Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · Kelime & Kullanım

Prefixes & SuffixesÖnekler & Sonekler

Önekler anlamı değiştirir (un-, re-, dis-, mis-, over-, under-), sonekler sözcük türünü belirler (-tion/-ment=isim, -ful/-al=sıfat, -ly=zarf, -ize=fiil). Olumsuzluk önekleri (un-/in-/im-/ir-/il-) seçimi köke bağlıdır; bir kelime ailesini tanımak kelime hazinesini katlar.

Önekler ve sonekler, İngilizcede kelime dağarcığını katlayan iki küçük ama güçlü parçadır. Önek (prefix) kelimenin BAŞINA gelir ve çoğunlukla anlamı değiştirir: happy → unhappy, do → redo, judge → misjudge. Sonek (suffix) kelimenin SONUNA gelir ve çoğunlukla sözcük türünü değiştirir: inform → information (isim), care → careful (sıfat), quick → quickly (zarf), modern → modernise (fiil). Bu konunun en zorlu kısmı, doğru olumsuzluk önekini seçmektir (un-/in-/im-/ir-/il-/dis-): seçim köke bağlıdır ve büyük ölçüde aşinalık ister. Bir kelime ailesini (decide → decision → decisive → decisively → indecisive) tanımak, kelime hazineni tek hamlede beş katına çıkarır. Ekleri sistemli türetmeyle birleştirmek için Kelime Türetme, karıştırılan biçimler için Karıştırılan Kelimeler, doğal eşleşmeler için Eş Dizimler (Collocations) ile birlikte çalışır.

B1B2C1kelimeöneksonekprefixsuffixolumsuzluk önekisözcük türümorfolojikelime ailesiuse of english~27 dk
A1En temel ekleri tanır: -er (teach→teacher), un- (happy→unhappy), -ly (slow→slowly). Sözcük türü kavramını sezgisel kullanır.
A2İsim/sıfat/zarf dönüşümünü fark eder: friend → friendly → friendship. Basit olumsuz önekleri tanır (un-, dis-).
B1Yaygın sonekleri üretkenlikle kullanır: -tion, -ment, -ness, -ful, -less, -able. un-/in-/im- olumsuz öneklerini çoğu kelimede doğru seçer.
B2Aynı anlam için yarışan ekleri (isim: -tion/-ment/-ness/-ity) doğru dağıtır; ir-/il- gibi köke bağlı önekleri ve re-/mis-/over-/under- anlam öneklerini güvenle kullanır.
C1İnce anlam ve register farklarını yönetir (disinterested vs uninterested, immoral vs amoral), üretken olmayan/istisnai biçimleri (inflammable = flammable) ve tarihsel anomalileri tanır.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Olumsuzluk (genel)un- + sıfat/fiil/isimhappy → unhappy, do → undo, fair → unfair
mutsuz, geri almak, adaletsiz
En yaygın ve en 'güvenli' olumsuz önek; şüphedeysen un- düşün.
Olumsuzluk (Latin kökler)in- / im- / il- / ir- + sıfatcorrect → incorrect, possible → impossible, legal → illegal, regular → irregular
yanlış, imkânsız, yasadışı, düzensiz
Önek sonraki harfe uyum sağlar: l→il-, r→ir-, m/p/b→im-.
Zıtlık / geri almadis- + fiil/sıfat/isimagree → disagree, like → dislike, honest → dishonest
katılmamak, sevmemek, dürüst olmayan
'ters yönde hareket / yoksunluk' katar.
Tekrar / yanlış / aşırıre- / mis- / over- / under- + fiilwrite → rewrite, hear → mishear, sleep → oversleep, pay → underpay
yeniden yazmak, yanlış duymak, uyuyakalmak, az ödemek
re-=tekrar, mis-=yanlış, over-=aşırı, under-=yetersiz.
İsim yapan soneklerfiil/sıfat + -tion/-ment/-ness/-ity/-anceinform → information, agree → agreement, happy → happiness
bilgi, anlaşma, mutluluk
Soyut isim üretir; sınavların en sık çıkışı.
Kişi/meslek soneklerifiil/isim + -er/-or/-ist/-ianteach → teacher, act → actor, art → artist, music → musician
öğretmen, aktör, sanatçı, müzisyen
-er/-or eylemi yapan; -ist/-ian uzman/meslek.
Sıfat yapan soneklerisim + -ful/-less/-ous/-al/-ic/-ablecare → careful/careless, danger → dangerous, rely → reliable
dikkatli/dikkatsiz, tehlikeli, güvenilir
-ful 'dolu', -less 'yoksun' — zıt anlam üretir.
Zarf yapan soneksıfat + -lycareful → carefully, easy → easily, happy → happily
dikkatlice, kolayca, mutlulukla
y → ily (easy→easily); -le → -ly (simple→simply).
Fiil yapan soneklersıfat/isim + -ise/-ize / -en / -ifymodern → modernise, wide → widen, simple → simplify
modernleştirmek, genişletmek, basitleştirmek
'-leştirmek' anlamı; BrE -ise, AmE -ize.

Önekler ve sonekler, kelimelerin başına ve sonuna eklenen küçük ek parçalarıdır (bunlara topluca ekler — İngilizcede affixes — denir). Küçük görünürler ama İngilizcenin kelime dağarcığını sonsuz genişleten motordur. Tek bir kökten (root/base word) yola çıkıp başına önek (prefix), sonuna sonek (suffix) ekleyerek yeni anlamlar ve yeni sözcük türleri üretiriz: happy (mutlu) kökünden unhappy (mutsuz), happiness (mutluluk), happily (mutlulukla) doğar.

İşin özünde çok net bir iş bölümü vardır: önek anlamı değiştirir, sonek sözcük türünü değiştirir. un- öneki bir kelimeyi tersine çevirir (fair → unfair) ama onu hâlâ sıfat bırakır. -ness soneki ise anlamı korur ama türü değiştirir (happy sıfat → happiness isim). Bu tek cümle, konunun yüzde sekseninin anahtarıdır.

Peki neden bu kadar önemli? Çünkü bir kelimeyi öğrendiğinde aslında bir kelime ailesi (word family) öğrenmiş olabilirsin. decide fiilini biliyorsan, biraz ek bilgisiyle decision (karar), decisive (kararlı), decisively (kararlılıkla), indecisive (kararsız) kelimelerine de sahip olursun — beş kelime bir arada. Sınavların en çok puan kaybettiren bölümü olan Use of English 'word formation' görevi de doğrudan bunu ölçer.

Türkçe de son derece üretken bir 'ek dili' olduğundan mantık sana yabancı değil. Türkçede göz → gözlük → gözlükçü → gözlükçülük zinciri nasıl işliyorsa, İngilizcede art → artist → artistic → artistically aynı mantıkla işler. Fark şu: Türkçede ekler çok düzenli ve tahmin edilebilirken, İngilizcede aynı anlam için birden fazla ek (isim için -tion, -ment, -ness, -ity...) vardır ve hangi kökün hangi eki aldığı büyük ölçüde aşinalık ve ezber ister.

Konunun en zor tarafı, olumsuzluk öneki seçimidir: 'possible' neden impossible, 'legal' neden illegal, 'regular' neden irregular olur? Seçim sözcüğün başladığı harfe ve kökenine bağlıdır. Bu bölüm, hem bu seçimin arkasındaki mantığı hem de akılda tutma yollarını bol örnekle çözecek.

Puf Noktası
Konuyu iki soruya indir: (1) Anlamı mı değiştiriyorum, türü mü? Anlamsa ÖNEK, türse SONEK. (2) Hangi tür lazım? Cümledeki boşluğun isim mi, sıfat mı, zarf mı istediğini bul, sonra o türü üreten soneki seç. Bu iki soru, çoğu sorunun cevabını verir.
  • Önek (prefix): Kelimenin BAŞINA eklenir, çoğunlukla anlamı değiştirir, türü değiştirmez: happy → unhappy (yine sıfat), write → rewrite (yine fiil).
  • Sonek (suffix): Kelimenin SONUNA eklenir, çoğunlukla sözcük türünü değiştirir: inform → information (isim), care → careful (sıfat), quick → quickly (zarf).
  • Olumsuzluk önekleri: un-, in-, im-, il-, ir-, dis-, non- (unhappy, incorrect, impossible, illegal, irregular, dishonest, non-stop).
  • Önek uyumu: in- öneki sonraki harfe uyar: l önünde il- (legal→illegal), r önünde ir- (regular→irregular), m/p/b önünde im- (possible→impossible).
  • Anlam önekleri: re- (tekrar: rewrite), mis- (yanlış: misunderstand), over- (aşırı: overwork), under- (yetersiz: underestimate), pre- (önce: preview), dis- (ters: disappear).
  • İsim yapan sonekler: -tion/-sion, -ment, -ness, -ity, -ance/-ence, -ship, -hood (information, agreement, happiness, ability).
  • Sıfat yapan sonekler: -ful, -less, -ous, -al, -ic, -ive, -y, -able/-ible (careful, dangerous, national, creative, reliable).
  • Zarf yapan ek: -ly (careful → carefully). Yazım: y → ily (easy→easily), -le → -ly (simple→simply).
  • Fiil yapan sonekler: -ise/-ize, -en, -ify (modernise, widen, simplify).
  • Sınav taktiği: Önce boşluğun sözcük türünü belirle → o türü üreten soneki seç → cümle olumsuzsa doğru öneki ekle → yazımı kontrol et.
affixek
Öneklerin ve soneklerin genel adı; köke eklenen her parça.
'Un-' and '-ness' are both affixes. 'Un-' ve '-ness' birer ektir.
prefixönek (baş ek)
Kelimenin başına eklenen ek; genelde anlamı değiştirir, türü değiştirmez.
'un-' in 'unhappy' is a prefix. 'unhappy'deki 'un-' bir önektir.
suffixsonek (son ek)
Kelimenin sonuna eklenen ek; genelde sözcük türünü değiştirir.
'-ness' in 'happiness' is a suffix. 'happiness'teki '-ness' bir sonektir.
root / base wordkök / temel kelime
Türetmenin başladığı, ek almamış çekirdek kelime.
The root of 'unhappiness' is 'happy'. 'unhappiness'in kökü 'happy'dir.
negative prefixolumsuzluk öneki
Anlamı tersine çeviren önek: un-, in-, im-, il-, ir-, dis-, non-.
'im-' in 'impossible' is a negative prefix. 'impossible'daki 'im-' bir olumsuzluk önekidir.
part of speech / word classsözcük türü
Kelimenin dilbilgisel rolü: isim, fiil, sıfat, zarf.
'Careful' is an adjective; 'carefully' is an adverb. 'Careful' sıfat, 'carefully' zarftır.
word family / derivativeskelime ailesi / türevler
Aynı kökten türeyen kelimeler grubu.
Decide, decision, decisive and indecisive are one family. Decide, decision, decisive ve indecisive tek bir ailedir.
productive affixüretken ek
Yeni kelimelere serbestçe eklenebilen canlı ek (ör. un-, -ness, -able).
'-able' is productive: googleable, streamable. '-able' üretken bir ektir; yeni kelimelere kolayca eklenir.
assimilationbenzeşme (uyum)
Önekin, sonraki harfe uyum sağlayarak biçim değiştirmesi: in- → im-/il-/ir-.
in- + legal → illegal (l assimilates the n). in- + legal → illegal; 'n', 'l'ye benzeşir.

Öneklerde ve soneklerde 'olumlu / olumsuz / soru' çekimi yoktur; bunun yerine kuruluşu üç işlem üzerinden düşünürüz: (1) sonekle sözcük türünü değiştirme, (2) önekle anlamı değiştirme, (3) ikisini birleştirme. Formüller nettir.

1) Sonekle tür değiştirme (kök + sonek)

Formül: kök + sonek → yeni sözcük türü. Sonek, kelimenin cümledeki görevini belirler; anlam büyük ölçüde korunur. Aynı kökten farklı sonekler farklı türler üretir:

They will inform us soon. → We received the information.
Bizi yakında bilgilendirecekler. → Bilgiyi aldık.
inform (fiil) + -ation → information (isim).
I care about you. → He is a careful driver. → She drives carefully.
Sana değer veriyorum. → Dikkatli bir sürücü. → Dikkatli araba kullanıyor.
care (fiil/isim) → careful (sıfat, -ful) → carefully (zarf, -ly).
Please decide now. → It was a difficult decision.
Lütfen şimdi karar ver. → Zor bir karardı.
decide (fiil) → decision (isim); yazım: -de → -sion.
We should modernise the system. → It looks very modern.
Sistemi modernleştirmeliyiz. → Çok modern görünüyor.
modern (sıfat) + -ise → modernise (fiil).

2) Önekle anlam değiştirme (önek + kök)

Formül: önek + kök → aynı tür, değişmiş anlam. Olumsuz önekler (un-, in-, im-, dis-...) anlamı tersine çevirir; re-, mis-, over- gibi önekler yeni bir anlam katar. Kritik nokta: önek sözcük türünü değiştirmez — unhappy hâlâ sıfattır, rewrite hâlâ fiildir.

I was happy. → I was unhappy with the result.
Mutluydum. → Sonuçtan memnun değildim.
happy (sıfat) → unhappy (yine sıfat), anlam ters.
It is possible. → It is completely impossible.
Bu mümkün. → Bu tamamen imkânsız.
possible → impossible; 'p' önünde in- → im- olur.
Please read it. → Please reread the last part.
Lütfen oku. → Lütfen son kısmı yeniden oku.
re- 'yeniden' anlamı katar, tür değişmez (fiil).
I agree. → I completely disagree with you.
Katılıyorum. → Sana kesinlikle katılmıyorum.
dis- fiili tersine çevirir (fiil kalır).

3) Önek + kök + sonek (tam türetme)

En zengin biçim: hem önek hem sonek aynı anda çalışır. Sınavlarda en çok puan burada kazanılır ya da kaybedilir.

Her story was unbelievable.
Hikâyesi inanılmazdı.
un- + believe + -able → unbelievable (sıfat).
He acted very carelessly.
Çok dikkatsizce davrandı.
care + -less + -ly → carelessly (zarf).
The manager was surprisingly disorganised.
Müdür şaşırtıcı biçimde düzensizdi.
dis- + organise + -d → disorganised (sıfat).
Yanlış The meeting gave us a lot of inform.
Doğru The meeting gave us a lot of information.
Toplantı bize çok bilgi verdi.
'inform' fiildir; nesne konumu isim ister. Kökü doğru sözcük türüne (information) türetmek zorunludur.
Kuruluş özeti — hangi işlem neyi değiştirir?
İşlemÖrnekDeğişenDeğişmeyen
Sonek eklemecare → carefulSözcük türü (isim/fiil → sıfat)Temel anlam (dikkat)
Olumsuz önekhappy → unhappyAnlam (ters)Sözcük türü (sıfat kalır)
Anlam önekiwrite → rewriteAnlam (yeniden)Sözcük türü (fiil kalır)
Önek + sonekcare → carelesslyHem anlam hem türKök (care)

Ek eklerken kökün sonu (ve bazen öneğin sonu) yazım değişimine uğrar. Bu değişimleri bilmek, sınavda 'doğru kelimeyi seçtin ama yanlış yazdın' hatasını önler. En sık altı kural aşağıda.

Sonek eklerken yazım değişimleri
KuralÖrnekNot
Sonda -y (ünsüz + y) → ihappy → happiness, easy → easily, beauty → beautifulÜnlüden sonraki y korunur: play → player, enjoy → enjoyable.
Sessiz -e düşer (ünlüyle başlayan ek)create → creation, use → usable, fame → famousÜnsüzle başlayan ekte e kalır: use → useful, care → careless.
-e korunur (yumuşak c/g)manage → manageable, notice → noticeable, courage → courageous'e', c/g'yi yumuşak (/s/,/dʒ/) tutmak için kalır.
Tek ünsüz + vurgulu hece → çift ünsüzbegin → beginner, forget → forgettable, run → runnerVurgu son hecede + tek ünlü + tek ünsüz olunca ünsüz çiftlenir.
-able / -ible ile kök e düşebilirvalue → valuable, response → responsible, sense → sensible-able çoğunlukla tam kelimelere; -ible sık sık köklere gelir.
-ic + -allybasic → basically, tragic → tragically, dramatic → dramatically-ic ile biten sıfatlar zarfta -ally alır (public → publicly istisnadır).
En sinsi ikili: -able mı -ible mı?
Genel eğilim: tam bir kelimeye eklenirse çoğunlukla -able (accept → acceptable, rely → reliable), tam olmayan bir köke eklenirse çoğunlukla -ible (possible, visible, sensible). Kural %100 değildir; şüphedeysen -able daha olası ve daha üretkendir.
Yanlış She smiled happyly.
Doğru She smiled happily.
Mutlulukla gülümsedi.
Sonda ünsüz + y varken -ly eklenince y → i olur: happy → happily. 'happyly' diye bir biçim yoktur.
Yanlış This tool is very useable and carefull.
Doğru This tool is very usable and careful.
Bu araç çok kullanışlı ve dikkatli.
'use' + -able'da sessiz e düşer → usable. 'care' + -ful tek l alır → careful (-ful soneki tek l'dir).
Yanlış He is a begginer who forgeted the rule.
Doğru He is a beginner who forgot the rule.
Kuralı unutan bir acemi.
'begin' vurgusu son hecede olduğu için tek n çiftlenir → beginner (iki n, tek g). 'forget' düzensiz fiildir; geçmişi 'forgot'.
Puf Noktası
'-ful' soneki DAİMA tek l ile yazılır (careful, helpful, beautiful) — 'full' kelimesi çift l'dir ama sonek tek l'dir. Ama bu sıfat zarfa dönüşünce iki l olur: careful → carefully. Kısayol: -ful tek l, -fully çift l.

A) İsim yapan sonekler (en sık sınav çıkışı)

Fiil ya da sıfattan soyut/somut isim üretirler. Türkçedeki -lik/-me karşılığıdır. Aynı anlam için birçok ek yarıştığından hangi kökün hangisini aldığı aşinalık ister: -tion/-sion, -ment, -ness, -ity, -ance/-ence, -ship, -hood.

The government made an important decision.
Hükümet önemli bir karar aldı.
decide → decision (-sion).
We finally reached an agreement.
Sonunda bir anlaşmaya vardık.
agree → agreement (-ment).
Her kindness surprised everyone.
Nezaketi herkesi şaşırttı.
kind → kindness (-ness).
Creativity is his greatest strength.
Yaratıcılık en büyük gücü.
creative → creativity (-ity); strong → strength (düzensiz).

B) Kişi ve meslek sonekleri

-er/-or eylemi yapanı, -ist/-ian uzman veya meslek sahibini gösterir. Türkçede -ci/-cı karşılığıdır (öğret-men, sanat-çı).

She is a talented painter and photographer.
Yetenekli bir ressam ve fotoğrafçı.
paint → painter; photograph → photographer (-er).
The scientist published her research.
Bilim insanı araştırmasını yayımladı.
science → scientist (-ist).
My cousin is a musician and a librarian.
Kuzenim müzisyen ve kütüphaneci.
music → musician; library → librarian (-ian).

C) Sıfat yapan sonekler

İsim veya fiilden nitelik sıfatı üretir. -ful 'dolu/-li', -less 'yoksun/-siz', -ous/-al/-ic/-ive nitelik, -able/-ible 'yapılabilir' anlamı katar.

It was a careful but hopeless attempt.
Dikkatli ama umutsuz bir girişimdi.
care → careful (-ful); hope → hopeless (-less).
The results were quite dangerous and unpredictable.
Sonuçlar oldukça tehlikeli ve öngörülemezdi.
danger → dangerous (-ous); predict → predictable (-able).
She gave a creative and logical answer.
Yaratıcı ve mantıklı bir cevap verdi.
create → creative (-ive); logic → logical (-al).

D) Zarf yapan sonek: -ly

Sıfattan zarf üretir; eylemin 'nasıl' yapıldığını söyler. Türkçedeki -ce/-ca ve '-lıkla' karşılığıdır.

He answered the questions quickly and clearly.
Soruları hızlı ve net biçimde cevapladı.
quick → quickly; clear → clearly (-ly).
Fortunately, the plan worked perfectly.
Neyse ki plan kusursuz işledi.
fortunate → fortunately; perfect → perfectly.

E) Fiil yapan sonekler: -ise/-ize, -en, -ify

Sıfat/isimden fiil üretir; Türkçedeki '-leştirmek/-lemek' karşılığıdır. -ise (BrE) / -ize (AmE) yazımına dikkat.

The company wants to modernise its factories.
Şirket fabrikalarını modernleştirmek istiyor.
modern → modernise/modernize (-ise/-ize).
Regular exercise can strengthen your heart.
Düzenli egzersiz kalbini güçlendirebilir.
strong → strengthen (-en).
We need to simplify the instructions.
Talimatları basitleştirmemiz gerekiyor.
simple → simplify (-ify).

F) Olumsuzluk önekleri (un-/in-/im-/il-/ir-/dis-/non-)

Anlamı tersine çevirir; sözcük türünü değiştirmez. En yaygın ve güvenli olan un-'dır; Latin kökenli sıfatlar sık sık in- ve türevlerini alır.

Her behaviour was unfair and dishonest.
Davranışı adaletsiz ve dürüst değildi.
un- + fair; dis- + honest (ikisi de sıfat kalır).
The plan was impossible and illegal.
Plan hem imkânsız hem yasadışıydı.
im- (p önünde), il- (l önünde).
His writing was irregular and incorrect.
Yazısı düzensiz ve yanlıştı.
ir- (r önünde), in- (temel biçim).

G) Anlam önekleri (re-/mis-/over-/under-/pre-/co-...)

Olumsuzluk dışında da güçlü anlam katarlar: re- tekrar, mis- yanlış, over- aşırı, under- yetersiz, pre- önce, co- birlikte, anti- karşıt.

I had to rewrite the whole report.
Bütün raporu yeniden yazmak zorunda kaldım.
re- 'yeniden'.
Don't overestimate your abilities or underestimate the risks.
Yeteneklerini abartma, riskleri de küçümseme.
over- 'aşırı', under- 'yetersiz'.
I think you misunderstood my email.
Sanırım e-postamı yanlış anladın.
mis- 'yanlış'.

Bir zaman konusunda 'zaman ifadeleri' vardır; burada onların karşılığı, boşluğun hangi sözcük türünü ve hangi olumsuzluğu istediğini ele veren dilbilgisel ipuçlarıdır. Cümleyi okurken boşluğun komşularına bak: artikel, sıfat, be-fiili, 'to' ve olumsuz bağlam türü açık eder.

Boşluğun türünü ele veren komşular
Boşluğun komşusuMuhtemel türÖrnek
a / an / the + ___isimthe ___ (decision)
sıfat + ___isiman important ___ (agreement)
___ + isimsıfata ___ meal (delicious)
be (is/are/was) + ___sıfatIt was ___ (helpful)
fiil + ___ (nasıl?)zarfShe sang ___ (beautifully)
very / quite / really + ___sıfat veya zarfvery ___ (careful / carefully)
to + ___fiil (yalın)to ___ the system (modernise)
Olumsuz önek gerektiren ipuçları
İpucu / bağlamSinyalÖrnek
not, no, without, neverolumsuz önek gerekebilirIt was ___ to fix (impossible)
but / however + zıtlıkolumsuz türevpolite but ___ (unhelpful)
although, despiteters anlam beklenir___ of the danger (unaware)
again / once morere- önekiShe had to ___ it (rewrite)
too much / excessivelyover- önekiHe ___ everything (overthinks)
İpuçları garanti değildir
Bu komşuluk kuralları güçlü sinyallerdir ama kesin değildir. 'very' hem sıfatı (very careful) hem zarfı (very carefully) niteleyebilir; asıl belirleyici, cümlenin genel yapısıdır. İpucunu kullan ama cümleyi bir bütün olarak da oku.

Ekler her zaman düz mantıkla çalışmaz; bazı türevlerin anlamı beklenenden kayar. Bir eki 'ekledim, oldu' diye düşünmek C1 seviyesinde tuzaktır. En kritik incelikler:

1) -less her zaman -ful'un tersi değildir

priceless painting
paha biçilemez tablo
priceless = çok değerli, 'price' + -less mantığından farklı; 'pricey' pahalı demektir.
invaluable advice
çok değerli öğüt
in- olumsuz gibi görünse de 'invaluable' = paha biçilemez değerli; tersi 'valueless'.

2) İki farklı olumsuz önek, iki farklı anlam

He was uninterested in the film. / He gave disinterested advice.
Filme ilgisizdi. / Tarafsız (çıkarsız) öğüt verdi.
uninterested = ilgisiz; disinterested = tarafsız/çıkar gütmeyen. Karıştırılır ama farklıdır.
That is immoral. / A rock is amoral.
Bu ahlaka aykırı. / Bir taşın ahlakı yoktur.
immoral = ahlaksız (yanlış); amoral = ahlak kavramı dışında (nötr).

3) Aynı kökten iki sıfat, farklı anlam

an economic policy / an economical car
ekonomik (iktisadi) bir politika / tasarruflu bir araba
economic = iktisatla ilgili; economical = tasarruflu. Sonek anlamı ayırır.
a historic day / a historical novel
tarihî (önemli) bir gün / tarihsel (geçmişe dayalı) bir roman
historic = tarihe geçecek kadar önemli; historical = geçmişle ilgili.
İleri nüans
Bazı 'olumsuz' önekler yoğunlaştırıcıdır, olumsuz değil: inflammable = flammable (kolay tutuşur) — burada in- 'değil' anlamı taşımaz. invaluable ve priceless de aynı tuzaktır. Bir kelimeyi öneğine bakıp 'kesin olumsuzdur' diye çevirmek yanıltıcı olabilir; sözlükten teyit et.

Türkçe de bir 'ek dili'dir, bu yüzden mantık tanıdık gelir; ama iki dil arasında Türk öğrencilerin sık düştüğü belirgin farklar var. Türkçede genelde tek bir olumsuzluk yolu vardır (-siz, değil, -me); İngilizcede ise kökene göre değişen birçok önek yarışır.

  • Türkçede olumsuzluk çoğunlukla -siz (dikkatsiz) veya değil ile tek biçimdir; İngilizcede un-/in-/im-/il-/ir-/dis- arasından köke uygun olanı seçmek gerekir.
  • Türkçede zarf çoğu zaman sıfatla aynı biçimdedir (hızlı koştu); İngilizcede zarf ayrı bir sonek ister: -ly (ran quickly). Sıfatı zarf yerine kullanmak sık bir hatadır.
  • Türkçede '-lık' tek başına çok iş görür; İngilizcede aynı 'isimleştirme' için -tion/-ment/-ness/-ity arasından doğru olanı bilmek gerekir — ezber ve aşinalık şart.
  • İngilizcede önek türü değiştirmez; Türkçede de -siz kökü sıfat yapar ama İngilizcedeki gibi 'aynı türde kalma' kuralı her önek için nettir.
Yanlış He drives very careful.
Doğru He drives very carefully.
Çok dikkatli araba kullanıyor.
Türkçede 'dikkatli' hem sıfat hem zarf gibi kullanılabildiği için öğrenci sıfatı bırakır. İngilizcede fiili niteleyen zarf -ly ister: carefully.
Yanlış This problem is unpossible to solve.
Doğru This problem is impossible to solve.
Bu sorunu çözmek imkânsız.
Türkçede tek olumsuzluk mantığıyla öğrenci 'un-' genelliyor. 'possible' Latin kökenli olduğu ve p ile başladığı için önek im-'dir: impossible.
Yanlış I don't agree, so I am disagree.
Doğru I don't agree, so I disagree.
Katılmıyorum, bu yüzden karşı çıkıyorum.
'disagree' zaten bir fiildir (dis- + agree); başına 'am' getirmek çift özne-fiil hatası yaratır. Türkçe 'karşıyım' kalıbından gelen doğrudan çeviri tuzağıdır.

Önekler ve sonekler, birkaç yakın konuyla iç içedir. Karıştırmamak için sınırları netleştirelim.

Önek/sonek ile karıştırılan konular
KonuNe yaparÖrnekFark
Önekler & SoneklerKöke ek eklerhappy → unhappilyTek kelime içinde ek ekleme
Kelime türetmeEkleri sistemli türetmeye döker (sınav görevi)inform → informationAynı mantığın uygulama/sınav yönü — bkz. Kelime Türetme
Karıştırılan kelimelerBiçimce/anlamca yakın çiftleraffect / effectEk değil, çift ayrımı — bkz. Karıştırılan Kelimeler
Eşdizimler (collocations)Doğal kelime eşleşmelerimake a decisionEk değil, hangi kelimenin hangiyle geldiği — bkz. Eş Dizimler (Collocations)
Ayrım için kısa test
Kendine sor: 'Tek bir kelimenin başına/sonuna bir parça mı ekliyorum?' Evetse bu ÖNEK/SONEK konusudur. 'Hangi kelime hangi kelimeyle doğal gider?' diyorsan Eş Dizimler (Collocations); 'bu ikisinden hangisi doğru yazım/anlam?' diyorsan Karıştırılan Kelimeler.
Yanlış This is a very difficulty question.
Doğru This is a very difficult question.
Bu çok zor bir soru.
'difficulty' isimdir; ismi niteleyen konum sıfat ister → difficult. Doğru sözcük türünü seçmemek en yaygın hatadır.
Yanlış He speaks English very fluent.
Doğru He speaks English very fluently.
İngilizceyi çok akıcı konuşuyor.
Fiili (speaks) niteleyen zarf gerekir; sıfat 'fluent' değil, zarf 'fluently' doğrudur.
Yanlış The task was unpossible and inpolite.
Doğru The task was impossible and impolite.
Görev imkânsız ve nezaketsizdi.
p ile başlayan Latin kökenli sıfatlarda önek im-'dir (in- → im-). 'unpossible' ve 'inpolite' biçimleri yoktur.
Yanlış Her answer was very ilogical.
Doğru Her answer was very illogical.
Cevabı çok mantıksızdı.
l ile başlayan köklerde in- öneki il-'e benzeşir ve l çiftlenir → illogical (iki l).
Yanlış She smiled happyly at the news.
Doğru She smiled happily at the news.
Habere mutlulukla gülümsedi.
Ünsüz + y ile biten kökte -ly eklenince y → i olur: happy → happily. Yazım kuralı ihlali.
Yanlış The teacher explained it very carefull.
Doğru The teacher explained it very carefully.
Öğretmen bunu çok dikkatli açıkladı.
İki hata bir arada: '-ful' tek l'dir (careful), ve fiili niteleyen zarf -ly ister (carefully).
Yanlış I am agree with your idea.
Doğru I agree with your idea.
Fikrine katılıyorum.
'agree' bir fiildir; başına 'am' gelmez. Türkçe 'katılıyorum/hemfikirim' kalıbından gelen doğrudan çeviri tuzağı.
Yanlış His work shows a lot of creativeness.
Doğru His work shows a lot of creativity.
İşi çok yaratıcılık gösteriyor.
'creative' sıfatının ismi -ity ile yapılır → creativity; 'creativeness' doğal değildir. Doğru soneki seçmek gerekir.
Yanlış The results were very disappointed.
Doğru The results were very disappointing.
Sonuçlar çok hayal kırıklığı yaratıcıydı.
-ed hisseden kişiyi, -ing sebebi anlatır. Sonuçlar 'hayal kırıklığına uğramaz'; onlar hayal kırıklığı yaratır → disappointing.
Yanlış She is a very succesful bussinessman.
Doğru She is a very successful businesswoman.
Çok başarılı bir iş kadını.
Yazım: success + -ful = successful (çift c, çift s, tek l). Ayrıca kadın için businesswoman uygundur.
En yaygın tek hata
Türk öğrencilerin bir numaralı hatası, sıfatı zarf yerine kullanmaktır (He runs quick.). Sebep: Türkçede sıfat ve zarf çoğu zaman aynı biçimdedir. Fiili nasıl yaptığını söylüyorsan neredeyse her zaman -ly gerekir: He runs quickly.

Ekler büyük ölçüde düzenlidir ama önemli istisnalar vardır. Kuralı mutlak sanmak, tam da bu noktalarda hata yaptırır.

  • Her -ly ile biten kelime zarf değildir: friendly, lovely, lonely, silly, ugly aslında SIFATTIR (bunların zarfı yoktur; 'in a friendly way' denir).
  • Bazı sıfatların zarfı biçim değiştirmez ya da özeldir: good → well, fast → fast, hard → hard (hardly = 'neredeyse hiç', tamamen farklı anlam).
  • Bazı 'in-' önekleri olumsuz değildir: invaluable = çok değerli, inflammable = kolay tutuşur (flammable ile aynı).
  • İki 'l' tuzağı: full sonek olunca tek l (-ful: helpful), ama -ful + -ly çift l olur (helpfully).
Yanlış He greeted me very friendlily.
Doğru He greeted me in a very friendly way.
Beni çok dostça karşıladı.
'friendly' zaten -ly ile biter ama sıfattır; 'friendlily' diye kullanışlı bir zarf yoktur. 'in a friendly way' tercih edilir.
Yanlış I can hardly hear you — I hard tried to listen.
Doğru I can hardly hear you — I tried hard to listen.
Seni zor duyuyorum — dinlemek için çok uğraştım.
'hard' zarf olarak da 'hard' kalır (çok/gayretle). 'hardly' ise 'neredeyse hiç' demektir — anlamı tamamen farklıdır.
İleri
public → publicly, -ic ile biten neredeyse tüm sıfatların zarfı -ically iken (basic → basically) 'public' tek istisna olarak publicly yazılır. Sınavda 'publically' tuzağına düşme.
A:Honestly, I was really unhappy with the service yesterday.
B:Same here. The waiter was so unhelpful and disorganised.
A:I know! It was unbelievable. I'll definitely rewrite my review.
B:Good idea. Just be careful — write it calmly, not angrily.
A:Don't worry, I'll do it politely but honestly.
A: Açıkçası dünkü hizmetten gerçekten memnun değildim. B: Ben de. Garson çok yardımcı olmayan ve düzensizdi. A: Biliyorum! İnanılmazdı. Yorumumu kesinlikle yeniden yazacağım. B: İyi fikir. Ama dikkatli ol — sinirli değil, sakin yaz. A: Merak etme, kibarca ama dürüstçe yazacağım.
Diyalogda önek (un-, dis-, re-) ve sonek (-ful, -less, -ly) doğal biçimde iç içe: unhappy, unhelpful, disorganised, unbelievable, rewrite, carefully, calmly, politely, honestly.
That's totally unacceptable!
Bu kesinlikle kabul edilemez!
un- + accept + -able; günlük şikâyet kalıbı.
Could you speak more slowly, please?
Biraz daha yavaş konuşabilir misin lütfen?
slow → slowly; nazik ricada çok yaygın zarf.
Sorry, I think I misheard you.
Pardon, galiba yanlış duydum.
mis- 'yanlış' + hear → misheard (günlük).

Akademik yazımda ekler özellikle değerlidir çünkü fiil ağırlıklı günlük anlatımı, isim ağırlıklı ve nesnel akademik üsluba çevirmeye yararlar (buna 'nominalisation' denir). 'They decided quickly' yerine 'The decision was rapid' demek, metni daha resmî ve yoğun kılar. Ayrıca ir-/im-/dis- gibi önekler, iddiaları ölçülü biçimde çürütmeye yarar (inconsistent, insignificant, disproportionate).

The findings were statistically insignificant.
Bulgular istatistiksel olarak anlamsızdı.
in- + significant; akademik değerlendirmede standart ifade.
The two datasets are inconsistent with each other.
İki veri seti birbiriyle tutarsızdır.
in- + consistent; nesnel eleştiri dili.
This modernisation improved productivity considerably.
Bu modernleşme verimliliği önemli ölçüde artırdı.
modernise → modernisation (-ation); nominalisation örneği.
The reliability of any measurement depends on the consistency of its method. When researchers modify their procedures without documentation, the resulting inconsistency makes replication almost impossible. A well-designed study, by contrast, produces reproducible findings that other scientists can verify independently. Reproducibility, therefore, is not an optional refinement but a foundational requirement of credible research.
Herhangi bir ölçümün güvenilirliği, yönteminin tutarlılığına bağlıdır. Araştırmacılar prosedürlerini belgelemeden değiştirdiğinde, ortaya çıkan tutarsızlık tekrarlamayı neredeyse imkânsız kılar. Buna karşılık, iyi tasarlanmış bir çalışma, başka bilim insanlarının bağımsızca doğrulayabileceği yeniden üretilebilir bulgular verir. Bu nedenle yeniden üretilebilirlik, isteğe bağlı bir incelik değil, güvenilir araştırmanın temel bir gereğidir.
Analiz:
  • reliability = rely + -able + -ity: fiil → sıfat → isim zinciri.
  • consistency = consistent + -ency; inconsistency = in- ile olumsuzu.
  • reproducible = re- (yeniden) + produce + -ible.
  • reproducibility = -ity ile isimleştirme (nominalisation).
  • impossible = im- (in-'in p önündeki biçimi).
  • independently = in- + depend + -ent + -ly: önek + iki sonek.
When Deniz started her first job, she felt completely unprepared. Her manager was helpful but disorganised, and the instructions she received were unclear and often incomplete. On her first morning, she misread the schedule and arrived unfashionably early, which was actually lucky: it gave her time to reorganise her desk and rewrite her messy to-do list neatly. Her colleagues were friendly and surprisingly patient. One of them, a cheerful and reliable woman named Aylin, explained everything carefully and encouraged her to ask questions freely. 'Don't be afraid of making mistakes,' Aylin said kindly. 'Being inexperienced isn't a weakness; it's just a starting point.' At first, Deniz found the workload almost unmanageable and occasionally unbearable. She would overthink simple tasks, misjudge deadlines, and underestimate how long each report would take. Whenever she felt discouraged, she reminded herself that improvement is usually invisible on a daily basis but undeniable over time. Slowly, her nervousness turned into confidence. She learned to prioritise her tasks logically, to communicate clearly, and to double-check her work before submitting it. She also stopped comparing herself unfavourably to more experienced colleagues, realising that such comparisons were both unhelpful and unrealistic. Within a few weeks, her productivity improved dramatically. Tasks that had once seemed impossible became manageable, and problems that had felt overwhelming became solvable. Her manager, impressed by her rapid improvement, praised her professionalism openly in a meeting and described her as remarkably dependable. Deniz realised that success was not about being fearless or flawless; it was about being adaptable, hardworking, and unafraid to keep learning. Looking back, she found it almost unbelievable how much she had changed. What had begun uncomfortably and awkwardly had gradually become genuinely enjoyable. She started to redefine what she thought she was capable of, reorganising her priorities and rebuilding her self-belief almost unconsciously. The transformation was neither immediate nor effortless, but it was, in the end, undeniable and irreversible. She was no longer the anxious, inexperienced newcomer; she had become a capable, dependable and increasingly influential member of a supportive team.
Deniz ilk işine başladığında kendini tamamen hazırlıksız hissetti. Müdürü yardımseverdi ama düzensizdi ve aldığı talimatlar belirsiz, çoğu zaman da eksikti. İlk sabahında programı yanlış okudu ve modaya aykırı biçimde erken geldi; bu aslında şanslı bir durumdu: masasını yeniden düzenlemesine ve dağınık yapılacaklar listesini derli toplu yeniden yazmasına vakit tanıdı. Meslektaşları dosttu ve şaşırtıcı derecede sabırlıydı. Onlardan biri, Aylin adında neşeli ve güvenilir bir kadın, her şeyi dikkatlice anlattı ve ona rahatça soru sormasını teşvik etti. 'Hata yapmaktan korkma,' dedi Aylin nazikçe. 'Deneyimsiz olmak bir zayıflık değil; sadece bir başlangıç noktasıdır.' İlk başlarda Deniz iş yükünü neredeyse yönetilemez, zaman zaman da dayanılmaz buldu. Basit işleri fazla düşünür, teslim tarihlerini yanlış değerlendirir ve her raporun ne kadar süreceğini olduğundan az tahmin ederdi. Ne zaman cesareti kırılsa, gelişmenin günlük ölçekte çoğu zaman görünmez ama zaman içinde yadsınamaz olduğunu kendine hatırlatırdı. Yavaş yavaş gerginliği özgüvene dönüştü. Görevlerini mantıklı biçimde önceliklendirmeyi, net iletişim kurmayı ve işini teslim etmeden önce iki kez kontrol etmeyi öğrendi. Ayrıca kendini daha deneyimli meslektaşlarıyla olumsuz biçimde kıyaslamayı bıraktı; bu tür kıyasların hem faydasız hem de gerçekçi olmadığını fark etti. Birkaç hafta içinde verimliliği çarpıcı biçimde arttı. Bir zamanlar imkânsız görünen işler yönetilebilir, ezici gelen sorunlar çözülebilir hâle geldi. Hızlı gelişiminden etkilenen müdürü, bir toplantıda profesyonelliğini açıkça övdü ve onu son derece güvenilir olarak nitelendirdi. Deniz, başarının korkusuz ya da kusursuz olmakla değil; uyum sağlayabilen, çalışkan ve öğrenmeye devam etmekten çekinmeyen biri olmakla ilgili olduğunu fark etti. Geriye dönüp baktığında, ne kadar çok değiştiğini neredeyse inanılmaz buldu. Rahatsızca ve tuhaf biçimde başlayan şey, giderek gerçekten keyifli hâle gelmişti. Neler yapabileceğini yeniden tanımlamaya, önceliklerini yeniden düzenlemeye ve özgüvenini neredeyse farkında olmadan yeniden inşa etmeye başladı. Bu dönüşüm ne anlıktı ne de zahmetsiz; ama sonunda yadsınamaz ve geri döndürülemezdi. Artık kaygılı, deneyimsiz bir yeni çalışan değildi; destekleyici bir ekibin yetkin, güvenilir ve giderek daha etkili bir üyesi olmuştu.
Analiz:
  • unprepared = un- + prepare + -ed: hazırlıksız (önek + sonek).
  • disorganised = dis- + organise + -d: düzensiz.
  • incomplete = in- + complete: eksik (Latin kök).
  • misread = mis- (yanlış) + read: yanlış okumak.
  • reorganise / rewrite = re- (yeniden) öneki, tür değişmez (fiil).
  • reliable / dependable = -able soneki 'güvenilir' anlamı; ikisi eşanlamlı.
  • carefully / clearly / logically = sıfat + -ly zarfları.
  • impossible → manageable, overwhelming → solvable: anlam zıtlaşması ek ile.
  • unbelievable = un- + believe + -able: inanılmaz.
  • inexperienced = in- + experience + -ed: deneyimsiz.

Temel (B1)

She is a careful and helpful nurse.
Dikkatli ve yardımsever bir hemşire.
care + -ful, help + -ful: isim → sıfat.
I was unhappy, so I redid the work.
Mutsuzdum, bu yüzden işi yeniden yaptım.
un- (olumsuz), re- (yeniden).
He answered quickly and clearly.
Hızlı ve net cevapladı.
quick → quickly, clear → clearly (-ly).

Orta (B2)

The instructions were unclear and incomplete.
Talimatlar belirsiz ve eksikti.
un- (Germanik kök), in- (Latin kök); ikisi de sıfat.
Her creativity and reliability impressed the board.
Yaratıcılığı ve güvenilirliği kurulu etkiledi.
creative → creativity, reliable → reliability (-ity).
They completely disagreed and reorganised the plan.
Tümüyle karşı çıktılar ve planı yeniden düzenlediler.
dis- + agree, re- + organise.

İleri (C1)

His disinterested judgement was invaluable to the negotiation.
Tarafsız değerlendirmesi müzakere için paha biçilemezdi.
disinterested = tarafsız (uninterested değil); invaluable = çok değerli (in- yoğunlaştırıcı).
The inconsistency between the datasets rendered the results irreproducible.
Veri setleri arasındaki tutarsızlık, sonuçları yeniden üretilemez kıldı.
in- + consistent + -ency; ir- + reproduce + -ible (r önünde ir-).
Her seemingly effortless professionalism was, in fact, painstakingly cultivated.
Görünüşte zahmetsiz profesyonelliği aslında büyük emekle geliştirilmişti.
effort + -less + -ly → effortlessly; profession + -al + -ism → professionalism; painstaking (pains + taking) + -ly → painstakingly.

Aşağıdaki sorular kural ezberini değil, anlama ve işlevi kontrol eder. Cevaplamadan önce 'anlamı mı, türü mü değişiyor?' diye düşün.

kavram kontrol Her soruyu tek cümleyle yanıtla.
  1. Önek mi yoksa sonek mi genellikle sözcük türünü değiştirir?
  2. 'unhappy' hangi sözcük türüdür ve önek eklenince tür değişti mi?
  3. 'possible' neden 'unpossible' değil 'impossible' olur?
  4. 'careful' ile 'carefully' arasındaki fark nedir?
  5. 'disinterested' ile 'uninterested' aynı mı?
  6. 'friendly' bir zarf mıdır?
boşluk doldurma Parantez içindeki kökü cümleye uygun biçimde türet.
  1. The waiter was rude and completely ___ (HELP).
  2. She made an important ___ (DECIDE) yesterday.
  3. Please drive more ___ (CARE) in the rain.
  4. It is ___ (POSSIBLE) to finish this in one day.
  5. His ___ (RELY) makes him a great team member.
  6. The two reports were ___ (CONSISTENT) with each other.
hata düzeltme Her cümledeki ek/tür hatasını bul ve düzelt.
  1. He speaks very fluent English but writes careless.
  2. The plan was unpossible and inlegal.
  3. She smiled happyly at the good news.
  4. I am agree with your suggestion.
  5. The film was very disappointed.
çeviri (TR→EN) Doğru önek/sonek kullanarak İngilizceye çevir.
  1. Bu tamamen kabul edilemez.
  2. Sistemi modernleştirmemiz gerekiyor.
  3. Talimatları yanlış anladım, o yüzden yeniden okudum.
  4. Yaratıcılığı ve dürüstlüğü herkesi etkiledi.
sıralama (ek zinciri) Verilen kökten istenen türü, doğru ek zinciriyle üret.
  1. care → (zarf, olumsuz anlam)
  2. believe → (sıfat, olumsuz)
  3. depend → (zarf, olumsuz)
  4. nation → (fiil)
  1. The service was slow and the staff were ___ (help).
  2. It is ___ to solve this puzzle without a clue.
  3. He explained the rules very ___.
  4. Her ___ to detail impressed the manager.
  5. The instructions were confusing and ___ (complete).
  6. The two accounts of the event were ___ (consistent).
  7. She had to ___ the essay because it was too messy.
  8. Sorry, I think I ___ your name — could you repeat it?
  9. Which word is an ADJECTIVE, not an adverb?
  10. His advice was ___ because he had nothing to gain.
  11. The company plans to ___ its old factories.
  12. The results were statistically ___ (significant).
  13. Which spelling is correct?
  14. Everyone admired her ___ (reliable).

Görev: 'A time I felt unprepared' (Hazırlıksız hissettiğim bir an) başlıklı 120-150 kelimelik bir paragraf yaz. Amaç: mümkün olduğunca çok önek ve sonek türevini doğal biçimde kullanmak.

  • En az 4 olumsuzluk öneki kullan (un-/in-/im-/dis- vb.): unprepared, unclear, impossible, disorganised...
  • En az 3 sonekle isim üret (-tion/-ment/-ness/-ity): decision, improvement, nervousness...
  • En az 3 zarf kullan (-ly): carefully, slowly, finally...
  • Bir anlam öneği ekle (re-/mis-/over-): rewrite, misread, overthink...
Örnek cevap (çerçeve)
'Last year, my first presentation made me feel completely unprepared. My notes were disorganised and my slides were unclear. At first it seemed impossible to stay calm, and I overthought every word. But I breathed slowly, spoke carefully, and made a quick decision to focus on my main idea. The improvement in my confidence surprised me. Finally, my nervousness faded, and the talk went surprisingly well.' — Kendi versiyonunu bu iskeletle yaz, kelimeleri değiştir.
Nereden başlamalı?
İşe tek cümlelik altın kuralla başla: önek anlamı, sonek türü değiştirir. Önce sonek tarafını (isim/sıfat/zarf/fiil üreten ekler) sağlamlaştır; bu, sınav 'word formation' sorularının çoğunu çözer. Olumsuzluk önekleri (un-/in-/im-/il-/ir-) ikinci adımda gelsin, çünkü seçim aşinalık ister.

Kavram kontrol soruları: Öğrenciye kuralı sorma; işlevi sor. 'Bu boşluk isim mi sıfat mı istiyor?', 'Bu önek anlamı mı türü mü değiştirdi?', 'friendly zarf mı?' gibi sorular ezberi değil kavramı yoklar. Sıfat/zarf ayrımını her derste kısaca tekrar et — Türk öğrencilerin bir numaralı hatası budur.

Sınıf etkinliği: 'Kelime ailesi yarışı' — tahtaya bir kök yaz (ör. decide), gruplar 3 dakikada olabildiğince çok türev üretsin (decision, decisive, decisively, indecisive, undecided). En çok doğru türev + doğru yazım kazanır. Ardından 'önek/sonek kartları' ile eşleştirme oyunu: kök kartları + ek kartları eşleştirilir, ortaya çıkan kelime cümlede kullanılır.

Dikkat çekilecek hata
Öğrenciler olumsuzlukta un-'ı aşırı genelleştirir (unpossible, uncorrect). Latin kökenli sıfatların çoğunun in- ve türevlerini aldığını (impossible, incorrect, illegal, irregular) somut bir liste ve benzeşme kuralıyla (l→il, r→ir, m/p/b→im) öğret.
  • Önek kelimenin başına gelir, çoğunlukla anlamı değiştirir, türü değiştirmez: happy → unhappy (yine sıfat).
  • Sonek kelimenin sonuna gelir, çoğunlukla sözcük türünü değiştirir: inform → information (isim), care → careful (sıfat), quick → quickly (zarf).
  • Olumsuzluk önekleri köke bağlıdır: un- (en genel), in-/im-/il-/ir- (Latin kökler, benzeşmeli), dis-, non-.
  • Anlam önekleri: re- (tekrar), mis- (yanlış), over- (aşırı), under- (yetersiz), pre- (önce).
  • İsim sonekleri (-tion/-ment/-ness/-ity) sınavda en sık; zarf için neredeyse her zaman -ly gerekir.
  • Yazım: y → i (happy→happily), sessiz e düşer (use→usable), vurgulu hecede ünsüz çiftlenir (begin→beginner); -ful tek l, -fully çift l.
  • Tuzaklar: friendly/lovely sıfattır; disinterested ≠ uninterested; invaluable/inflammable olumsuz değildir; publicly (publically değil).
  • Sınav taktiği: Önce türü belirle → soneki seç → olumsuzsa doğru öneki ekle → yazımı kontrol et. Sistemli türetme için Kelime Türetme, karıştırılan biçimler için Karıştırılan Kelimeler ile çalış.