Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · Gramer

Gerund & InfinitiveGerund ve Mastar (İkinci Fiil -ing mi, to + fiil mi?)

Bir fiilden sonra ikinci fiil -ing (gerund) mi yoksa to + fiil (infinitive) mi alır? enjoy doing / want to do. Bazı fiiller ikisini de alır ama ANLAM değişir (stop doing ≠ stop to do; remember doing ≠ remember to do). Türkçede ikisi de mastar (-mek) olduğundan bu ayrım en sık hata kaynağıdır.

İngilizcede bir fiilden sonra gelen ikinci fiil ya -ing (gerund: enjoy reading) ya to + fiil (infinitive: want to read) ya da yalın fiil (bare infinitive: let him go) biçimini alır. Hangi biçimin geleceği birinci fiile bağlıdır ve çoğu zaman ezberlenmesi gerekir. enjoy, avoid, finish, mind, suggest gibi fiiller gerund; want, decide, hope, promise, refuse gibi fiiller infinitive alır. Kritik nokta: bazı fiiller (stop, remember, forget, try, regret, go on, mean) ikisini de alır ama anlam tamamen değişir (stop smoking = sigarayı bırakmak; stop to smoke = sigara içmek için durmak). Türkçede her iki biçim de -mek/-mak mastarıyla karşılandığından, Türk öğrenciler için bu ayrım en verimli hata kaynaklarından biridir. Bu konu Edilgen Çatı ve Durum Fiilleri konularıyla, ayrıca ettirgen yapı Ettirgen Yapı ile yakından ilişkilidir. Konuyu edatlardan sonra gerund kuralı, özne olarak gerund ve to-infinitive'in amaç bildirmesi tamamlar.

B1B2C1gerundinfinitivefiil kalıplarıverb patternscümle yapısı-ingto + fiilstop remember forgetanlam farkı~28 dk
A1Henüz bu konu resmi olarak görülmez; ama I like ... kalıbında öğrenci sezgisel olarak I like swimming der. Temel: bir fiilden sonra ikinci fiil gelebilir.
A2İlk kalıplar öğrenilir: like/love/hate + -ing, want/need + to. Öğrenci I want to go ve I enjoy playing ayrımını kaba düzeyde kavrar.
B1Asıl seviye burası: gerund alan fiiller (enjoy, avoid, finish, mind), infinitive alan fiiller (decide, hope, promise) listeleri; edattan sonra gerund (good at cooking) kuralı.
B2Anlam değiştiren fiiller (stop, remember, forget, try, regret, go on, mean) ustalıkla ayırt edilir; used to do vs be used to doing gibi ince ayrımlar netleşir.
C1Register ve nüans: would like to have done, need doing (edilgen sezgisi), perfect gerund (admit having done), akademik yazıda özne-gerund; nadir/resmi kalıplar.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Gerund alan fiilfiil + [fiil]-ingShe avoided answering the question.
Soruyu cevaplamaktan kaçındı.
enjoy, avoid, finish, mind, suggest, deny, admit, consider, practise, imagine, risk, miss, keep.
Infinitive alan fiilfiil + to + [fiil]They decided to leave early.
Erken ayrılmaya karar verdiler.
want, decide, hope, plan, promise, refuse, agree, offer, manage, learn, afford, expect.
Edattan sonra gerundedat + [fiil]-ingI'm interested in learning Spanish.
İspanyolca öğrenmekle ilgileniyorum.
to bir edatsa da gerund gelir: look forward to seeing.
Özne olarak gerund[fiil]-ing + ... (özne)Swimming is good for your back.
Yüzmek sırtın için iyidir.
Cümlenin öznesi bir eylemse gerund kullanılır; to-infinitive de özne olabilir ama daha resmi/soyut.
Amaç bildiren infinitive... to + [fiil] (amaç)I went to the shop to buy milk.
Süt almak için dükkâna gittim.
'için' anlamı; in order to / so as to daha resmi.
Anlam değiştiren fiilstop/remember/forget/try + -ing veya toRemember to lock the door. / I remember locking it.
Kapıyı kilitlemeyi unutma. / Kilitlediğimi hatırlıyorum.
to = ileriye/görev; -ing = geriye/anı. Anlam TAMAMEN değişir.
Bare infinitive (yalın)make/let/modal + [fiil]She let him go. / You must try.
Gitmesine izin verdi. / Denemelisin.
make, let, modal fiiller, ve algı fiilleri (see him leave) to almaz.

İngilizcede bir cümlede iki fiil arka arkaya gelebilir: birinci fiil çekimlenir (zamana, özneye göre), ikinci fiil ise değişmez bir kalıba girer. Bu kalıp ya gerund (fiil + -ing: reading, going, doing) ya infinitive (to + fiil: to read, to go, to do) ya da yalın mastar (bare infinitive: read, go, do) olur. Bu konu, hangi birinci fiilin hangi kalıbı çektiğini ve bu seçimin anlamı nasıl değiştirdiğini anlatır.

Bu yapı neden var? Çünkü İngilizce, bir eylemin başka bir eylemin nesnesi ya da öznesi olmasına izin verir. I enjoy dedikten sonra 'neyi?' sorusunun cevabı bir isim (I enjoy music) olabileceği gibi bir eylem de (I enjoy dancing) olabilir. İşte o eylemi isimleştiren biçim gerund'dır. to-infinitive ise çoğu zaman ileriye dönük bir niyet, amaç ya da olası eylem taşır (I want to dance = henüz yapılmamış, istenen eylem).

Türkçedeki benzeri ve neden zor?

Türkçede bu ayrımın tek bir karşılığı vardır: -mek/-mak mastarı. 'Yüzmeyi severim' ve 'Yüzmek istiyorum' cümlelerinde aynı -mek eki geçer. Ama İngilizce bunları ikiye ayırır: I like swimming (gerund) ama I want to swim (infinitive). Türkçe düşünen öğrenci, tek mastar mantığıyla her yere to koyma eğilimindedir: I enjoy to swim (YANLIŞ). Zorluğun kaynağı budur: Türkçe iki İngilizce yapıyı tek kalıpta birleştirir, İngilizce ise ayırır ve seçimi ezber gerektirir.

Neden bu kadar önemli?
Gerund/infinitive seçimi, YDS-YÖKDİL, IELTS, TOEFL gibi sınavlarda hemen her cümlede karşınıza çıkar ve akıcı konuşmada anında karar vermeniz gerekir. İyi haber: kural değil, örüntü ezberidir; kötü haber: birkaç fiil (stop, remember, forget...) ikisini de alır ve anlamı değiştirir — asıl puan farkı orada açılır.

Bu konu tek başına durmaz. Edilgen çatı Edilgen Çatı ile birleşir (The report needs revisingneeds to be revised); durum fiilleri Durum Fiilleri gerund alışkanlıklarını etkiler; ettirgen yapı Ettirgen Yapı ise make/let ile yalın mastarı devreye sokar.

  • İkinci fiilin biçimini birinci fiil belirler: bazıları gerund, bazıları infinitive, bazıları ikisini de alır.
  • Gerund = fiil + -ing (doing, going). İsimleşmiş eylemdir; özne, nesne veya edat sonrası kullanılır.
  • Infinitive = to + fiil (to do, to go). Çoğunlukla amaç, niyet, gelecekteki/istenen eylem bildirir.
  • Gerund alan yaygın fiiller: enjoy, avoid, finish, mind, suggest, deny, admit, consider, practise, imagine, risk, keep, miss.
  • Infinitive alan yaygın fiiller: want, decide, hope, plan, promise, refuse, agree, offer, manage, learn, expect, afford.
  • Edattan sonra her zaman gerund gelir: good at cooking, afraid of falling, instead of waiting. (Buradaki to bir edatsa da: look forward to seeing.)
  • Amaç bildirmek için ('...mek için') to-infinitive kullanılır: I called to say thanks.
  • Anlam değiştirenler: stop, remember, forget, try, regret, go on, mean, need. Bunlarda -ing ile to farklı şey söyler.
  • make, let, modal fiiller ve algı fiilleri (see, hear, feel) yalın mastar alır: She made me wait. / I saw him leave.
  • Türkçe 'tek mastar' mantığıyla her yere to koymayın: enjoy to do daima yanlıştır.
GerundGerund / -ing fiil-ismi
Fiile -ing eklenerek yapılan, cümlede isim gibi davranan (özne, nesne, edat tümleci olabilen) biçim.
Reading relaxes me. Okumak beni rahatlatır.
Infinitive (to-infinitive)To'lu mastar
to + fiilin yalın hâli. Amaç, niyet, olası/istenen eylem bildirir.
I hope to see you soon. Seni yakında görmeyi umuyorum.
Bare infinitiveYalın (to'suz) mastar
to almadan kullanılan yalın fiil; modal fiillerden, make/let'ten ve algı fiillerinden sonra gelir.
Let me help you. Yardım etmeme izin ver.
Verb patternFiil kalıbı
Bir fiilin kendinden sonra hangi biçimi (gerund/infinitive/that-cümlesi) aldığını gösteren yapı.
'avoid' takes the -ing pattern. 'avoid' fiili -ing kalıbı alır.
Object + infinitiveNesne + mastar kalıbı
Fiil + nesne + to-infinitive: eylemi başkasının yapmasını istemek/beklemek.
I want you to stay. Kalmanı istiyorum.
PrepositionEdat
at, in, of, about, for gibi ilgeç. Edattan sonra fiil geliyorsa daima gerund olur.
She's keen on painting. Resim yapmaya meraklıdır.
Perfect gerund / infinitiveBitmişlik mastarı
having + V3 (gerund) veya to have + V3 (infinitive): önceki bir eyleme atıf yapar.
He admitted having lied. Yalan söylemiş olduğunu itiraf etti.
Passive infinitive/gerundEdilgen mastar/gerund
to be done / being done: eylemin nesnesi öne çıkar.
She expects to be promoted. Terfi ettirilmeyi bekliyor.

Bu konu özne-fiil çekimiyle değil, ikinci fiilin biçimiyle ilgilidir. Yani olumlu/olumsuz/soru çekimi birinci fiilde yapılır; ikinci fiil kalıbı (gerund veya infinitive) genelde sabit kalır. Aşağıda üç durumu ayrı ayrı görelim.

Olumlu (Affirmative)

Formül (gerund): özne + fiil + [fiil]-ing. Formül (infinitive): özne + fiil + to + [fiil].

I enjoy cooking on weekends.
Hafta sonları yemek yapmaktan hoşlanırım.
enjoy → gerund (cooking).
She wants to travel around Asia.
Asya'yı gezmek istiyor.
want → to-infinitive (to travel).
They kept talking during the film.
Film boyunca konuşup durdular.
keep → gerund; 'yapmaya devam etmek' anlamı.

Olumsuz (Negative)

Olumsuzluk iki yerde olabilir: (1) birinci fiil olumsuzlanır (don't/doesn't): I don't want to go. (2) İkinci fiilin kendisi olumsuzlanır: not + gerund/infinitive: I decided not to go. / She apologised for not calling. Burada not, gerund/infinitive'in hemen önüne gelir.

He decided not to accept the offer.
Teklifi kabul etmemeye karar verdi.
not + to accept: eylemin kendisi olumsuz, karar olumlu.
I don't mind waiting a few minutes.
Birkaç dakika beklemenin sakıncası yok (beklerim).
Birinci fiil (mind) olumsuz; ikinci fiil gerund kalır.
She's proud of not giving up.
Pes etmemiş olmakla gurur duyuyor.
Edat (of) + not + gerund.

Soru (Question)

Soru da birinci fiilde kurulur; ikinci fiil kalıbı değişmez. Yardımcı fiil öne alınır: Do you enjoy reading? / Did they decide to stay?

Do you fancy going out tonight?
Bu akşam dışarı çıkmak ister misin?
fancy → gerund; günlük İngiliz İngilizcesi 'canın istemek'.
Would you like to join us?
Bize katılmak ister misin?
would like → to-infinitive (kibarlık kalıbı).
Yanlış I enjoy to read books.
Doğru I enjoy reading books.
Kitap okumaktan hoşlanırım.
'enjoy' daima gerund alır; Türkçedeki '-mek' mastarını 'to' ile karşılamak burada hatadır.
Yanlış She decided going home.
Doğru She decided to go home.
Eve gitmeye karar verdi.
'decide' daima to-infinitive alır; gerund yanlıştır.
Kısa cevap ve kalıp özeti
Birinci fiil tipiİkinci fiil biçimiÖrnek
enjoy / avoid / finishgerund (-ing)avoid making mistakes
want / decide / hopeto + fiilhope to win
make / let / modalyalın fiil (bare)let it go / must stay
edat (at, of, about...)gerund (-ing)afraid of losing
amaç ('için')to + fiilleft early to catch the bus

1) Gerund alan fiillerden sonra (en yaygın)

Belirli fiiller kendinden sonra daima -ing ister. Bir hafıza yardımı: bunların çoğu 'bir eylemi bitirme, kaçınma, sürdürme, kabul/inkâr etme' fikrini taşır. Liste geniştir; en sık kullanılanları ezberleyin: enjoy, avoid, finish, mind, suggest, recommend, deny, admit, consider, practise, imagine, risk, miss, keep, involve, mention, postpone, delay, resist, can't help, can't stand, feel like, give up.

I can't stand queuing in the rain.
Yağmurda sıra beklemeye katlanamam.
can't stand → gerund; günlük konuşma.
The manager suggested changing the schedule.
Müdür programı değiştirmeyi önerdi.
suggest → gerund (asla 'suggest to change' değil).
We should avoid making the same mistake twice.
Aynı hatayı iki kez yapmaktan kaçınmalıyız.
avoid → gerund; iş/akademik bağlam.
She kept apologising even though it wasn't her fault.
Hatası olmamasına rağmen özür dileyip durdu.
keep → gerund; 'tekrar tekrar yapmak'.

2) To-infinitive alan fiillerden sonra

Belirli fiiller to + fiil ister; bunların çoğu 'gelecekte olacak/istenen/planlanan bir eylem' fikri taşır: want, would like, decide, hope, plan, expect, promise, refuse, agree, offer, manage, learn, afford, arrange, fail, seem, appear, tend, threaten, pretend, prepare, wish.

They agreed to postpone the meeting.
Toplantıyı ertelemeye razı oldular.
agree → to; ilginç: nesnesi (postpone) bir gerund-fiil olabiliyor.
He managed to fix the printer.
Yazıcıyı tamir etmeyi başardı.
manage to → 'zorlukla başarmak' nüansı.
I can't afford to buy a new laptop.
Yeni bir dizüstü almaya gücüm yetmez.
afford → to; genelde can/can't ile.
She pretended not to notice him.
Onu fark etmemiş gibi yaptı.
pretend + not to: olumsuz mastar.

3) Fiil + nesne + to-infinitive

Bir grup fiil, eylemi başkasının yapmasını istediğinizde 'fiil + nesne + to' kalıbına girer: want, ask, tell, expect, would like, advise, encourage, allow, force, invite, remind, warn, persuade, order, enable.

I want you to be honest with me.
Bana karşı dürüst olmanı istiyorum.
want + you + to be: 'senin ... olmanı'.
The doctor advised me to rest.
Doktor dinlenmemi tavsiye etti.
advise + me + to rest.
They encouraged her to apply.
Başvurması için onu cesaretlendirdiler.
encourage + object + to.

4) Edatlardan sonra (daima gerund)

Bir edat (in, on, at, of, about, for, without, after, before, by, instead of...) varsa, ardından gelen fiil her zaman gerund olur. Bu istisnasız bir kuraldır ve öğrenciye büyük kolaylık sağlar. Sıfat + edat kalıpları da dâhildir: good at, interested in, afraid of, keen on, tired of, capable of, responsible for.

She's really good at solving problems.
Sorun çözmede gerçekten iyidir.
good at + gerund.
He left without saying goodbye.
Hoşça kal demeden gitti.
without + gerund.
After finishing the report, she went home.
Raporu bitirdikten sonra eve gitti.
after + gerund; 'after finishing' = 'bitirdikten sonra'.
I'm looking forward to meeting you.
Sizinle tanışmayı dört gözle bekliyorum.
Bu 'to' bir EDAT, mastar değil → gerund (meeting). Klasik tuzak!
En sık tek hata
look forward to, be used to, object to, in addition to kalıplarındaki to bir edattır, mastar değil. Bu yüzden ardından gerund gelir: I look forward to seeing you (NOT to see). Test etmek için: to'dan sonra bir isim koyabiliyor musunuz? I look forward to the weekend mantıklıysa, o to edattır → gerund kullanın.

5) Özne olarak gerund

Bir eylem cümlenin öznesi olacaksa, en doğal biçim gerund'dır: Smoking is bad for you. To-infinitive de özne olabilir ama daha soyut/resmi ya da atasözü havası taşır (To err is human).

Learning a language takes patience.
Bir dil öğrenmek sabır ister.
Gerund özne; günlük ve doğal.
Getting up early is hard in winter.
Kışın erken kalkmak zordur.
Gerund özne.
To give up now would be a mistake.
Şimdi pes etmek hata olurdu.
To-infinitive özne; daha resmi/vurgulu, çoğunlukla 'would' ile.

6) Amaç bildiren to-infinitive ('...mek için')

Bir şeyi neden yaptığınızı ('amacıyla') söylemek için to-infinitive kullanılır. Resmî yazıda in order to / so as to tercih edilir.

I went to the bank to withdraw some cash.
Biraz nakit çekmek için bankaya gittim.
Amaç: 'to withdraw' = 'çekmek için'.
She studies hard in order to pass the exam.
Sınavı geçmek amacıyla çok çalışır.
in order to: resmi amaç.
He whispered so as not to wake the baby.
Bebeği uyandırmamak için fısıldadı.
so as not to: olumsuz amaç, resmi.

Bu konuda 'zaman zarfı' yoktur; ama bir kalıbın hangi biçimi çekeceğini ele veren tetikleyici kelimeler vardır. Aşağıdaki tablo, bir cümlede gördüğünüzde büyük olasılıkla gerund veya infinitive geleceğini haber veren işaretleri toplar.

Tetikleyici işaretler
Gördüğünüz işaretBeklenen biçimÖrnek
Bir edat (at/of/in/about/without/after...)gerundtired of waiting
look forward to / be used to / object togerund (to = edat)used to living alone
want/ask/tell/advise + nesneto-infinitivetold me to wait
'...mek için' (amaç)to-infinitiveleft to catch the bus
make / let / modal (can, must...)yalın mastarmust go / let her try
see/hear/feel/watch + nesneyalın mastar veya -ingsaw him fall / cross
it's no use / it's worth / can't helpgerundit's worth trying
İpucu kelimeleri garanti değildir
Bu işaretler güçlü ipuçlarıdır ama mutlak kural değildir. Örneğin need hem to (I need to sleep) hem gerund (The car needs washing = edilgen anlam) alabilir. Bir işaret gördüğünüzde önce fiili tanıyın, sonra biçime karar verin; işaret sadece olasılığı yükseltir.

Gerund ve infinitive arasındaki en derin fark, bakış açısıdır. Gerund eylemi bir 'gerçek, deneyim, genel etkinlik' olarak sunar — sanki elle tutulur bir şey. Infinitive ise eylemi bir 'olasılık, niyet, hedef, henüz gerçekleşmemiş bir sonuç' olarak sunar — ileriye bakar. Bu sezgi, anlam değiştiren fiilleri (stop, remember, forget...) çözmenin anahtarıdır.

I like getting up early. (genel bir zevk/alışkanlık)
Erken kalkmayı severim (genel olarak hoşuma gider).
Gerund: eylemin kendisinden zevk alma.
I like to get up early on workdays. (mantıklı bulduğum bir tercih/rutin)
İş günleri erken kalkmayı tercih ederim (iyi olduğu için).
Infinitive: alışkanlık/tercih, 'iyi fikir olduğu için' nüansı (özellikle AmE).

Kesinlik ve nezaket

would like/love/prefer + to kalıbı, mevcut/tek seferlik bir istek için kullanılır ve daha kibardır: I'd like to speak to the manager. Buna karşılık genel zevk için gerund: I love speaking in public. Nezaket katmanı burada infinitive tarafındadır.

Vurgu ve soyutlama

Özne konumunda gerund somut/günlük (Cooking relaxes me), to-infinitive ise soyut/felsefi ya da 'would' ile varsayımsal durur (To forgive is not to forget). Akademik ve edebi metinlerde bu ayrım üsluba renk katar.

Perfect biçimler (C1)
Önceki bir eyleme atıf yaparken perfect biçim kullanılır: He admitted having taken the money (gerund) ya da She seems to have forgotten (infinitive). Basit biçim (admitted taking) çoğu zaman yeterlidir; perfect biçim zamansal önceliği vurgular ve daha resmidir.

Türkçede eylemin isimleşmesi tek bir mastar ekiyle (-mek/-mak) ya da eylem adı ekleriyle (-me/-ma, -diğini) olur ve İngilizcedeki gerund/infinitive ayrımına karşılık gelmez. 'Gitmek istiyorum' ve 'Gitmeyi düşünüyorum' cümlelerinin ikisinde de Türkçe mastar/eylem adı vardır; oysa İngilizce birine to go, diğerine going der: I want to go / I'm thinking of going.

  • Türkçe: tek mastar (-mek) → İngilizce: iki ayrı biçim (to do / doing). Seçim birinci fiile bağlı.
  • Türkçe 'için' (amaç) → İngilizce to-infinitive. Bu bire bir örtüşür ve kolaydır: 'görmek için' = 'to see'.
  • Türkçe '-den sonra / -meden' gibi edat benzeri yapılar → İngilizcede edat + gerund: 'bitirdikten sonra' = 'after finishing'.
  • Türkçede olumsuzluk fiile gömülüdür (git-me-mek); İngilizcede 'not' gerund/infinitive'in önüne gelir: 'not to go', 'not going'.
Yanlış I want going home.
Doğru I want to go home.
Eve gitmek istiyorum.
Türkçe 'gitmek' mastarı öğrenciyi -ing'e itebilir ama 'want' daima to alır. Türkçe mastar İngilizce biçimi belirlemez.
Yanlış I'm interested to learn Arabic.
Doğru I'm interested in learning Arabic.
Arapça öğrenmeye ilgiliyim.
'interested' edatı 'in' ister ve edattan sonra gerund gelir. Türkçe '-mek'i doğrudan 'to' ile çevirince edat düşüyor — çift hata.
Yanlış She suggested to go to the cinema.
Doğru She suggested going to the cinema.
Sinemaya gitmeyi önerdi.
'suggest' gerund alan bir fiildir; Türkçe 'gitmeyi önerdi' → 'gitmeyi' mastarı öğrenciyi to'ya çeker ama İngilizce burada -ing ister.
Altın kural
Türkçe mastarı GÖRMEZDEN gelin. İngilizce biçim, Türkçe cümlenin değil, İngilizce birinci fiilin huyuna bağlıdır. Çeviri yaparken 'ne mastarı kullanmış' diye değil, 'İngilizce fiil hangi kalıbı sever' diye sorun.
Karıştırılan yapılar
YapıAnlam / kullanımÖrnek
used to + fiilgeçmiş alışkanlık (artık yok)I used to smoke. (eskiden içerdim)
be used to + gerundbir şeye alışkın olmakI'm used to smoking. (içmeye alışığım)
get used to + gerundalışmakta olmak (süreç)I'm getting used to living here.
would rather + yalın fiiltercih (bare infinitive)I'd rather stay home.
prefer + gerund / totercih (genel/spesifik)I prefer reading. / I'd prefer to read.

Bu konu, edilgen çatıyla kesişir. need + gerund aslında edilgen bir anlam taşır: The window needs cleaning = needs to be cleaned ('temizlenmesi gerek'). Edilgen mantığını Edilgen Çatı konusunda görebilirsiniz. Ayrıca make/let/have someone do kalıbı ettirgen yapının parçasıdır; ayrıntı için Ettirgen Yapı konusuna bakın.

Bir başka kesişim: durum fiilleri. like, love, hate, prefer gibi duygu/tercih fiilleri hem gerund hem infinitive alabilir; bunların 'durum fiili' doğası Durum Fiilleri konusunda açıklanır ve neden -ing'le de kullanılabildiklerini aydınlatır.

used to / be used to karışımı
used to do (eskiden yapardım) ile be used to doing (yapmaya alışkınım) BAMBAŞKA şeylerdir. Birincisinde to mastar işareti, ikincisinde EDAT'tır (o yüzden gerund gelir). Cümlede be fiili (am/is/are/was) varsa → gerund; yoksa → yalın fiil.
Yanlış I enjoy to watch films.
Doğru I enjoy watching films.
Film izlemekten hoşlanırım.
'enjoy' istisnasız gerund alır; to-infinitive asla gelmez.
Yanlış We discussed about leaving early.
Doğru We discussed leaving early.
Erken ayrılmayı tartıştık.
'discuss' edatsız kullanılır ve doğrudan gerund alır; 'about' fazladır (Türkçe '... hakkında' düşüncesi hata üretir).
Yanlış She's good at cook.
Doğru She's good at cooking.
Yemek yapmada iyidir.
Edattan (at) sonra fiil daima -ing biçimindedir; yalın fiil olmaz.
Yanlış He avoided to answer.
Doğru He avoided answering.
Cevaplamaktan kaçındı.
'avoid' gerund alan bir fiildir; to-infinitive yanlıştır.
Yanlış I look forward to hear from you.
Doğru I look forward to hearing from you.
Sizden haber almayı dört gözle bekliyorum.
'look forward to' kalıbındaki 'to' bir edattır → gerund gelir. Resmi e-postalarda en sık görülen hatadır.
Yanlış They made me to wait.
Doğru They made me wait.
Beni beklettiler.
'make' (ve 'let') YALIN mastar alır; 'to' konulmaz. Ancak edilgende to döner: 'I was made to wait'.
Yanlış I'm thinking to change my job.
Doğru I'm thinking of changing my job.
İşimi değiştirmeyi düşünüyorum.
'think of/about' + gerund kullanılır; 'think to' bu anlamda yanlıştır.
Yanlış She managed finishing on time.
Doğru She managed to finish on time.
Zamanında bitirmeyi başardı.
'manage' to-infinitive alır; gerund yanlıştır.
Yanlış Do you want that I help you?
Doğru Do you want me to help you?
Yardım etmemi ister misin?
İngilizcede 'want' + that-cümlesi yoktur; 'want + nesne + to' kalıbı kullanılır. Türkçe/başka dillerin etkisiyle sık yapılır.
Yanlış I'm used to get up early.
Doğru I'm used to getting up early.
Erken kalkmaya alışkınım.
'be used to' (alışkın olmak) kalıbındaki 'to' edattır → gerund. 'used to get up' ise 'eskiden erken kalkardım' demek olurdu — farklı anlam.
Yanlış It's no use to cry.
Doğru It's no use crying.
Ağlamanın faydası yok.
'it's no use', 'it's worth', 'can't help' kalıpları gerund alır; to-infinitive gelmez.

Bazı fiiller hem gerund hem infinitive alır ama biçim değişince anlam da tamamen değişir. Bu, konunun en kritik ve en çok puan getiren kısmıdır. Genel sezgi: gerund = geriye bakar / gerçek eylem / anı; infinitive = ileriye bakar / niyet / görev.

stop

He stopped smoking two years ago.
İki yıl önce sigarayı bıraktı.
stop + gerund = o eylemi bırakmak.
He stopped to smoke a cigarette.
Sigara içmek için durdu.
stop + to = başka bir eylem için durmak (amaç).

remember / forget

Remember to call your mother.
Anneni aramayı unutma.
remember + to = ileriye dönük görev (henüz yapılmadı).
I remember calling her last night.
Onu dün gece aradığımı hatırlıyorum.
remember + gerund = geçmişteki bir anı (yapıldı).
I forgot to lock the door.
Kapıyı kilitlemeyi unuttum (kilitlemedim).
forget + to = yapılması gerekeni yapmamak.
I'll never forget seeing the Alps.
Alpler'i gördüğümü asla unutmayacağım.
forget + gerund = yaşanmış bir anıyı unutmak.

try

Try to open the window. (çaba göster)
Pencereyi açmaya çalış.
try + to = zor bir şeyi başarmaya çabalamak.
Try opening the window. (deneme olarak yap)
Bir de pencereyi açmayı dene (belki işe yarar).
try + gerund = bir çözüm olarak denemek.

regret

I regret telling you the truth.
Sana gerçeği söylediğime pişmanım.
regret + gerund = yapılmış bir şeyden pişmanlık.
We regret to inform you that...
Üzülerek bildiririz ki...
regret + to = kötü haberi vermenin resmi/nazik kalıbı (haber şimdi veriliyor).

go on / mean / need

She went on talking for an hour. (aynı şeye devam)
Bir saat konuşmaya devam etti.
go on + gerund = aynı eyleme devam.
After the intro, he went on to explain the method. (sonra başka şeye geçti)
Girişten sonra yöntemi açıklamaya geçti.
go on + to = bir sonraki aşamaya geçmek.
This job means working weekends. (sonuç/gerektirme)
Bu iş hafta sonları çalışmayı gerektirir.
mean + gerund = 'anlamına gelmek/gerektirmek'.
I meant to call you, but I forgot. (niyet)
Seni arayacaktım ama unuttum.
mean + to = niyet etmek.
The car needs washing. / needs to be washed.
Arabanın yıkanması gerek.
need + gerund = edilgen anlam; need + to = etken görev.
Akılda Tutma: Yön oku
Bu fiillerde biçime karar verirken bir yön oku çizin. to → ileri (gelecekteki görev/niyet/amaç). -ing ← geri (yaşanmış anı, süregelen gerçek eylem). 'remember TO do' = önünde duran görev; 'remember doING' = arkanda kalan anı. Bu tek görsel, stop/remember/forget/try/regret'ın hepsini çözer.
A:Do you fancy grabbing a coffee later?
B:I'd love to, but I need to finish this report first.
A:No worries. It's not worth stressing about — take your time.
B:Thanks. I keep putting it off, so I'd better get it done.
A:Fair enough. Text me when you're free to head out.
A: Sonra bir kahve içmeye var mısın? B: Çok isterim ama önce şu raporu bitirmem lazım. A: Sorun değil. Bunun için strese girmeye değmez — acele etme. B: Sağ ol. Sürekli erteleyip duruyorum, o yüzden bitirsem iyi olacak. A: Anlarım. Çıkmaya müsait olunca bana mesaj at.
fancy + gerund (grabbing), need + to (to finish), worth + gerund (stressing), keep + gerund (putting off), 'be free to' + to-infinitive. Günlük İngiliz İngilizcesi kalıpları yoğun.
I feel like staying in tonight.
Bu akşam evde kalasım var.
feel like + gerund = 'canım ... istiyor' (günlük).
It's no use arguing with him.
Onunla tartışmanın faydası yok.
it's no use + gerund; konuşma dili kalıbı.
I can't help laughing when he does that.
O bunu yapınca gülmekten kendimi alamıyorum.
can't help + gerund = 'kendini alamamak'.
Let's go out to get some fresh air.
Biraz temiz hava almak için dışarı çıkalım.
Amaç + to-infinitive; 'let's' + yalın fiil (go).

Akademik yazıda gerund, bir süreci ya da kavramı isimleştirmenin ekonomik yoludur ve özne konumunda sıkça görülür: Analysing the data revealed a clear trend. To-infinitive ise amaç ve iddia bildirir: This study aims to examine... Resmî amaç bağlaçları in order to / so as to tercih edilir; because of + gerund neden bildirir. Ayrıca edilgen mastar (to be considered, to be analysed) nesnel bir ton yaratır.

The paper aims to demonstrate the link between diet and sleep.
Makale, beslenme ile uyku arasındaki bağı göstermeyi amaçlar.
aim + to; akademik amaç cümlesi.
Reducing carbon emissions requires coordinated policy.
Karbon emisyonlarını azaltmak, eşgüdümlü politika gerektirir.
Gerund özne; soyut süreç isimleştirmesi.
Participants were asked to complete a questionnaire.
Katılımcılardan bir anket doldurmaları istendi.
ask + nesne + to (edilgende: were asked to).
The results are worth considering in future research.
Sonuçlar, gelecekteki araştırmalarda değerlendirilmeye değer.
worth + gerund; resmi ama yaygın.
Effective academic writing depends on choosing the right verb pattern. When a writer wants to nominalise a process, using a gerund is often the most economical option: 'Measuring the effect proved difficult' is tighter than a full clause. To-infinitives, by contrast, are indispensable for stating aims and intentions, which is why research abstracts so frequently begin with 'This paper seeks to...' or 'We aim to...'. Prepositional patterns matter too, because losing a preposition changes the grammar entirely; a careful writer distinguishes 'succeed in explaining' from the incorrect 'succeed to explain'. Finally, meaning-changing verbs demand precision: to 'go on to argue' signals a new stage in the argument, whereas to 'go on arguing' would imply mere repetition. Mastering these distinctions allows a writer to control both rhythm and meaning with confidence.
Etkili akademik yazı, doğru fiil kalıbını seçmeye dayanır. Bir yazar bir süreci isimleştirmek istediğinde gerund çoğu zaman en ekonomik seçenektir: 'Etkiyi ölçmek zor oldu' tam bir yan cümleden daha derli topludur. Buna karşılık to-mastarları, amaç ve niyet bildirmek için vazgeçilmezdir; bu yüzden araştırma özetleri sıklıkla 'Bu makale ... amaçlar' diye başlar. Edat kalıpları da önemlidir, çünkü bir edatı düşürmek dilbilgisini tümden değiştirir; dikkatli bir yazar 'succeed in explaining' ile yanlış olan 'succeed to explain' arasını ayırır. Son olarak, anlam değiştiren fiiller kesinlik ister: 'go on to argue' savdaki yeni bir aşamayı bildirir, 'go on arguing' ise yalnızca tekrarı ima ederdi. Bu ayrımlara hâkim olmak, yazarın hem ritmi hem anlamı güvenle denetlemesini sağlar.
Analiz:
  • 'choosing' — edat benzeri 'on' değil, 'depends on' + gerund kalıbı.
  • 'using a gerund is' — gerund öbeği özne konumunda.
  • 'seeks to / aim to' — akademik amaç bildiren to-infinitive.
  • 'succeed in explaining' — edat (in) + gerund; 'succeed to' yanlış.
  • 'go on to argue' vs 'go on arguing' — anlam değiştiren fiil örneği.
  • 'Mastering these distinctions allows...' — gerund özne + allow kalıbı.
When Deniz decided to learn the guitar, she had no idea how much patience it would take. At first she enjoyed practising for hours, and she loved imagining herself playing on a stage one day. But she soon found herself struggling to play even simple chords, and she began to consider giving up. Her teacher advised her to slow down and suggested breaking each song into smaller parts. "Stop trying to rush," he said. "Try practising one bar at a time, and don't be afraid of making mistakes." Deniz agreed to follow his advice, though she couldn't help feeling frustrated. Some evenings she felt like giving up completely and considered selling the instrument. She remembered buying the guitar full of excitement, and now she regretted spending so much money on something so difficult. But she refused to quit. She kept reminding herself that learning any skill means making mistakes, and that avoiding practice would only delay progress. Instead of comparing herself to others, she focused on improving a little each day. She got used to practising every morning before work, and she gradually stopped worrying about being perfect. She even started to enjoy recording herself in order to track her progress. Months later, after countless hours of repeating the same exercises, she finally managed to play her first full song without stopping. She will never forget performing it for her family, who couldn't stop clapping and kept asking her to play it again. Looking back, Deniz was glad she had chosen to keep going instead of quitting. The hardest part, she realised, was not learning to play the notes but learning to be patient with herself. She now recommends taking things slowly to anyone hoping to master a new skill. She often tells her friends to avoid rushing and to enjoy the process instead of expecting instant results. Whenever someone mentions wanting to quit, she reminds them that continuing to practise, even for a few minutes, is far better than doing nothing at all, and that it is always worth trying one more time before giving up.
Deniz gitar öğrenmeye karar verdiğinde bunun ne kadar sabır gerektireceğini hiç bilmiyordu. Başta saatlerce çalışmaktan hoşlanıyordu ve bir gün kendini sahnede çalarken hayal etmeye bayılıyordu. Ama kısa sürede basit akorları bile çalmakta zorlandığını fark etti ve pes etmeyi düşünmeye başladı. Öğretmeni ona yavaşlamasını tavsiye etti ve her şarkıyı küçük parçalara bölmesini önerdi. 'Acele etmeye çalışmayı bırak,' dedi. 'Bir ölçüyü bir seferde çalmayı dene ve hata yapmaktan korkma.' Deniz öğütlerine uymayı kabul etti, ama sinirlenmekten kendini alamıyordu. Bazı akşamlar her şeyi tümüyle bırakası geliyor ve enstrümanı satmayı düşünüyordu. Gitarı heyecanla aldığını hatırlıyordu ve şimdi bu kadar zor bir şeye bu kadar para harcadığına pişmandı. Ama pes etmeyi reddetti. Herhangi bir beceriyi öğrenmenin hata yapmak demek olduğunu ve çalışmaktan kaçınmanın ilerlemeyi yalnızca geciktireceğini kendine hatırlatıp durdu. Kendini başkalarıyla kıyaslamak yerine her gün biraz ilerlemeye odaklandı. İşten önce her sabah çalışmaya alıştı ve yavaş yavaş kusursuz olmayı dert etmeyi bıraktı. İlerlemesini takip etmek için kendini kaydetmekten bile keyif almaya başladı. Aylar sonra, aynı egzersizleri sayısız saat tekrarladıktan sonra, sonunda ilk tam şarkısını hiç durmadan çalmayı başardı. Onu ailesine çaldığı anı asla unutmayacak; ailesi alkışlamaktan kendini alamadı ve tekrar çalmasını isteyip durdu. Geriye baktığında Deniz, bırakmak yerine devam etmeyi seçmiş olduğuna sevindi. En zor kısmın, notaları çalmayı öğrenmek değil, kendine sabırlı olmayı öğrenmek olduğunu anladı. Artık yeni bir beceride ustalaşmayı uman herkese, işleri yavaş yavaş almayı öneriyor. Sık sık arkadaşlarına acele etmekten kaçınmalarını ve anında sonuç beklemek yerine sürecin tadını çıkarmalarını söylüyor. Ne zaman biri bırakmak istediğinden söz etse, birkaç dakika bile olsa çalışmaya devam etmenin hiçbir şey yapmamaktan çok daha iyi olduğunu ve pes etmeden önce bir kez daha denemeye her zaman değeceğini onlara hatırlatıyor.
Analiz:
  • 'decided to learn' — decide + to; 'enjoyed practising' — enjoy + gerund. Aynı cümle grubunda iki farklı kalıp.
  • 'struggling to play' — struggle + to; 'suggested breaking' — suggest + gerund (asla 'suggested to break' değil).
  • 'Stop trying to rush' vs 'Try practising' — anlam değiştiren stop/try'ın birlikte kullanımı.
  • 'couldn't help feeling', 'felt like giving up', 'kept reminding' — hepsi gerund alan konuşma kalıpları.
  • 'remembered buying' (geçmiş anı) — gerund; 'regretted spending' — gerund (pişmanlık). Yön oku: geriye bakış.
  • 'refused to quit', 'managed to play' — to-infinitive; 'got used to practising' — 'to' EDAT → gerund.
  • 'stopped worrying' (bıraktı) vs 'stop to...' farkı; 'will never forget performing' — anı → gerund.
  • 'chosen to keep going', 'learning to be patient' — zincirleme kalıplar; kalıp seçimi her fiilde ayrı.

Temel

I like swimming.
Yüzmeyi severim.
like + gerund; en temel kalıp.
She wants to sleep.
Uyumak istiyor.
want + to.
We finished eating.
Yemeyi bitirdik.
finish + gerund.

Orta

He's thinking about moving abroad.
Yurt dışına taşınmayı düşünüyor.
think about + gerund (edat).
They asked me to wait outside.
Dışarıda beklememi istediler.
ask + nesne + to.
Remember to bring your ID.
Kimliğini getirmeyi unutma.
remember + to = ileriye dönük görev.

İleri

She admitted having misjudged the situation.
Durumu yanlış değerlendirmiş olduğunu itiraf etti.
admit + perfect gerund (having + V3); zamansal öncelik.
The proposal is unlikely to be approved without revision.
Öneri, revizyon olmadan onaylanma ihtimali düşüktür.
unlikely + to be approved (edilgen mastar) + without + gerund.
Rather than criticising, he chose to offer help.
Eleştirmek yerine yardım etmeyi seçti.
rather than + gerund; choose + to. Register: yazılı/resmi.

Aşağıdaki sorular kural değil anlam sınar: iki biçim arasındaki anlam farkını gerçekten kavradınız mı?

Anlam kontrolü Her cümlenin ne demek istediğini kendi cümlenizle açıklayın; sonra cevabı görün.
  1. 'He stopped to check his phone.' — Telefonuna bakmayı bıraktı mı, yoksa bakmak için mi durdu?
  2. 'I regret to tell you the news.' — Haber çoktan verildi mi, şimdi mi veriliyor?
  3. 'She's used to getting up at 5.' — Eskiden mi 5'te kalkardı, yoksa 5'te kalkmaya alışkın mı?
  4. 'The report needs revising.' — Kim revize edecek belli mi, anlam etken mi edilgen mi?
  5. 'Try adding more salt.' — Zorlu bir çaba mı isteniyor, yoksa bir çözüm mü öneriliyor?
Boşluk doldurma Parantezdeki fiili gerund (-ing) ya da to-infinitive biçimine sokun.
  1. She avoided ______ (answer) the question.
  2. They decided ______ (leave) early.
  3. I'm looking forward to ______ (meet) you.
  4. He made me ______ (wait) for an hour.
  5. We can't afford ______ (buy) a new car.
  6. Do you mind ______ (open) the window?
  7. I went to the shop ______ (get) some bread.
  8. She's good at ______ (draw).
Hata düzeltme Her cümlede bir hata var; doğru biçimini yazın.
  1. I enjoy to cook.
  2. She suggested to go home.
  3. We discussed about the plan.
  4. He wants that I help him.
  5. I'm used to get up early.
  6. They let me to go.
Çeviri (Türkçe → İngilizce) Doğal İngilizceye çevirin; kalıp seçimine dikkat.
  1. Erken kalkmaya alışkınım.
  2. Sana yardım etmeyi öneriyorum.
  3. Kapıyı kilitlemeyi unutma.
  4. Sigara içmek için durdu.
  5. Onunla tartışmanın faydası yok.
Sıralama (kelimeleri dizin) Verilen kelimelerle doğru cümleyi kurun.
  1. forward / seeing / to / look / I / you
  2. to / decided / not / she / go
  3. worth / it's / trying
  4. me / to / advised / rest / the doctor
  1. I really enjoy ______ to music before bed.
  2. They decided ______ the meeting until Friday.
  3. I'm looking forward to ______ from you soon.
  4. My parents made me ______ my homework before dinner.
  5. She's very good ______ solving puzzles.
  6. Remember ______ the lights when you leave.
  7. I don't remember ______ him before; his face is new to me.
  8. It's no use ______ about the weather; we can't change it.
  9. He managed ______ the problem on his own.
  10. After ______ dinner, we watched a film.
  11. The car is dirty; it needs ______.
  12. She stopped ______ a break because she was exhausted.

Görev: 'Yeni bir alışkanlık edinmek' hakkında 8-10 cümlelik kısa bir paragraf yazın. Amaç, bu konudaki farklı kalıpları bilinçli kullanmaktır.

  • En az 3 gerund alan fiil kullanın (enjoy, avoid, keep, finish, suggest...).
  • En az 3 to-infinitive alan fiil kullanın (decide, want, hope, manage, learn...).
  • En az 1 'edat + gerund' kalıbı kullanın (good at, think about, instead of...).
  • En az 1 anlam değiştiren fiil kullanın (stop / remember / try) ve doğru anlamı verin.
  • 1 amaç cümlesi kurun ('... to ...' = '...mek için').
Örnek cevap
Last month I decided to start running. At first I kept making excuses and I couldn't help feeling lazy, so I avoided going out in the cold. Then I remembered to set a small goal: just ten minutes a day. I'm quite good at sticking to routines once I begin, so I managed to run every morning before work. I stopped worrying about my speed and focused on being consistent. Now I actually enjoy running, and I go out early just to clear my head. I hope to run a 5K by summer. — Bu paragraf gerund (making, feeling, going, sticking, worrying, being, running), to-infinitive (to start, to set, to run, to clear, to run), edat+gerund (good at sticking), anlam değiştiren fiil (remembered to set = görev; stopped worrying = bıraktı) ve amaç (just to clear my head) kalıplarını dengeli biçimde kullanır.
Nereden başlamalı, nasıl ilerlemeli
Konuya kural listesi ezberletmeden girin. Önce 5-6 çok yaygın fiili iki gruba ayırın (enjoy/avoid/finish vs want/decide/hope) ve öğrencilere 'hangi grup gelecekteki niyet, hangisi süregelen gerçek eylem taşıyor' diye sordurun. Anlam sezgisi kurulunca liste kendiliğinden mantıklı gelir. Edat + gerund kuralını erken verin çünkü istisnasızdır ve öğrenciye hemen kazanç sağlar. Anlam değiştiren fiilleri (stop/remember/forget/try) en sona bırakın; onları 'yön oku' (to=ileri, -ing=geri) görseliyle tek seferde öğretin.

Kavram kontrolü (CCQ) örnekleri: 'He stopped to smoke.' → 'Did he stop smoking? (Hayır) Why did he stop? (To smoke)'. 'I remember locking the door.' → 'Did I lock it? (Yes) When? (In the past)'. Bu tür evet/hayır soruları, öğrencinin biçimi değil anlamı kavradığını doğrular.

Etkinlik önerisi: 'İki kart oyunu'. Bir yığında fiiller (stop, try, remember...), diğerinde bağlamlar. Öğrenci fiili çeker, hem gerund hem infinitive versiyonuyla iki farklı cümle üretir ve anlam farkını açıklar. Sınıfça 'yön oku'nu çizerler. Alternatif: kişiselleştirme — 'Name something you: enjoy doing / want to do / are good at doing / stopped doing / forgot to do.' Bu, kalıbı gerçek yaşamla bağlar ve akılda kalıcılığı artırır.

En sık düzeltilecek hata
Türk öğrencilerde bir numaralı hata, edat kalıplarında (look forward to, be used to, interested in) yalın mastar/to kullanmaktır. 'to'yu görünce refleksle mastar sanıyorlar. 'to'dan sonra bir isim koyabiliyorsak o 'to' edattır (look forward to the weekend) → gerund gelir; bu testi sınıfça ezberletin.
  • İkinci fiilin biçimini birinci fiil belirler: gerund (-ing), to-infinitive ya da yalın mastar.
  • Gerund alan çekirdek fiiller: enjoy, avoid, finish, mind, suggest, deny, admit, consider, keep, miss, risk.
  • To-infinitive alan çekirdek fiiller: want, decide, hope, plan, promise, refuse, agree, manage, learn, afford.
  • Edattan sonra DAİMA gerund: good at cooking, without saying, look forward to seeing (to = edat!).
  • Fiil + nesne + to: want/ask/tell/advise + someone + to do (başkasının eylemi).
  • make / let / modal / algı fiilleri (see, hear) → yalın (bare) mastar; edilgende 'make' to döner.
  • Amaç ('...mek için') → to-infinitive; resmi biçimi in order to / so as to.
  • Anlam değiştirenler: stop, remember, forget, try, regret, go on, mean, need. Yön oku: to = ileri (görev/niyet/amaç), -ing = geri (anı/gerçek eylem).
  • Türkçe tek mastar (-mek) İngilizce biçimi belirlemez; kalıbı İngilizce fiilin huyu belirler.
  • İlişkili konular: Edilgen Çatı (need + gerund = edilgen), Ettirgen Yapı (make/let), Durum Fiilleri (like/love + gerund).