Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · Kelime & Kullanım

CollocationsEş Dizimler (Collocations)

Doğal kelime birliktelikleri: make a decision (do değil), heavy rain (strong değil), do homework, take a photo. Türkçeden birebir çeviri en sık hata kaynağıdır ("do a decision" gibi); İngilizce "hangi kelime hangisiyle gider" mantığıyla öğrenilir. Akademik yazımda ve sınavlarda doğallığı belirleyen ana unsurdur.

Collocation (eş dizim), birlikte sık kullanılıp kulağa doğal gelen kelime birlikteliğidir: make a decision, heavy rain, do homework, take a photo. Gramer olarak yanlış olmayan ama İngiliz kulağına yabancı gelen bir seçim (strong rain, do a decision) çoğu zaman Türkçeden birebir çeviriden doğar. Bu bölüm make/do/take/have/get gibi çekirdek fiillerin dizimlerini, sıfat+isim ve zarf+sıfat kalıplarını, akademik dizimleri ve en sık Türk hatalarını sistematik olarak öğretir. İleri seviyede doğal dizim, yakın konu olan Deyimler ve Öbek Fiiller ile birlikte akıcılığın belkemiğidir.

B1B2C1kelimecollocationmake-dosözcük birlikteliğidoğallıkakademik yazmasınav~22 dk
A1Temel dizimleri kalıp olarak tanır: have breakfast, go home, watch TV — anlamını bilir ama neden "have" olduğunu sorgulamaz.
A2make/do ayrımının varlığını fark eder: do homework vs make a cake; ezberden birkaç kalıp kullanır.
B1Yaygın fiil+isim ve sıfat+isim dizimlerini bilinçli kullanır: make a decision, heavy rain, take a photo; Türkçe çeviriden gelen ilk hataları düzeltir.
B2Zarf+sıfat, fiil+zarf ve daha az yaygın dizimleri seçer: highly likely, deeply concerned, strongly recommend; register farkını sezinler.
C1Akademik ve deyimsel dizimleri incelikle kullanır: draw a conclusion, pose a threat, a growing body of evidence; yanlış dizimi anında fark eder ve doğallık için sözcük seçer.
C2Neredeyse anadili sezgisiyle dizim seçer; ince register/tonlama farklarını (commit a crime vs make a mistake) ve bölgesel tercihleri ayırt eder.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Karar / planmake + a decision/plan/choiceWe need to make a decision today.
Bugün bir karar vermeliyiz.
"do a decision" YANLIŞ.
Görev / işdo + homework/the dishes/workDid you do your homework?
Ödevini yaptın mı?
Belirsiz görev/emek = do.
Fotoğraf / duştake + a photo/a shower/a breakLet's take a short break.
Kısa bir ara verelim.
"make a photo" YANLIŞ.
Öğün / eğlencehave + breakfast/fun/a lookHave a look at this.
Şuna bir bak.
have = deneyim/sahip olma dizimi.
Şiddetli yağmurheavy + rain/traffic/smokerThere was heavy rain all night.
Gece boyunca şiddetli yağmur vardı.
"strong rain" YANLIŞ; heavy rain.
Güçlü kahvestrong + coffee/accent/windI need a strong coffee.
Sert bir kahveye ihtiyacım var.
coffee güçlü, rain ağırdır.
Vurgu (çok)highly + likely/recommend/skilledIt's highly likely to rain.
Yağmur ihtimali çok yüksek.
"very likely" de olur; "highly" resmi ton.
Akademik sonuçdraw + a conclusionWe can draw an important conclusion.
Önemli bir sonuç çıkarabiliriz.
"make a conclusion" doğal değildir.

Collocation (Türkçesiyle eş dizim ya da sözcük birlikteliği), bir dilde belirli kelimelerin başka belirli kelimelerle birlikte, tekrar tekrar ve doğal biçimde kullanılma eğilimidir. İngilizcede make a decision deriz, do a decision demeyiz; heavy rain deriz, strong rain demeyiz. İkincilerin gramerinde hiçbir hata yoktur; ama anadili konuşan biri bunları duyduğunda "böyle söylenmez" diye düşünür. İşte dizimler bu "böyle söylenir / söylenmez" sezgisidir.

Peki bu neden var? Çünkü diller mantıkla değil, alışkanlıkla yürür. Bir kelimenin sözlük anlamını bilmek, onu doğru komşularıyla eşleştirmeye yetmez. "Yapmak" fiilini düşünün: Türkçede tek bir "yapmak" varken İngilizce bunu en az make, do, take, have, get arasında paylaştırır. Hangi ismin hangi fiille gittiği çoğu zaman kuralla değil, gelenekle belirlenir. Bu yüzden dizimler ezberlenecek 'kelime çiftleri' değil, öğrenilecek desenlerdir.

Türkçedeki benzeri

Türkçede de eş dizim vardır ve anadili olduğumuz için farkında bile olmayız. "Karar" ile "vermek" gider (karar vermek), "karar yapmak" demeyiz. "Diş" ile "fırçalamak", "duş" ile "almak" gider. "Kahvaltı" ile "etmek/yapmak" gider ama "kahvaltı içmek" olmaz. İngilizceyi öğrenirken sorun, kendi dizim alışkanlıklarımızı olduğu gibi İngilizceye taşımamızdır: karar vermek → give a decision ya da make a decision? İşte tuzak tam burada.

Türk öğrenci için neden zor?

  • Türkçedeki tek fiil ("yapmak", "almak", "tutmak") İngilizcede birden çok fiile dağılır; birebir çeviri neredeyse her zaman yanlış dizime götürür.
  • Kural yok, gelenek var: "heavy rain" neden "strong rain" değil diye mantıklı bir cevap yoktur — böyle yerleşmiştir.
  • Sözlük tek kelimeyi verir, komşusunu vermez; "decision" karşısında "karar" yazar ama "make" ile gittiğini söylemez.
  • Gramer doğru olduğu için hata gözden kaçar; öğretmen düzeltmezse yıllarca "do a mistake" denebilir.
Neden önemli
Sınavlarda (YDS, YÖKDİL, IELTS, TOEFL) ve akademik yazıda dilbilgisi doğru bir cümle bile yanlış dizim yüzünden düşük puan alır. Doğallığı (naturalness / fluency) belirleyen ana unsur dizimdir. İki öğrenci aynı grameri kursa da, doğru dizim kullanan 'anadili gibi' okunur.
  • Collocation = doğal kelime birlikteliği; gramer değil, alışkanlık meselesidir.
  • En kritik ayrım make / do: make = üretmek/oluşturmak (make a cake, make a decision); do = görev/emek/belirsiz iş (do homework, do the dishes).
  • take (take a photo, take a break), have (have breakfast, have a look), get (get a job, get married) da yüksek frekanslı dizim fiilleridir.
  • Sıfat+isim dizimleri: heavy rain, strong coffee, fast food — sıfat isme göre değişir, çevirisi 'ağır/güçlü/hızlı' olmayabilir.
  • Zarf+sıfat dizimleri (B2+): highly likely, deeply concerned, bitterly disappointed — pekiştirici zarf sıfata göre seçilir.
  • Türkçeden birebir çeviri en sık hata kaynağıdır: do a decision, strong rain, make sport, open the light hep bu tuzağın ürünüdür.
  • Dizimi tek kelime değil öbek olarak öğren; "decision" değil "make a decision" ezberle.
  • Akademik dizimler (C1): draw a conclusion, pose a threat, conduct research, play a role — yazılı İngilizcenin belkemiği.
  • Yakın konular: sabit anlamlı kalıplar için Deyimler, fiil+edat birleşmeleri için Öbek Fiiller.
collocationeş dizim / sözcük birlikteliği
Birlikte sık ve doğal kullanılan kelime birlikteliği.
"Make a decision" is a common collocation. "Make a decision" yaygın bir eş dizimdir.
strong collocationgüçlü dizim
Kelimelerin neredeyse yalnızca birbirleriyle gittiği, esnekliği düşük dizim.
"Auburn" collocates almost only with "hair". "Auburn" neredeyse yalnızca "hair" ile gider.
weak collocationzayıf dizim
Birçok kelimeyle serbestçe eşleşebilen esnek birliktelik.
"A nice day / house / meal" — "nice" is flexible. "Nice" pek çok isimle gidebilen esnek bir sıfattır.
delexical verbanlamı boşalmış fiil
Asıl anlamı ismin taşıdığı, kendi anlamı silikleşen fiil: make, do, take, have, get.
In "have a shower", the meaning is in "shower". "Have a shower"da anlam "shower" kelimesindedir.
intensifierpekiştirici (zarf)
Sıfat/fiilin gücünü artıran zarf; sıfata göre değişir (highly, deeply, bitterly).
"Highly" collocates with "likely", not "tired". "Highly" "likely" ile gider, "tired" ile gitmez.
node & collocateçekirdek ve dizim ortağı
Node aradığın ana kelime; collocate onunla giden kelime.
For the node "rain", "heavy" is a collocate. "Rain" çekirdeği için "heavy" bir dizim ortağıdır.
lexical chunksözcük öbeği
Tek parça gibi öğrenilip kullanılan hazır kelime bloğu.
"To be honest" is a fixed chunk. "To be honest" sabit bir öbektir.

Dizimin bir 'çekimi' yoktur; onun yerine belirli dilbilgisel kalıplara yerleşir. En yaygın altı kalıbı bilmek, karşına çıkan hemen her dizimi yerine oturtmanı sağlar.

Başlıca dizim kalıpları
KalıpÖrnekTürkçe
fiil + isimmake a decisionkarar vermek
sıfat + isimheavy rainşiddetli yağmur
isim + isima sense of humourespri anlayışı
zarf + sıfathighly likelyçok muhtemel
fiil + zarfstrongly recommendşiddetle tavsiye etmek
fiil + edat / isim + edatdepend on / a reason for-e bağlı olmak / -in nedeni

Çekirdek fiil dizimlerinin kuruluşu (make / do / take / have / get)

Formül: [make/do/take/have/get] + (a/an/the) + isim. Fiil zamana ve özneye göre çekilir; asıl anlam ismindedir. Bu yüzden bunlara delexical verb (anlamı boşalmış fiil) denir.

She made a quick decision.
Çabuk bir karar verdi.
make + decision; fiil geçmişe çekildi, dizim korundu.
I have to do the shopping today.
Bugün alışverişi yapmam gerek.
do + the shopping; belirsiz görev = do.
Let's take a break.
Bir ara verelim.
take + a break; 'mola vermek' için take.
We had a great time.
Harika vakit geçirdik.
have + a time; deneyim dizimi.

Olumsuz ve soru

Dizim olumsuza ve soruya, fiilin normal yardımcı-fiil davranışıyla girer; dizim ortağı (isim/sıfat) değişmez. Yani olumsuzda da 'make a decision' kalıbı korunur, sadece 'don't/didn't' eklenir.

He didn't make a good impression.
İyi bir izlenim bırakmadı.
Olumsuz: did + not; 'make an impression' dizimi sabit.
Did you do your homework?
Ödevini yaptın mı?
Soru: did + you + do; 'do homework' korunur.
We haven't taken any photos yet.
Henüz hiç fotoğraf çekmedik.
Olumsuz + present perfect; 'take a photo' dizimi sabit.
Yanlış I made my homework last night.
Doğru I did my homework last night.
Dün akşam ödevimi yaptım.
Ödev bir 'ürün' değil, yapılan bir görevdir; görev/emek için 'do' kullanılır. 'make homework' Türkçe 'ödev yapmak'ın birebir çevirisinden doğan klasik hatadır.
Kısa cevaplarda dizim
SoruKısa cevapNot
Did you make a reservation?Yes, I did.Dizim tekrarlanmaz, yardımcı fiil yeter.
Have you taken a shower?No, not yet.'take a shower' korunur, cevapta kısaltılır.
Akılda Tutma: MAKE vs DO
Basit parmak kuralı: MAKE = ortaya bir ürün/sonuç çıkıyor mu? (make a cake, a decision, a mistake, progress). DO = elini kirletip bir görev/iş mi yapıyorsun? (do homework, the dishes, business, exercise). 'Sonuç görünür → make; emek/görev → do.' Kararın sonucu vardır, o yüzden make a decision.
Tips & Tricks: Sınavda
Sınavda bir isim görünce önce onu öbek olarak hatırla, tek başına düşünme: 'decision' değil 'make a decision'. Şıklarda 'strong rain' görürsen otomatik ele: yağmur/trafik/sis her zaman heavy. 'attention' görürsen fiil daima pay. Bu üç refleks (make a decision / heavy rain / pay attention) tek başına birçok dizim sorusunu çözer.

Dizimleri kalıp ailelerine göre öğrenmek, tek tek ezberden çok daha verimlidir. En yaygından özele doğru gidelim.

1) make ile dizimler — üretmek, oluşturmak, ortaya çıkarmak

make bir şeyi var eden / ortaya çıkaran fiildir: bir karar, bir plan, bir hata, bir gürültü, bir ilerleme. Somut (make a cake) ya da soyut (make a decision) bir 'ürün' vardır.

You've made great progress this year.
Bu yıl büyük ilerleme kaydettin.
make progress — 'do progress' YANLIŞ.
Try not to make so much noise.
Bu kadar gürültü yapmamaya çalış.
make noise — ses 'üretilir'.
He made a serious mistake in the report.
Raporda ciddi bir hata yaptı.
make a mistake — 'do a mistake' YANLIŞ.
Let's make an appointment for Friday.
Cuma için bir randevu ayarlayalım.
make an appointment — randevu 'oluşturulur'.

2) do ile dizimler — görev, iş, belirsiz eylem

do bir görev, iş ya da belirsiz eylem içindir. Somut bir ürün ortada yoktur; emek/çaba vardır: do homework, do the dishes, do business, do exercise. Ayrıca 'do the + ev işi' kalıbı çok verimlidir.

I need to do the laundry this weekend.
Bu hafta sonu çamaşır yıkamam gerek.
do the laundry — ev işi = do the +.
They do business with several countries.
Birçok ülkeyle iş yapıyorlar.
do business — 'make business' YANLIŞ.
Doing exercise every day improves your health.
Her gün egzersiz yapmak sağlığını iyileştirir.
do exercise — 'make sport/exercise' YANLIŞ.
Have you done your homework yet?
Ödevini yaptın mı?
do homework — görev/emek.

3) take ile dizimler — almak, üstlenmek, gerçekleştirmek

Can you take a photo of us?
Bizim bir fotoğrafımızı çeker misin?
take a photo — 'make a photo' YANLIŞ (Almanca/Türkçe etkisi).
I take the bus to work every day.
Her gün işe otobüsle giderim.
take + ulaşım aracı.
You should take responsibility for this.
Bunun sorumluluğunu üstlenmelisin.
take responsibility — sorumluluk 'üstlenilir'.
Let's take a break for ten minutes.
On dakika ara verelim.
take a break — 'make a break' YANLIŞ.

4) have ile dizimler — deneyim, öğün, kısa eylem

We usually have lunch at one.
Genelde bir'de öğle yemeği yeriz.
have lunch — öğün dizimi; 'eat lunch' de olur ama 'have' daha doğal.
Have a look at this document.
Şu belgeye bir göz at.
have a look — kısa eylem; 'do a look' YANLIŞ.
I had a strange dream last night.
Dün gece garip bir rüya gördüm.
have a dream — rüya 'görülür' değil İngilizcede 'sahip olunur'.
Did you have a good time at the party?
Partide iyi vakit geçirdin mi?
have a good time — deneyim dizimi.

5) get ile dizimler — edinmek, hâle gelmek (günlük)

She got a new job in London.
Londra'da yeni bir iş buldu.
get a job — 'edinmek'; günlük dilde çok yaygın.
They got married last summer.
Geçen yaz evlendiler.
get married — durum değişimi.
I need to get some sleep.
Biraz uyumam gerek.
get some sleep — günlük dizim.

6) sıfat + isim dizimleri

Heavy rain caused floods in the region.
Şiddetli yağmur bölgede sellere yol açtı.
heavy rain / traffic / smoker; 'strong rain' YANLIŞ.
I like strong coffee in the morning.
Sabahları sert kahve severim.
strong coffee / wind / accent.
They took a big risk with that investment.
O yatırımda büyük bir risk aldılar.
take a big risk — hem fiil hem sıfat dizimi.
It's a common mistake among learners.
Öğrenciler arasında yaygın bir hatadır.
common mistake — 'usual mistake' zayıf/doğal değil.

7) zarf + sıfat / fiil + zarf (B2–C1)

It is highly unlikely that he'll come.
Gelmesi çok düşük ihtimal.
highly + (un)likely; 'very unlikely' de olur, 'highly' resmi.
We are deeply concerned about the results.
Sonuçlardan derin endişe duyuyoruz.
deeply concerned — 'strongly concerned' YANLIŞ.
I strongly recommend this book.
Bu kitabı şiddetle tavsiye ederim.
strongly recommend — 'hardly recommend' anlam kayması olur.
She was bitterly disappointed by the news.
Haberden dolayı büyük hayal kırıklığına uğradı.
bitterly disappointed — sabit güçlü dizim.

Dizimlerin zaman ifadeleri yoktur ama bazı tetikleyici isim/sıfatlar hangi fiili çağırdığına dair güçlü ipuçları verir. Aşağıdaki tablo 'bu ismi görürsen büyük olasılıkla bu fiil' mantığıyla düşünülmelidir.

Tetikleyici isim → olası fiil
İsim / öbekSık fiilÖrnek
decision / choice / plan / mistake / progress / effortmakemake an effort
homework / the dishes / business / research / a favourdodo research
a photo / a break / a shower / a taxi / responsibilitytaketake a shower
breakfast / a look / a rest / fun / a partyhavehave a rest
a job / married / angry / dressed / readygetget ready
rain / traffic / rain / smoker / accentheavyheavy traffic
coffee / wind / accent / argumentstrongstrong wind
İpucu garanti değildir
Tetikleyiciler yol gösterir ama kesin kural değildir. Aynı isim farklı fiillerle farklı anlam verebilir: make a bed (yatak yapmak/toplamak) ≠ do the beds (yatakları toplama görevi, çoğul/ev işi). Ayrıca take a decision İngiliz İngilizcesinde resmi bağlamda kabul görür, ama güvenli seçim her yerde make a decision'dır. İpucunu son karar değil, ilk tahmin olarak kullan.
Akılda Tutma: heavy vs strong
Görselleştir: heavy = 'ağır/yoğun miktar' — üstüne yığılan şeyler: heavy rain, heavy traffic, heavy smoker. strong = 'güçlü/keskin his' — seni çarpan şeyler: strong coffee, strong wind, strong accent. Kafiye gibi düşün: 'Rain is heavy, coffee is strong.'
Tips & Tricks: Konuşmada
Konuşurken doğru dizimi hatırlamazsan, güvenli çekirdek fiile kaç: neredeyse her 'yapmak' bağlamında yanılırsan 'do' yerine bağlama bakıp 'make' dene — ama en garantisi kalıbı ezberden söylemektir. Pratik ipucu: her yeni kelimeyi öğrenirken yanına bir fiil + bir sıfat yaz (decision → make a decision, a difficult decision). Böylece kelime tek değil, dizimiyle ezberlenir.

Aynı ismin farklı fiillerle eşleşmesi çoğu zaman anlamı değiştirir. Dizim yalnızca 'doğru fiil'i değil, doğru nüansı da taşır. İşte en önemli incelikler.

make an effort vs take the trouble
çaba göstermek / zahmete katlanmak
İkisi de emek anlatır ama 'take the trouble' başkası için gösterilen ekstra nezaket zahmetidir.
do business vs make a deal
iş yapmak / anlaşma yapmak
'do business' süregelen ilişki; 'make a deal' tek seferlik anlaşma ürünüdür.
have a shower (BrE) vs take a shower (AmE)
duş almak
Anlam aynı; İngiliz İngilizcesi 'have', Amerikan İngilizcesi 'take' tercih eder.
strong argument vs heated argument
güçlü/ikna edici tartışma / hararetli kavga
'strong argument' mantıksal güç; 'heated argument' duygusal gerilimdir. Sıfat anlamı bütünüyle değiştirir.

Kesinlik ve nezaket de dizimle ayarlanır. Örneğin 'I would like to make a suggestion' resmi ve nazik; 'Can I just say something?' günlüktür. Akademik yazıda 'This raises an important question' gibi dizimler yazara mesafeli, nesnel bir ton kazandırır — 'This makes a question' denmez.

İleri nüans: sınırlılık
Güçlü dizimler çok az ortakla gider ve bu onları güçlü kılar. commit yalnızca olumsuz isimlerle dizilir: commit a crime / a murder / suicide / an error — ama commit a cake saçmadır. C1'de doğallık, bir kelimenin hangi sınırlı ortak kümesine sahip olduğunu bilmektir.

Türkçe tek bir 'yapmak' fiilini pek çok yerde kullanır; İngilizce bu işi make/do/take/have/get arasında böler. Türkçe düşünen öğrenci 'yapmak = make' (ya da 'do') diye tek bir eşleme kurar ve her yerde onu kullanır. İşte hataların ana kaynağı budur.

  • Türkçe 'karar vermek' → 'vermek' fiili 'give' değildir; İngilizce make a decision.
  • Türkçe 'fotoğraf çekmek' → 'çekmek' 'pull/draw' değildir; İngilizce take a photo.
  • Türkçe 'ışığı açmak' → 'açmak' 'open' değildir; İngilizce turn on the light.
  • Türkçe 'spor yapmak' → tek fiil 'yapmak' bizi 'make sport'a iter; doğrusu do sport / exercise.
  • Türkçe sıfatlar da birebir gitmez: 'şiddetli yağmur' → 'strong' değil heavy rain.
Yanlış I want to do a decision.
Doğru I want to make a decision.
Bir karar vermek istiyorum.
Türkçe 'karar vermek' → 'yapmak/vermek' fiilini öğrenci 'do' ile karşılıyor. Karar bir 'ürün' olduğu için İngilizce 'make' kullanır. 'do a decision' anadili kulağına tamamen yanlış gelir.
Yanlış There was a strong rain yesterday.
Doğru There was heavy rain yesterday.
Dün şiddetli yağmur vardı.
Türkçe 'şiddetli/güçlü' sıfatını öğrenci 'strong' diye çeviriyor. Yağmur, trafik, sigara içicisi gibi 'yoğunluk/miktar' kavramları İngilizcede 'heavy' ile dizilir; 'strong' rüzgâr ve kahve içindir.
Yanlış Please open the light.
Doğru Please turn on the light.
Lütfen ışığı aç.
Türkçe 'açmak' fiili hem 'open' hem 'turn on' anlamını taşır. Elektrikli cihaz/ışık için İngilizce 'turn on / switch on' der; 'open the light' birebir çeviriden gelen sık bir hatadır.
Yanlış He made a mistake in his homework, so he made his homework again.
Doğru He made a mistake in his homework, so he did his homework again.
Ödevinde hata yaptı, bu yüzden ödevini yeniden yaptı.
'Hata yapmak' = make a mistake (hata bir üründür), ama 'ödev yapmak' = do homework (görev/emek). Aynı Türkçe 'yapmak' iki farklı İngilizce fiile gider; öğrenci ikisini de 'make' sanır.

Dizimler; deyimler ve öbek fiillerle sık karıştırılır. Üçü de 'birden çok kelimeli birim'dir ama aralarında net bir çizgi vardır: dizimde anlam şeffaftır (kelimelerden çıkar), deyimde anlam bütünde gizlidir.

Dizim vs deyim vs öbek fiil
YapıAnlam şeffaf mı?ÖrnekNot
Collocation (dizim)Evet, kelimelerden anlaşılırmake a decisionSadece 'hangi kelime hangisiyle' sorusu
Idiom (deyim)Hayır, mecazidirkick the bucket = ölmekBkz. Deyimler
Phrasal verb (öbek fiil)Bazen; fiil+edat anlamı kayargive up = vazgeçmekBkz. Öbek Fiiller
Confusable pairİlgisiz; benzer görünen kelimeleraffect / effectBkz. Karıştırılan Kelimeler
Çizgiyi nasıl çekersin
make a decision bir dizimdir çünkü 'karar vermek' anlamı kelimelerden doğrudan çıkar. make up your mind ise bir deyim/öbek fiildir — kelimeler 'zihnini yukarı yap' der ama anlam 'karar vermek'tir, doğrudan çıkmaz. Yani aynı 'karar' kavramı hem düz bir dizim (make a decision) hem de deyimsel bir öbek (make up your mind) olarak var olabilir. Kelimelerden anlamı çıkarabiliyorsan dizim, çıkaramıyorsan deyim düşün.
En yaygın tek hata
Türkçe 'yapmak' fiilinin İngilizcede tek karşılığı olduğunu sanmak. 'yapmak' bağlama göre make, do, take, have, get olabilir. Bu tek yanlış varsayım, aşağıdaki hataların çoğunun kökündedir.
Yanlış I must do a decision now.
Doğru I must make a decision now.
Şimdi bir karar vermeliyim.
Karar bir 'ürün/sonuç' olduğu için 'make' ile dizilir. 'do a decision' anadili kulağına yanlış gelir; do görev/emek içindir.
Yanlış She makes a lot of sport every week.
Doğru She does a lot of sport / exercise every week.
Her hafta çok spor yapıyor.
'sport/exercise' bir görev/etkinliktir, üretilen ürün değildir; do ile dizilir. Ayrıca 'sport' sayılamaz kullanımda 'do sport' (BrE) doğaldır.
Yanlış Can you make a photo of me?
Doğru Can you take a photo of me?
Benim bir fotoğrafımı çeker misin?
Fotoğraf İngilizcede 'take' ile dizilir (take a photo/picture). 'make a photo' Almanca ve Türkçe etkisiyle çok sık yapılan bir dizim hatasıdır.
Yanlış We had a strong rain during the trip.
Doğru We had heavy rain during the trip.
Gezi sırasında şiddetli yağmur vardı.
'strong' rüzgâr ve kahve içindir; yağmur, trafik, sis gibi yoğunluk isimleri 'heavy' ile dizilir. 'strong rain' yerleşik dizime aykırıdır.
Yanlış He did a big mistake in the exam.
Doğru He made a big mistake in the exam.
Sınavda büyük bir hata yaptı.
Hata bir 'ürün/sonuç' olarak İngilizcede 'make a mistake' kalıbına girer. 'do a mistake' Türkçe 'hata yapmak'ın birebir çevirisidir ve yanlıştır.
Yanlış I want to say a suggestion.
Doğru I want to make a suggestion.
Bir öneride bulunmak istiyorum.
Öneri 'söylenmez', İngilizcede 'yapılır' (make a suggestion). 'say a suggestion' dizimi yoktur; öneri bir üründür.
Yanlış They are highly tired after the match.
Doğru They are extremely / very tired after the match.
Maçtan sonra aşırı yorgunlar.
'highly' soyut/resmi sıfatlarla dizilir (highly likely, highly skilled). 'tired' gibi somut durum sıfatıyla 'very/extremely' kullanılır; 'highly tired' doğal değildir.
Yanlış Please make attention to the road.
Doğru Please pay attention to the road.
Lütfen yola dikkat et.
'attention' fiili 'pay'dir (pay attention). 'make/do attention' dizimi yoktur; bu sabit bir fiil+isim dizimidir.
Yanlış She gave a mistake but corrected it.
Doğru She made a mistake but corrected it.
Bir hata yaptı ama düzeltti.
'vermek' fiili Türkçeden taşınıyor; İngilizce hata 'yapılır' = make a mistake. 'give a mistake' dizimi yoktur.
Yanlış We made a good progress this term.
Doğru We made good progress this term.
Bu dönem iyi ilerleme kaydettik.
'progress' sayılamaz bir isimdir; 'a' almaz. Dizim doğru (make progress) ama belirsiz artikel yanlış — dizim ortağının sayılabilirliği de öğrenilmelidir.

Dizimlerde 'kural yok, gelenek var' dediğimiz için istisna kavramı biraz farklı işler: bazı isimler birden fazla fiille dizilir ve fiil değişince anlam da değişir. Bunları 'istisna' değil, 'ikiz dizim' olarak düşünmek daha doğru.

make the bed / do the beds
yatağı toplamak / (görev olarak) yatakları toplamak
'make the bed' tek yatağı düzeltmek; 'do the beds' otel/ev işi olarak çoğul görev. Fiil bağlamı değiştirir.
take a decision / make a decision
karar almak / karar vermek
'make a decision' her yerde güvenli; 'take a decision' özellikle BrE resmi/kurumsal bağlamda kabul görür.
have a baby / make a baby
bebek sahibi olmak / (kaba, mecazi) bebek yapmak
'have a baby' doğurmak/sahip olmak; 'make a baby' günlük/kaba. Register tamamen farklıdır.
do someone a favour / make an exception for someone
birine iyilik yapmak / biri için istisna yapmak
'favour' do ile, 'exception' make ile dizilir — sabit ve öğrenilmesi gereken çiftler.
Yanlış Can you do me a photo?
Doğru Can you take me a photo? → Can you take a photo of me?
Bana bir fotoğraf çeker misin?
Hem fiil (take) hem yapı yanlıştı; 'take a photo of + kişi' doğru dizim ve dilbilgisidir. Dizim öğrenirken kalıbın tamamını (edatıyla) almak gerekir.
Puf noktası
Bir ismin birden çok fiille gidebildiğini görürsen paniğe kapılma; her birini ayrı bir dizim gibi anlamıyla birlikte kaydet. 'make the bed' ve 'do the beds' iki farklı fişe yazılır.
A:Did you have a good weekend?
B:Yeah, great! We took loads of photos at the lake.
A:Nice. Did you do anything special?
B:We had a picnic and made a small fire. Then it started to rain.
A:Oh no, heavy rain?
B:Really heavy. We had to make a quick decision and drive home.
A: İyi bir hafta sonu geçirdin mi? B: Evet, harika! Gölde bir sürü fotoğraf çektik. A: Güzel. Özel bir şey yaptınız mı? B: Piknik yaptık ve küçük bir ateş yaktık. Sonra yağmur başladı. A: Aman, şiddetli yağmur mu? B: Çok şiddetli. Hızlı bir karar verip eve dönmek zorunda kaldık.
Altı çizili gibi düşün: have a weekend, take photos, do anything, have a picnic, make a fire, heavy rain, make a decision — tek bir doğal diyalogda yedi dizim.
Let me take a quick look.
Hızlıca bir bakayım.
take a look = have a look; ikisi de doğal, günlük.
I'll make us a coffee.
Bize birer kahve yapayım.
make coffee — içecek 'yapılır'.
Don't make a fuss, it's fine.
Olay çıkarma, sorun değil.
make a fuss — 'gereksiz telaş yaratmak', çok günlük.
Give me a second, I need to make a call.
Bir saniye, bir telefon etmem lazım.
make a call — 'do a call' YANLIŞ.

Akademik İngilizcede dizim, metnin ciddiyetini ve doğallığını belirler. Sınav değerlendiricileri ve akademik okuyucular 'lexical resource' (sözcük kaynağı) başlığı altında tam da dizim doğruluğuna bakar. Aşağıdaki dizimler makale, essay ve rapor dilinin çekirdeğidir.

The study draws a clear conclusion from the data.
Çalışma, verilerden net bir sonuç çıkarıyor.
draw a conclusion — 'make a conclusion' zayıf/doğal değil.
Climate change poses a serious threat to biodiversity.
İklim değişikliği biyoçeşitlilik için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
pose a threat — sabit akademik dizim.
Researchers conducted a large-scale survey.
Araştırmacılar geniş ölçekli bir anket yürüttü.
conduct a survey/research — 'do research' konuşmada olur, 'conduct' yazıda güçlü.
These findings play a key role in the debate.
Bu bulgular tartışmada kilit bir rol oynuyor.
play a role — 'have a role' de olur, 'play' daha güçlü dizim.
There is a growing body of evidence that regular physical activity has a positive effect on mental health. Several studies have drawn a similar conclusion: people who take part in exercise on a regular basis are less likely to develop symptoms of anxiety. Researchers who have conducted long-term surveys point out that even moderate activity can make a significant difference. However, some scholars raise an important question about causation, arguing that the data does not prove that exercise directly reduces stress. Further research is needed before we can draw firm conclusions and make reliable recommendations for public health policy.
Düzenli fiziksel aktivitenin ruh sağlığı üzerinde olumlu bir etki yarattığına dair giderek artan sayıda kanıt vardır. Birçok çalışma benzer bir sonuca ulaşmıştır: düzenli olarak egzersize katılan kişilerde kaygı belirtileri gelişme olasılığı daha düşüktür. Uzun vadeli anketler yürüten araştırmacılar, ılımlı aktivitenin bile önemli bir fark yaratabileceğine dikkat çekmektedir. Bununla birlikte bazı akademisyenler nedensellik konusunda önemli bir soru ortaya atarak, verilerin egzersizin doğrudan stresi azalttığını kanıtlamadığını savunmaktadır. Kesin sonuçlar çıkarıp halk sağlığı politikası için güvenilir öneriler yapmadan önce daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Analiz:
  • a growing body of evidence — 'artan kanıt kütlesi', tipik akademik açılış dizimi.
  • have a positive effect on — 'make an effect' değil 'have an effect on'.
  • draw a conclusion / draw firm conclusions — sonuç 'çekilir'.
  • take part in exercise — 'join to exercise' değil, take part in.
  • conduct a survey — resmi 'yürütmek'.
  • raise a question — soru 'ortaya atılır', 'make a question' değil.
  • make a significant difference / make recommendations — make ailesinin akademik dizimleri.
When Deniz got a new job at an international company, she quickly realised that her English grammar was not the problem. She could make long sentences without any obvious mistakes, yet her colleagues sometimes gave her a puzzled look. The trouble was not grammar; it was collocation. On her first Monday, she told her manager, "I did an important decision over the weekend," and he gently corrected her: "You mean you made a decision." She felt embarrassed, but she decided to take the problem seriously and do something about it. Every evening she would take a short break after dinner and make a list of the natural word partners she had heard that day. She noticed that people did not say "strong rain" for the storms outside; they said heavy rain. They did not "open the computer"; they turned it on. When they wanted a photograph, nobody offered to "make a photo"; they took one. Slowly, she started to build a feeling for which words belong together. In meetings she learnt to say that a plan posed a risk, that a report made a good impression, and that a colleague had done her a big favour. Within a few months, she could pay attention to detail, draw sensible conclusions, and make useful suggestions without translating word for word from Turkish in her head. Her manager even said she was making excellent progress. Deniz laughed, because she now understood exactly why it was make progress and not do progress. The grammar had always been fine; what she had been missing was the quiet music of English collocation, the invisible rule that decides which ordinary words agree to stand next to each other and which ones simply refuse.
Deniz uluslararası bir şirkette yeni bir iş bulduğunda, İngilizce gramerinin sorun olmadığını çabuk anladı. Belirgin bir hata yapmadan uzun cümleler kurabiliyordu, ama meslektaşları bazen ona şaşkın bir bakış atıyordu. Sorun gramer değil, dizimdi. İlk pazartesi müdürüne "Hafta sonu önemli bir karar 'yaptım'" dedi ve müdür nazikçe düzeltti: "'Karar verdim' demek istiyorsun." Utandı ama sorunu ciddiye alıp bir şeyler yapmaya karar verdi. Her akşam yemekten sonra kısa bir ara verip o gün duyduğu doğal kelime birlikteliklerinin bir listesini yapıyordu. İnsanların dışarıdaki fırtınalar için "strong rain" demediğini, "heavy rain" dediğini fark etti. Bilgisayarı "açmıyorlar", çalıştırıyorlardı. Fotoğraf isteyince kimse "make a photo" önermiyordu; "take a photo" diyorlardı. Yavaş yavaş hangi kelimelerin birbirine ait olduğuna dair bir sezgi geliştirmeye başladı. Toplantılarda bir planın risk 'oluşturduğunu', bir raporun iyi bir izlenim 'bıraktığını' ve bir meslektaşının ona büyük bir iyilik 'yaptığını' söylemeyi öğrendi. Birkaç ay içinde, kafasında Türkçeden kelimesi kelimesine çeviri yapmadan ayrıntıya dikkat edebiliyor, mantıklı sonuçlar çıkarabiliyor ve faydalı öneriler yapabiliyordu. Müdürü hatta ona mükemmel ilerleme kaydettiğini söyledi. Deniz güldü, çünkü artık neden 'do progress' değil de 'make progress' olduğunu tam olarak anlıyordu. Gramer hep iyiydi; eksik olan şey İngilizce dizimin o sessiz müziğiydi — hangi sıradan kelimelerin yan yana durmaya razı olduğuna, hangilerinin buna basitçe direndiğine karar veren o görünmez kural.
Analiz:
  • make long sentences / make a decision — aynı 'make' fiili, iki farklı doğru dizim.
  • did an important decision (yanlış) → made a decision: metin hatanın düzeltilişini gösteriyor.
  • take the problem seriously / take a short break — take ailesi.
  • heavy rain vs strong rain — sıfat+isim diziminin kalbi.
  • turned it on (not 'open') — Türkçe 'açmak' tuzağı.
  • take a photo (not 'make a photo') — klasik hata düzeltmesi.
  • pose a risk / make a good impression / do somebody a favour — üç farklı fiil ailesinden akademik-iş dizimi.
  • pay attention / draw conclusions / make suggestions / make progress — sabit dizimlerin doğal akışı.

Temel (B1)

I have breakfast at eight.
Sekizde kahvaltı ederim.
have breakfast — temel öğün dizimi.
She takes a lot of photos.
Çok fotoğraf çeker.
take a photo.
Do your homework first.
Önce ödevini yap.
do homework.

Orta (B2)

We need to make a final decision by Friday.
Cumaya kadar kesin bir karar vermeliyiz.
make a decision + 'final' sıfat dizimi.
Heavy traffic made us late for the meeting.
Yoğun trafik toplantıya geç kalmamıza yol açtı.
heavy traffic — sıfat+isim.
I strongly disagree with that statement.
O ifadeye şiddetle katılmıyorum.
strongly disagree — fiil+zarf.

İleri (C1)

The report draws attention to a growing problem.
Rapor, giderek büyüyen bir soruna dikkat çekiyor.
draw attention to + a growing problem — çift dizim.
Such measures could pose a significant threat to privacy.
Bu tür önlemler mahremiyet için ciddi bir tehdit oluşturabilir.
pose a threat — akademik/resmi dizim.
Her remarks bear little resemblance to the original claim.
Sözleri, asıl iddiaya pek benzemiyor.
bear a resemblance to — güçlü, resmi dizim; 'have resemblance' zayıf kalır.

Bu sorular kural değil, anlam ve doğallık sezgisini yoklar. Kendine 'anadili böyle söyler mi?' diye sor.

Kavram kontrol Aşağıdaki soruları düşünüp cevapla; ardından açıklamaya bak.
  1. 'make' ve 'do' arasındaki en genel ayrım nedir?
  2. 'heavy' ve 'strong' hangi tür isimlerle dizilir?
  3. 'take a photo' neden 'make a photo' değildir?
  4. Neden 'do a decision' yanlış hissettiriyor?
  5. Akademik yazıda 'make a conclusion' yerine ne denir?
Boşluk doldurma (make/do/take/have/get) Boşluğa doğru fiili uygun zamanda yaz.
  1. You need to ____ a decision before Monday.
  2. Did you ____ your homework last night?
  3. Let's ____ a break; I'm tired.
  4. We ____ lunch at a lovely café yesterday.
  5. She finally ____ a new job in Ankara.
  6. Please don't ____ so much noise.
  7. He ____ a lot of research on the topic. (present perfect)
  8. Can you ____ a photo of the sunset?
Hata düzeltme Dizim hatasını bul ve cümleyi düzelt.
  1. There was a strong rain all afternoon.
  2. I did a mistake in the calculation.
  3. Please make attention to the instructions.
  4. They make a lot of sport at the weekend.
  5. We must do an important decision today.
  6. He is highly tired after the trip.
Türkçeden çeviri Aşağıdaki cümleleri doğru dizimlerle İngilizceye çevir.
  1. Bugün önemli bir karar vermeliyiz.
  2. Lütfen ışığı aç.
  3. Dün gece şiddetli yağmur vardı.
  4. Bize bir fotoğrafımızı çeker misin?
  5. Rapor önemli bir sonuç çıkarıyor.
  6. Bu bize büyük bir fark yaratır.
Eşleştirme / sıralama Sol taraftaki isimle doğru fiili eşleştir (make / do / take / have / pay).
  1. ____ + attention
  2. ____ + the dishes
  3. ____ + a shower
  4. ____ + progress
  5. ____ + responsibility
  6. ____ + a favour
  1. We need to ____ a decision as soon as possible.
  2. There was ____ rain during the storm.
  3. Can you ____ a photo of us, please?
  4. I always ____ my homework before dinner.
  5. She ____ a lot of progress this semester.
  6. It is ____ likely that prices will rise.
  7. Please ____ attention to the safety rules.
  8. They ____ business with three European firms.
  9. The scientists ____ a large survey last year.
  10. We can ____ an important conclusion from these results.
  11. He was ____ disappointed when he failed.
  12. Let's ____ a short break before we continue.
  13. Climate change ____ a serious threat to coastal cities.
  14. I need to ____ some sleep before the exam.

Görev: Kendi bir gününü (sabahtan akşama) 120–150 kelimeyle anlat ve içine en az 10 farklı dizim yerleştir. make/do/take/have/get ailesinden en az birer örnek; en az iki sıfat+isim dizimi (örn. heavy traffic, strong coffee) kullan.

  • Rehber soru 1: Sabah ne 'yaparsın' — have breakfast, take a shower, make a coffee?
  • Rehber soru 2: İşte/okulda hangi görevleri 'do' edersin, hangi kararları 'make' edersin?
  • Rehber soru 3: Yolda hangi sıfat+isim dizimi geçer — heavy traffic?
  • Rehber soru 4: Akşam nasıl 'ara verirsin' ya da 'vakit geçirirsin' — take a break, have fun?
Örnek cevap Aşağıda hedefe uygun örnek bir metin var; kendi metnini yazdıktan sonra karşılaştır.
  1. Örnek metni oku ve içindeki dizimleri işaretle.
Nereden başlamalı
make/do ayrımıyla başla; sınıfın en sık hatası budur. Önce anlam sezgisini kur (make = üret, do = görev), sonra sık dizimleri öbek olarak ezberlet — tek kelime değil, 'make a decision' bütünü. İlk derste 'do a decision / strong rain / open the light' gibi Türkçe-kaynaklı üç klasik hatayı tahtaya yaz ve birlikte düzeltin; farkındalık burada başlar.

Kavram kontrolü için 'Is a decision a product or a task?' gibi kısa sorular kullan; öğrenci 'product' derse 'make' mantığı oturur. Etkinlik önerisi: dizim avı — öğrenciler bir gün boyunca duydukları/okudukları dizimleri deftere yazar, sınıfta paylaşır. Bir başka etkinlik: sıfat+isim eşleştirme kartları (heavy/strong/fast + rain/coffee/food). Değerlendirmede dilbilgisi doğru ama dizim yanlış cümleleri özellikle işaretle; öğrenci gramer kaygısından çıkıp doğallığa odaklansın. İleri sınıfta Deyimler ve Öbek Fiiller ile köprü kur: 'make a decision' dizim, 'make up your mind' deyimsel öbektir.

  • Collocation = doğal kelime birlikteliği; gramer değil, alışkanlık/gelenek meselesidir.
  • En kritik ayrım make (üret/oluştur) vs do (görev/emek): make a decision / do homework.
  • take (a photo, a break), have (breakfast, a look), get (a job, married) yüksek frekanslı dizim fiilleridir.
  • Sıfat+isim: heavy rain (strong değil), strong coffee (heavy değil) — sıfat isme göre seçilir.
  • Zarf+sıfat: highly likely, deeply concerned, bitterly disappointed — pekiştirici sıfata bağlıdır.
  • En büyük tuzak Türkçeden birebir çeviri: do a decision, strong rain, make a photo, open the light.
  • Akademik dizimler: draw a conclusion, pose a threat, conduct research, play a role, raise a question.
  • Dizimi tek kelime değil öbek olarak, anlamı ve edatıyla birlikte öğren.
  • Yakın konular: sabit mecaz için Deyimler, fiil+edat için Öbek Fiiller, benzer kelimeler için Karıştırılan Kelimeler.