Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · Gramer

Zero & First ConditionalKoşul: Type 0 & 1

Türkçedeki "-se/-sa" koşul ekine yakındır; Type 0 genel doğru/bilimsel gerçek, Type 1 ise gerçek ve olası gelecek koşuludur.

İngilizce koşul cümlelerinin ilk iki basamağı: Zero Conditional (Type 0) her zaman doğru olan genel gerçekleri ve bilimsel kuralları anlatır — If you heat ice, it melts. First Conditional (Type 1) ise gerçek, olası ve genellikle gelecekteki bir koşul ile onun sonucunu bağlar — If it rains, we will stay home. Her ikisinde de if cümleciği (koşul) present zamandadır; sonuç Type 0'da yine present, Type 1'de ise will + fiil ya da başka bir gelecek/emir yapısındadır. Bu sayfa iki yapının kuruluşunu, anlam farkını, Türkçe "-se/-sa" ile ilişkisini, if / when / unless / as long as gibi bağlaçları ve Türk öğrencilerin en sık yaptığı hataları derinlemesine işler. Sonraki basamak — hayali/olasılığı düşük koşullar — için bkz. Koşul: Type 2.

A2B1B2C1conditionalsif-clausezero-conditionalfirst-conditionalkoşulgelecekifwhenunless~22 dk
A1Henüz erken; önce Geniş Zaman ve will yapılarını sağlamlaştırın, sonra koşula geçin.
A2If + present, present (Type 0) ve If + present, will (Type 1) kalıplarını kurabilir; günlük planlar ve genel gerçekler için kullanabilirsiniz.
B1if / when / unless farkını ayırt eder; koşul cümleciğinin başta veya sonda olabileceğini ve virgül kuralını bilir.
B2as long as, provided that, in case, imperative sonuçları ve modal sonuçları (may/might/can/should) doğru kullanır; nüansları fark eder.
C1Register farklarını, unless'in sınırlarını, 'if...will' istisnalarını (rica/ısrar) ve Type 0/1 ile Type 2 arasındaki anlam kaymasını incelikle yönetir.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Genel gerçek / kural (Type 0)If/When + present simple, present simpleIf you mix blue and yellow, you get green.
Maviyle sarıyı karıştırırsan yeşil elde edersin.
if ≈ when; her zaman doğru olan sonuç.
Gerçek, olası gelecek koşulu (Type 1)If + present simple, will + base verbIf it rains tomorrow, we will cancel the picnic.
Yarın yağmur yağarsa pikniği iptal edeceğiz.
if cümleciğinde WILL yok; sonuçta var.
Olumsuz koşul (unless)Unless + present ( = if...not )You will fail unless you study.
Çalışmazsan kalırsın.
unless = if...not; kendi içinde olumsuz.
Emir/öneri sonucuIf + present, imperativeIf you see John, tell him to call me.
John'u görürsen ona beni aramasını söyle.
Sonuç will yerine emir kipi olabilir.
Olasılığa göre sonuç (modal)If + present, may/might/can/shouldIf you leave now, you might catch the bus.
Şimdi çıkarsan otobüsü yakalayabilirsin.
will yerine modal = kesinlik derecesi düşer.

Koşul cümleleri (conditionals), bir şartı ve o şart gerçekleşirse ortaya çıkacak sonucu tek bir cümlede birleştirir. Türkçede bunu "-se/-sa" ekiyle yaparız: "Yağmur yağarsa evde kalırız." İngilizce aynı işi if (eğer) bağlacıyla görür. Bu sayfada koşulun en gerçekçi iki basamağını öğreneceksiniz: her zaman doğru olan gerçekler (Zero Conditional) ve gelecekte gerçekleşme ihtimali yüksek durumlar (First Conditional).

Neden var? Çünkü hayat sürekli "eğer... o zaman..." mantığıyla işler. Bir kuralı anlatırken ("Suyu 100 derecede kaynatırsan buhar olur"), bir planı kurarken ("Trafiğe takılırsam seni ararım"), bir uyarı verirken ("Acele etmezsek geç kalırız") hep bu yapıyı kullanırız. Koşul cümleleri olmadan gelecekle ilgili plan yapmak, kural açıklamak ve pazarlık etmek neredeyse imkânsızdır.

Türkçedeki benzeri. "-se/-sa" eki İngilizce if'e çok yakındır ve bu iyi bir haber. Ama bir tuzak var: Türkçede sonucu genellikle gelecek zamanla söyleriz ("gelirsen görürsün"), İngilizcede ise koşul cümleciğinde asla will kullanılmaz — will yalnızca sonuç kısmına gelir. Türk öğrencilerin en büyük tuzağı budur ve bu sayfada defalarca üzerine gideceğiz.

Neden zor gelir? Üç sebepten: (1) Türkçe mantığı "if + will" kurmaya iter; (2) if ile when, unless ile if not arasındaki ince farklar karışır; (3) koşul cümleciği başta da sonda da olabilir ve virgül kuralı değişir. Bu üçünü net çözünce koşul cümleleri son derece mantıklı ve kolay hale gelir. Temel taşlar için Geniş Zaman ve Gelecek (will / going to) konularını da yanınızda bulundurun.

  • Koşul cümlesi iki parçadan oluşur: if-clause (koşul) + main clause (sonuç).
  • Zero Conditional (Type 0): If + present, present — her zaman doğru gerçekler. If you heat water, it boils.
  • First Conditional (Type 1): If + present, will + fiil — gelecekte olası koşul. If it rains, we will stay in.
  • ALTIN KURAL: if cümleciğinde will kullanılmaz — sonuç kısmında kullanılır.
  • Koşul cümleciği başta ise arkasından virgül gelir; sonda ise virgül gelmez. If I see her, I'll tell her. / I'll tell her if I see her.
  • Type 0'da if çoğu zaman when ile değiştirilebilir; Type 1'de değiştirilemez (anlam kayar).
  • unless = if...not (eğer...mazsa). Unless you hurry, you'll be late.
  • Sonuç kısmı will yerine emir (imperative) ya da modal (may/might/can/should) olabilir.
  • Type 0/1 gerçek ve olası koşuldur; hayali/imkânsız koşullar Type 2'ye geçer — bkz. Koşul: Type 2.
Conditional sentenceKoşul cümlesi
Bir şartı ve onun sonucunu bağlayan cümle.
If you press this button, the machine starts. Bu düğmeye basarsan makine çalışır.
If-clause (condition)Koşul cümleciği / şart
"if" ile başlayan, şartı belirten kısım. Fiili PRESENT'tir.
If it snows tonight... Bu gece kar yağarsa...
Main clause (result)Ana cümle / sonuç
Şart gerçekleşirse ne olacağını söyleyen kısım.
...we will build a snowman. ...bir kardan adam yapacağız.
Zero Conditional (Type 0)Sıfır koşul
Her zaman geçerli genel gerçek/kural. İki taraf da present.
If you don't water plants, they die. Bitkileri sulamazsan ölürler.
First Conditional (Type 1)Birinci koşul
Gerçek, olası, çoğunlukla gelecek koşulu. if=present, sonuç=will.
If I finish early, I will call you. Erken bitirirsem seni ararım.
Unless-mazsa / -mezse (eğer...değilse)
"if...not" anlamı taşıyan olumsuz bağlaç.
Unless you leave now, you'll miss the train. Şimdi çıkmazsan treni kaçırırsın.
Real / open conditionGerçek / açık koşul
Gerçekleşmesi mümkün, kapıyı açık bırakan koşul (Type 0 ve 1).
If prices fall, we will buy. Fiyatlar düşerse alacağız.

Zero Conditional (Type 0) — Olumlu

Formül: If / When + özne + present simple, özne + present simple. İki taraf da geniş zaman çünkü sonuç "her zaman" doğrudur; belirli bir gelecek anına değil, genel bir kurala işaret eder.

If you touch fire, it burns you.
Ateşe dokunursan seni yakar.
touch (present) + burns (present) = değişmez gerçek.
When the sun sets, it gets dark.
Güneş batınca hava kararır.
Type 0'da if yerine when doğal durur çünkü kesin/tekrar eden olay.
Water boils if you heat it to 100 degrees.
Suyu 100 dereceye ısıtırsan kaynar.
Koşul cümleciği sonda; virgül yok.
If my phone battery dies, it shuts down automatically.
Telefonumun bataryası biterse otomatik kapanır.
Günlük teknik gerçek; her seferinde aynı sonuç.

Zero Conditional — Olumsuz ve Soru

If you don't sleep enough, you feel tired.
Yeterince uyumazsan yorgun hissedersin.
Olumsuz koşul: don't + fiil.
Plants don't grow if they don't get sunlight.
Bitkiler güneş ışığı almazsa büyümez.
Her iki taraf da olumsuz olabilir.
What happens if you press this key?
Bu tuşa basarsan ne olur?
Type 0 soru: genel işleyiş sorulur.

First Conditional (Type 1) — Olumlu

Formül: If + özne + present simple, özne + will + fiilin yalın hâli. Koşul cümleciği present'tir ama anlamı geleceğe bakar; sonuç will ile geleceği gösterir. will yerine be going to, can, may/might veya emir de gelebilir.

If it rains this afternoon, we will stay at home.
Bu öğleden sonra yağmur yağarsa evde kalacağız.
rains (present) + will stay (gelecek). if tarafında will YOK.
If you help me now, I'll help you tomorrow.
Şimdi bana yardım edersen yarın ben sana yardım ederim.
I'll = I will; günlük konuşmada kısaltma normaldir.
We'll miss the flight if we don't leave soon.
Yakında çıkmazsak uçağı kaçıracağız.
Koşul sonda, olumsuz; virgül yok.
If the meeting finishes early, I'm going to visit my parents.
Toplantı erken biterse annemlere uğrayacağım.
Sonuçta will yerine be going to (planlı gelecek).

First Conditional — Olumsuz ve Soru

If you don't hurry, you won't catch the bus.
Acele etmezsen otobüsü yakalayamazsın.
İki taraf da olumsuz: don't ... won't.
Will you call me if you need anything?
Bir şeye ihtiyacın olursa beni arar mısın?
Soru: sonuç öne alınır (Will you...?), if tarafı present kalır.
What will you do if they say no?
Hayır derlerse ne yapacaksın?
Wh- soru; if-clause sonda ve present.
Yanlış If it will rain tomorrow, we will stay home.
Doğru If it rains tomorrow, we will stay home.
Yarın yağmur yağarsa evde kalacağız.
if cümleciğinde WILL kullanılmaz. Geleceği present simple (rains) ifade eder; will yalnızca sonuç kısmına gelir. Türkçe "yağacaksa" mantığı buraya taşınmamalı.
Yanlış If you will heat ice, it melts.
Doğru If you heat ice, it melts.
Buzu ısıtırsan erir.
Type 0 genel gerçektir; iki taraf da present simple olur, will hiç girmez.
Kısa cevaplar ve olası sonuç türleri (Type 1)
Sonuç türüÖrnekAnlam / kesinlik
willIf you ask, he will help.Yüksek kesinlik / tahmin
be going toIf it's sunny, we are going to swim.Önceden yapılmış plan
canIf you finish, you can leave.İzin / imkân
may / mightIf you rush, you might make mistakes.Düşük ihtimal
shouldIf you feel ill, you should rest.Öneri / tavsiye
imperativeIf you see her, say hello.Emir / rica
Akılda Tutma: 'if + will yasak' kuralı
Kafiyeli kısayol: "if"ten sonra "will" yok, sonuçta serbest kal." if / when / unless / as long as gibi koşul-zaman bağlaçlarından sonra fiil present kalır. Parmak kuralı: cümleye baktığında if kelimesinin hemen komşusu olarak will görüyorsan %99 hatadır (rica istisnası hariç).
Akılda Tutma: 'ALWAYS mı, THIS TIME mı?'
Type 0 ile Type 1'i tek soruyla ayır: "Her zaman mı doğru (ALWAYS), yoksa sadece bu sefer mi (THIS TIME)?" ALWAYS → iki taraf present (Type 0). THIS TIME → present + will (Type 1). Görselleştir: Type 0 bir kanun kitabı (değişmez), Type 1 bir hava durumu tahmini (bu seferlik).
Püf Noktası: unless = if...not
unless gördüğünde zihninde "if...not" diye oku. "Unless you hurry" = "If you don't hurry". Bu yüzden unless'in içine ikinci bir not/don't koymazsın — zaten olumsuzdur. Kısayol: unless = "olmaz-sa"nın "olmaz"ı içeride.
Tips & Tricks: Virgül konum kuralı
Koşul baştaysa virgül var, sondaysa yok. Hatırlama: "If başta, virgül şart." If it rains, I'll stay. (virgül) ↔ I'll stay if it rains. (virgülsüz). Yazılı sınavda bu tek virgül puan kurtarır.
En yaygın tek hata
Türk öğrencilerin bir numaralı hatası: koşul cümleciğine will koymak ("If it will rain..."). Türkçe "yağacaksa/yağarsa" gelecek çağrışımı yaptığı için beyin will'i oraya iter. Bu refleksi kırmak için önce hep şunu de: if → present.

1) Genel gerçekler ve bilimsel kurallar (Type 0)

En temel kullanım: değişmez, her zaman doğru olan olguları anlatmak. Burada koşul "her ne zaman" (whenever) anlamındadır, bu yüzden if ≈ when.

If you divide any number by one, it stays the same.
Herhangi bir sayıyı bire bölersen aynı kalır.
Matematiksel değişmez kural.
Metal expands if you heat it.
Metali ısıtırsan genleşir.
Fizik kuralı; koşul sonda.
If people don't eat, they get hungry.
İnsanlar yemek yemezse acıkır.
İnsan doğasıyla ilgili genel gerçek.

2) Talimatlar, kurallar ve işleyiş (Type 0)

Bir cihazın, sürecin ya da kuralın nasıl işlediğini anlatırken kullanılır. Kullanım kılavuzları, tarifler ve prosedürlerde çok yaygındır.

If the light turns red, the machine stops.
Işık kırmızıya dönerse makine durur.
Cihaz işleyişi; her seferinde aynı.
If a customer complains, we always apologize first.
Bir müşteri şikâyet ederse önce her zaman özür dileriz.
Şirket politikası / rutin kural (always ipucu).
If you don't save the file, you lose your changes.
Dosyayı kaydetmezsen değişikliklerini kaybedersin.
Yazılım işleyişi.

3) Gelecek planları ve olası durumlar (Type 1)

En sık günlük kullanım: gerçekleşme ihtimali yüksek gelecek koşulları. Planlar, hava durumu, kararlar burada yaşar.

If I get the job, I'll move to Istanbul.
İşi alırsam İstanbul'a taşınacağım.
Gerçekçi gelecek planı.
If the weather is nice tomorrow, we'll go hiking.
Yarın hava güzel olursa yürüyüşe gideceğiz.
Hava koşuluna bağlı plan.
If you send the report tonight, the client will be happy.
Raporu bu gece gönderirsen müşteri memnun olur.
İş bağlamı; sonuç tahmini.

4) Uyarılar, tehditler ve sonuç bildirimi (Type 1)

If you touch my phone again, I'll be angry.
Telefonuma bir daha dokunursan kızarım.
Uyarı; sonuç kesin gibi sunulur.
You'll get sick if you go out without a coat.
Montsuz çıkarsan hasta olursun.
Sağlık uyarısı; koşul sonda.
If we don't cut costs, the company will lose money.
Maliyetleri kısmazsak şirket para kaybedecek.
İş uyarısı.

5) Pazarlık, teklif ve söz verme (Type 1)

If you buy two, I'll give you a discount.
İki tane alırsan indirim yaparım.
Alışveriş pazarlığı.
If you lend me your car, I'll fill the tank.
Arabanı ödünç verirsen depoyu doldururum.
Karşılıklı teklif.
I'll finish the project on time if you give me two more people.
Bana iki kişi daha verirsen projeyi zamanında bitiririm.
İş pazarlığı.

Koşul cümlelerini tetikleyen bağlaçlar vardır. Bunlar sadece if değildir; anlamı ince biçimde değiştiren bir bağlaç ailesi kullanırız.

Koşul bağlaçları ve anlamları
BağlaçAnlamıÖrnekNot
ifeğerIf you call, I'll answer.En genel koşul bağlacı.
when-dığında / her ne zamanWhen it rains, the roof leaks.Type 0'da if yerine geçer; kesinlik/tekrar vurgular.
unless-mazsa (if...not)Unless you ask, they won't tell.Kendisi olumsuzdur; içinde ayrıca 'not' kullanma.
as long as / so long as-dığı sürece / şartıylaYou can stay as long as you're quiet.Şart koşma / sınır belirtme.
provided (that) / providing-dığı takdirde (resmî)I'll sign, provided that the terms are fair.Resmî; sözleşme dilinde sık.
in caseihtimaline karşı (önlem)Take an umbrella in case it rains.Koşul değil önlem; sonucu 'will' değildir.
even if-se bileI'll go even if it snows.Koşul gerçekleşse de sonuç değişmez.
İpucu kelimeleri garanti değildir
Bir cümlede if görmeniz onu otomatik olarak Type 1 yapmaz. if you heat ice, it melts Type 0'dır (genel gerçek); if it rains tomorrow, we'll stay Type 1'dir (tek seferlik gelecek). Karar bağlaca değil, anlama ve sonuç zamanına bağlıdır: sonuç her zaman doğruysa Type 0, gelecekteki tek bir duruma bakıyorsa Type 1.
in case ≠ if
in case bir koşul değil, önlem bildirir. "Take cash in case the card doesn't work" = kart çalışmayabilir ihtimaline karşı nakit al (önce al, belki lazım olur). "Take cash if the card doesn't work" ise = kart çalışmazsa (o an) nakit al. Türk öğrenciler bu ikisini sık karıştırır.

Kesinlik derecesi sonuçtaki fiile bağlıdır. Type 1'de will yüksek kesinlik verir; may/might ise ihtimali düşürür. "If you run, you will catch it" (eminim yakalarsın) ile "If you run, you might catch it" (belki yakalarsın) arasında büyük anlam farkı vardır. Konuşmacı ne kadar emin olduğunu buradan ayarlar.

If you take this medicine, you will feel better. (kesin)
Bu ilacı alırsan iyileşeceksin.
will = doktorun güveni yüksek.
If you take this medicine, you might feel better. (belirsiz)
Bu ilacı alırsan iyileşebilirsin.
might = garanti değil, ihtimal.

if ile when arasındaki bakış açısı. if koşulun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olduğunu, when ise kesinlikle gerçekleşeceğini (sadece zamanı belirsiz) ima eder. "If I see her" = onu görmem belirsiz; "When I see her" = onu göreceğim kesin, sadece ne zaman belli değil.

If I finish work early, I'll cook dinner.
İşi erken bitirirsem akşam yemeği yaparım.
Erken bitirmek belirsiz — if doğru.
When I finish work today, I'll cook dinner.
Bugün işi bitirince akşam yemeği yaparım.
Bitireceği kesin — when doğru.

Nezaket ve rica. Bir istisna olarak, kibar rica ve ısrarda if cümleciğinde will/would kullanılabilir. Burada 'will' gelecek değil, isteklilik/rıza anlamı taşır: "If you will wait a moment, I'll check." (Bir dakika bekleme nezaketini gösterirseniz...) Bu ileri düzey bir kullanımdır; istisnalar bölümünde açıyoruz.

Türkçe koşulu -se/-sa ekiyle kurar ve genellikle sonucu gelecek/geniş zamanla söyler: "Yağmur yağarsa evde kalırız." Bu yapı İngilizce Type 1'e çok benzer AMA kritik bir fark vardır: Türkçe koşul fiili ("yağarsa") gelecek anlamı taşırken bile, İngilizcede koşul kısmı present simple kalır ve will almaz.

  • Türkçe "gelirsen" → İngilizce "if you come" (❌ if you will come değil).
  • Türkçe sonucu "-ır/-ecek" ile söyleriz; İngilizce sonuç will ister (Type 1) ya da present kalır (Type 0).
  • Türkçede virgül zorunlu değildir; İngilizcede koşul BAŞTAysa virgül gelir.
  • Türkçe "-mazsa" tek kelimeyle olumsuzdur; İngilizcede bunun karşılığı unless veya if...not.
Yanlış If you will help me, I will finish faster.
Doğru If you help me, I will finish faster.
Bana yardım edersen daha hızlı bitiririm.
Türkçe "yardım edersen" gelecek çağrışımı yapsa da İngilizce if-clause present'tir. "if you will help" gramer hatasıdır (rica anlamı hariç).
Yanlış When it will rain, we will stay home.
Doğru If it rains, we will stay home.
Yağmur yağarsa evde kalırız.
İki hata: (1) when değil if (yağması belirsiz); (2) koşul kısmında will olmaz. Türkçe "yağınca/yağarsa" ikisini de when sanmaya iter.
Yanlış If you don't will study, you will fail.
Doğru Unless you study, you will fail. / If you don't study, you will fail.
Çalışmazsan kalırsın.
Olumsuz koşulda da will girmez; ayrıca 'don't will' dilbilgisel olarak imkânsızdır. Doğal seçenek unless'tir.
Type 0 / Type 1 / Type 2 farkı
YapıGerçeklikFormülÖrnek
Zero (Type 0)Her zaman doğru gerçekif + present, presentIf you drop it, it breaks.
First (Type 1)Gerçek, olası gelecekif + present, will + fiilIf it breaks, I'll fix it.
Second (Type 2)Hayali / olası değilif + past, would + fiilIf I had time, I would help. → Koşul: Type 2
Sık karışan bağlaçlar
YapıAnlamÖrnek
ifeğer (belirsiz)If she comes, we'll start.
when-dığında (kesin/tekrar)When she comes, we always start.
unless-mazsaUnless she comes, we won't start.
in caseihtimaline karşı (önlem)We'll wait in case she comes.
Type 1 mi Type 2 mi?
Aynı durum, konuşmacının onu ne kadar gerçekçi gördüğüne göre Type 1 ya da Type 2 olur. "If I win the lottery, I will buy a house" (piyango oynayan biri, gerçek ihtimal). "If I won the lottery, I would buy a house" (hayal kuran biri, uzak ihtimal). Fiil zamanı değişince gerçeklik algısı değişir. Hayali koşulun tüm ayrıntısı için Koşul: Type 2.
Yanlış If it will be sunny, we will go to the beach.
Doğru If it is sunny, we will go to the beach.
Hava güneşli olursa plaja gideceğiz.
if cümleciğinde will yasaktır. Gelecek anlamı present simple (is) ile verilir; will sadece sonuçta (will go) yer alır. Bu, Türk öğrencilerin bir numaralı hatasıdır.
Yanlış If you will need help, call me.
Doğru If you need help, call me.
Yardıma ihtiyacın olursa beni ara.
Yine koşul kısmında will var. Sonuç bir emir (call me) bile olsa if-clause present kalır.
Yanlış Unless you don't hurry, you will be late.
Doğru Unless you hurry, you will be late.
Acele etmezsen geç kalırsın.
unless zaten 'if...not' demektir; içine ikinci bir olumsuz (don't) koymak çift olumsuz yapar ve anlamı tersine çevirir. unless + olumlu fiil kullanılır.
Yanlış If I will see him, I tell him.
Doğru If I see him, I'll tell him.
Onu görürsem söylerim.
İki hata: koşulda will olmaz (see), sonuçta ise gelecek gerektiğinden will gerekir (I'll tell). Öğrenci will'i yanlış tarafa koymuş.
Yanlış When you will finish, let me know.
Doğru When you finish, let me know.
Bitirince bana haber ver.
when de tıpkı if gibi geleceğe baksa da kendinden sonra will almaz; zaman ve koşul bağlaçlarından sonra present simple gelir.
Yanlış If you heat water, it will boil at 100 degrees.
Doğru If you heat water, it boils at 100 degrees.
Suyu ısıtırsan 100 derecede kaynar.
Bu her zaman doğru bir gerçektir (Type 0), tek seferlik gelecek değil. Genel gerçekte sonuç present simple olmalı; will burada anlamı yanlışlıkla 'bu sefer' gibi daraltır.
Yanlış If it doesn't rains, we will play outside.
Doğru If it doesn't rain, we will play outside.
Yağmur yağmazsa dışarıda oynarız.
Olumsuz present simple'da yardımcı fiil (doesn't) zaten çekimi taşır; ana fiil yalın kalır: doesn't rain, doesn't rains değil.
Yanlış If you will not study, you fail.
Doğru If you don't study, you will fail.
Çalışmazsan kalırsın.
Koşulda 'will not' yanlış; olumsuz koşul don't/doesn't ile kurulur. Sonuç ise gelecek olduğundan will fail olmalı — öğrenci ikisini ters yerleştirmiş.
Yanlış If she will be here, tell her the news.
Doğru If she is here, tell her the news.
O buradaysa ona haberi ver.
'to be' fiilinde de kural aynıdır: if-clause'ta 'will be' değil 'is' kullanılır.
Yanlış I will call you if I will arrive late.
Doğru I will call you if I arrive late.
Geç kalırsam seni ararım.
Koşul cümleciği sonda olsa bile içinde will olmaz. Sonuçtaki will (I will call) doğru; koşuldaki will (I will arrive) hatalı.

"if-clause'ta will olmaz" kuralının birkaç meşru istisnası vardır. Bunlar ileri düzeydir; kuralın kendisini bozmaz, ona incelik ekler.

1) Kibar rica / isteklilik (will = rıza). Bu durumda 'will' gelecek değil, karşı tarafın bir şeyi yapmaya razı olması anlamındadır ve çoğunlukla resmî hizmet dilinde görülür.

If you will take a seat, the doctor will see you shortly.
Lütfen oturur musunuz, doktor birazdan sizi görecek.
will = nezaket/rıza; 'oturma nezaketini gösterirseniz' anlamı.
If you would fill in this form, we can proceed.
Bu formu doldurursanız işleme devam edebiliriz.
would daha da kibar; resmî yazışmada yaygın.

2) Israr / sitem (vurgulu will). Vurguyla söylenen 'will', birinin ısrarla yaptığı davranışı ve onun sonucunu eleştirir.

If you WILL eat so fast, of course you'll get a stomachache.
Bu kadar hızlı yemekte ısrar edersen tabii ki miden ağrır.
Vurgulu will = ısrarlı alışkanlık; sitem tonu taşır.

3) Sonuç zaten olmuş / sebep açıklama. Koşulla ilgili bir bilgi gerçekten mevcutsa, if-clause'ta present perfect veya farklı zamanlar görülebilir.

If you haven't finished the report, don't worry — the deadline moved.
Raporu bitirmediysen dert etme — teslim tarihi değişti.
if + present perfect; mevcut duruma dayalı koşul.
İstisnaları erken kullanmayın
Bu 'if + will' kullanımları ileri seviyedir ve yeri gelmeden kullanılırsa hata sanılır. B1-B2'ye kadar güvenli kural nettir: koşul kısmında will yok. İstisnaları tanıyın ama önce ana kuralı otomatikleştirin.
A:Are you coming to the party on Saturday?
B:If I finish my shift on time, I'll be there.
A:And if you don't?
B:Then I'll call you and we can meet on Sunday instead.
A:Okay. Text me when you leave work, just in case.
B:Sure. Unless something urgent comes up, I'll definitely make it.
A: Cumartesi partiye geliyor musun? B: Vardiyamı zamanında bitirirsem orada olurum. A: Ya bitiremezsen? B: O zaman seni ararım, onun yerine pazar buluşabiliriz. A: Tamam. Ne olur ne olmaz, işten çıkınca bana mesaj at. B: Olur. Acil bir şey çıkmazsa kesinlikle gelirim.
Günlük konuşmada I'll kısaltması, unless ve in case doğal biçimde birlikte akar. 'when you leave' — zaman bağlacından sonra present.
If you're free later, give me a ring.
Sonra müsaitsen bana bir telefon aç.
give me a ring = ara (BrE, gündelik).
I'll grab some milk if I pass a shop.
Bir dükkânın önünden geçersem süt alırım.
grab = kapıvermek (gündelik).
If anyone asks, I'm not here!
Kim sorarsa sorsun, ben burada yokum!
Sonuç şimdiki zaman gibi ama gelecek niyet; espri tonu.

Akademik ve resmî yazıda koşul cümleleri, hipotez kurma, şart belirtme ve sonuç öngörme için vazgeçilmezdir. Burada gündelik if yerine daha resmî bağlaçlar tercih edilir: provided that, on condition that, should (devrik). Sözleşme, rapor ve bilimsel metinlerde bu register hâkimdir.

Provided that the sample size is large enough, the results will be reliable.
Örneklem büyüklüğü yeterince fazla olduğu takdirde sonuçlar güvenilir olacaktır.
provided that = resmî 'if'; akademik metin.
Should any discrepancy arise, the committee will review the case.
Herhangi bir tutarsızlık ortaya çıkarsa komite durumu inceleyecektir.
'Should + özne' = if'siz devrik resmî koşul (= If any discrepancy arises).
If the temperature exceeds 40°C, the enzyme denatures.
Sıcaklık 40°C'yi aşarsa enzim denatüre olur.
Bilimsel Type 0; süreç tarifi.
Effective public policy often rests on conditional reasoning. If a government subsidizes renewable energy, private investment in the sector usually increases. This is a general tendency observed across many economies, so the present simple is appropriate in both clauses. However, when analysts forecast a specific outcome, they shift to the first conditional: if the new tax comes into force next year, energy prices will almost certainly rise. The distinction matters. A claim framed in the zero conditional presents itself as a stable rule, whereas a first-conditional claim is a prediction tied to one future event and can therefore be tested and, if necessary, revised. Careful writers exploit this difference. Provided that the assumptions hold, the model predicts steady growth; but should the assumptions fail, the forecast loses its force. By choosing between if and should, between present and will, an author signals exactly how confident the argument is and how universal the claim is meant to be.
Etkili kamu politikası çoğu zaman koşullu akıl yürütmeye dayanır. Bir hükûmet yenilenebilir enerjiyi desteklerse, sektöre yapılan özel yatırım genellikle artar. Bu, pek çok ekonomide gözlemlenen genel bir eğilimdir; bu yüzden iki cümlecikte de geniş zaman uygundur. Ancak analistler belirli bir sonucu öngördüklerinde birinci koşula geçerler: yeni vergi gelecek yıl yürürlüğe girerse enerji fiyatları neredeyse kesinlikle yükselecektir. Bu ayrım önemlidir. Sıfır koşulla kurulan bir iddia kendini istikrarlı bir kural olarak sunar; birinci koşulla kurulan iddia ise tek bir gelecek olaya bağlı bir tahmindir ve dolayısıyla sınanabilir, gerekirse gözden geçirilebilir. Dikkatli yazarlar bu farktan yararlanır. Varsayımlar geçerli olduğu sürece model istikrarlı büyüme öngörür; ama varsayımlar başarısız olursa tahmin gücünü yitirir. Yazar, if ile should, present ile will arasında seçim yaparak savının tam olarak ne kadar güvenli ve iddianın ne kadar evrensel olduğunu işaret eder.
Analiz:
  • 'If a government subsidizes... investment increases' = Type 0, genel eğilim.
  • 'if the new tax comes into force... prices will rise' = Type 1, belirli tahmin.
  • 'Provided that' = resmî 'if'; akademik register.
  • 'should the assumptions fail' = devrik resmî koşul (= if the assumptions fail).
  • Zaman bağlaçlarından sonra present: 'comes into force' (will yok).
  • Type 0 = kural gibi; Type 1 = sınanabilir tahmin — yazarın güven derecesi seçilir.
My grandmother has a rule for everything, and almost all of them are conditionals. "If you leave the milk out, it goes off," she always says, putting it straight back in the fridge. That is just a fact of life in her kitchen: if food gets warm, bacteria grow, and if bacteria grow, you get sick. She never says "will" for these rules, because they are always true, not just true today. When I was little, I thought she was simply being strict, but now I understand that she was teaching me grammar without ever using the word. But she talks very differently about the future. Last week she told me, "If it rains on Sunday, we will not go to the market, so phone me first." Here she is not describing a law of nature; she is predicting one particular Sunday, so she switches to "will." I have started to notice this pattern everywhere. When my football coach says, "If you don't warm up, you pull a muscle," he means it happens every time — a general truth. When he says, "If we win on Saturday, we'll be top of the league," he means this weekend only — a real but single possibility. Once you hear the difference, you cannot un-hear it. The trick my grandmother taught me is simple. Ask yourself one question: is this true always, or just this time? If the answer is "always," keep both verbs in the present. If the answer is "just this time," use the present in the if-part and "will" in the result. And she has one more warning, repeated so often that I hear it in my sleep: never, ever put "will" after "if." "Unless you remember that," she says, wagging her finger, "you will keep making the same mistake, and no one will understand you." So far, she has been right. Whenever I break her rule, my English teacher circles it in red — and, as usual, my grandmother is proved right again.
Büyükannemin her şey için bir kuralı var ve neredeyse hepsi koşul cümlesi. "Sütü dışarıda bırakırsan bozulur," der hep, sütü doğrudan buzdolabına geri koyarak. Onun mutfağında bu bir yaşam gerçeği: yiyecek ısınırsa bakteri ürer, bakteri ürerse hasta olursun. Bu kurallar için asla "will" demez, çünkü her zaman doğrudurlar, sadece bugün değil. Küçükken onu sırf katı sanırdım, ama şimdi anlıyorum ki bana o kelimeyi hiç kullanmadan gramer öğretiyormuş. Ama gelecekten çok farklı bahseder. Geçen hafta bana, "Pazar günü yağmur yağarsa pazara gitmeyiz, o yüzden önce beni ara," dedi. Burada bir doğa yasasını anlatmıyor; belirli bir pazarı öngörüyor, bu yüzden "will"e geçiyor. Bu kalıbı artık her yerde fark etmeye başladım. Futbol antrenörüm, "Isınmazsan kasını çekersin," dediğinde her seferini kastediyor — genel bir gerçek. "Cumartesi kazanırsak ligin lideri oluruz," dediğinde ise sadece bu hafta sonunu kastediyor — gerçek ama tek bir ihtimal. Bu farkı bir kez duyunca artık duymamazlık edemiyorsun. Büyükannemin öğrettiği püf noktası basit. Kendine tek bir soru sor: bu her zaman mı doğru, yoksa sadece bu sefer mi? Cevap "her zaman" ise iki fiili de present tut. Cevap "sadece bu sefer" ise if kısmında present, sonuçta "will" kullan. Bir uyarısı daha var, o kadar sık tekrarladı ki uykumda bile duyuyorum: "if"ten sonra asla ama asla "will" koyma. "Bunu hatırlamazsan," der parmağını sallayarak, "aynı hatayı yapmaya devam edersin ve kimse seni anlamaz." Şimdiye kadar hep haklı çıktı. Kuralını her çiğnediğimde İngilizce öğretmenim onu kırmızıyla yuvarlak içine alıyor — ve her zamanki gibi büyükannem yine haklı çıkıyor.
Analiz:
  • 'If you leave the milk out, it goes off' = Type 0, her zaman doğru (goes off = bozulur).
  • 'if bacteria grow, you get sick' = Type 0 zinciri; iki taraf da present.
  • 'If it rains on Sunday, we will not go' = Type 1, belirli bir gün için tahmin.
  • 'If you don't warm up, you pull a muscle' = Type 0 (her seferinde) — pull a muscle = kas çekmek.
  • 'If we win on Saturday, we'll be top' = Type 1 (bu hafta sonu, tek ihtimal).
  • 'Unless you remember that, you will keep making...' = unless = if...not; olumsuz koşul.
  • Ana test cümlede: 'is this true always, or just this time?' — Type 0 mı Type 1 mi ayrımının anahtarı.

Temel (A2)

If you are tired, go to bed.
Yorgunsan yatağa git.
Kısa Type 1; sonuç emir.
Ice melts if it gets warm.
Buz ısınırsa erir.
Type 0; koşul sonda.
If it's cold, I'll wear a coat.
Hava soğuksa mont giyerim.
Type 1; will + fiil.

Orta (B1)

Unless you back up your files, you might lose them.
Dosyalarını yedeklemezsen onları kaybedebilirsin.
unless + modal (might).
If the train is late, we'll take a taxi instead.
Tren gecikirse onun yerine taksiye bineriz.
Type 1; instead ile alternatif.
When you heat this metal, it changes colour.
Bu metali ısıtınca renk değiştirir.
Type 0; when = her seferinde.

İleri (B2-C1)

As long as you keep the receipt, you can return the item within 30 days.
Fişi sakladığın sürece ürünü 30 gün içinde iade edebilirsin.
as long as = şart koşma; sonuç can.
Provided that all parties agree, the contract will be signed on Friday.
Tüm taraflar mutabık kalırsa sözleşme cuma günü imzalanacak.
Resmî register; provided that.
Should you require assistance, our team will be available around the clock.
Yardıma ihtiyaç duyarsanız ekibimiz gün boyu hizmetinizde olacak.
Devrik resmî koşul (= If you require assistance).

Bu sorular kural ezberini değil, anlamı yoklar. Cümlenin ne demek istediğini düşünerek cevap verin.

Kavram kontrol Her cümle için soruyu yanıtlayın.
  1. "If you heat butter, it melts." — Bu her zaman mı doğru, yoksa sadece bir kez mi olacak?
  2. "If it rains tomorrow, we'll cancel." — Yağmur yağacağı kesin mi?
  3. "When I get home, I'll call you." — Eve gelmesi kesin mi, belirsiz mi?
  4. "Unless you study, you'll fail." — Öğrenci çalışırsa ne olur?
  5. "If you run, you might catch it" ile "...you will catch it" arasındaki fark ne?
  6. "Take an umbrella in case it rains." — Şu an yağıyor mu, kesin yağacak mı?
Boşluk doldurma Parantezdeki fiili doğru zamanda yazın (present ya da will + fiil).
  1. If you ______ (mix) red and white, you ______ (get) pink.
  2. If it ______ (be) sunny tomorrow, we ______ (go) to the park.
  3. Water ______ (freeze) if the temperature ______ (drop) below zero.
  4. If you ______ (not/leave) now, you ______ (miss) the train.
  5. I ______ (call) you when I ______ (arrive).
  6. Unless she ______ (apologize), I ______ (not/forgive) her.
Hata düzeltme Cümledeki hatayı bulun ve düzeltin.
  1. If it will snow, we will build a snowman.
  2. Unless you don't hurry, you will be late.
  3. When you will finish, tell me.
  4. If you heat ice, it will melt every time.
  5. If I will see him, I'll say hello.
Çeviri (Türkçe → İngilizce) Doğru koşul yapısıyla İngilizceye çevirin.
  1. Acele etmezsen otobüsü kaçırırsın.
  2. Suyu ısıtırsan kaynar.
  3. Yarın müsaitsen buluşuruz.
  4. Işık yeşile dönerse geçebilirsin.
  5. Bitirince bana haber ver.
Cümle sıralama / birleştirme İki yarıyı koşul cümlesi olacak şekilde birleştirin.
  1. you / not water / the plants — they / die
  2. we / leave now — we / catch / the early flight
  3. you / press / this button — the alarm / go off
  4. it / be / too expensive — I / not buy / it
  1. If it ______ tomorrow, we'll stay at home.
  2. If you heat ice, it ______.
  3. ______ you hurry, you'll miss the bus.
  4. If I ______ him, I'll give him your message.
  5. When the water ______ 100 degrees, it boils.
  6. If you don't study, you ______ the exam.
  7. Hangi cümle DOĞRU?
  8. Take your phone ______ you need to call someone.
  9. You can borrow the car ______ you bring it back by six.
  10. If she ______ early, she'll help us set up.
  11. Hangisi Type 0 (genel gerçek) cümlesidir?
  12. If you ______ me now, I ______ you later.
  13. "If you WILL keep interrupting, I'll stop talking." Buradaki 'will' ne anlama gelir?

Görev: "My plans for the weekend" (Hafta sonu planlarım) başlıklı 6-8 cümlelik kısa bir paragraf yazın. Planlarınız hava, zaman ya da başka kişilere bağlı olduğu için en az üç First Conditional ve bir Zero Conditional kullanın. En az bir yerde unless veya as long as kullanmayı deneyin.

  • Rehber soru 1: Hava güzel olursa ne yapacaksın? (If the weather is nice, I'll...)
  • Rehber soru 2: Bir arkadaşın gelemezse planın nasıl değişir? (Unless / If ... doesn't ...)
  • Rehber soru 3: Her zaman doğru olan bir alışkanlığın var mı? (If I sleep late, I always feel...)
  • Rehber soru 4: Bir şartla izin verdiğin bir şey var mı? (You can join as long as ...)
Yazarken kontrol listesi
(1) if/when/unless'ten sonra present mi? (2) Sonuçta gelecek için will mi? (3) Koşul baştaysa virgül koydun mu? (4) unless'in içine yanlışlıkla ikinci bir 'not' koymadın mı?
Örnek cevap Model paragraf (kendi cevabınla karşılaştır):
  1. Örnek cevabı göster
Nereden başlamalı
Önce Type 1'i öğretin — öğrenci için en yararlı ve en tanıdık olan budur (gelecek planı). Type 0'ı sonra, "her zaman doğru" gerçeklerle tanıtın. En son if vs when ve unless ayrımına geçin. Type 2'yi bu aşamada karıştırmayın; ayrı bir gün Koşul: Type 2 olarak işleyin.

Kavram kontrol soruları (CCQ): "If it rains, we'll stay home" cümlesi için sorun — "Is it raining now?" (No), "Will it definitely rain?" (No, maybe), "Is staying home certain or possible?" (Possible, depends). Bu üç soru öğrencinin koşulun belirsizliğini ve geleceğe dönüklüğünü kavramasını sağlar.

Sık kök hata: Türkçe transferiyle "if + will". Bunu görsel bir kuralla mühürleyin: tahtaya büyük harflerle IF → PRESENT yazın ve her hatada oraya işaret edin. Sözlü tekrar (drilling) çok etkilidir: öğretmen "If it rains..." der, öğrenciler "...we'll stay home" tamamlar.

Etkinlik önerisi — 'Chain conditionals': Bir öğrenci "If I have money, I'll buy a car" der; sonraki öğrenci sonucu koşula çevirir: "If I buy a car, I'll travel a lot"; sıradaki devam eder. Zincir hem Type 1'i pekiştirir hem eğlencelidir. İkinci tur için unless ile oynatın.

Değerlendirme ipucu
Yazılı ödevde en çok üç şeye bakın: (1) if-clause'ta will var mı? (2) unless'te çift olumsuz var mı? (3) Type 0/1 ayrımı anlamla tutarlı mı? Bu üçü doğruysa öğrenci konuyu oturtmuş demektir.
  • Koşul cümlesi = if-clause (koşul, present) + main clause (sonuç).
  • Type 0: if/when + present, present → her zaman doğru genel gerçek. If you heat ice, it melts.
  • Type 1: if + present, will + fiil → gerçek, olası gelecek koşulu. If it rains, we'll stay in.
  • ALTIN KURAL: koşul/zaman bağlacından (if, when, unless, as long as) sonra will yok — present kullan.
  • unless = if...not; içine ikinci bir olumsuz koyma.
  • Koşul başta → virgül var; sonda → virgül yok.
  • Sonuç will yerine emir, be going to veya modal (can/may/might/should) olabilir.
  • Type 0 mı Type 1 mi? Sor: her zaman mı (ALWAYS) yoksa bu sefer mi (THIS TIME)?
  • Hayali / imkânsız koşullar için sonraki basamak: Koşul: Type 2.