Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Akademik İngilizce · Akademik İngilizce

Defining & ClassifyingTanımlama ve Sınıflama

Tanımlama ve sınıflama dili: X is defined as / refers to / is a type of / can be categorised into / falls into ... categories; consist of, comprise, be classified as. Akademik giriş ve kavram-kurma bölümlerinde temeldir. which/that ile tanımlayan-tanımlamayan bağıl cümle ayrımı ve "refer to" (aktif) vs "be referred to as" (edilgen) Türk öğrenci için tuzaktır.

Akademik yazıda bir kavramı tanımlamak (X is defined as...) ve onu bir üst kategoriye yerleştirmek / alt türlere bölmek (X is a type of..., X can be classified into...) için kullanılan söylem dili. Giriş paragraflarının ve kavram kurma bölümlerinin bel kemiğidir. Türk öğrenci için üç ana tuzak vardır: (1) tanımlayan (defining) ile ek-bilgi veren (non-defining) bağıl cümle farkı — virgül anlamı değiştirir; (2) refer to (aktif: X refers to Y) ile be referred to as (edilgen: Y is referred to as X) karışması; (3) consist of / comprise / be composed of yapılarının yanlış edilgenleştirilmesi. Bu konu Karşılaştırma Dili ve Veri Betimleme ile birlikte akademik yazının çekirdeğini oluşturur; terimler için Akademik Kelime (AWL).

B1B2C1akademik yazmatanımlamasınıflamasöylem işlevleribağıl cümleedilgendefinition~24 dk
A1Temel: A dictionary is a book. It tells you what words mean. — basit "X is a Y" cümleleriyle tanım.
A2A hammer is a tool that you use to hit nails.that/which ile amaç ekleyerek genişletilmiş tanım.
B1Inflation refers to a general rise in prices. It can be divided into two types.refers to, is defined as, is a type of, can be divided into ile tanım+sınıflama.
B2Renewable energy is defined as energy derived from sources that are naturally replenished. It is classified into several categories, including solar and wind. — edilgen tanım + classified into + including.
C1What is loosely termed "soft power" comprises the cultural and ideological resources through which a state exerts influence.termed, comprise, non-defining bağıl cümle ve hedge (loosely) ile ince akademik tanım.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Tanım (aktif)X refers to / describes / denotes YPhotosynthesis refers to the process by which plants make food.
Fotosentez, bitkilerin besin üretme sürecini ifade eder.
refer to = -i ifade etmek; edilgen değil.
Tanım (edilgen)X is defined as / is known as / is referred to as YGDP is defined as the total value of goods produced in a country.
GSYİH, bir ülkede üretilen malların toplam değeri olarak tanımlanır.
En resmi tanım kalıbı; sözlük/rapor dili.
Üye olma (X bir Y'dir)X is a type / form / kind / category of YA blog is a type of website.
Blog, bir web sitesi türüdür.
Genelden özele değil, özelden genele: X ⊂ Y.
Sınıflama (bölme)X can be classified / divided / categorised into ... (categories)Rocks can be classified into three main types.
Kayaçlar üç ana türe ayrılabilir.
into + çoğul kategori; -ise British / -ize American.
Sınıfa ait olmaX falls into / belongs to the category of YWhales fall into the category of mammals.
Balinalar memeliler kategorisine girer.
fall into = -e girmek (kategori); fiil aktif ama anlam edilgen gibi.
BileşimX consists of / comprises / is composed of YWater consists of hydrogen and oxygen.
Su, hidrojen ve oksijenden oluşur.
consist of / comprise EDİLGEN OLMAZ; is composed of edilgendir.
Örnekleme..., such as / including / for example, ...Citrus fruits, such as lemons and oranges, are rich in vitamin C.
Limon ve portakal gibi turunçgiller C vitamini bakımından zengindir.
such as = örnek verir; alt türleri sıralar.

Her akademik metin, bir noktada okuyucuya "Bu kavram nedir?" ve "Bu şey hangi grubun içine düşer?" sorularını yanıtlamak zorundadır. Tanımlama (defining) bir terimin anlamını sabitler; sınıflama (classifying) ise onu daha büyük bir düzenin içine yerleştirir ya da alt parçalara böler. Bunlar ayrı beceriler değil, aynı düşünme hareketinin iki yüzüdür: önce "X nedir" dersin, sonra "X şu türlere ayrılır" dersin.

Bu dil neden var? Çünkü akademik yazı ortak bir zemin ister. Bir tartışmaya girmeden önce terimlerin ne anlama geldiğini açıkça söylersen, okuyucuyla aynı sözlüğü paylaşırsın. Giriş paragraflarının, tez cümlelerinin ve "literatür taraması" bölümlerinin büyük kısmı tanım ve sınıflama cümlelerinden oluşur. Bu yüzden IELTS/TOEFL yazma, üniversite ödevleri ve bilimsel makalelerde bu kalıpları doğru kurmak doğrudan puana döner.

Türkçedeki benzeri tanıdıktır: "X şudur", "X, Y olarak tanımlanır", "X, Y'nin bir türüdür", "X şu gruplara ayrılır". Yani mantık aynı; zorluk, İngilizcenin bu işlevler için çok sayıda farklı fiil kullanması (refer to, denote, be defined as, comprise, consist of, fall into, be classified as...) ve her birinin dilbilgisel davranışının farklı olmasıdır.

Neden zor? Üç nedenle. Birincisi, bazı fiiller (consist of, comprise) asla edilgen olmaz ama tam da bu yüzden Türk öğrenci onları yanlışlıkla edilgenleştirir. İkincisi, refer to (aktif) ile be referred to as (edilgen) yön değiştirir ve karışır. Üçüncüsü, tanımın kalbi olan bağıl cümlelerde (which/that) virgülün olup olmaması anlamı bütünüyle değiştirir. Bu bölüm bu üç tuzağı tek tek söker.

Tek Cümlelik Özet
Tanımla = kavramı bir sözlük gibi sabitle (is defined as, refers to). Sınıfla = kavramı bir haritaya yerleştir: ya "X bir Y türüdür" (yukarı) ya da "X şu türlere ayrılır" (aşağı).
  • Tanım (aktif): X refers to / describes / denotes Y — "X, Y'yi ifade eder."
  • Tanım (edilgen, en resmi): X is defined as / is known as / is referred to as Y.
  • Üye olma: X is a type / form / kind of Y — küçük olan (X) büyük olanın (Y) içindedir.
  • Aşağı sınıflama: X can be classified / divided / categorised into ... (çoğul kategori).
  • Kategoriye girme: X falls into / belongs to the category of Y.
  • Bileşim: X consists of / comprises Y (EDİLGEN DEĞİL) ↔ X is composed of / is made up of Y (edilgen).
  • Örnekleme: ..., such as / including / for example, ... alt türleri sıralar.
  • Bağıl cümle tanımı: A telescope is a device that makes distant objects appear closer. (virgülsüz = tanımlayan)
  • which/that farkı: Virgülsüz which/that = zorunlu tanım; virgüllü which = ek bilgi.
  • British/American: classify → classifies/ied; yazımda categorise (BrE) / categorize (AmE).
define / definitiontanımlamak / tanım
Bir terimin anlamını açık ve sınırlı biçimde belirtmek.
The essay defines 'poverty' before analysing it. Deneme, 'yoksulluk'u analiz etmeden önce tanımlar.
refer to-i ifade etmek, -e göndermede bulunmak
Bir sözcüğün/terimin neye işaret ettiğini söyler. AKTİF fiildir.
'Fauna' refers to the animals of a region. 'Fauna', bir bölgenin hayvanlarını ifade eder.
be referred to as... olarak adlandırılmak
refer to'nun edilgeni. Ad, cümlenin sonuna gelir.
This layer is referred to as the ozone layer. Bu katman ozon tabakası olarak adlandırılır.
classify / classificationsınıflamak / sınıflama
Nesneleri ortak özelliklere göre gruplara ayırmak.
Biologists classify living things into kingdoms. Biyologlar canlıları alemlere ayırır.
category / categorisekategori / kategorize etmek
Ortak bir grup; o gruba yerleştirmek.
These errors can be categorised as either technical or human. Bu hatalar teknik ya da insan kaynaklı olarak kategorize edilebilir.
consist of-den oluşmak
Parçaları saymak. ASLA edilgen olmaz, sürekli hâlde kullanılmaz.
The committee consists of five members. Komite beş üyeden oluşur.
comprise-den oluşmak / -i kapsamak
Bütün, parçaları kapsar. Standart kullanımda 'of' almaz.
The UK comprises four countries. Birleşik Krallık dört ülkeden oluşur.
be composed of / be made up of-den meydana gelmek
consist of'un edilgen eşdeğeri; 'of' zorunlu.
Water is composed of hydrogen and oxygen. Su, hidrojen ve oksijenden meydana gelir.
fall into / belong to(kategoriye) girmek / ait olmak
Bir öğenin hangi sınıfa düştüğünü söyler.
Spiders do not fall into the category of insects. Örümcekler böcek kategorisine girmez.
defining relative clausetanımlayan bağıl cümle
Adı zorunlu olarak sınırlayan, virgülsüz which/that/who cümlesi.
A vaccine is a substance that triggers immunity. Aşı, bağışıklığı tetikleyen bir maddedir.
non-defining relative clausetanımlamayan (ek bilgi) bağıl cümle
Zaten belli bir şeye ek bilgi katan, virgüllü which/who cümlesi.
Insulin, which is produced in the pancreas, regulates blood sugar. Pankreasta üretilen insülin, kan şekerini düzenler.
superordinate / subordinateüst kavram / alt kavram
Üst kategori (mammal) ve onun altındaki üye (dog).
'Mammal' is the superordinate term for 'dog' and 'cat'. 'Memeli', 'köpek' ve 'kedi' için üst kavramdır.

A. Tanım cümlesi (aktif) — X refers to Y

Formül: Terim + refer to / describe / denote + tanım. Burada terim öznedir, fiil aktiftir. Türkçe "X, Y'yi ifade eder" ile birebir örtüşür ama dikkat: refer yanına to ister ve edilgene çevirmezsin.

'Biodiversity' refers to the variety of life in a habitat.
'Biyoçeşitlilik', bir yaşam alanındaki yaşam çeşitliliğini ifade eder.
refer + to zorunlu; özne = terim.
The term 'burnout' describes a state of chronic exhaustion.
'Tükenmişlik' terimi, kronik bir bitkinlik durumunu tanımlar.
describe 'to' almaz; doğrudan nesne alır.
In chemistry, 'pH' denotes the acidity of a solution.
Kimyada 'pH', bir çözeltinin asitliğini gösterir/ifade eder.
denote = daha resmi/teknik; 'to' almaz.

B. Tanım cümlesi (edilgen) — X is defined as Y

Formül: Terim + is/are + defined as / known as / referred to as + tanım. En resmi tanım kalıbıdır; rapor ve sözlük dilidir. Terim yine öznedir ama fiil edilgendir. refer to'nun edilgeni tam olarak be referred to as'dir — 'as' düşerse cümle bozulur.

Osteoporosis is defined as a condition in which bones become fragile.
Osteoporoz, kemiklerin kırılganlaştığı bir durum olarak tanımlanır.
is defined as + isim öbeği (a condition...).
This phenomenon is known as the greenhouse effect.
Bu olgu sera etkisi olarak bilinir.
is known as = yaygın adıyla bilinir.
The upper part of the mantle is referred to as the asthenosphere.
Mantonun üst kısmı astenosfer olarak adlandırılır.
be referred to as = adlandırılmak; 'as' zorunlu.

C. Sınıflama cümlesi — X is classified into / X is a type of Y

İki yön var. Yukarı (üyelik): X is a type/form/kind of Y — küçük öğeyi büyük gruba bağlar. Aşağı (bölme): X can be classified/divided into ... categories — büyük grubu alt türlere ayırır. Bölme yönünde nesne çoğuldur (into types/categories) çünkü ortaya birden çok grup çıkar.

A sonnet is a type of poem with fourteen lines.
Sone, on dört dizeli bir şiir türüdür.
Yukarı yön: X (sone) ⊂ Y (şiir).
Triangles can be classified into three types according to their angles.
Üçgenler, açılarına göre üç türe ayrılabilir.
Aşağı yön: into + çoğul + according to (ölçüt).
Economic systems fall into two broad categories: market and planned.
Ekonomik sistemler iki geniş kategoriye ayrılır: piyasa ve planlı.
fall into = kategoriye girmek; iki nokta ile örnekler.

D. Olumsuz ve soru biçimleri

Olumsuz: yardımcı fiile not eklenir (is not defined as, does not fall into, does not consist of). Soru: yardımcı fiil öne çıkar (What is X defined as? How can X be classified?). Anlam kontrolü sorularında en sık "How many categories...?" ve "What does X consist of?" biçimleri gelir.

Yanlış Water consists in hydrogen and oxygen.
Doğru Water consists of hydrogen and oxygen.
Su, hidrojen ve oksijenden oluşur.
consist edatı 'of'tur; 'consist in' farklı ve nadir bir anlamdır ("-de yatmaktadır", örn. Happiness consists in contentment). Bileşim için daima 'of'.
Yanlış Mammals are consisted of many species.
Doğru Mammals consist of many species. / are made up of many species.
Memeliler pek çok türden oluşur.
consist of edilgenleştirilemez; edilgen istiyorsan be made up of / be composed of kullan.
Kısa cevaplar (anlam kontrolü)
SoruKısa cevap
Is a spider an insect?No, it isn't. It falls into the category of arachnids.
Does water contain only oxygen?No, it doesn't. It also consists of hydrogen.
How many types are there?There are three. They can be classified by size.
Akılda Tutma: CoCo-OF kuralı
Consist ve Compose'un ikisi de aktif tarafta parça sayar ama biri 'of' alır biri almaz: Consist OF (of'lu), Comprise (of'suz). Kısa kafiye: "Consist of, comprise — but never comprise of." (Comprise'ın yanına 'of' KOYMA.)

1) Bir terimi giriş paragrafında tanımlamak (en yaygın)

Akademik denemenin ilk paragrafında anahtar terim tanımlanır ki tartışma sağlam bir zemine otursun. En güvenli kalıp is defined as ve refers to'dur.

For the purposes of this essay, 'success' is defined as long-term wellbeing rather than wealth.
Bu deneme açısından 'başarı', servet değil uzun vadeli iyilik hâli olarak tanımlanır.
'For the purposes of this essay' = tanımı kendi metnine sınırlama kalıbı.
The term 'globalisation' refers to the increasing interconnection of national economies.
'Küreselleşme' terimi, ulusal ekonomilerin artan bağlantılılığını ifade eder.
refers to + soyut süreç tanımı.
'Sustainability' can be understood as meeting present needs without compromising the future.
'Sürdürülebilirlik', geleceği tehlikeye atmadan bugünkü ihtiyaçları karşılamak olarak anlaşılabilir.
can be understood as = daha yumuşak, tartışmaya açık tanım.

2) Bir kavramı alt türlere ayırmak (sınıflama paragrafı)

Bir konu, alt başlıklara bölünerek düzenli işlenir. Bu, "classification essay" ve rapor gövdelerinin iskeletidir. Alt türleri sayarken Veri Betimleme ve örnekleme dili (such as) devreye girer.

Renewable energy can be divided into three main types: solar, wind and hydro.
Yenilenebilir enerji üç ana türe ayrılabilir: güneş, rüzgâr ve su.
be divided into + iki nokta + liste.
Motivation is generally classified as either intrinsic or extrinsic.
Motivasyon genellikle içsel ya da dışsal olarak sınıflandırılır.
classified as either...or... = iki'ye ayırma kalıbı.
Learners can be grouped according to their preferred style, such as visual or auditory.
Öğrenenler, görsel ya da işitsel gibi tercih ettikleri stile göre gruplanabilir.
grouped according to = ölçüt belirtme; such as = örnek.

3) Bir öğeyi mevcut bir kategoriye yerleştirmek

Tek bir şeyin hangi büyük gruba ait olduğunu söylemek. Buradaki fiiller fall into, belong to, be classified as, count as'dir.

Tomatoes are botanically classified as fruits, not vegetables.
Domates, botanik açıdan sebze değil meyve olarak sınıflandırılır.
be classified as + tekil kategori (üyelik).
This case belongs to a broader category of ethical dilemmas.
Bu vaka, daha geniş bir etik ikilemler kategorisine aittir.
belong to = -e ait olmak; edat 'to'.
Part-time work does not fall into the same category as freelancing.
Yarı zamanlı çalışma, serbest çalışmayla aynı kategoriye girmez.
does not fall into = olumsuz kategori.

4) Bir bütünün bileşenlerini saymak

Bir sistemin/kurumun/maddenin parçalarını listelemek. Aktif tarafta consist of, comprise; edilgen tarafta be composed of, be made up of.

The human skeleton consists of 206 bones.
İnsan iskeleti 206 kemikten oluşur.
consist of + parça sayısı; aktif.
The report comprises four sections and an appendix.
Rapor dört bölüm ve bir ekten oluşur.
comprise 'of' almaz; bütün → parça.
The atmosphere is made up largely of nitrogen.
Atmosfer büyük ölçüde azottan meydana gelir.
be made up of = edilgen eşdeğer; largely eklendi.

Bu konuda zaman kipi değil, işlev işaretleyen kalıp sözcükler önemlidir. Bir metinde şu ifadeleri görürsen büyük olasılıkla tanım ya da sınıflama yapılıyordur. Ama uyarı: bunlar garanti değildir; bağlam her zaman son sözü söyler.

İşlev → tipik sinyal ifadeleri
İşlevSinyal ifadeleriÖrnek
Tanımis defined as, refers to, means, is known as, that is, i.e., namely'Latency' refers to delay in data transfer.
Yeniden adlandırmais called, is termed, is referred to as, so-calledThis is termed 'confirmation bias'.
Üyelikis a type/form/kind of, is an example of, belongs toJazz is a form of music.
Aşağı sınıflamacan be classified/divided/categorised into, falls into ... categoriesCosts fall into two categories.
Bileşimconsists of, comprises, is composed of, is made up of, containsThe course comprises six modules.
Örneklemesuch as, including, for instance, e.g., likefruits such as mangoes
Sinyal ≠ Garanti
such as her zaman sınıflama demek değildir; bazen sadece örnek verir. which her zaman ek bilgi vermez; virgülsüzse tam tersine tanımlayabilir. Kalıba değil, virgül + bağlam'a bak.
Tips & Tricks: Sınavda hızlı okuma
Okuma sınavında bir terimin anlamını arıyorsan gözünü is defined as / refers to / that is / (i.e.,) ifadelerine kaydır; tanım çoğu zaman tam bu ifadelerin hemen sağındadır. Böylece paragrafın tamamını okumadan cevabı bulursun.

Tanım fiillerinin hepsi eşanlamlı değildir; kesinlik derecesi farklıdır. is defined as kesin ve resmî bir tanım verir; can be understood as / may be described as ise tanımı tartışmaya açık bırakır (hedge). Akademik yazıda iddianın gücüne göre seçim yaparsın.

Intelligence is defined as the ability to solve novel problems.
Zekâ, yeni sorunları çözme yetisi olarak tanımlanır.
Kesin, otoriter ton.
Intelligence may be understood as a cluster of related abilities.
Zekâ, birbiriyle ilişkili yetiler kümesi olarak anlaşılabilir.
may + understood = ihtiyatlı; tartışmalı kavram için ideal.

comprise ile consist of arasında ince bir yön farkı vardır. Geleneksel kurala göre bütün comprises parçaları (whole → parts), ama parçalar compose ederler bütünü (parts → whole). Yani "The whole comprises the parts" ve "The parts compose the whole" doğrudur; "is comprised of" kalıbı yaygınlaşmış olsa da titiz akademik yazıda tartışmalıdır.

The federation comprises fifty states. (bütün → parça)
Federasyon elli eyaletten oluşur.
comprise doğrudan nesne; 'of' yok.
Fifty states compose the federation. (parça → bütün)
Elli eyalet federasyonu oluşturur.
compose = parçalar bütünü kurar.
The federation is composed of fifty states. (edilgen)
Federasyon elli eyaletten meydana gelir.
be composed of = güvenli edilgen; 'of' zorunlu.

Vurgu ve bakış açısı: tanımı öznenin kim olduğuyla yönlendirirsin. "Scientists define X as..." tanımın bir topluluğa ait olduğunu vurgular; "X is defined as..." ise tanımı kişisiz ve genel-geçer gösterir. İkincisi akademik yazıda daha yaygındır çünkü nesnellik izlenimi verir.

C1 nüansı: 'as such' ve 'per se'
Bir şeyi tam da o kategorideki hâliyle ele aldığını belirtmek için as such ve per se kullanılır: "The policy is not harmful per se, but its implementation is." (Politika özünde/kendinden zararlı değil, uygulaması öyle.) Bu, tanım ile örneklerin sınırını çizen ileri bir araçtır.

Türkçede tanım genellikle tek bir yardımcı yapıyla kurulur: "X, Ydir", "X, Y olarak tanımlanır", "X, Y'den oluşur". İngilizce bu işlevleri farklı fiillere böldüğü için, Türkçeden birebir çeviri sık sık yanlış edat ya da yanlış çatı üretir.

  • Türkçe "-den oluşur" → İngilizcede consist OF (edat şart) ya da comprise (edatsız). İkisini karıştırma.
  • Türkçe "olarak adlandırılır" edilgendir → İngilizcede is referred to AS / is called. 'as' düşerse cümle bozulur.
  • Türkçe "X, Y'yi ifade eder" aktiftir → İngilizcede X refers to Y; "X is referred by Y" değil.
  • Türkçe "gruplara ayrılır" → İngilizcede is divided/classified INTO (into, to değil).
Yanlış The system is consisted of three parts.
Doğru The system consists of three parts.
Sistem üç parçadan oluşur.
Türkçe "oluşur" edilgenmiş gibi hissedilse de consist of İngilizcede daima aktiftir; edilgen 'is consisted of' yoktur.
Yanlış This gas refers as carbon dioxide.
Doğru This gas is referred to as carbon dioxide.
Bu gaz karbondioksit olarak adlandırılır.
Türkçe "adlandırılır" edilgen; İngilizcede karşılığı edilgen 'is referred to as'. 'refers as' ne aktif ne edilgen; hem 'to' hem çatı eksik.
Yanlış Animals are divided to two groups.
Doğru Animals are divided into two groups.
Hayvanlar iki gruba ayrılır.
Türkçe "-e/-a ayrılır" datif eki 'to' gibi hissettirir ama İngilizcede bölme daima 'into' ister; sonuç birden çok grup olduğu için 'into'.
Yanlış The book is comprised of ten chapters, isn't it? — Yes, it comprises of ten chapters.
Doğru ...it comprises ten chapters. / it is made up of ten chapters.
Kitap on bölümden oluşur.
comprise standart kullanımda 'of' almaz. 'comprise of' yaygın bir hatadır; ya 'comprise' (edatsız) ya 'consist of' ya 'be made up of' de.
Akılda Tutma: INTO aşağı, AS içeri
Bir bütünü parçalara bölüyorsan (birden çok çıkıyorsa) INTO ('divide/classify INTO'); tek bir kutuya yerleştiriyorsan AS ('classified AS a fruit'). Parmak kuralı: çok kutu → into, tek kutu → as.
En sık tek hata
Türk öğrencinin bir numaralı hatası: "is consisted of". consist of İngilizcede DAİMA aktiftir. Edilgen istiyorsan is composed of ya da is made up of de. Bunu bir kez kazırsan puanın yükselir.

Tanım-sınıflama dili birkaç komşu işlevle karışır. Aşağıdaki tablo hangi işlevi ne zaman seçeceğini gösterir; ilgili konuya köprü verilmiştir.

Karışan işlevler
İşlevNe yaparTipik kalıpİlgili konu
Tanımlama/SınıflamaKavramı sabitler ya da gruplara böleris defined as, is a type of, classified into(bu konu)
Karşılaştırmaİki şeyin benzer/farkını veriris similar to, differs from, whereasKarşılaştırma Dili
Veri betimlemeSayı/oran/eğilim aktarırrose to, accounts for, the majority ofVeri Betimleme
ÖrneklemeKategoriyi örnekle somutlarsuch as, including, for instance(bu konu, kullanım 2)
A tablet is a type of computer. (sınıflama)
Tablet, bir bilgisayar türüdür.
Üyelik: X ⊂ Y.
A tablet is smaller than a laptop. (karşılaştırma)
Tablet, dizüstünden daha küçüktür.
Bu tanım değil; fark verir → Karşılaştırma Dili.
Tablets account for 30% of device sales. (veri)
Tabletler cihaz satışlarının %30'unu oluşturur.
Bu oran betimlemesi → Veri Betimleme.
account for iki anlamlıdır
account for hem "oranını oluşturmak" (veri) hem "açıklamak/hesabını vermek" anlamına gelir. Sınıflamada değil, çoğunlukla veri betimlemesinde işine yarar; tanım fiili sanma.
Tips & Tricks: Yazma sınavında giriş cümlesi
IELTS/TOEFL yazma girişinde anahtar terimi tanımlamak istiyorsan hazır kalıp: "[Term] can be defined as ... . It is generally classified into ... ." İki cümlede hem tanım hem sınıflama verirsin; bu, 'Task Response' ve 'Coherence' puanını doğrudan besler.
Yanlış Water is consisted of two elements.
Doğru Water consists of two elements. / is composed of two elements.
Su iki elementten oluşur.
consist of edilgen olmaz. Edilgen anlatmak istiyorsan be composed of / be made up of kullan.
Yanlış The group comprises of ten students.
Doğru The group comprises ten students. / consists of ten students.
Grup on öğrenciden oluşur.
comprise standart kullanımda 'of' almaz; 'comprise of' bir karışma hatasıdır (consist of ile birleşmiş).
Yanlış Oxygen refers as a colourless gas.
Doğru Oxygen is defined as a colourless gas. / 'Oxygen' refers to a colourless gas.
Oksijen renksiz bir gaz olarak tanımlanır.
refer, 'to' ister ve tanımın yönünü belirler; 'refer as' ne 'to' içerir ne doğru çatıdadır.
Yanlış This process is referred as osmosis.
Doğru This process is referred to as osmosis.
Bu süreç ozmoz olarak adlandırılır.
be referred to as kalıbında hem 'to' hem 'as' zorunludur; 'to' düşünce yapı çöker.
Yanlış Animals can be classified in three groups.
Doğru Animals can be classified into three groups.
Hayvanlar üç gruba ayrılabilir.
Bölme/sınıflama sonucu birden çok grup olduğu için edat 'into'dur; 'in' konum bildirir, bölme bildirmez.
Yanlış A whale is a type of a fish.
Doğru A whale is a type of fish. (Aslında bir memelidir.)
Balina bir balık türü değil, memeli türüdür.
'a type of + tekil isim' kalıbında ikinci 'a' gelmez: type of fish. Ayrıca içerik olarak da yanlış; balina memelidir.
Yanlış These items are belonged to the same category.
Doğru These items belong to the same category.
Bu öğeler aynı kategoriye aittir.
belong to bir durum fiilidir, edilgen yapılmaz ve -ing/edilgen almaz; daima aktif ve basit hâlde.
Yanlış Poverty is consisting of many factors.
Doğru Poverty involves many factors. / results from many factors.
Yoksulluk pek çok etkenle ilişkilidir / pek çok etkenden kaynaklanır.
consist durum fiilidir, sürekli (-ing) hâlde kullanılmaz; ayrıca burada 'oluşmak' değil 'içermek/kaynaklanmak' kastediliyorsa involve/result from daha doğru.
Yanlış The essay defines about the term 'freedom'.
Doğru The essay defines the term 'freedom'.
Deneme, 'özgürlük' terimini tanımlar.
define geçişli fiildir, doğrudan nesne alır; 'define about' diye bir yapı yoktur (Türkçe '-hakkında' etkisi).
Yanlış There are three kind of energy.
Doğru There are three kinds of energy. / three types of energy.
Üç tür enerji vardır.
Sayı çoğulsa 'kind/type' de çoğul olmalı: three kinds of. Tekil 'kind' yalnızca 'this kind of' gibi tekil bağlamda.
Yanlış Insulin which is produced in the pancreas is a hormone. (tek bir insülinden söz ederken virgülsüz)
Doğru Insulin, which is produced in the pancreas, is a hormone.
Pankreasta üretilen insülin bir hormondur.
Insulin tek ve belli bir şey; ek bilgi verirken non-defining kullanılır ve virgül şarttır. Virgülsüz which burada 'birden çok insülin varmış da hangisi' izlenimi verir.
Yanlış A dictionary is a book which tells you, what words mean.
Doğru A dictionary is a book that tells you what words mean.
Sözlük, sözcüklerin ne anlama geldiğini söyleyen bir kitaptır.
Tanımlayan bağıl cümleye virgül konmaz ve gömülü soruda ('what words mean') virgül ile ters çevrilmiş sözcük dizimi olmaz.

Genel kurallar sağlamdır ama birkaç yerleşik istisna ve gri bölge vardır. Bunları bilmek, hem doğru yazmanı hem başkalarının 'hatalı' görünen ama aslında kabul gören kullanımlarını tanımanı sağlar.

  • is comprised of: titiz üslup rehberleri karşı çıksa da modern İngilizcede çok yaygındır ve pek çok yayında kabul görür. Sınav güvenliği için yine de comprises (edatsız) ya da is composed of tercih et.
  • that vs which: Amerikan üslubu tanımlayan cümlede 'that'i, İngiliz üslubu 'which'i de rahatça kullanır; ikisi de virgülsüzse tanımlayandır.
  • consist in: nadir ve resmî; "-de yatmaktadır/özündedir" demektir: 'True wealth consists in health.' Bileşim değil, öz anlamı.
  • such as vs like: akademik yazıda örnek için 'such as' yeğlenir; 'like' konuşma dilinde yaygındır ve bazı otoritelerce 'benzeri' anlamıyla karışabilir.
Happiness, for the Stoics, consists in virtue.
Stoacılara göre mutluluk, erdemin özündedir.
consist IN = özünde yatmak; nadir, felsefi register.
The board is comprised of independent directors. (yaygın ama tartışmalı)
Kurul, bağımsız yöneticilerden oluşur.
Güvenli alternatif: comprises / is composed of.
Zero relative ile sıkıştırılmış tanım
Tanımlayan bağıl cümlede nesne konumundaki ilgi zamiri düşebilir: "A tool (that) you use to cut" → "A saw is a tool you use to cut wood." Bu, akıcı tanım yazımının işaretidir; ama özne konumundaki that/which düşmez.

Tanım-sınıflama sadece akademik değildir; günlük konuşmada da bir şeyi açıklarken kullanırız. Ama günlük dilde resmî fiiller yerine daha yumuşak kalıplar (it's kind of, it's basically, it's a sort of) gelir.

A:What exactly is a 'podcast'? I keep hearing the word.
B:It's basically a kind of radio show that you download or stream whenever you want.
A:Oh, so it falls into the same category as audio, not video?
B:Pretty much. Most of them are audio only, but some do include video these days.
A: 'Podcast' tam olarak nedir? Sürekli duyuyorum. B: Aslında istediğin zaman indirdiğin ya da dinlediğin bir tür radyo programı gibi. A: Yani video değil de ses kategorisine mi giriyor? B: Aşağı yukarı öyle. Çoğu sadece sestir ama bugünlerde bazıları video da içeriyor.
Günlük dilde 'basically', 'a kind of', 'falls into the same category' resmî tanımın yerini tutar.
A stapler? It's that thing you use to hold papers together.
Zımba mı? Kâğıtları bir arada tutmak için kullandığın şey işte.
'that thing you use to' = konuşma dilinde en doğal tanım kalıbı (bağıl cümle, zamir düşmüş).
Kombucha is sort of a fizzy fermented tea.
Kombucha, gazlı fermente bir çay gibi bir şey.
'sort of' = tanımı yumuşatır, kesinlik iddia etmez.
There are two types of people: those who plan and those who don't.
İki tür insan vardır: planlayanlar ve planlamayanlar.
'two types of' konuşma dilinde de espri/kalıp olarak çok yaygın.

Akademik yazıda tanım cümlesi genellikle üç işi birden yapar: terimi belirler, onu bir üst kategoriye yerleştirir ve ayırt edici özelliğini verir. Klasik kalıp: X is a [üst kategori] that/which [ayırt edici özellik]. Buna 'formal definition' (Aristotelesçi tanım) denir.

A thermometer is an instrument that measures temperature.
Termometre, sıcaklığı ölçen bir alettir.
instrument = üst kategori; that measures temperature = ayırt edici özellik.
Photosynthesis is the process by which green plants convert light into chemical energy.
Fotosentez, yeşil bitkilerin ışığı kimyasal enerjiye dönüştürdüğü süreçtir.
the process by which... = süreç tanımının standart kalıbı.
Inflation, in economics, is defined as a sustained increase in the general price level.
Enflasyon, ekonomide, genel fiyat düzeyindeki sürekli artış olarak tanımlanır.
alan belirteci ('in economics') tanımı bağlamlar.
In academic writing, definition and classification rarely stand alone; they prepare the ground for analysis. A well-constructed introduction typically defines its central term before making any claim about it. Consider the concept of 'resilience'. It is defined as the capacity of a system to absorb disturbance and still retain its basic function. This single sentence performs three tasks at once: it names the term, it assigns it to a superordinate category ('capacity'), and it specifies the feature that distinguishes it from related notions such as 'resistance'. Having fixed the meaning, a writer can then classify: resilience can be divided into two broad forms, namely engineering resilience, which emphasises rapid return to a prior state, and ecological resilience, which refers to the amount of disturbance a system can tolerate before shifting into a different regime. Note how the classification depends on relative clauses to keep each subtype distinct. Because these clauses are defining, they carry no commas; removing them would leave the categories dangerously vague. Skilled writers also hedge their definitions where the literature is contested, preferring 'may be understood as' to the blunt 'is', so that the reader is not misled into treating a working definition as settled fact.
Akademik yazıda tanım ve sınıflama nadiren tek başına durur; analize zemin hazırlar. İyi kurulmuş bir giriş, çoğu zaman merkezî terimini onunla ilgili herhangi bir iddiada bulunmadan önce tanımlar. 'Dayanıklılık' kavramını ele alalım. Bir sistemin bozulmayı soğurup temel işlevini yine de koruma kapasitesi olarak tanımlanır. Bu tek cümle üç işi aynı anda yapar: terimi adlandırır, onu bir üst kategoriye ('kapasite') atar ve onu 'direnç' gibi ilişkili kavramlardan ayıran özelliği belirtir. Anlamı sabitledikten sonra yazar sınıflamaya geçebilir: dayanıklılık iki geniş biçime ayrılabilir; yani önceki duruma hızlı dönüşü vurgulayan mühendislik dayanıklılığı ve bir sistemin farklı bir rejime kaymadan önce ne kadar bozulmaya katlanabileceğini ifade eden ekolojik dayanıklılık. Sınıflamanın, her alt türü ayrı tutmak için bağıl cümlelere nasıl dayandığına dikkat edin. Bu cümleler tanımlayan olduğu için virgül almaz; onları kaldırmak kategorileri tehlikeli biçimde belirsiz bırakır. Usta yazarlar, alanyazının tartışmalı olduğu yerlerde tanımlarını yumuşatır; kaba 'is' yerine 'may be understood as' derler, böylece okuyucu geçici bir tanımı yerleşmiş bir olgu sanmaya yönlendirilmez.
Analiz:
  • is defined as = en resmî tanım kalıbı; giriş cümlesinde iddiadan önce gelir.
  • 'capacity' = üst kategori (superordinate); tanımın ikinci işi kavramı bir sınıfa yerleştirmektir.
  • can be divided into two forms + 'namely' = aşağı sınıflama ve alt türleri adlandırma.
  • which emphasises... / which refers to... = alt türleri ayıran defining bağıl cümleler (virgülsüz mantık).
  • 'may be understood as' = hedge; tartışmalı kavramda kesinlik iddiasını yumuşatır.
  • such as 'resistance' = kavramı komşularından örnekle ayırt etme.
What exactly do we mean by 'renewable energy'? In the simplest terms, renewable energy is defined as energy that is drawn from sources which are naturally replenished on a human timescale. This definition already does two things: it names a category and it fixes the boundary of that category, since a source that cannot be replenished, such as coal or oil, falls outside it. Renewable energy is therefore best understood as a superordinate term that covers several distinct technologies. These technologies can be classified into a small number of broad types. The first, and the most widely used, is solar power, which refers to electricity generated directly from sunlight. The second is wind power, a form of energy that is captured by turbines and converted into electricity. Hydropower, which harnesses the movement of water, belongs to the same broad family, as does geothermal energy, a type of power that is drawn from heat beneath the earth's surface. Biomass, by contrast, is a slightly awkward member of the category, because although it is renewable in principle, it releases carbon when burned; for this reason some analysts argue that it should not be classified as 'clean' energy, even if it counts as 'renewable'. It is worth noticing how each of these subtypes is introduced. Some are defined with a relative clause ('which refers to...', 'that is captured by...'), others with a simple 'is a type of'. The variety keeps the paragraph from sounding mechanical. Note also the careful distinction between 'renewable' and 'clean': two categories that overlap but are not identical. Precise classification of this kind is not a decorative exercise. In policy debates, whether a given source is placed inside or outside a category can determine which subsidies it receives, so defining and classifying terms accurately has consequences that reach well beyond the seminar room.
'Yenilenebilir enerji' derken tam olarak neyi kastediyoruz? En basit ifadeyle, yenilenebilir enerji, insan zaman ölçeğinde doğal olarak yenilenen kaynaklardan elde edilen enerji olarak tanımlanır. Bu tanım daha şimdiden iki iş yapar: bir kategoriyi adlandırır ve o kategorinin sınırını sabitler; çünkü kömür ya da petrol gibi yenilenemeyen bir kaynak bu sınırın dışında kalır. Bu yüzden yenilenebilir enerji, birkaç ayrı teknolojiyi kapsayan bir üst kavram olarak anlaşılmalıdır. Bu teknolojiler az sayıda geniş türe ayrılabilir. İlki ve en yaygını, doğrudan güneş ışığından üretilen elektriği ifade eden güneş enerjisidir. İkincisi, türbinlerle yakalanıp elektriğe dönüştürülen bir enerji biçimi olan rüzgâr enerjisidir. Suyun hareketinden yararlanan hidroelektrik de aynı geniş aileye aittir; tıpkı yer kabuğunun altındaki ısıdan elde edilen bir güç türü olan jeotermal enerji gibi. Biyokütle ise kategorinin biraz aykırı bir üyesidir; çünkü ilke olarak yenilenebilir olsa da yakıldığında karbon salar; bu nedenle bazı analistler, 'yenilenebilir' sayılsa bile 'temiz' enerji olarak sınıflandırılmaması gerektiğini savunur. Her bir alt türün nasıl tanıtıldığına dikkat etmeye değer. Bazıları bir bağıl cümleyle ('ifade eden...', 'yakalanan...'), bazıları ise basit bir 'bir türüdür' ile tanımlanır. Bu çeşitlilik, paragrafın mekanik durmasını engeller. Ayrıca 'yenilenebilir' ile 'temiz' arasındaki özenli ayrıma dikkat edin: örtüşen ama aynı olmayan iki kategori. Bu tür kesin bir sınıflama süs değildir. Politika tartışmalarında, belirli bir kaynağın bir kategorinin içine mi dışına mı konduğu, hangi teşvikleri alacağını belirleyebilir; dolayısıyla terimleri doğru tanımlamak ve sınıflamak, seminer odasının çok ötesine uzanan sonuçlar doğurur.
Analiz:
  • is defined as energy that is drawn from sources which... = zincirlenmiş defining bağıl cümlelerle resmî tanım.
  • falls outside it = bir öğenin kategori dışında kalması; fall into'nun karşıtı.
  • a superordinate term that covers... = kavramı üst-kavram olarak konumlama.
  • can be classified into a small number of broad types = aşağı sınıflama ana cümlesi.
  • which refers to / that is captured by / a type of = alt türleri farklı kalıplarla tanıtma (çeşitlilik).
  • should not be classified as 'clean' ... counts as 'renewable' = iki kategorinin (temiz vs yenilenebilir) örtüşmesi ama eşit olmaması.
  • belongs to the same broad family = üyelik/aitlik dili.
  • defining and classifying ... has consequences = tanım/sınıflamanın işlevsel önemi (kapanış).

Temel (B1)

A dictionary is a book that explains words.
Sözlük, sözcükleri açıklayan bir kitaptır.
is a + üst kategori + that + özellik. En temel tanım.
Fruit can be divided into two groups: sweet and sour.
Meyveler iki gruba ayrılabilir: tatlı ve ekşi.
can be divided into + iki nokta + liste.
A whale is a type of mammal.
Balina bir memeli türüdür.
is a type of + üst kategori (üyelik).

Orta (B2)

'Inflation' is defined as a sustained rise in the general level of prices.
'Enflasyon', genel fiyat düzeyindeki sürekli artış olarak tanımlanır.
is defined as + resmî tanım; giriş cümlesi tonu.
Energy sources can be classified as either renewable or non-renewable.
Enerji kaynakları yenilenebilir ya da yenilenemez olarak sınıflandırılabilir.
classified as either...or... = ikili sınıflama.
The report comprises three sections, each of which addresses a different market.
Rapor, her biri farklı bir pazarı ele alan üç bölümden oluşur.
comprise (edatsız) + each of which = non-defining ek.

İleri (C1)

What is loosely termed 'the gig economy' comprises a range of short-term, platform-mediated forms of labour.
Gevşek biçimde 'gig ekonomisi' olarak adlandırılan şey, çeşitli kısa süreli, platform aracılı emek biçimlerini kapsar.
What is termed... = adlandırmayı öznenin içine gömme; loosely = hedge.
Such phenomena resist neat classification, since they straddle categories that were never designed to accommodate them.
Bu tür olgular düzgün sınıflandırmaya direnir; çünkü onları barındırmak için hiç tasarlanmamış kategorilerin arasında dururlar.
resist classification = sınıflamanın sınırlarını sorgulayan C1 üst-dil.
The distinction, useful as it is, should not be treated as absolute; the categories are heuristic rather than natural.
Bu ayrım, ne kadar yararlı olsa da mutlak sayılmamalı; kategoriler doğal değil, işlevsel/kavramsaldır.
heuristic rather than natural = kategori eleştirisi; ileri akademik nüans.

Aşağıdaki sorular kuralı değil, anlamı yoklar. Cümleyi anlayıp anlamadığını test et.

anlam kontrolü Her cümle için soruyu yanıtla.
  1. 'A tablet is a type of computer.' — Hangisi daha büyük kategori: tablet mi computer mı?
  2. 'Water consists of hydrogen and oxygen.' — Su bir bileşen mi, yoksa bileşenlerden oluşan bütün mü?
  3. 'This gas is referred to as CO2.' — Adı verilen mi yoksa adı veren mi CO2?
  4. 'Insulin, which is produced in the pancreas, is a hormone.' — Virgüller ne anlatıyor: insülini tanımlıyor mu, yoksa ek bilgi mi veriyor?
  5. 'Spiders do not fall into the category of insects.' — Örümcekler böcek midir?
boşluk doldurma Uygun edat/kelimeyi yerleştir (of, into, as, to, such as).
  1. The committee consists ___ seven members.
  2. Animals can be divided ___ vertebrates and invertebrates.
  3. This condition is referred to ___ hypertension.
  4. Citrus fruits, ___ lemons and limes, are acidic.
  5. These cases belong ___ a rare category.
hata düzeltme Cümledeki hatayı bul ve düzelt.
  1. Water is consisted of two gases.
  2. The book comprises of ten chapters.
  3. Animals are classified in five groups.
  4. This gas refers as methane.
  5. There are three kind of rock.
çeviri (TR→EN) Türkçe cümleyi tanım/sınıflama diliyle İngilizceye çevir.
  1. Enflasyon, fiyatların genel artışı olarak tanımlanır.
  2. Kayaçlar üç ana türe ayrılabilir.
  3. Komite beş üyeden oluşur.
  4. Balina bir memeli türüdür.
  5. Bu süreç fotosentez olarak adlandırılır.
sıralama (tanım cümlesi kur) Kelimeleri doğru sıraya diz.
  1. is / a device / a barometer / measures / that / air pressure
  2. into / can / two / be / motivation / types / divided
  3. as / this / is / phenomenon / the greenhouse effect / known
  1. The committee ___ seven members.
  2. Animals can be classified ___ vertebrates and invertebrates.
  3. This process ___ osmosis.
  4. A whale is a type ___ mammal.
  5. Hangisi en resmî tanım kalıbıdır?
  6. 'Inflation' ___ a sustained rise in prices.
  7. The report ___ four sections.
  8. Spiders do not ___ the category of insects.
  9. Hangi cümlede virgül DOĞRU kullanılmış?
  10. Su ___ hidrojen ve oksijen. (edilgen istiyoruz)
  11. There are three ___ of energy.
  12. En yumuşak (tartışmaya açık) tanım hangisidir?
  13. Tomatoes are botanically ___ fruits.

Görev: Kendi alanından ya da ilgi alanından bir terim seç (örn. 'startup', 'ekosistem', 'algoritma') ve onu tanımlayıp sınıflayan bir paragraf (5-7 cümle) yaz. Paragraf şunları içermeli: (1) bir is defined as / refers to tanımı, (2) terimi bir üst kategoriye yerleştiren bir cümle, (3) en az bir can be classified/divided into ile aşağı sınıflama, (4) such as / including ile örnek, (5) en az bir defining bağıl cümle (virgülsüz which/that).

  • Rehber soru: Terimin üst kategorisi ne? (a type of ...)
  • Alt türleri neler? (can be divided into ...)
  • Onu komşu kavramlardan ayıran özellik ne? (that/which ...)
  • Tartışmalı bir kavramsa 'may be understood as' ile yumuşat.
A startup is defined as a young company that is designed to grow rapidly under conditions of extreme uncertainty. It is a type of business, but it differs from a traditional small business in its ambition to scale. Startups can be classified into several stages, such as the seed, early and growth stages, each of which is marked by a different level of funding. What distinguishes a startup, however, is not its size but its search for a repeatable and scalable business model.
Girişim (startup), aşırı belirsizlik koşullarında hızla büyümek üzere tasarlanmış genç bir şirket olarak tanımlanır. Bir işletme türüdür ama ölçeklenme hırsıyla geleneksel bir küçük işletmeden ayrılır. Girişimler; her biri farklı bir fonlama düzeyiyle belirlenen tohum, erken ve büyüme aşamaları gibi çeşitli evrelere ayrılabilir. Ne var ki bir girişimi ayırt eden şey büyüklüğü değil, tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir iş modeli arayışıdır.
Örnek cevap beş ögeyi de içerir: tanım, üyelik, sınıflama, örnek (such as), defining bağıl cümle (that is designed / What distinguishes).
Nereden başlamalı
En güvenli giriş is defined as ve is a type of kalıplarıdır; öğrenciler bunları hemen üretebilir. Zorlaşan kısım consist of / comprise ayrımı ve into vs as edatıdır. Bu ikisini erken ve tekrar tekrar vurgula.

Sıra şu şekilde işler: (1) 'X is a Y that...' ile formal definition; (2) into ile aşağı sınıflama; (3) consist of / comprise ile bileşim; (4) refer to (aktif) vs be referred to as (edilgen); (5) defining vs non-defining virgül farkı. Her aşamada bir mini yazma çıktısı iste.

Kavram kontrol soruları (kuralı sorma, anlamı sor)
'Which is bigger, a tablet or a computer?' / 'Is water a part or a whole here?' / 'Does the comma add extra information or define?' gibi sorular, öğrencinin kalıbı ezberleyip ezberlemediğini değil, anladığını ölçer.
Sınıf etkinliği: 20 Soru / Kategori oyunu
Bir öğrenci bir nesne seçer; diğerleri yalnızca tanım-sınıflama diliyle sorar: 'Does it fall into the category of tools?', 'Is it a type of food?', 'What is it made up of?'. Böylece kalıplar oyun içinde otomatikleşir.
  • Tanım aktif: X refers to / describes / denotes Y. refer daima 'to' ister.
  • Tanım edilgen (resmî): X is defined as / is known as / is referred to as Y.
  • Üyelik: X is a type/form/kind of Y — küçük olan büyük olanın içinde.
  • Aşağı sınıflama: X can be classified/divided/categorised INTO ... (into, to değil).
  • Kategoriye girme: X falls into / belongs to the category of Y.
  • Bileşim aktif: X consists OF / comprises (edatsız) Y — ikisi de EDİLGEN OLMAZ.
  • Bileşim edilgen: X is composed of / is made up of Y — 'of' zorunlu.
  • Bağıl cümle: virgülsüz which/that = tanımlayan; virgüllü which = ek bilgi. Virgül anlamı değiştirir.
  • Formal definition kalıbı: X is a [üst kategori] that [ayırt edici özellik].
  • Hedge: tartışmalı kavramda 'may be understood as' ile kesinliği yumuşat.
  • Sık hata: is consisted of, comprises of, refers as, classified IN, three kind of — hepsi yanlış.
  • İlgili konular: Karşılaştırma Dili, Veri Betimleme, Akademik Kelime (AWL).