Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · Kelime & Kullanım

Business Vocabularyİş İngilizcesi Kelimeleri (Business Vocabulary)

Toplantı, e-posta, müzakere ve rapor dili: schedule a meeting, meet a deadline, follow up, touch base, on behalf of, please find attached. İş bağlamında doğru collocation ve resmiyet (formal/neutral) seçimi profesyonellik göstergesidir; günlük dilden farkı işaretlenir.

Business vocabulary (iş İngilizcesi kelimeleri), iş yerinin dört ana ortamında doğal ve profesyonel görünmeni sağlayan kalıplar bütünüdür: toplantı (schedule / hold / chair a meeting), e-posta (please find attached, I look forward to hearing from you, follow up), müzakere (reach an agreement, meet halfway, close a deal) ve rapor (draw up a report, key findings, going forward). Burada asıl mesele tek tek kelime değil, doğru collocation (kelime birlikteliği) ve doğru resmiyet düzeyidir: aynı fikir 'Can you...?' (günlük), 'Could you...?' (nötr) ve 'I would be grateful if you could...' (resmi) biçiminde söylenebilir; yanlış register seçmek gramer kadar profesyonelliği de zedeler. Bu bölüm iş kalıplarını bağlamıyla, resmiyet çizgisiyle ve Türk öğrencinin en sık düştüğü tuzaklarla öğretir. Yakın konular için Eş Dizimler (Collocations) ve Günlük İfadeler; kolay karışan kelimeler için Karıştırılan Kelimeler.

B1B2C1kelimeiş İngilizcesibusiness englishcollocatione-postatoplantımüzakereraporresmiyetregistersınav~24 dk
A1Birkaç iş kelimesini tek başına tanır: meeting, email, boss, office; ama kalıp/collocation kuramaz.
A2Basit iş kalıplarını ezberden kullanır: send an email, go to a meeting; resmiyet farkını fark etmez.
B1Yaygın iş dizimlerini bilinçli kullanır: schedule a meeting, meet a deadline, attach a file; nötr e-posta kalıplarını (Best regards, I look forward to hearing from you) tanır.
B2Register farkını yönetir: Could you possibly... / touch base / follow up; müzakere ve rapor dilini (reach an agreement, key findings) doğru bağlamda kullanır ve formal ile informal'i ayırır.
C1İnce ton farklarını seçer: on behalf of, with reference to, going forward, drive a hard bargain; buzzword'leri (synergy, leverage) yerinde ya da ironik kullanır, aşırı resmiyeti kırpar.
C2Neredeyse anadili sezgisiyle iş dilini ayarlar; kurumsal jargon ile açık İngilizce (plain English) arasında bilinçle gezinir, bölgesel (BrE/AmE) tercihleri ve alt tonları ayırt eder.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Toplantı ayarlamaschedule / set up / arrange + a meetingLet's schedule a meeting for Thursday.
Perşembeye bir toplantı ayarlayalım.
'make a meeting' YANLIŞ; hold a meeting = toplantıyı gerçekleştirmek.
Son teslim tarihimeet / miss / extend + a deadlineWe managed to meet the deadline.
Son teslim tarihine yetiştirebildik.
meet = yetişmek; miss = kaçırmak.
E-posta ekiPlease find attached + isimPlease find attached the report.
Raporu ekte bulabilirsiniz.
'I send you attached' YANLIŞ.
Takip / geri dönüşfollow up (on) / get back to youI'll follow up on this next week.
Gelecek hafta bunun takibini yaparım.
follow up = takip etmek; nötr-resmi.
Kısa temas (günlük)touch base (with)Let's touch base on Monday.
Pazartesi kısaca görüşelim.
informal; resmi yazıda 'follow up / get in touch'.
Adına / namınaon behalf of + kişi/kurumI'm writing on behalf of Mr Yılmaz.
Bay Yılmaz adına yazıyorum.
resmi; 'in the name of' değil.
Anlaşmaya varmareach / come to + an agreementWe finally reached an agreement.
Sonunda bir anlaşmaya vardık.
'do an agreement' YANLIŞ.
Kapanış (nazik)I look forward to hearing from youI look forward to hearing from you.
Sizden haber bekliyorum / dönüşünüzü bekliyorum.
to + -ing; 'to hear' değil.

Business vocabulary (iş İngilizcesi kelimeleri), iş yerinde profesyonelce iletişim kurmak için ihtiyaç duyduğun hazır kalıplar bütünüdür. Ama burada asıl mesele 'yeni kelimeler ezberlemek' değildir. İş İngilizcesinin kalbi iki şeydir: doğru collocation (hangi kelime hangisiyle gider — meet a deadline, hold a meeting) ve doğru resmiyet düzeyi / register (aynı fikri kime, hangi ortamda söylediğin). İş dünyasında dilbilgisi kusursuz bir cümle bile yanlış tonla söylendiğinde 'acemi' ya da 'kaba' algılanabilir.

Peki bu neden var, neden ayrı bir konu? Çünkü iş dili, günlük İngilizceden bilinçli olarak ayrışmış bir alt-dildir. Aynı istek dört farklı sıcaklıkta söylenebilir: 'Send me the file.' (emir gibi, çok günlük), 'Can you send me the file?' (nötr), 'Could you send me the file, please?' (kibar), 'I would be grateful if you could send me the file.' (resmi). Dördü de doğrudur; ama patronuna birinciyle yazarsan kaba, yeni bir müşteriye üçüncü-dördüncüyle yazarsan profesyonel görünürsün. İş vocabulary'sini öğrenmek, bu ton ayarını öğrenmektir.

Türkçedeki benzeri

Türkçede de iş dili vardır ve anadili olduğumuz için sezgiyle ayarlarız. Bir arkadaşına 'Şunu bir yollasana' derken, müdürüne 'Rica etsem şu dosyayı iletebilir misiniz?' deriz. E-postayı 'Sayın...' ile açar, 'Saygılarımla' ile kapatırız. Yani resmiyet basamaklarını Türkçede zaten kullanıyoruz. Sorun, İngilizcede bu basamakların farklı kelimelerle kurulmasıdır: Türkçedeki nezaketi 'çok please' ekleyerek değil, kalıbı değiştirerek (could/would/I would be grateful) veriyoruz.

Türk öğrenci için neden zor?

  • Türkçeden birebir çeviri yanlış collocation üretir: 'toplantı yapmak' → make a meeting (yanlış; hold/have a meeting).
  • Resmiyet Türkçede ekle/hitapla, İngilizcede kalıp değişimiyle verilir; öğrenci nezaketi 'please' yığarak sağlamaya çalışır.
  • İş e-postasının sabit açılış/kapanış kalıpları (Dear.../Best regards) ezberlenmeden doğal görünmek mümkün değildir.
  • Aynı kelimenin günlük ve resmi karşılığı farklıdır: touch base (günlük) ≠ follow up / get in touch (nötr-resmi); öğrenci ikisini ayıramaz.
  • Yanlış arkadaş kelimeler (false friends) iş bağlamında sık tuzak: actual ≠ güncel, eventually ≠ eventüel, control ≠ denetlemek her zaman.
Neden önemli
İş İngilizcesi sınavlarında (BEC, LinguaSkill, TOEIC) ve gerçek iş hayatında değerlendirilen şey saf gramer değil, uygunluktur (appropriacy): doğru kelimeyi doğru resmiyette seçmek. Aynı grameri kuran iki kişiden doğru register'ı kullanan 'işe hazır' okunur. Bir e-postadaki tek bir yanlış ton ('I want you to...' yerine 'Could you...') profesyonellik izlenimini tümüyle değiştirir.
  • İş İngilizcesinin özü iki şeydir: doğru collocation (meet a deadline, hold a meeting) ve doğru resmiyet / register (Can you / Could you / I would be grateful).
  • Toplantı dili: schedule/set up/arrange a meeting (ayarlamak), hold a meeting (gerçekleştirmek), chair a meeting (yönetmek), postpone/call off (ertelemek/iptal), agenda, minutes (tutanak).
  • E-posta dili: açılış (Dear.../I am writing to...), gövde (Please find attached, with reference to), kapanış (I look forward to hearing from you, Best regards).
  • Deadline dili: meet a deadline (yetişmek), miss a deadline (kaçırmak), extend/push back (uzatmak), a tight deadline (sıkışık süre).
  • Müzakere dili: reach/come to an agreement, meet halfway (orta yolda buluşmak), close a deal (anlaşmayı bağlamak), common ground (ortak zemin), the bottom line (esas mesele).
  • Rapor dili: draw up/prepare a report, key findings (temel bulgular), take into account (hesaba katmak), going forward (bundan sonra), in light of (ışığında).
  • Register üç çizgi: informal (touch base, ASAP, get the ball rolling) — neutral (follow up, as soon as possible) — formal (with reference to, on behalf of, I would be grateful).
  • En büyük tuzak birebir çeviri: make a meeting, do an agreement, I send you attached, open the light of the meeting — hepsi Türkçe/başka dil etkisidir.
  • Buzzword'ler (synergy, leverage, think outside the box) iş dilinde var ama abartısı yapmacık görünür; sadeliği (plain English) tercih et.
  • Yakın konular: doğal kelime birliktelikleri için Eş Dizimler (Collocations), günlük kalıplar için Günlük İfadeler, karışan kelimeler için Karıştırılan Kelimeler.
registerresmiyet düzeyi / dil düzeyi
Bir sözün ne kadar resmi/günlük olduğu; kime ve hangi ortamda söylendiğine göre seçilir.
'Touch base' is informal; 'follow up' is more neutral. 'Touch base' günlük, 'follow up' daha nötrdür.
collocationkelime birlikteliği / eş dizim
Birlikte doğal giden iş kelimeleri; İngilizce 'meet a deadline' der, 'catch a deadline' demez.
'Meet a deadline' is a standard business collocation. 'Meet a deadline' standart bir iş dizimidir.
deadlineson teslim tarihi
Bir işin bitmesi gereken son an; meet/miss/extend ile dizilir.
The deadline is Friday at noon. Son teslim tarihi cuma öğlen.
agendagündem
Toplantıda görüşülecek maddelerin listesi; 'ajanda/takvim' değildir.
The first item on the agenda is the budget. Gündemin ilk maddesi bütçe.
minutestoplantı tutanağı
Toplantıda konuşulanların yazılı kaydı; her zaman çoğul, 'dakikalar' değildir.
Can you take the minutes today? Bugün tutanağı sen tutar mısın?
stakeholderpaydaş
Bir işten etkilenen/çıkarı olan taraf (çalışan, müşteri, yatırımcı).
We must keep all stakeholders informed. Tüm paydaşları bilgilendirmeliyiz.
deliverableteslim edilecek çıktı
Bir projede teslim edilmesi gereken somut ürün/sonuç.
The final deliverable is a written report. Nihai çıktı yazılı bir rapordur.
follow uptakip etmek / geri dönüş yapmak
Bir konuyu daha sonra hatırlatmak veya sonucunu takip etmek; isim hâli 'a follow-up'.
I'll follow up with you after the meeting. Toplantıdan sonra sana dönüş yaparım.
on behalf ofadına / namına
Bir kişi ya da kurum yerine, onun temsilcisi olarak.
She signed the contract on behalf of the company. Sözleşmeyi şirket adına imzaladı.
buzzwordmoda/klişe iş terimi
İş dünyasında sık ama çoğu zaman içi boşalmış modaya uygun terim (synergy, leverage).
'Synergy' has become an overused buzzword. 'Synergy' aşırı kullanılan bir klişeye dönüştü.

İş vocabulary'sinin 'çekimi' yoktur; onun yerine iki ekseni birlikte kurmayı öğrenirsin: (1) doğru collocation — hangi fiil/isim/sıfat birlikte gider; (2) doğru register — aynı fikri hangi resmiyette söylersin. Aşağıdaki kalıplar bu iki eksenin iskeletidir.

Resmiyet basamağı (register ladder)

Aynı istek üç-dört basamakta söylenebilir. Formül basittir: emir → soru → modal soru → dolaylı resmi kalıp. Basamak yükseldikçe cümle uzar ve dolaylılaşır; dolaylılık İngilizcede nezaketin ta kendisidir.

Aynı isteğin resmiyet basamakları
DüzeyKalıpKime / nerede
InformalSend me the file. / Can you send the file?Yakın iş arkadaşı, ekip içi sohbet
NeutralCould you send me the file, please?Standart iş e-postası, çoğu bağlam
FormalI would be grateful if you could send me the file.Müşteri, üst yönetim, ilk temas
Very formalWould you be so kind as to forward the file at your earliest convenience?Resmi yazışma, hassas bağlam

İş collocation'ının kuruluşu

Formül: [doğru fiil] + (a/an/the) + iş ismi. Fiil yanlış olursa gramer doğru olsa bile 'İngilizce değil' hissi verir. En kritik dört fiil ailesi: hold (a meeting), meet (a deadline/target), reach (an agreement), draw up (a report/contract).

We need to hold a meeting before the launch.
Lansmandan önce bir toplantı yapmalıyız.
hold a meeting — 'make a meeting' YANLIŞ.
The team met the deadline despite the pressure.
Ekip, baskıya rağmen son teslim tarihine yetişti.
meet a deadline — 'catch/reach a deadline' değil.
Both sides reached an agreement after long talks.
İki taraf uzun görüşmelerden sonra bir anlaşmaya vardı.
reach an agreement — 'do/make an agreement' zayıf/yanlış.
Our lawyer will draw up the contract this week.
Avukatımız sözleşmeyi bu hafta hazırlayacak.
draw up a contract/report — resmi 'hazırlamak'.

Olumsuz ve soru (iş bağlamında)

İş kalıpları olumsuza ve soruya normal yardımcı-fiil davranışıyla girer; collocation ortağı değişmez. Yani 'meet the deadline' olumsuzda 'not meet the deadline' olur, ismi değişmez. Resmi soruda ise doğrudan 'Did you...?' yerine dolaylı kalıp tercih edilir: 'I was wondering if you had...'.

Unfortunately, we didn't meet the deadline.
Maalesef son teslim tarihine yetişemedik.
Olumsuz: did not + meet; dizim sabit.
Have we reached an agreement on the price?
Fiyat konusunda anlaşmaya vardık mı?
Soru: have + we + reached; collocation korunur.
I was wondering if you could postpone the meeting.
Toplantıyı erteleyebilir misiniz acaba?
Dolaylı resmi soru = nezaket; doğrudan 'Can you postpone?' daha günlük.
Yanlış Can we make a meeting tomorrow?
Doğru Can we hold / have a meeting tomorrow?
Yarın bir toplantı yapabilir miyiz?
Türkçe 'toplantı yapmak' öğrenciyi 'make a meeting'e itiyor. Toplantı bir ürün değil, gerçekleştirilen bir etkinliktir; İngilizce 'hold a meeting' (resmi) ya da 'have a meeting' (günlük) der. 'make a meeting' yerleşik dizim değildir.
Kısa yanıtlarda iş kalıbı
SoruKısa yanıtNot
Have you sent the report?Yes, I have — please find it attached.Cevapta kalıp kısalır, ek bilgisi eklenir.
Did we meet the target?No, we didn't, unfortunately.Collocation tekrar edilmez, yardımcı fiil yeter.
Akılda Tutma: Nezaket = Uzunluk
İngilizcede pratik parmak kuralı: cümle uzadıkça nezaket artar. 'Send it.' (1 basamak) → 'Can you send it?' (2) → 'Could you send it, please?' (3) → 'I would be grateful if you could send it.' (4). Emin değilsen bir basamak yukarı çık; iş dünyasında fazla kibar olmak, az kibar olmaktan her zaman güvenlidir.
Tips & Tricks: Fiil-önce refleksi
Bir iş ismi görünce (meeting, deadline, agreement, report) önce doğru fiili hatırla, ismi tek başına düşünme: meeting→hold, deadline→meet, agreement→reach, report→draw up, contract→sign, attention→pay. Bu altı refleks tek başına birçok iş collocation sorusunu çözer.

İş İngilizcesini dört ana ortama göre öğrenmek en verimlisidir: toplantılar, e-postalar, müzakereler ve raporlar. En sık kullanılandan özele doğru gidelim.

1) Toplantı dili (meetings)

Toplantı fiilleri sırayla düşün: önce ayarlanır (schedule/set up/arrange), sonra gerçekleştirilir (hold/have), biri yönetir (chair), gerekirse ertelenir/iptal edilir (postpone/call off). Gündem 'agenda', tutanak 'minutes', karar maddeleri 'action points'tır.

Could we set up a quick call for Wednesday?
Çarşamba için kısa bir görüşme ayarlayabilir miyiz?
set up a call — 'do a call' YANLIŞ.
Sara will chair the meeting while the director is away.
Müdür yokken toplantıyı Sara yönetecek.
chair a meeting — toplantıyı 'yönetmek/başkanlık etmek'.
We had to postpone the meeting until next Monday.
Toplantıyı gelecek pazartesiye ertelemek zorunda kaldık.
postpone = ertelemek; call off = tamamen iptal.
Let's go through the agenda item by item.
Gündemi madde madde ele alalım.
go through the agenda — 'read the agenda' zayıf kalır.

2) E-posta dili (emails)

İş e-postası üç sabit bölümden oluşur ve her bölümün hazır kalıpları vardır. Açılış: Dear Mr/Ms... / Hi... + neden yazdığın (I am writing to...). Gövde: bilgi/ek (Please find attached...), gönderme (With reference to your email...). Kapanış: bir sonraki adım (I look forward to hearing from you) + imza (Best regards / Kind regards).

I am writing to enquire about your prices.
Fiyatlarınızı öğrenmek için yazıyorum.
I am writing to + fiil — resmi açılış kalıbı.
Please find attached the invoice for last month.
Geçen ayın faturasını ekte bulabilirsiniz.
Please find attached — 'I send you in attach' YANLIŞ.
With reference to our phone call, here are the details.
Telefon görüşmemize istinaden, ayrıntılar aşağıdadır.
with reference to — resmi gönderme kalıbı.
I look forward to hearing from you soon.
En kısa sürede sizden haber almayı bekliyorum.
look forward to + hearing (-ing!), 'to hear' değil.

3) Deadline ve zaman baskısı dili

We're working to a very tight deadline.
Çok sıkışık bir teslim süresiyle çalışıyoruz.
a tight deadline — 'a hard deadline' de var ama farklı: hard = kesin/değişmez.
If we miss this deadline, we'll lose the client.
Bu tarihi kaçırırsak müşteriyi kaybederiz.
miss a deadline — 'lose a deadline' YANLIŞ.
Can we push the deadline back by two days?
Teslim tarihini iki gün ileri alabilir miyiz?
push back / extend a deadline = uzatmak.
Let's set a realistic deadline this time.
Bu sefer gerçekçi bir tarih belirleyelim.
set a deadline — tarih 'belirlenir'.

4) Müzakere dili (negotiations, B2–C1)

I think we can meet each other halfway on this.
Bu konuda orta yolda buluşabiliriz sanırım.
meet halfway — karşılıklı taviz; çok yaygın.
We're confident we can close the deal by Friday.
Cumaya kadar anlaşmayı bağlayabileceğimize eminiz.
close a deal — anlaşmayı 'bağlamak/sonuçlandırmak'.
Let's try to find some common ground first.
Önce biraz ortak zemin bulmaya çalışalım.
common ground — üzerinde uzlaşılan nokta.
The bottom line is that we can't go below this price.
İşin özü, bu fiyatın altına inemeyiz.
the bottom line — 'esas mesele / sınır'; hem finans hem mecaz.

5) Rapor ve sunum dili (reports, C1)

Our team drew up a detailed budget report.
Ekibimiz ayrıntılı bir bütçe raporu hazırladı.
draw up / prepare a report — resmi 'hazırlamak'.
The key findings suggest a drop in demand.
Temel bulgular talepte bir düşüşe işaret ediyor.
key findings — raporun 'temel bulguları'.
Going forward, we will focus on the domestic market.
Bundan sonra iç pazara odaklanacağız.
going forward — 'bundan böyle'; iş raporlarının klasik geçişi.
We must take the exchange rate into account.
Döviz kurunu hesaba katmalıyız.
take into account — 'hesaba katmak'; 'take in consideration' değil, 'take into consideration'.

İş dilinde 'zaman ifadeleri' yerine iki tür sinyal işine yarar: (1) hangi ismin hangi fiili çağırdığını gösteren collocation tetikleyicileri; (2) bir sözün resmi mi günlük mü olduğunu ele veren register sinyalleri. Aşağıdaki tablolar 'bunu görürsen büyük olasılıkla şu' mantığıyla düşünülmelidir.

İsim → olası iş fiili
İsim / öbekSık fiilÖrnek
meeting / conference / callhold / set uphold a meeting
deadline / target / quotameetmeet the target
agreement / consensus / compromisereach / come toreach a consensus
report / contract / proposaldraw up / preparedraw up a proposal
dealclose / strikeclose a deal
attention / a compliment / a visitpaypay a visit
a decision / an offer / progressmakemake an offer
Register sinyali: günlük ↔ nötr ↔ resmi
Günlük (informal)Nötr (neutral)Resmi (formal)
touch basefollow upget in touch / contact
ASAPas soon as possibleat your earliest convenience
get the ball rollingstart / begincommence / initiate
a heads-upadvance noticeprior notification
Cheers / Thanks!Thanks / BestKind regards / Yours sincerely
sort outdeal with / resolveaddress / resolve
Tetikleyici garanti değildir
Tablodaki eşlemeler yol gösterir ama mutlak kural değildir. Aynı isim bağlama göre farklı fiil alabilir: make a decision ama reach a decision (ikincisi daha resmi/kurumsal). have a meeting (günlük) ile hold a meeting (resmi) ikisi de doğrudur; fark register'dır. İpucunu son karar değil, ilk tahmin olarak kullan ve register'a göre ayarla.
Akılda Tutma: MEET vs MISS a deadline
Görselleştir: MEET a deadline = bir arkadaşla buluşur gibi — tam zamanında oradasın (yetiştin). MISS a deadline = otobüsü kaçırır gibi — geç kaldın, gitti. 'Meet' = yetiş, 'miss' = kaçır. Türkçe 'yetişmek/kaçırmak' ikilisiyle birebir örtüşür, bu yüzden akılda kalıcıdır.
Tips & Tricks: Kapanış eşleştirme (BrE)
İngiliz iş yazışmasında sınavda işe yarayan altın kural: ismini bildiğin kişiye (Dear Mr Smith) → Yours sincerely; ismini bilmediğin kişiye (Dear Sir/Madam) → Yours faithfully. Hafıza kancası: 'Sir → faithfully; Smith → sincerely' (ikisi de S ile başlamayan/başlayan çiftle eşleşir). Nötr güvenli seçim ise her yerde Best regards / Kind regards.

İş dilinde aynı kavramın farklı kelimeyle söylenmesi çoğu zaman tonu ve niyeti değiştirir. Doğru kelime yalnızca 'doğru' değil, doğru etkiyi yaratandır. İşte en önemli incelikler.

I'd like to touch base vs I'd like to follow up
kısaca görüşmek istiyorum / takibini yapmak istiyorum
'touch base' rahat, arkadaşça, ucu açık bir sohbet; 'follow up' belirli bir konunun sonucunu takip etmek. Resmi müşteriye 'follow up' daha uygundur.
We had to let him go vs We fired him
onunla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık / onu kovduk
'let go' örtmeceli (euphemism), nazik ve resmi; 'fire' doğrudan ve sert. İş yazışmasında neredeyse her zaman örtmece seçilir.
a competitive price vs a cheap price
rekabetçi/uygun fiyat / ucuz fiyat
'cheap' düşük kalite çağrıştırır; iş dilinde ürünü değersizleştirmemek için 'competitive / affordable / reasonable' tercih edilir.
We anticipate some delay vs There will be a delay
bir miktar gecikme öngörüyoruz / gecikme olacak
'anticipate' + belirsizleştiriciler (some) kötü haberi yumuşatır; iş dilinde olumsuz haber çoğu zaman böyle 'hedge' edilir (temkinlileştirilir).

Kesinlik ve sorumluluk da kelimeyle ayarlanır. Edilgen çatı iş dilinde sık kullanılır çünkü suçu kişiselleştirmeden sorun bildirmeyi sağlar: 'A mistake was made' (bir hata yapıldı) 'You made a mistake'ten çok daha diplomatiktir. Benzer şekilde 'I'm afraid...', 'Unfortunately...', 'It seems that...' kötü haberi nazikçe çerçeveler.

İleri nüans: hedging (temkinli dil)
C1 iş dilinin sırrı hedgingtir: iddiaları ve talepleri yumuşatan dil. 'This will increase sales' yerine 'This could help boost sales'; 'You are wrong' yerine 'I'm not sure that's quite right'. Hedging zayıflık değil, profesyonel inceliktir — hem nezaket sağlar hem de yanılma payı bırakır. Aşırısı ise kararsız gösterir; dengeyi bağlama göre kur.

Türkçe iş dili ile İngilizce iş dili farklı 'kablolarla' çalışır. Türkçe düşünen öğrenci iki tuzağa düşer: (1) iş collocation'ını birebir çevirir ('toplantı yapmak → make a meeting'); (2) nezaketi kalıp değil kelime yığarak ('please, please') vermeye çalışır. İşte en sık kırılma noktaları.

  • Türkçe 'toplantı yapmak' → 'yapmak' 'make' değil; İngilizce hold / have a meeting.
  • Türkçe 'anlaşma yapmak' → 'yapmak' 'do' değil; İngilizce reach an agreement / close a deal.
  • Türkçe 'ekte gönderiyorum' → birebir 'I send in attach' değil; İngilizce Please find attached....
  • Türkçe nezaket ekle ('...ir misiniz acaba') verilir; İngilizce nezaket kalıpla (could/would/I would be grateful) verilir, sadece 'please' eklemekle değil.
  • Türkçe 'ilgilenmek' iş bağlamında 'deal with / handle'dır; 'I interest with it' YANLIŞ.
Yanlış We will make a meeting on Monday.
Doğru We will hold / have a meeting on Monday.
Pazartesi bir toplantı yapacağız.
Türkçe 'toplantı yapmak' fiilini öğrenci 'make' ile karşılıyor. Toplantı üretilen bir nesne değil, gerçekleştirilen bir etkinliktir; İngilizce 'hold' (resmi) veya 'have' (günlük) kullanır. 'make a meeting' yerleşik dizim değildir.
Yanlış I send you the report in attach.
Doğru Please find the report attached. / I have attached the report.
Raporu ekte gönderiyorum.
Türkçe 'ekte gönderiyorum' birebir çevrilince 'in attach' gibi var olmayan bir yapı çıkıyor. İngilizce sabit kalıp 'Please find attached...' ya da 'I have attached...'tır; 'attach' burada fiil, ek dosya için isim 'attachment'tır.
Yanlış Please, please can you answer me fast, it is very urgent please.
Doğru I would be grateful if you could reply as soon as possible.
Mümkünse en kısa sürede dönebilir misiniz?
Türkçe/öğrenci nezaketi 'please' tekrarıyla artırmaya çalışıyor; İngilizcede bu tersine acele ve baskıcı görünür. Nezaket kalıpla verilir: 'I would be grateful if you could...'. Ayrıca 'answer me fast' günlük ve sert; resmi karşılık 'reply as soon as possible'dır.
Yanlış We did an agreement with the supplier.
Doğru We reached an agreement with the supplier.
Tedarikçiyle bir anlaşmaya vardık.
Türkçe 'anlaşma yapmak' fiilini öğrenci 'do/make' ile karşılıyor. İngilizce anlaşma 'varılan' bir noktadır: reach/come to an agreement, ya da 'close/strike a deal'. 'do an agreement' yerleşik değildir.

İş vocabulary'si; genel collocation'lar, günlük ifadeler ve kolay karışan kelimelerle iç içedir. Fark, iş dilinin ek bir katman taşımasıdır: register/uygunluk. Aynı collocation bilgisi burada 'resmiyet' filtresinden geçer.

İş vocabulary vs komşu konular
KonuNe öğretirÖrnekNot
Business vocabularyİş bağlamı + doğru registerhold a meeting / follow upBu bölüm
Collocations (genel)Hangi kelime hangisiyle gidermake a decision, heavy rainBkz. Eş Dizimler (Collocations)
Everyday expressionsGünlük konuşma kalıplarıHow's it going? / no worriesBkz. Günlük İfadeler
Confusable wordsBenzer görünen karışan kelimeleraffect/effect, actual/currentBkz. Karıştırılan Kelimeler
Çizgiyi nasıl çekersin
make a decision genel bir collocation'dır (her yerde geçerli, bkz. Eş Dizimler (Collocations)). touch base ise bir iş register meselesidir — anlamı 'kısaca görüşmek', ama günlük iş jargonudur; resmi yazıda 'follow up' seçersin. Yani iş vocabulary'si çoğu zaman 'doğru kelimeyi biliyorum' değil, 'bu bağlamda hangi tonu seçmeliyim' sorusudur. Günlük genel kalıplar için Günlük İfadeler, birebir karışan kelimeler için Karıştırılan Kelimeler ayrımına bak.
En yaygın tek hata
İş kalıplarını Türkçeden birebir çevirmek ve nezaketi 'please' yığarak vermek. İş İngilizcesinde nezaket kalıpla (could/would/I would be grateful), doğallık ise yerleşik collocation'la (hold a meeting, meet a deadline) sağlanır. Aşağıdaki hataların çoğu bu iki yanlış varsayımdan doğar.
Yanlış I will make a meeting with the team.
Doğru I will hold / set up a meeting with the team.
Ekiple bir toplantı yapacağım / ayarlayacağım.
'toplantı yapmak' birebir çevrilince 'make a meeting' çıkıyor. Toplantı gerçekleştirilir (hold/have) ya da ayarlanır (set up/schedule); 'make' ile dizilmez.
Yanlış Please find attached to this email the file that I want to send you.
Doğru Please find the file attached. / I have attached the file.
Dosyayı ekte bulabilirsiniz.
Kalıp doğru başlamış ama gereksiz uzatılmış ve 'that I want to send you' Türkçe düşünceyle eklenmiş. İş e-postası kısalık ve netlik sever: 'Please find the file attached' yeter.
Yanlış We lost the deadline for the project.
Doğru We missed the deadline for the project.
Projenin son teslim tarihini kaçırdık.
Türkçe 'kaçırmak' fiili 'lose' ile karşılanıyor. Deadline 'kaybedilmez', 'kaçırılır': miss a deadline. 'lose' bir nesne/fırsat kaybı içindir (lose a client).
Yanlış I am waiting your answer.
Doğru I look forward to hearing from you. / I am waiting for your reply.
Cevabınızı bekliyorum.
İki hata var: 'wait' edat ister — 'wait for'; ve iş kapanışında doğal kalıp 'I look forward to hearing from you'dur. 'I am waiting your answer' hem gramer hem register açısından acemi görünür.
Yanlış I look forward to hear from you.
Doğru I look forward to hearing from you.
Sizden haber almayı bekliyorum.
'look forward to' kalıbındaki 'to' bir edattır, mastar işareti değil; ardından fiil -ing alır: 'hearing'. Bu, iş e-postalarındaki en sık gramer hatasıdır.
Yanlış Dear Sir, ... Yours sincerely,
Doğru Dear Sir or Madam, ... Yours faithfully,
Sayın Yetkili, ... Saygılarımla,
İngiliz iş yazışmasında kişinin ismini bilmiyorsan (Dear Sir/Madam) kapanış 'Yours faithfully' olmalı; 'Yours sincerely' yalnızca ismini bildiğin kişiye (Dear Mr Smith) yazılır. Eşleştirme yanlışı resmi yazıda göze çarpar.
Yanlış I want you to send me the contract today.
Doğru Could you send me the contract today, please?
Sözleşmeyi bugün gönderebilir misiniz?
'I want you to...' bir emir tonu taşır ve iş bağlamında kaba görünür. Talep 'Could you...? / Would you mind...?' gibi modal kalıplarla yumuşatılır; nezaket kelime değil yapı meselesidir.
Yanlış We must control the numbers before the report.
Doğru We must check / review the numbers before the report.
Rapordan önce rakamları kontrol etmeliyiz.
'control' İngilizcede 'denetlemek/yönetmek/hakim olmak' demektir, 'gözden geçirmek' değil. Türkçe 'kontrol etmek' burada 'check/review/verify' ile karşılanır. Klasik bir false friend (yanlış arkadaş) hatasıdır.
Yanlış I will make an appointment to touch base with the CEO in the formal report.
Doğru I will arrange a meeting with the CEO. (resmî bağlamda 'touch base' kullanma)
Genel müdürle bir görüşme ayarlayacağım.
'touch base' günlük iş jargonudur; resmi bir raporda ya da üst düzey bağlamda register'a aykırı düşer. Doğru kelime doğru yerde: resmi bağlamda 'arrange a meeting / follow up' seçilir.
Yanlış We will do a decision in the meeting.
Doğru We will make / reach a decision in the meeting.
Toplantıda bir karar vereceğiz.
Karar 'do' ile dizilmez; günlük 'make a decision', daha resmi/kurumsal 'reach a decision' kullanılır. 'do a decision' Türkçe 'karar yapmak/vermek'in birebir çevirisinden gelen yaygın bir hatadır.

İş dilinde 'istisna' çoğu zaman bölgesel (BrE/AmE) tercih ya da register kayması demektir. Bir kalıp bir bağlamda doğru, diğerinde tuhaf olabilir. Bunları 'hata' değil, 'bağlama göre değişen tercih' olarak düşün.

chair a meeting / preside over a meeting
toplantıyı yönetmek / toplantıya başkanlık etmek
'chair' gündelik-resmi standart; 'preside over' çok resmi/törensel bağlam içindir. Aynı iş, farklı resmiyet.
take a decision (BrE) / make a decision
karar almak / karar vermek
'make a decision' her yerde güvenli; 'take a decision' özellikle BrE kurumsal/resmi bağlamda kabul görür. AmE 'make' tercih eder.
table an item (BrE) vs table an item (AmE)
bir maddeyi gündeme almak (BrE) / ertelemek (AmE)
Tehlikeli bir tuzak: BrE'de 'table a proposal' = onu tartışmaya açmak; AmE'de = onu ertelemek/rafa kaldırmak. Bağlam netleşmeden kullanma.
revert to you (Hint İngilizcesi) / get back to you
size dönüş yapmak
'I will revert to you' bazı bölgelerde (özellikle Hint iş İngilizcesi) yaygındır ama standart BrE/AmE'de tuhaf gelir; güvenli seçim 'get back to you'dur.
Yanlış Let's table the budget discussion, we don't have time.
Doğru (AmE) Let's table the budget discussion. / (BrE, aynı niyet) Let's postpone the budget discussion.
Bütçe tartışmasını erteleyelim, vaktimiz yok.
'table' fiili BrE ve AmE'de zıt anlamlara gelir: BrE'de 'tartışmaya açmak', AmE'de 'ertelemek'. Karşı tarafın hangi İngilizceyi kullandığından emin değilsen, net bir fiil seç: postpone (ertele) ya da raise/bring up (gündeme getir).
Puf noktası
Bir iş kalıbının bölgeye göre değiştiğini görürsen (table, take/make a decision, revert), en nötr ve net seçeneğe kaç: postpone, make a decision, get back to you. Uluslararası bağlamda 'herkesin aynı anladığı' kelime, 'daha şık ama belirsiz' kelimeden iyidir.
A:Hi Emma, have you got a minute to touch base on the Delta project?
B:Sure. Where are we with the deadline?
A:It's pretty tight. If we don't get the ball rolling this week, we'll miss it.
B:Okay. Let's set up a quick call and go through the action points.
A:Great. I'll send a calendar invite and loop in Tom as well.
B:Perfect. And can you follow up with the supplier? We still haven't reached an agreement on the price.
A:Will do. I'll keep you posted.
A: Selam Emma, Delta projesi için kısaca görüşecek bir dakikan var mı? B: Tabii. Teslim tarihinde ne durumdayız? A: Epey sıkışık. Bu hafta işe koyulmazsak kaçıracağız. B: Tamam. Kısa bir görüşme ayarlayıp karar maddelerini gözden geçirelim. A: Harika. Bir takvim daveti gönderirim, Tom'u da dahil ederim. B: Mükemmel. Bir de tedarikçiyle takip yapabilir misin? Fiyatta hâlâ anlaşmaya varamadık. A: Hallederim. Seni haberdar ederim.
Tek doğal diyalogda yedi iş kalıbı: touch base, a tight deadline, get the ball rolling, set up a call, loop in, follow up, reach an agreement, keep you posted. Hepsi informal-nötr ekip içi ton — patrona ilk e-postada bu kadar rahat yazılmaz.
Let me get back to you on that by end of day.
Bu konuda gün sonuna kadar sana döneyim.
get back to you = dönüş yapmak; 'end of day (EOD)' iş jargonu.
Can you loop me in on that email thread?
Beni de o e-posta zincirine dahil eder misin?
loop someone in = birini dahil etmek/CC'ye eklemek; günlük.
Just a quick heads-up: the client is running late.
Kısa bir bilgi: müşteri gecikiyor.
a heads-up = önceden uyarı/bilgi; informal.
Let's circle back on this after lunch.
Bu konuya öğle yemeğinden sonra tekrar dönelim.
circle back = bir konuya sonra geri dönmek; çok yaygın iş jargonu.

Resmi iş yazısında (rapor, teklif, resmi e-posta) dil nesnel, temkinli ve yapılandırılmış olur. Günlük jargon (touch base, get the ball rolling) yerini resmi karşılıklarına (follow up, initiate) bırakır; edilgen çatı ve hedging (temkinli dil) öne çıkar. Aşağıdaki kalıplar resmi iş ve akademik-iş dilinin belkemiğidir.

With reference to your enquiry, please find the details below.
Talebinize istinaden, ayrıntıları aşağıda bulabilirsiniz.
with reference to — resmi gönderme; 'about your question' günlük kalır.
The report takes into account the latest market data.
Rapor, en güncel piyasa verilerini hesaba katmaktadır.
take into account — 'consider' ile eşanlamlı, resmi dizim.
We would be grateful if you could confirm your availability.
Müsaitliğinizi teyit ederseniz memnun oluruz.
We would be grateful if... — en nazik resmi talep kalıbı.
In light of these findings, we recommend a revised strategy.
Bu bulgular ışığında, gözden geçirilmiş bir strateji öneriyoruz.
in light of — 'because of' değil; bulguya dayanan resmi geçiş.
Following our recent meeting, this report sets out the key findings of the customer satisfaction survey conducted last quarter. With reference to the data collected, it appears that overall satisfaction has fallen slightly, largely due to longer response times in our support department. We would like to draw attention to three main issues. First, a significant number of clients reported that their queries were not followed up within the agreed timeframe. Second, the survey suggests that communication between departments could be improved. Third, several respondents felt that they were not kept informed about the progress of their requests. In light of these findings, we recommend that the company set clearer internal deadlines and introduce a system to keep clients updated. We are confident that, going forward, these measures will help us meet our targets and strengthen client relationships. Should you require any further information, please do not hesitate to contact us.
Yakın zamanda yaptığımız toplantının ardından, bu rapor geçen çeyrekte yürütülen müşteri memnuniyeti anketinin temel bulgularını ortaya koymaktadır. Toplanan verilere istinaden, genel memnuniyetin, büyük ölçüde destek bölümümüzdeki daha uzun yanıt süreleri nedeniyle hafifçe düştüğü görülmektedir. Üç ana konuya dikkat çekmek isteriz. Birincisi, önemli sayıda müşteri, taleplerinin üzerinde anlaşılan süre içinde takip edilmediğini bildirmiştir. İkincisi, anket, bölümler arası iletişimin iyileştirilebileceğine işaret etmektedir. Üçüncüsü, birçok katılımcı, taleplerinin ilerleyişi hakkında bilgilendirilmediklerini hissetmiştir. Bu bulgular ışığında, şirketin daha net iç teslim tarihleri belirlemesini ve müşterileri güncel tutan bir sistem kurmasını öneriyoruz. Bundan sonraki süreçte bu önlemlerin hedeflerimize ulaşmamıza ve müşteri ilişkilerini güçlendirmemize yardımcı olacağına eminiz. Daha fazla bilgiye ihtiyaç duymanız hâlinde, lütfen bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
Analiz:
  • Following our recent meeting — resmi açılış geçişi; 'after' yerine 'following'.
  • the key findings ... conducted last quarter — key findings + conduct a survey, rapor collocation'ları.
  • With reference to / In light of — resmi gönderme ve gerekçelendirme kalıpları.
  • draw attention to three main issues — 'dikkat çekmek', resmi dizim.
  • were not followed up within the agreed timeframe — follow up (edilgen) + timeframe iş kelimesi.
  • kept informed / kept updated — müşteriyi 'bilgilendirmek/güncel tutmak' kalıpları.
  • going forward ... meet our targets — bundan sonra + hedefe ulaşmak.
  • please do not hesitate to contact us — klasik nazik resmi kapanış.
When Kerem started his first job at an international logistics company, he assumed that his English was good enough. He could talk about films and football for hours, but the office was a different world. On his very first morning, his manager asked him to "set up a meeting with the German supplier and circle back once you've confirmed the details." Kerem understood every single word on its own, yet he had no idea what he was actually supposed to do. That afternoon he wrote his first business email. He began, "Hey, I want you to send me the prices fast, it is very urgent!!!" His colleague Marta gently pulled him aside. "In business," she said, "we don't tell people what to do; we ask. And we never shout with capital letters or three exclamation marks." She showed him how to soften the request: "Could you possibly send us your latest prices? We would be grateful if you could reply by Friday." Kerem was amazed that the same request could sound so different. Over the following weeks he learned the invisible rules of the workplace. He discovered that you hold a meeting, you don't make one; that you meet a deadline the way you meet a friend, and you miss it the way you miss a bus. He learned to end his emails with "I look forward to hearing from you" and "Best regards," and to write "Please find attached" instead of the strange phrases he used to translate directly from Turkish. When a negotiation got difficult, his manager taught him to look for common ground and to meet the other side halfway rather than insisting on winning. By the end of his first year, Kerem could chair a short meeting, draw up a simple report, and follow up with clients without breaking into a sweat. He realised something important: his grammar had never really been the problem. What he had been missing was register, the quiet art of saying the right thing in the right tone, to the right person, at the right moment. Business English, he finally understood, was less about big words and more about good manners dressed in language.
Kerem uluslararası bir lojistik şirketinde ilk işine başladığında, İngilizcesinin yeterince iyi olduğunu sanıyordu. Filmler ve futbol hakkında saatlerce konuşabiliyordu, ama ofis bambaşka bir dünyaydı. Daha ilk sabahında müdürü ondan "Alman tedarikçiyle bir toplantı ayarla ve ayrıntıları teyit edince bana dön" diye rica etti. Kerem her kelimeyi tek tek anlıyordu ama aslında ne yapması gerektiği konusunda hiçbir fikri yoktu. O öğleden sonra ilk iş e-postasını yazdı. Şöyle başladı: "Selam, fiyatları bana hızlıca göndermeni istiyorum, çok acil!!!" Meslektaşı Marta onu nazikçe bir kenara çekti. "İş hayatında," dedi, "insanlara ne yapacaklarını söylemeyiz; rica ederiz. Ve asla büyük harflerle ya da üç ünlem işaretiyle bağırmayız." Ona ricayı nasıl yumuşatacağını gösterdi: "En güncel fiyatlarınızı gönderebilir misiniz acaba? Cuma gününe kadar dönerseniz memnun oluruz." Kerem aynı ricanın bu kadar farklı gelebilmesine hayret etti. Sonraki haftalarda iş yerinin görünmez kurallarını öğrendi. Toplantının 'yapılmadığını' (make), 'düzenlendiğini' (hold) keşfetti; teslim tarihine bir arkadaşla buluşur gibi 'yetiştiğini' (meet), otobüsü kaçırır gibi 'kaçırdığını' (miss) öğrendi. E-postalarını "Sizden haber almayı bekliyorum" ve "Saygılarımla" ile bitirmeyi, Türkçeden birebir çevirdiği tuhaf ifadeler yerine "Ekte bulabilirsiniz" yazmayı öğrendi. Bir müzakere zorlaştığında, müdürü ona kazanmakta ısrar etmek yerine ortak zemin aramayı ve karşı tarafla orta yolda buluşmayı öğretti. İlk yılının sonunda Kerem, ter dökmeden kısa bir toplantı yönetebiliyor, basit bir rapor hazırlayabiliyor ve müşterilerle takip yapabiliyordu. Önemli bir şey fark etti: gramer aslında hiçbir zaman sorun olmamıştı. Eksik olan şey register'dı — doğru şeyi, doğru tonda, doğru kişiye, doğru anda söylemenin o sessiz sanatı. İş İngilizcesinin, sonunda anladığı gibi, büyük kelimelerden çok, dile giydirilmiş iyi görgü kuralları olduğunu kavradı.
Analiz:
  • set up a meeting / hold a meeting (not 'make') — toplantı collocation'ının kalbi.
  • circle back / follow up — informal iş jargonu; ekip içi ton.
  • 'I want you to... fast, urgent!!!' → 'Could you possibly...? We would be grateful if...' — register basamağının canlı gösterimi.
  • meet a deadline vs miss a deadline — 'meet like a friend, miss like a bus' mnemoniğinin metne yerleşmesi.
  • I look forward to hearing from you / Best regards / Please find attached — sabit e-posta kapanış ve ek kalıpları.
  • common ground / meet halfway — müzakere dili.
  • chair a meeting / draw up a report / follow up with clients — üç farklı iş ortamından collocation.
  • register = doğru tonu doğru kişiye söyleme sanatı — bölümün ana tezinin özeti.

Temel (B1)

I have a meeting at ten.
Onda bir toplantım var.
have a meeting — temel, günlük.
Please send me the file.
Lütfen dosyayı bana gönder.
send a file — temel e-posta fiili.
The deadline is next Friday.
Son teslim tarihi gelecek cuma.
deadline — temel iş ismi.

Orta (B2)

Could you set up a meeting with the client, please?
Müşteriyle bir toplantı ayarlar mısınız?
set up a meeting + could (nezaket basamağı 3).
We're doing our best to meet the deadline.
Son teslim tarihine yetişmek için elimizden geleni yapıyoruz.
meet the deadline — B2 çekirdek dizim.
Please find the updated report attached.
Güncellenmiş raporu ekte bulabilirsiniz.
Please find attached — sabit e-posta kalıbı.

İleri (C1)

I would be grateful if you could confirm the figures by close of business.
Rakamları iş günü kapanışına kadar teyit ederseniz memnun olurum.
I would be grateful if... + close of business (COB) — resmi register.
With reference to our earlier discussion, we've reached an agreement in principle.
Daha önceki görüşmemize istinaden, ilkesel olarak bir anlaşmaya vardık.
with reference to + reach an agreement in principle — resmi müzakere dili.
Going forward, we recommend that these risks be taken into account.
Bundan sonra bu risklerin hesaba katılmasını öneriyoruz.
going forward + take into account (edilgen subjunctive) — resmi rapor dili.

Bu sorular kural değil, uygunluk ve anlam sezgisini yoklar. Kendine 'bir profesyonel bunu böyle söyler mi, bu ton bu kişiye uygun mu?' diye sor.

Kavram kontrol Aşağıdaki soruları düşünüp cevapla; ardından açıklamaya bak.
  1. 'Hold a meeting' ile 'set up a meeting' arasındaki fark nedir?
  2. Aynı ricayı patronuna ve yakın bir iş arkadaşına nasıl farklı söylersin?
  3. Neden 'I look forward to hear from you' yanlıştır?
  4. 'touch base' ile 'follow up' arasındaki register farkı nedir?
  5. İngiliz iş yazışmasında 'Dear Sir or Madam' ile hangi kapanış kullanılır?
Boşluk doldurma (doğru iş fiili) Boşluğa doğru fiili uygun biçimde yaz (hold / set up / meet / reach / draw up / follow / attach / postpone).
  1. We need to ____ a meeting to discuss the budget. (gerçekleştirmek)
  2. Can we ____ up a quick call for tomorrow?
  3. The team worked hard to ____ the deadline.
  4. After long talks, both sides finally ____ an agreement.
  5. Our lawyer will ____ up the contract this week.
  6. I'll ____ up with the supplier on Monday.
  7. Please find the invoice ____ to this email.
  8. We had to ____ the meeting until next week.
Hata düzeltme İş dili / register hatasını bul ve cümleyi düzelt.
  1. I want you to send the report today.
  2. We will make a meeting on Friday.
  3. We lost the deadline for the delivery.
  4. I look forward to hear from you.
  5. We did an agreement with the new supplier.
  6. Dear Sir or Madam, ... Yours sincerely,
Türkçeden çeviri (doğru register ile) Aşağıdaki cümleleri iş İngilizcesine, uygun resmiyette çevir.
  1. Perşembeye bir toplantı ayarlayabilir miyiz?
  2. Raporu ekte bulabilirsiniz.
  3. Cuma gününe kadar dönerseniz memnun oluruz.
  4. Sonunda bir anlaşmaya vardık.
  5. Bu konuda gün sonuna kadar sana dönerim.
  6. Sizden haber almayı bekliyorum. Saygılarımla.
Register sıralama (günlük → resmi) Her satırdaki ifadeleri en günlükten en resmiye sırala.
  1. a) as soon as possible b) ASAP c) at your earliest convenience
  2. a) follow up b) get in touch / contact c) touch base
  3. a) Could you send it, please? b) Send it. c) I would be grateful if you could send it.
  1. We need to ____ a meeting to discuss the new project.
  2. The team managed to ____ the deadline despite the pressure.
  3. Please ____ attached the report you requested.
  4. After long negotiations, both parties finally ____ an agreement.
  5. Which closing is the most formal for a business email?
  6. I'll ____ with the client next week to check on progress.
  7. Which request is the most appropriate for a first email to a new client?
  8. We had to ____ the meeting because the manager was ill.
  9. 'Let's touch base on Monday' is an example of which register?
  10. I look forward to ____ from you.
  11. Our accountant will ____ up a detailed financial report.
  12. In a negotiation, to 'meet someone halfway' means to...
  13. We must take the new tax rules ____ account.
  14. Which phrase best signals a conclusion/next step in a report?

Görev: Bir müşteriye ya da meslektaşına, 100–130 kelimelik resmi bir iş e-postası yaz. Bir toplantı ayarlamayı öner, bir dosyayı ekle ve bir teslim tarihi teyit iste. İçine en az 6 iş kalıbı yerleştir (örn. I am writing to..., Please find attached, set up a meeting, meet the deadline, I would be grateful if..., I look forward to hearing from you) ve baştan sona tutarlı bir resmi register koru.

  • Rehber soru 1: E-postayı nasıl açacaksın — Dear...? Neden yazıyorsun (I am writing to...)?
  • Rehber soru 2: Hangi dosyayı ekliyorsun ve bunu nasıl söyleyeceksin (Please find attached...)?
  • Rehber soru 3: Toplantıyı nasıl önereceksin (Could we set up... / Would you be available...)?
  • Rehber soru 4: Teslim tarihini nasıl teyit isteyeceksin ve nazikçe nasıl kapatacaksın (I would be grateful... / I look forward to...)?
Örnek cevap Aşağıda hedefe uygun örnek bir e-posta var; kendi metnini yazdıktan sonra kalıpları karşılaştır.
  1. Örnek e-postayı oku ve içindeki iş kalıplarını işaretle.
Nereden başlamalı
Register (resmiyet) bilinciyle başla; iş dilinin en görünmez ama en kritik boyutu budur. İlk derste aynı ricayı üç basamakta tahtaya yaz (Send it. / Could you send it, please? / I would be grateful if you could send it.) ve 'kime hangisini yazarsın?' diye tartıştır. Sonra dört ortamın (toplantı / e-posta / müzakere / rapor) çekirdek collocation'larını kalıp olarak ezberlet: hold a meeting, meet a deadline, reach an agreement, draw up a report. Türkçe-kaynaklı üç klasik hatayı (make a meeting / I send you attached / I look forward to hear) ilk günden tahtaya yazıp birlikte düzeltin.

Kavram kontrolü için 'Is this formal or informal? Who would you write this to?' gibi kısa sorular kullan; öğrenci kelimenin doğruluğundan çok uygunluğuna odaklansın. Etkinlik önerileri: (1) register sıralama — kartlara yazılı ifadeleri (ASAP / as soon as possible / at your earliest convenience) günlükten resmiye dizdir; (2) e-posta yeniden yazımı — kaba/emir tonlu bir e-postayı öğrenciler nazik register'a çevirsin; (3) rol yapma müzakere — iki grup fiyat üzerinde 'meet halfway' ve 'common ground' arasın. Değerlendirmede gramer doğru ama register yanlış cümleleri özellikle işaretle. İleri sınıfta hedging (temkinli dil) ve edilgen diplomasisini ('A mistake was made') tanıt; genel collocation temeli için Eş Dizimler (Collocations), günlük kalıplar için Günlük İfadeler ile köprü kur.

  • İş İngilizcesinin özü iki eksendir: doğru collocation (hold a meeting, meet a deadline) ve doğru register (Can you / Could you / I would be grateful).
  • Nezaket kelime yığmakla değil kalıpla verilir: cümle uzadıkça ve dolaylılaştıkça resmiyet artar.
  • Toplantı: schedule/set up (ayarla), hold/have (gerçekleştir), chair (yönet), postpone/call off (ertele/iptal).
  • E-posta: I am writing to... / Please find attached / with reference to / I look forward to hearing from you / Best regards.
  • Deadline: meet (yetiş) — miss (kaçır) — extend/push back (uzat); 'lose a deadline' YANLIŞ.
  • Müzakere: reach an agreement, meet halfway, close a deal, common ground, the bottom line.
  • Rapor: draw up a report, key findings, take into account, going forward, in light of.
  • Register üç çizgi: informal (touch base, ASAP) — neutral (follow up) — formal (with reference to, on behalf of).
  • En büyük tuzak birebir çeviri: make a meeting, do an agreement, I send you attached, I look forward to hear.
  • Yakın konular: genel dizimler için Eş Dizimler (Collocations), günlük kalıplar için Günlük İfadeler, karışan kelimeler için Karıştırılan Kelimeler.