setleri birleştir

Rather than relying on rote learning, schools should foster critical thinking skills, since these are far more useful in an increasingly competitive job market.

Bu cümle iki ayrı temadan (Education + Work) birer collocation'ı tek fikirde birleştiriyor: rote learning / critical thinking skills ve a competitive job market. Temaları izole öğrenip sınavda köprü kurmak, dağarcığın gerçekten esnek olduğunu gösterir.

8. Register — dört becerideki kelime tonu

Register, kelimenin "biçimsellik tonu"dur: aynı fikri anlatan iki kelimeden biri resmî/akademik, öteki gündelik/sohbet tonundadır. IELTS'te en sık yapılan gizli hata, Writing'e Speaking kelimesi koymak (fazla gündelik) ya da Speaking'de kitabî konuşmaktır (fazla yapay). Doğru kelime yalnızca "doğru anlam" değil, o beceriye uygun ton demektir.

Writing — akademik ton
Kişisel olmayan, ölçülü, tam biçimli. children (kids değil), a great deal of (a lot of değil), do not / cannot (kısaltma yok), Furthermore, Consequently. Deyim ve phrasal verb'ü sınırlı, seçili kullan.
↔
Speaking — doğal ton
Akıcı, kişisel, deyimsel. Kısaltmalar (I'd, it's), phrasal verb (get by, look into), doğal doldurucular (to be honest, I guess) ve deyimler burada artı puandır. Kitabî cümle yapay kaçar.
Gündelik (Speaking'e uygun)Akademik (Writing'e uygun)
kidschildren / youngsters
a lot of / lots ofa great deal of / numerous
getobtain / acquire / receive
bigsignificant / substantial
stuff / thingsfactors / aspects / elements
go up / go downrise / decline
find outdiscover / establish
a bitslightly / to some extent
Yaygın register hataları

Denemende don't, isn't gibi kısaltmalar, you ile okura seslenme, And / But ile cümleye başlama ve a lot of, kids, get gibi gündelik kelimeler tonu düşürür. Reading ve Listening'de ise register bilgisi anlamı çözmene yardım eder: akademik metin resmî eşi (obtain), günlük diyalog gündelik eşi (get) kullanır — ton, cevabı bulmanın ipucudur.

Dört beceride tek kural

Writing'de yukarı (resmî tona) ayarla, Speaking'de doğala ayarla; Reading ve Listening'de tonu okuma ipucu olarak kullan. Aynı kelime hazinesini taşırsın ama her beceride tonunu değiştirirsin — işte esneklik budur.

9. Speaking için doğal kelime: deyim, phrasal verb, ince kelime

Speaking'de Band 7'nin eşiği "doğal ve deyimsel dil" (natural and idiomatic language) kullanmaktır. Bu, ezber deyim yağdırmak değildir; birkaç deyimi, phrasal verb'ü ve isabetli az-yaygın kelimeyi doğru anda, doğru bağlamda kullanmaktır. Aşağıdaki üç bloğu ezberleyip zorlamak yerine, kendi konuşmana bir-iki tanesini doğal yerleştirmeyi hedefle.

9.1 · Doğal deyimler (12)

to be over the moonçok sevinçli/mutlu olmak
to hit the booksders çalışmaya koyulmak
once in a blue moonçok nadiren
to cost an arm and a legçok pahalı olmak
to be on the same pageaynı fikirde/hemfikir olmak
a piece of cakeçok kolay bir iş
to think outside the boxalışılmışın dışında düşünmek
to get the hang of somethingbir şeyin ustalığını kapmak
to be worlds apartarada dağlar kadar fark olmak
to take something with a pinch of saltbir şeye ihtiyatla yaklaşmak
to be second to noneeşi benzeri olmamak, en iyisi olmak
to keep an open mindaçık fikirli kalmak
Honestly, learning to drive was a piece of cake for me, but getting the hang of parking took ages.

Deyimlerin puanı, ancak doğru bağlamda ve doğru anda çıktığında gelir; listeden rastgele bir deyimi cümleye sıkıştırmak tam tersi etki yapar. to take something with a pinch of salt öbeğine bak: "bir şeye ihtiyatla, temkinle yaklaşmak" demektir ve tam yeri, bir bilgi kaynağının güvenilirliğini tartıştığın andır — I read it online, so I take those statistics with a pinch of salt. Bunu bir mutluluk anlatırken kullanmak anlamsız kaçar, yani deyimi bilmek yetmez, hangi durumda tetiklendiğini bilmek gerekir. once in a blue moon ("çok nadiren") özellikle Speaking Part 1'de sıklık soran sorulara (How often do you…?) doğal bir cevap kalıbıdır: I go to the cinema once in a blue moon these days. to be on the same page ise gündelik ama iş/işbirliği bağlamına oturur; akademik Writing'e taşınmaz ama konuşmada fikir birliğini anlatırken son derece doğaldır. Kural: bir konuşmaya iki-üç deyimden fazlasını sıkıştırma; azı, yerinde ve akıcı olanı, çoğu ve zorlanmışı her zaman geçer.

9.2 · Faydalı phrasal verb'ler (12)

to come up with (an idea)(fikir) bulup ortaya koymak
to look into (something)araştırmak, incelemek
to get byidare etmek, geçinmek
to put offertelemek
to take up (a hobby)(hobiye) başlamak
to bring about (change)(değişime) yol açmak
to carry out (research)(araştırma) yürütmek
to cut down onazaltmak, kısmak
to figure outçözmek, kavramak
to keep up withayak uydurmak, takip etmek
to end up (doing)sonunda (yapar) hâle gelmek
to look forward todört gözle beklemek
I've been trying to cut down on social media so I can keep up with my reading, but I usually end up scrolling anyway.

Not: Phrasal verb'ler Speaking'de doğal ve güçlüdür; Writing'de ise çoğunun tek-kelimelik resmî eşi tercih edilir (look into → investigate, bring about → cause, cut down on → reduce). Yani aynı fikri iki beceride farklı kelimeyle söylersin — bu register esnekliğidir.

Band 7+ "az-yaygın kelime" tuzağı — gösteriş değil isabet

Band 7+ için "less common vocabulary" beklenir ama bu, ezberlenmiş süslü kelimeyi zorla sıkıştırmak değildir. En büyük tuzak, anlamını tam bilmediğin bir kelimeyi (plethora, myriad, ubiquitous) yanlış collocation'la kullanıp cümleyi bozmaktır. Değerlendirici bunu hemen fark eder ve bu, doğru kullanılan sade bir kelimeden daha çok zarar verir. Kural: emin olmadığın kelimeyi kullanma. İsabetli tek bir nuanced kelime, üç tane yanlış yerleştirilmiş "büyük" kelimeden değerlidir.

"İsabet > gösteriş" — üç somut örnek

İlkeyi soyut bırakmayalım; işte değerlendiricinin gerçekte ne duyduğu:

✗ The plethora of ubiquitous social media platforms is detrimental.
Kelimeler "büyük" ama plethora (aşırı fazlalık, olumsuz çağrışımlı) ve ubiquitous (her yerde bulunan) art arda gelince cümle zorlama ve yapay kaçar; öğrenci kelimeleri anlamından çok "havalı görünsün" diye seçmiş.
✓ Social media is everywhere these days, and I think relying on it too much can be harmful.
Kelimeler sade ama her biri tam yerinde; akıcı, doğal ve anlaşılır. Speaking'de bu cümle ötekinden yüksek puan alır çünkü isabet ve doğallık, nadir kelimeden önce gelir.

Fark, "az-yaygın kelime kullanma" demek değil; kullanacaksan anlamına ve eşine tam hâkim olduğun bir tanesini seç demektir. The convenience of smartphones comes at the expense of real conversation. cümlesindeki at the expense of tam da bunun örneğidir: tek bir isabetli öbek, üç tane yanlış yerleştirilmiş "büyük" kelimeden değerlidir. Emin olmadığın kelimeyi denemende değil, önce kendi cümlelerinde deneyerek eşini test et; sınav, kelime dağarcığını denemek için değil, sağlam bildiğini göstermek için yerdir.

"Doğallık bir alışkanlıktır, gösteri değil: bir-iki deyimi doğru anda kullan, gerisini akıcılığa bırak.

10. Band 5 → 7 → 9: aynı fikir, kelimeyle yükseltme

Tek bir fikir — "arabalar kirliliğe sebep oluyor" — üç bantta nasıl yazılır?

BandCümle
5Cars make a lot of pollution and this is a big bad problem for cities.
7Private cars produce significant pollution, which has become a serious problem in many urban areas.
9Heavy reliance on private vehicles gives rise to considerable air pollution, a pressing issue that increasingly threatens the liveability of major cities.

Ne değişti?

  • 5→7: belirsiz kelimeler gitti (big bad → serious); doğru collocation (produce pollution); ilgi cümlesi.
  • 7→9: güçlü öbekler (heavy reliance, gives rise to, a pressing issue); tek de olsa isabetli nadir kelime; akıcı, zorlama yok.

İkinci bir örnek — fikir: "teknoloji insanları yalnızlaştırıyor":

5Technology makes people alone and this is a bad thing for society.
7Excessive use of technology can make people feel isolated, which may weaken social bonds.
9An over-reliance on digital communication risks eroding face-to-face interaction, gradually undermining the social bonds that hold communities together.

Ne değişti? (ikinci örnek)

  • 5→7: belirsiz makes people alone yerine isabetli make people feel isolated (alone fiziksel yalnızlık, isolated duygusal kopukluk); a bad thing gibi değersiz bir ifade tamamen kalktı; weaken social bonds ile somut bir sonuç eklendi.
  • 7→9: özne bir öbeğe yükseldi (an over-reliance on digital communication); iki güçlü fiil devreye girdi — erode (yavaş aşındırma) ve undermine (temelden zayıflatma) aynı fikri iki farklı tonla katmanladı; gradually zarfı süreci zamanladı; the social bonds that hold communities together ilgi cümlesi fikri tamamladı, hiçbiri süs için değil.

Dikkat et: Band 9 cümlesi daha uzun ya da daha "zor" olduğu için değil, her kelimesi tam yerinde olduğu için yüksektir. erode, undermine, over-reliance hepsi doğru collocation ve doğru tonla oturmuş. Bu, "kelime yığmak" değil "kelime yerleştirmek"tir — ikisi arasındaki fark tüm bandı belirler. İki örneğin ortak dersi şudur: yükseliş, cümleye daha fazla kelime eklemekten değil, aynı fikri taşıyan kelimeleri daha isabetli olanlarıyla değiştirmekten gelir. Band 5'ten 7'ye geçiş genelde "belirsiz kelimeyi at, doğru collocation'ı koy"dur; 7'den 9'a geçiş ise "sıradan doğru kelimeyi, tam o bağlama en incelikli oturan kelimeyle değiştir"dir. Bu yüzden yazdığın bir cümleyi yükseltmek istediğinde önce uzatmayı değil, tek tek kelimelerin "en isabetlisi bu mu?" sorusunu geçip geçmediğini düşün.

10.1 · İnce anlam farkı (connotation)

Band 8-9'un görünmez silahı connotation — bir kelimenin sözlük anlamının yanında taşıdığı olumlu/olumsuz duygu tonudur. Eş anlamlı görünen kelimeler farklı çağrışım taşır; yanlış tonlu bir eş anlamlı, teknik olarak "doğru" olsa bile cümleyi bozar.

Nötr/olumluOlumsuz çağrışımlıFark
thrifty (tutumlu)stingy (cimri)ikisi de "az harcayan" ama biri övgü, biri suçlama
determined (kararlı)stubborn (inatçı)aynı davranış, zıt değer yargısı
childlike (masum, saf)childish (çocuksu, olgunlaşmamış)tek ek, tam ters çağrışım
curious (meraklı)nosy (burnunu sokan)merakın olumlu vs olumsuz yüzü
İPUCU — çağrışımı örnekten öğren

Bir kelimenin çağrışımını sözlük tanımından değil, geçtiği örnek cümlelerden sezersin. Yeni bir eş anlamlı öğrenirken kendine sor: "Bu kelimeyi bir insan için kullanırsam onu övmüş mü olurum, eleştirmiş mi?" Emin değilsen, çağrışımı nötr olan bilinen kelimeyi tercih et — isabet yine gösterişten önce gelir.

11. Sık yapılan kelime hataları (Türk öğrenci)

1) Tek tek çeviri

strong rain, do a decision. Öbek olarak öğren, kelime kelime çevirme.

2) Belirsiz sözcükler

good, bad, important, thing, a lot. Bunlar Band 5 işaretidir; isabetli kelimeyle değiştir.

3) Sayılamayanlara -s

informations, advices, researches yanlış. Bunlar sayılamaz; Dilbilgisi Doğruluğu sayfasına bak.

4) Gösteriş kelimesi

Ezberlenmiş nadir kelimeyi yanlış bağlamda kullanmak. Emin olmadığın kelimeyi kullanma; isabet gösterişten önemlidir.

5) Register (biçimsellik)

kids, stuff, a lot of, don't akademik denemede uygun değil: children, aspects, many, do not.

6) Aşırı bağlaç

Her cümleye Moreover/Furthermore koymak yapaylaşır. Bağlacı gerçek bir mantık geçişinde kullan.

Bu hataların ortak kökü aynıdır: kelimeyi bağlamından kopararak ezberlemek. Çözüm de ortaktır — her yeni kelimeyi tek başına değil, doğal geçtiği bir cümle ve tipik ortaklarıyla birlikte kaydet. Yazdığın bir denemeyi bir gün sonra "yabancı bir okur gibi" tekrar oku ve şu üç soruyu sor: Bu kelime gerçekten en isabetlisi mi, yoksa daha somut bir karşılığı var mı? Register denemenin tonuna uyuyor mu? Bu bağlaç gerçek bir mantık ilişkisini mi işaretliyor? Bu üç filtreyle geçen bir metin, ezberlenmiş gösterişli kelimelerle dolu bir metinden neredeyse her zaman daha yüksek Lexical Resource puanı alır. Unutma: sınav, bildiğin en zor kelimeyi değil, fikri en isabetli taşıyan kelimeyi ödüllendirir.

"İsabet, gösterişten önce gelir. Emin olmadığın süslü bir kelimeyi kullanmak, yerinde sade bir kelimeyi kullanmaktan daha risklidir.

12. Kelimeyi kalıcı yapmak — nasıl çalışılır

Kelime dağarcığı bir gecede kurulmaz; kurulduktan sonra da bakım ister. Beynin bir kelimeyi "gördüm" ile "kullanabiliyorum" arasında taşıması için iki şey gerekir: aralıklı tekrar (kelimeyi unutmaya başladığın anda tekrar görmek) ve üretim (o kelimeyle kendi cümleni kurmak). Aşağıdaki ritim bu ikisini birleştirir.

  1. Topla (öbek hâlinde): okurken/dinlerken karşına çıkan kelimeyi tek başına değil, geçtiği öbekle defterine al: a growing reliance on, to pose a serious threat. Türkçe karşılığını ve tipik eşini yaz.
  2. Üret (kendi cümlen): her kelime için hemen bir kendi cümleni kur. Yazmadığın kelime aklında kalmaz; üretim, tanımayı bilgiye çevirir.
  3. Aralıklı tekrar et: kelimeyi 1. gün, 3. gün, 7. gün ve 21. gün tekrar gör. Bu aralıklarla bakınca kelime kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya geçer. Flashcard sistemi bu aralıkları senin için hesaplar.
  4. Tema tema grupla: haftalık bir tema seç (Environment, Health…). O haftanın tüm yeni kelimelerini o temaya bağla; sınavda konu tema tema hazır gelir.
  5. Denemede kullan ve denetle: her denemede en az beş yeni öbeği bilinçli kullan; bir gün sonra "isabet / register / doğallık" üçlüsüyle kendini denetle.
İPUCU — flashcard + aralıklı tekrar

Ham kelimeyi ezberlemek için sitedeki flashcard sistemini kullan: Kelime çalışma (IELTS filtresi) →. IELTS etiketli kelimeleri örnek cümleyle, öğrendim takibiyle ve aralıklı tekrarla çalışırsın. Günde 8-10 yeni kelime + önceki günlerin tekrarı — ritmi bozmadan sürdürmek, tek seferde çok kelime yüklemekten çok daha etkilidir.

1·3·7·21tekrar günleri
8-10yeni kelime / gün
1kendi cümlen / kelime
5+öbek / deneme

13. Kelime listeleri ve pratik — nereden çalışılır

Bu sayfa yöntemi verdi. Ham kelimeyi kademeli listelerden ve interaktif pratikten çalış:

Kademeli kelime listeleri (1000 · 3000 · 5000)

En çok gereken kelimeleri kademe kademe, aranabilir ve öğrendim takipli çalış. IELTS-akademik etiketli set.

Kelime Bankası →

IELTS Kelime pratiği (15 paket)

150 tema kelimesi, örnek cümleler ve otomatik puanlı quizler. Paket paket ilerle.

IELTS Kelime →

Kendini dene (mini alıştırma)

Aşağıdaki zayıf kelimeleri daha isabetli akademik bir kelimeyle değiştir (birden fazla doğru olabilir):

  • Cars make a lot of pollution. → produce considerable / significant pollution
  • This is a very big problem. → a serious / pressing issue
  • Technology is good for education. → beneficial to / has transformed education
  • The graph shows sales go up. → illustrates that sales rose / climbed
  • Many people use their phones a lot. → rely heavily on their devices / are increasingly dependent on smartphones
  • Studying abroad is a good experience. → a rewarding / enriching experience that broadens horizons

Her satırda tek "doğru cevap" yoktur; önemli olan zayıf kelimeyi isabetli ve doğal bir öbekle değiştirebilmendir. Kendi versiyonunu yaz, sonra örnek çözümle karşılaştır.

İlgili Konular

IELTS Writing Task 1 IELTS Writing Task 2 IELTS Dilbilgisi Doğruluğu IELTS Akademik Kelime (AWL) Collocations Academic Vocabulary (AWL) IELTS Kelime Pratiği Kelime Bankası IELTS Soru Bankası

← Konu Anlatımı · IELTS'e dön
Öğrendiğini pekiştir
Şimdi soru çöz ve kendini dene
Soru Bankası → Denemeler →