Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · İletişim İşlevleri

Making Suggestions & Giving AdviceÖneri ve Tavsiye Verme

Öneri: Why don't we...?, How about...?, What about...?, Let's..., We could... Tavsiye: You should..., You'd better..., If I were you..., It might be a good idea to... Türkçedeki "-sene / -meli" mantığına yakın ama kalıp ve nezaket derecesi farklıdır.

İngilizcede birine bir fikir sunmak (öneri) ile ona ne yapması gerektiğini söylemek (tavsiye) iki ayrı iletişim işlevidir ve farklı kalıplar ister. Öneri çoğu zaman biz odaklıdır (Why don't we...?, How about...?, Let's..., We could...); tavsiye ise sen odaklıdır (You should..., You'd better..., If I were you, I'd...). Türkçede "-sene", "-meli" veya "bence şöyle yap" ile hallettiğimiz işi İngilizce sabit kalıplarla ve ince nezaket dereceleriyle yapar. Bu bölüm, kalıpların yapısını, nezaket merdivenini, Türkçe düşünenin düştüğü tuzakları ve sınav-konuşma ipuçlarını A2'den C1'e kadar tek tek işler. Yakın işlevler için bkz. Rica & Teklif ve Görüş Bildirme.

A2B1B2C1öneritavsiyesuggestionsadviceshouldwhy don't wehow aboutlet'shad betterif I were youiletişim işlevlerimodalnezaket~22 dk
A1Bu düzeyde henüz beklenmez; en fazla Let's go. gibi ezber kalıp tanınır.
A2Temel öneri kalıpları: Let's..., Why don't we...?, How about + -ing? ve temel tavsiye You should.... Anlamı ayırt eder, basit üretir.
B1should / shouldn't, could ile öneri, What about...?, Why don't you...?; öneri ile tavsiyeyi bilinçli ayırır ve reddi/kabulü ifade eder.
B2had better ('d better), If I were you, I'd..., ought to, I suggest / recommend (that) you...; nezaket ve güç dereceleri arasında seçim yapar.
C1Dolaylı ve yumuşatılmış yapılar: It might be worth + -ing, You may want to..., Have you thought about...?, I'd suggest -ing; register, ima ve ton kontrolüyle akademik/profesyonel öneri verir.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Öneri (biz)Why don't we + V1?Why don't we take a break?
Neden bir mola vermiyoruz?
Olumsuz görünür ama anlamı olumlu öneridir.
Öneri (biz)How / What about + -ing / isim?How about ordering pizza?
Pizza söylesek?
Fiil daima -ing; isim de gelebilir.
Öneri (biz)Let's (not) + V1Let's not argue about this.
Bunu tartışmayalım.
Olumsuzu 'Let's not', 'Don't let's' değil.
Öneri (yumuşak)We could + V1We could try the new café.
Yeni kafeyi deneyebiliriz.
'can' değil 'could'; olasılık/öneri tonu daha nazik.
Tavsiye (sen)You should / shouldn't + V1You should see a doctor.
Bir doktora görünmelisin.
En yaygın tavsiye kalıbı; nazik ve dengeli.
Tavsiye (güçlü)You'd better (not) + V1You'd better hurry.
Acele etsen iyi olur.
Uyarı/tehdit tonu taşır; hafif değildir.
Tavsiye (kişisel)If I were you, I'd + V1If I were you, I'd apologise.
Yerinde olsam özür dilerdim.
'was' değil 'were'; kendini onun yerine koyma.
Tavsiye (resmi)I suggest / recommend (that) you + V1I recommend that you book early.
Erken rezervasyon yapmanızı öneririm.
'that you to book' değil; 'to' yok.

Bir arkadaşın "Ne yapsak?" diye sorduğunu düşün. Sen "Sinemaya gitsek?" dersin — bu bir öneridir: iki tarafın da yapabileceği bir fikir ortaya koyarsın. Ama arkadaşın "Başım çok ağrıyor" derse, "Bir ağrı kesici alsan iyi olur" dersin — bu bir tavsiyedir: karşındaki için doğru olduğunu düşündüğün şeyi söylersin. İngilizce bu iki işi farklı kalıplarla yapar ve bu bölüm tam olarak bunları öğretir.

Neden ayrı bir konu? Çünkü İngilizcede öneri ve tavsiye çoğunlukla sabit kalıplarla yürür. "Why don't we...?" kelime kelime çevrilirse "Neden yapmıyoruz?" gibi olumsuz/sitem dolu görünür; oysa gerçek anlamı sıcak bir öneridir. Bu kalıpları tek tek tanımazsan hem yanlış anlarsın hem yanlış kurarsın.

Türkçedeki karşılığı

Türkçede öneriyi çoğu zaman -sek/-sak soru tonuyla ("Gitsek mi?"), hadi ("Hadi gidelim") veya -sene/-sana ("Baksana") ile yaparız. Tavsiyeyi ise -meli/-malı ("gitmelisin"), iyi olur ("gitsen iyi olur") veya bence ile yaparız. İngilizcede bunların her biri ayrı bir kalıba denk gelir; birebir aynı değildir.

Türkçe sezgi → İngilizce kalıp
Türkçeİşlevİngilizce kalıp
Gitsek mi? / Gidelim mi?öneri (biz)Why don't we go? / Shall we go?
Hadi gidelim.öneri (biz)Let's go.
Pizza söylesek?öneri (biz)How about ordering pizza?
Gitmelisin. / Gitsen iyi olur.tavsiye (sen)You should go. / You'd better go.
Yerinde olsam giderdim.tavsiye (sen)If I were you, I'd go.

Neden Türk öğrenci zorlanır? Üç sebep: (1) Kalıplar birebir çevrilmez — "Why don't we" olumsuz görünür ama olumludur. (2) Öneri genelde biz, tavsiye genelde sen odaklıdır; Türkçe bu ayrımı kalıpta göstermez. (3) Nezaket dereceleri farklıdır: "You must go" tavsiye değil neredeyse emirdir, "You'd better go" ise nazik değil gizli bir uyarıdır. Bu incelikleri karıştırmak kaba veya komik durmana yol açar.

Tek Cümlede Konu
Öneri = ortak bir fikir (çoğu zaman biz). Tavsiye = karşındaki için doğru olan (sen). Kalıbı seçmeden önce hangisini yaptığına karar ver.
  • Öneri = birlikte yapılabilecek bir fikir sunmak; tavsiye = karşındakine ne yapması iyi olur onu söylemek.
  • En kolay öneri kalıpları: Let's + V1, Why don't we + V1?, How/What about + -ing?, We could + V1.
  • En kolay tavsiye kalıpları: You should + V1, You shouldn't + V1.
  • Öneri kalıplarından sonra fiilin yalın hâli gelir (Why don't we go), ama How about ve What about'tan sonra fiil -ing alır (How about going).
  • Should / could / had better'dan sonra to KULLANMA: You should to go yanlış → You should go.
  • Let's'in olumsuzu Let's not'tur: Let's not wait. ("Don't let's" nadir/eskidir).
  • You'd better nazik değildir; içinde gizli bir uyarı vardır: "yoksa kötü olur".
  • If I were you kalıbında daima were kullan (I/he/she dahil), was değil.
  • Resmi öneride I suggest / recommend (that) you + V1 deriz; araya to koymayız.
  • Öneri veya tavsiyeyi yumuşatmak için maybe, perhaps, I think, might ekleyebilirsin: Maybe you should...
SuggestionÖneri
İki tarafın da yapabileceği, birlikte değerlendirilen bir fikir. Genelde 'biz' odaklıdır ve reddedilebilir.
Let's watch a film tonight. Bu akşam film izleyelim.
AdviceTavsiye
Karşındaki için iyi olduğunu düşündüğün eylemi söylemek. 'Sen' odaklıdır. SAYILAMAYAN isimdir: 'an advice' YANLIŞ, 'a piece of advice' doğru.
You should rest today. Bugün dinlenmelisin.
Modal verbKip fiili (should, could, had better)
Yardımcı fiil gibi davranan, kendinden sonra yalın fiil isteyen, 'to' almayan fiiller. Öneri ve tavsiyenin bel kemiğidir.
You could ask your teacher. Öğretmenine sorabilirsin.
Base form (V1)Yalın fiil
Fiilin çekimsiz, 'to'suz hâli (go, eat, take). Modal ve öneri kalıplarından sonra bu gelir.
Why don't we start? Neden başlamıyoruz?
Gerund (-ing)İsim-fiil (-ing hâli)
Fiile -ing eklenerek yapılan, isim gibi kullanılan biçim. 'How about' ve 'What about'tan sonra zorunludur.
What about leaving early? Erken çıksak?
RegisterDil düzeyi / resmiyet
Bir ifadenin ne kadar resmi/gündelik olduğu. 'I'd recommend' resmi, 'Why don't you' gündeliktir.
I would recommend booking in advance. Önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.
Hedging / softenerYumuşatıcı
Bir öneriyi/tavsiyeyi daha nazik, daha az dayatmacı yapan kelime: maybe, perhaps, might, I think, kind of.
Maybe you could try again. Belki tekrar deneyebilirsin.

Öneri ve tavsiyenin tek bir çekimi yoktur; birden çok kalıp vardır. Aşağıda her kalıbın olumlu, olumsuz ve soru biçimini kuruyoruz. Ana kural şu: öneri/tavsiye kalıplarının çoğu, kendinden sonra 'to'suz yalın fiil ister; tek istisna how/what about (-ing) ve resmi suggest -ing.

Öneri kalıpları — olumlu

Formül: Let's + V1 · Why don't we + V1? · Shall we + V1? · How/What about + -ing? · We could + V1.

Let's take the early train.
Erken trene binelim.
Let's + yalın fiil; en doğrudan, sıcak öneri.
Why don't we invite Sara too?
Sara'yı da davet etsek?
Olumsuz görünen ama olumlu anlamlı klasik öneri.
How about meeting at six?
Altıda buluşsak?
How about + fiil-ING (meeting).
We could split the bill.
Hesabı bölüşebiliriz.
could = nazik, dayatmasız öneri.

Öneri kalıpları — olumsuz

Formül: Let's not + V1 · Why don't we not... nadir; bunun yerine Maybe we shouldn't + V1 tercih edilir · How about not + -ing?.

Let's not tell anyone yet.
Henüz kimseye söylemeyelim.
Olumsuz 'Let's not', 'not' fiilden ÖNCE.
Maybe we shouldn't rush this.
Belki bunu acele etmesek iyi olur.
Olumsuz öneri için shouldn't doğal bir yol.

Öneri kalıpları — soru

Zaten çoğu öneri kalıbı soru biçimindedir: Why don't we...?, Shall we...?, How about...?, What about...?. Bunlar hem öneriyi sunar hem karşının onayını ister.

Shall we get started?
Başlayalım mı?
Shall we...? İngiliz İngilizcesinde çok yaygın nazik öneri.
What about a short break?
Kısa bir mola versek?
What about + isim (a short break) de olur.

Tavsiye kalıpları — olumlu / olumsuz

Formül: You should + V1 / You shouldn't + V1 · You'd better + V1 / You'd better not + V1 · You ought to + V1 · If I were you, I'd + V1.

You should back up your files.
Dosyalarını yedeklemelisin.
En dengeli, günlük tavsiye.
You shouldn't skip breakfast.
Kahvaltıyı atlamamalısın.
Olumsuz tavsiye: shouldn't + yalın fiil.
You'd better not be late again.
Bir daha geç kalmasan iyi olur.
had better'ın olumsuzu 'better not'; uyarı tonu güçlü.
If I were you, I'd talk to her directly.
Yerinde olsam onunla doğrudan konuşurdum.
were + I'd (I would); kişisel, empatik tavsiye.

Tavsiye — soru (tavsiye istemek)

Tavsiyeyi vermek kadar istemek de önemlidir: What should I do?, Do you think I should...?, What would you do?.

What should I do about my visa?
Vizem konusunda ne yapmalıyım?
Tavsiye isteyen en temel soru.
Do you think I should accept the offer?
Sence teklifi kabul etmeli miyim?
Yumuşatılmış tavsiye isteği.
Yanlış You should to see a dentist.
Doğru You should see a dentist.
Bir diş hekimine görünmelisin.
should bir kip fiilidir; kendinden sonra 'to' değil doğrudan yalın fiil ister. 'to' Türkçe 'için/-mek' sezgisiyle eklenir ama İngilizcede yanlıştır.
Yanlış How about to go to the beach?
Doğru How about going to the beach?
Plaja gitsek?
'How about' ve 'What about' edat (about) içerdiği için kendinden sonra fiilin -ing hâlini ister, mastarı (to go) değil.
Öneriye kısa yanıtlar (kabul / ret)
İşlevİfadeTürkçe
Kabul (hevesli)Great idea! Let's do that.Harika fikir! Yapalım.
Kabul (nötr)Sure, that works for me.Olur, bana uyar.
TereddütI'm not sure about that.Ondan pek emin değilim.
Nazik retI'd rather not, if that's okay.Sakıncası yoksa istemem.
Karşı öneriActually, why don't we... instead?Aslında onun yerine ... yapsak?

Öneri ve tavsiye, günlük hayattan iş toplantısına, seyahatten akademik geri bildirime kadar her yerde geçer. Aşağıda en yaygın kullanımdan daha özel/resmi olana doğru ilerliyoruz. Her başlıkta hangi kalıbın nereye oturduğuna dikkat et.

1) Günlük planlama — birlikte bir şey yapmayı önermek

Let's grab a coffee before the meeting.
Toplantıdan önce bir kahve içelim.
Arkadaşlar arasında en doğal, sıcak öneri.
Why don't we cook at home tonight?
Bu akşam evde yemek yapsak?
Ortak karar isteyen nazik öneri.
How about ordering something?
Bir şeyler söylesek?
How about + -ing; hızlı, gündelik.
We could watch the game at Tom's.
Maçı Tom'da izleyebiliriz.
could ile dayatmasız seçenek sunma.

2) Sağlık ve iyi oluş — birine ne yapması gerektiğini söylemek

You should drink more water.
Daha çok su içmelisin.
Klasik, nazik sağlık tavsiyesi.
You'd better see a doctor if it gets worse.
Kötüleşirse bir doktora görünsen iyi olur.
had better ile daha ciddi, uyarı içeren tavsiye.
If I were you, I'd get some rest.
Yerinde olsam biraz dinlenirdim.
Empatik, kişisel tavsiye.
It might be a good idea to take a break.
Bir mola vermek iyi olabilir.
Çok yumuşak, dayatmasız tavsiye.

3) İş ve profesyonel ortam — resmi öneri sunmak

I suggest we postpone the launch.
Lansmanı ertelemeyi öneriyorum.
I suggest (that) we + V1; toplantı dili.
I'd recommend reviewing the figures first.
Önce rakamları gözden geçirmenizi tavsiye ederim.
recommend + -ing; nazik ve profesyonel.
You may want to double-check the contract.
Sözleşmeyi bir kez daha kontrol etmek isteyebilirsiniz.
you may want to = çok kibar, dolaylı tavsiye.
Have you thought about outsourcing this?
Bunu dışarıya yaptırmayı düşündünüz mü?
Soruyla verilen, karşıyı zorlamayan öneri (C1).

4) Seyahat ve yönlendirme — tavsiye niteliğinde bilgi

You should book the tickets in advance.
Biletleri önceden almalısın.
Deneyime dayalı pratik tavsiye.
Why don't you take the coastal road? It's beautiful.
Kıyı yolundan gitsen ya? Çok güzel.
Why don't YOU = tek kişiye öneri/tavsiye köprüsü.
How about staying an extra night in Rome?
Roma'da bir gece daha kalsak?
Ortak plan önerisi (biz).

5) Sorun çözme — seçenek üretme

We could always ask for an extension.
Her zaman ek süre isteyebiliriz.
could always = 'en kötü ihtimalle şunu yaparız' rahatlatıcı tonu.
What if we split the work between us?
İşi aramızda bölsek nasıl olur?
What if + özne + fiil; öneri sunmanın esnek yolu.
Shall I email them to clarify?
Netleştirmek için onlara mail atayım mı?
Shall I...? = tek başına bir şey yapmayı önerme/teklif; bkz. Rica & Teklif.

Öneri/tavsiyenin sabit bir 'zaman ifadesi' yoktur (bu bir zaman kipi değil, iletişim işlevidir). Ama bir cümlenin öneri mi, tavsiye mi, teklif mi olduğunu ele veren sinyal kelimeler ve yumuşatıcılar vardır. Bunları tanımak, hem doğru anlamayı hem doğru üretmeyi kolaylaştırır.

Sinyal ve yumuşatıcı kelimeler
SinyalNe belli eder?Örnek
Let's / Shall weÖneri (biz, birlikte)Let's start. / Shall we start?
Why don't we/youÖneri veya tavsiyeWhy don't you rest?
How/What aboutÖneri (-ing gelir)How about leaving now?
should / ought toTavsiye (dengeli)You should apply.
had better ('d better)Güçlü tavsiye/uyarıYou'd better hurry.
If I were youKişisel tavsiyeIf I were you, I'd wait.
maybe / perhaps / mightYumuşatıcı (nazikleştirir)Maybe you should ask.
I suggest / recommendResmi öneriI suggest we vote.
İpucu kelime garanti değildir
Aynı kelime farklı işlevlere hizmet edebilir. Why don't you...? genelde nazik bir öneridir ama tonlamaya göre gerçek bir soru ("Neden gitmiyorsun?") ya da sitem de olabilir. should tavsiyedir ama "The train should arrive at 6" cümlesinde beklenti/olasılık bildirir, tavsiye değil. Kalıbı her zaman bağlamla birlikte oku.
Tips & Tricks — Sınavda -ing tuzağı
Çoktan seçmeli sınavda cümlede about (how about / what about) veya suggest gördüğün an refleks olarak -ing'li şıkkı işaretle; 'to + fiil' şıkkı orada daima çeldiricidir. Tersine, should / could / had better / let's / why don't gördüğünde yalın fiil (to'suz) şıkkını seç. Bu tek refleks, konuyla ilgili soruların çoğunu saniyeler içinde çözdürür.

Öneri ve tavsiyede asıl ustalık, hangi kalıbın ne kadar güçlü, ne kadar nazik ve ne kadar dayatmacı olduğunu hissetmektir. Aynı fikri beş farklı kalıpla söyleyebilirsin ve her biri karşındakine farklı bir mesaj verir. Aşağıda dört eksende inceliyoruz: güç, nezaket, mesafe (biz/sen) ve dolaylılık.

Güç (ne kadar zorlayıcı?)

En yumuşaktan en sertine bir merdiven vardır: You could... < You might want to... < You should... < You ought to... < You'd better... < You must / have to.... 'could' sadece bir seçenek sunar; 'should' dengeli bir öneridir; "'d better" içinde "yoksa kötü olur" tehdidi taşır; 'must' artık tavsiye değil neredeyse emirdir.

You could apply for the scholarship. (sadece bir fikir)
Bursa başvurabilirsin. (sadece bir olasılık)
En düşük baskı; karar tamamen karşıda.
You should apply for the scholarship. (bence doğrusu bu)
Bursa başvurmalısın. (bence doğrusu bu)
Net bir tavsiye ama hâlâ nazik.
You'd better apply before Friday. (yoksa kaçırırsın)
Cumadan önce başvursan iyi olur. (yoksa kaçırırsın)
Örtük uyarı: sonuç kötü olabilir.

Nezaket — yumuşatıcılar

Bir tavsiyeyi maybe, perhaps, I think, might, just, a bit ile yumuşatabilirsin. Bu, karşındakine 'sana emir vermiyorum, sadece fikrimi paylaşıyorum' mesajı verir ve İngiliz kültüründe çok değerlidir. Doğrudan 'You should do X' kimi zaman fazla kesin durabilir; 'Maybe you could try X' çok daha kibardır.

Maybe you could ask for feedback first.
Belki önce geri bildirim isteyebilirsin.
maybe + could: en nazik tavsiye kalıplarından.
I think you should probably rest.
Bence muhtemelen dinlenmelisin.
I think + probably: iki katmanlı yumuşatma.

Mesafe — 'biz' mi 'sen' mi?

Öneriyi we ile kurmak seni de işin içine katar ve daha az dayatmacı yapar: Why don't we... "beraber halledelim" der. Tavsiyeyi you ile kurmak sorumluluğu karşıya yükler. Bir kişiye nazik davranmak istiyorsan, 'you should' yerine bazen 'we could' demek ilişkiyi yumuşatır.

Why don't we go over the report together? (yardım teklifi gibi)
Raporu birlikte gözden geçirsek? (yardım önerisi gibi)
we = ortaklık, daha sıcak.
You should go over the report again. (sorumluluk sende)
Raporu tekrar gözden geçirmelisin. (sorumluluk sende)
you = doğrudan, biraz daha mesafeli.
İleri incelik: dolaylı öneri
C1 düzeyinde en kibar öneri çoğu zaman soru biçimindedir: Have you thought about...?, Would it help to...?, Is it worth -ing?. Bunlar öneriyi sanki karşının kendi fikriymiş gibi sunar ve savunmaya geçmesini engeller. Profesyonel geri bildirimde altın kuraldır.
Puf Noktası — Güç Merdiveni
Baskı derecesini akılda tutmanın kısa yolu: could < should < 'd better < must. Bunu bir merdiven gibi düşün — her basamak yukarı çıktıkça karşındakine daha az seçenek bırakırsın. 'could' zeminde (serbest bırakır), 'must' tepede (seçenek yok). Emin değilsen ortada, should basamağında dur: hem net hem nazik.

Türkçe öneri ve tavsiyeyi çoğunlukla eklerle yapar: -sek/-sak (öneri), -meli/-malı (zorunluluk/tavsiye), -sene/-sana (samimi öneri). İngilizce ise ayrı kelime kalıpları kullanır. Bu yapısal fark, birebir çeviri yapan öğrenciyi sürekli tuzağa düşürür.

  • Türkçe '-meli' hem tavsiye hem zorunluluk demektir; İngilizce bunları ayırır: tavsiye = should, zorunluluk = have to / must.
  • Türkçe 'Gitsek mi?' tek kalıpla hem öneri hem soru; İngilizce bunu Shall we go? veya Why don't we go? ile ayrı kurar.
  • Türkçe 'tavsiye' sayılabilir gibi görünür ('bir tavsiye'); İngilizce advice SAYILAMAZ: 'a piece of advice' demen gerekir.
  • Türkçede 'Yerinde olsam' geçmiş çekim ister; İngilizcede karşılığı If I were you — her öznede 'were'.
Yanlış Let me give you an advice.
Doğru Let me give you a piece of advice. / some advice.
Sana bir tavsiye vereyim.
advice sayılamayan bir isimdir; başına 'an' gelmez ve çoğulu ('advices') olmaz. Türkçe 'bir tavsiye' birebir çevrilince yanlış olur. Sayı vermek için 'a piece of advice' denir.
Yanlış I advice you to rest.
Doğru I advise you to rest.
Sana dinlenmeni tavsiye ederim.
'advice' isimdir (tavsiye), 'advise' ise fiildir (tavsiye etmek). Türkçede ikisi de 'tavsiye' olduğu için karışır. Fiil gerektiğinde -se ile 'advise'.
Yanlış Why we don't go by bus?
Doğru Why don't we go by bus?
Neden otobüsle gitmiyoruz? (= Otobüsle gitsek?)
Öneri kalıbında yardımcı fiil 'don't' özneden ÖNCE gelir: 'Why don't we...'. Türkçe sözcük sırasıyla ('neden biz gitmiyoruz') kurulunca özne yanlış yere kayar.
Yanlış If I was you, I would call him.
Doğru If I were you, I would call him.
Yerinde olsam onu arardım.
Bu kalıp gerçek olmayan bir durumu (senin ben olman imkânsız) anlatan bir 'ikinci tip koşul' yapısıdır; kural olarak tüm öznelerle 'were' kullanılır. Konuşmada 'was' duyulsa da, tavsiye kalıbının standart ve sınav-doğru biçimi 'were'dir.

Öneri ve tavsiye, birkaç yakın işlevle sık karıştırılır: rica/teklif, görüş bildirme ve zorunluluk. Farkı kavramak, doğru kalıbı seçmenin anahtarıdır.

Öneri/tavsiye vs. yakın işlevler
İşlevNe yapar?Tipik kalıpÖrnek
ÖneriOrtak bir fikir sunarWhy don't we...?, Let's...Let's leave early.
TavsiyeKarşı için doğru olanı söylerYou should..., If I were you...You should leave early.
Rica / TeklifBir şey ister veya sunarCould you...?, Shall I...?Shall I carry that?
Görüş bildirmeKişisel düşünceyi belirtirI think..., In my opinion...I think it's too risky.
ZorunlulukKaçınılmaz gerekliliği söylerYou must..., You have to...You must wear a helmet.

Sınır bulanıklaşabilir: Why don't you...? hem öneri hem tavsiye köprüsüdür. Shall I...? bir öneri gibi görünse de aslında bir tekliftir (bkz. Rica & Teklif). Bir tavsiyeyi 'bence' ile açtığında görüş bildirmeye yaklaşırsın (bkz. Görüş Bildirme).

En sık karışan çift: should vs must
should = tavsiye ("iyi olur, ama karar senin"). must / have to = zorunluluk ("başka seçeneğin yok"). "You should wear a seatbelt" bir öneridir; "You must wear a seatbelt" bir kuraldır. Türkçe '-meli' ikisini de karşıladığı için öğrenci 'must'ı gereğinden sık kullanıp fazla sert konuşur. Tavsiyede güvenli tercih daima should.
En yaygın tek hata
Türk öğrencilerin bu konudaki bir numaralı hatası modaldan sonra 'to' koymak: You should to go. Türkçe 'gitmelisin / gitmek' sezgisi araya 'to' sokturuyor. Kural nettir: should, could, had better, must, let's, why don't → hemen yalın fiil, asla 'to'. Bir cümle kurarken içinden 'should to' duyuyorsan dur ve 'to'yu at.
Yanlış You should to call her.
Doğru You should call her.
Onu aramalısın.
should bir kip fiilidir ve kendinden sonra 'to' almaz; doğrudan yalın fiil gelir. 'to' hatası, Türkçe '-mek' sezgisinden gelir.
Yanlış Why don't you to see a doctor?
Doğru Why don't you see a doctor?
Bir doktora görünsen ya?
Bu kalıpta 'don't' zaten yardımcı fiildir; asıl fiil yalın gelir. Araya 'to' girmez.
Yanlış How about to go swimming?
Doğru How about going swimming?
Yüzmeye gitsek?
'about' bir edattır ve edatlardan sonra fiil -ing hâlini alır. Bu yüzden 'to go' değil 'going'.
Yanlış Let's to start now.
Doğru Let's start now.
Hadi şimdi başlayalım.
Let's = let us; 'us'tan sonra yalın fiil gelir. 'to' kullanmak yapıyı bozar.
Yanlış Let's don't wait.
Doğru Let's not wait.
Bekleme(ye)lim.
Let's kalıbının olumsuzu 'not'u fiilin önüne alarak yapılır: 'Let's not'. 'Let's don't' Amerikan gündelik konuşmada nadiren duyulsa da standart ve sınav-doğru biçim 'Let's not'tur.
Yanlış I suggest you to take the job.
Doğru I suggest (that) you take the job. / I suggest taking the job.
İşi kabul etmeni öneririm.
'suggest' fiili 'to + fiil' kalıbı almaz. Ya '(that) + özne + yalın fiil' ya da 'suggest + -ing' kurulur. 'suggest you to' çok yaygın ama yanlıştır.
Yanlış He gave me a good advice.
Doğru He gave me good advice. / a good piece of advice.
Bana iyi bir tavsiye verdi.
advice sayılamaz; 'a' almaz ve çoğullaşmaz. Sayı belirtmek için 'a piece of advice' denir.
Yanlış If I were you, I will apologise.
Doğru If I were you, I would apologise.
Yerinde olsam özür dilerdim.
'were' ile açılan bu koşul yapısında ana cümle 'would' ister, 'will' değil. Yapı gerçek olmayan bir durumu anlatır, o yüzden gelecek zaman ('will') kullanılmaz.
Yanlış You had better to leave.
Doğru You'd better leave.
Gitsen iyi olur.
'had better' kalıbından sonra da 'to' gelmez, yalın fiil gelir. Ayrıca konuşmada neredeyse her zaman kısaltılır: 'you'd better'.
Yanlış You'd better to not tell him.
Doğru You'd better not tell him.
Ona söylemesen iyi olur.
had better'ın olumsuzu 'not'u fiilin hemen önüne koyarak yapılır ('better not'); 'to' yoktur ve 'not' 'better'dan sonra gelir.
Yanlış Let's we go.
Doğru Let's go.
Hadi gidelim.
Let's zaten 'let us' demektir; içinde 'we/us' vardır. Bir daha özne eklemek gereksiz ve yanlıştır.
Yanlış What about we watch a film?
Doğru What about watching a film? / Why don't we watch a film?
Bir film izlesek?
'What about' ve 'How about'tan sonra ya isim ya -ing gelir, özneli tam cümle (we watch) gelmez. Tam cümle istiyorsan 'Why don't we' kullan.

Kalıplar çoğunlukla düzenli olsa da birkaç özel durum vardır; bunları bilmek seni doğal konuşan biriyle sınavda kural bilen birinin arasındaki farka taşır.

  • Let's'in soru eki (question tag) 'shall we?'dir: Let's start, shall we? (Diğer tüm cümlelerden farklı olarak 'will we?' değil).
  • Why not + yalın fiil tek başına öneri olur: Why not try again? = 'Neden bir daha denemeyesin?' (özne söylenmez).
  • suggest'ten sonra resmi/eski üslupta 'should' ile de kurulabilir: I suggest (that) he should apply — ama modern kullanım genelde yalın fiili tercih eder: I suggest he apply.
  • had better gelecek/şimdi içindir, geçmiş için kullanılmaz; geçmiş pişmanlığı için should have + V3 gerekir: You should have told me.
  • ought to, should ile hemen hemen eş anlamlıdır ama olumsuz/soru biçimi (oughtn't to) günümüzde nadirdir; onun yerine shouldn't tercih edilir.
Let's take a taxi, shall we?
Taksiye binelim, olur mu?
Let's'in özel soru eki: shall we?
Why not ask for help?
Yardım istesen ya?
Why not + yalın fiil; kısa, canlı öneri.
You should have booked earlier.
Daha erken rezervasyon yaptırmalıydın.
Geçmişe dönük tavsiye/pişmanlık: should have + V3.
İleri: 'subjunctive' öneri
Resmi İngilizcede 'suggest, recommend, insist, advise' fiillerinden sonra özne 3. tekil olsa bile fiil yalın kalır (subjunctive): The doctor recommends that she rest (rests DEĞİL). Bu, akademik ve resmi yazıda beklenen doğru biçimdir; günlük konuşmada 'rests' de duyulur ama sınavda yalın fiil güvenlidir.

Günlük konuşmada öneri ve tavsiye hızlı, kısaltmalı ve tonlamayla renklenir. Aşağıdaki iki diyalog, kalıpların gerçek hayatta nasıl aktığını gösteriyor.

A:I'm so tired but I still have loads of homework.
B:Why don't you take a short break first? You look exhausted.
A:Maybe you're right. But I'm worried about the deadline.
B:Well, if I were you, I'd finish the easy questions first. It builds momentum.
A:That's a good idea. How about you? Are you done?
B:Almost. Let's grab a coffee when we're both finished, shall we?
A: Çok yorgunum ama hâlâ bir sürü ödevim var. B: Önce kısa bir mola versen ya? Bitkin görünüyorsun. A: Belki haklısın. Ama teslim tarihi için endişeliyim. B: Yerinde olsam önce kolay soruları hallederdim. İnsanı akışa sokuyor. A: İyi fikir. Sen? Bitirdin mi? B: Neredeyse. İkimiz de bitirince bir kahve içelim, olur mu?
Dikkat: 'Why don't you' (öneri) + 'if I were you' (tavsiye) + 'Let's..., shall we?' (özel soru eki) hepsi bir arada.
A:We're meeting Tom at seven. Any ideas for dinner?
B:How about that new Italian place? Or we could just order in.
A:Let's go out — I need to get out of the house.
B:Fair enough. You'd better book a table, though. Fridays get busy.
A:Good point. I'll call them now.
A: Yediyide Tom'la buluşuyoruz. Yemek için fikrin var mı? B: Şu yeni İtalyan mekânına ne dersin? Ya da eve söyleyebiliriz. A: Dışarı çıkalım — evden çıkmam lazım. B: Olur. Ama masa ayırtsan iyi olur. Cumaları kalabalık oluyor. A: Haklısın. Hemen arıyorum.
'How about + isim', 'we could', 'Let's', 'You'd better' — dört farklı ton peş peşe.
Fancy grabbing a bite? (İngiliz, çok gündelik)
Bir şeyler atıştırmaya var mısın?
Fancy + -ing = 'canın ister mi?'; samimi öneri (British).
You wanna leave now? (Amerikan, konuşma dili)
Şimdi gitsek mi?
want to → 'wanna'; çok gündelik, yazıda kullanma.
Might as well start now.
Madem öyle, şimdi başlasak da olur.
might as well = 'daha iyi bir seçenek yoksa yapalım' önerisi.

Akademik ve resmi yazıda 'you should' ve 'let's' fazla gündelik kalır. Bunun yerine daha nesnel, kişisiz veya nazik yapılar tercih edilir: It is advisable to..., It would be worth -ing, One should..., It is recommended that.... Bu yapılar öneriyi bir kişiye değil, genel bir okura veya duruma yöneltir.

It is advisable to consult a specialist before proceeding.
Devam etmeden önce bir uzmana danışmak tavsiye edilir.
It is advisable to + V1; kişisiz, resmi tavsiye.
Researchers recommend that data be collected over a longer period.
Araştırmacılar verilerin daha uzun bir süre boyunca toplanmasını önermektedir.
recommend that + yalın fiil (subjunctive: 'be').
It would be worth exploring alternative methods.
Alternatif yöntemleri araştırmak faydalı olacaktır.
It would be worth + -ing; nazik akademik öneri.
One might consider a mixed-methods approach.
Karma yöntemli bir yaklaşım düşünülebilir.
One might consider...; çok resmi, dolaylı.
When writing a discussion or recommendations section, academic writers rarely address the reader directly. Instead of saying 'you should use a larger sample', a researcher writes 'a larger sample would strengthen the findings'. This shift from personal advice to impersonal suggestion keeps the tone objective and professional. Modal verbs such as 'should', 'could' and 'might' remain useful, but they are softened and generalised: 'future studies should account for seasonal variation' sounds authoritative without being bossy. Phrases like 'it is recommended that', 'it would be advisable to' and 'it may be worth considering' allow the writer to propose a course of action while maintaining a respectful distance. The key principle is that academic suggestions describe what is sensible in general, not what a specific person ought to do. Mastering this register lets a student move smoothly from casual 'why don't we' conversation to formal, publishable recommendations.
Bir tartışma veya öneriler bölümü yazarken akademik yazarlar okura nadiren doğrudan seslenir. 'Daha büyük bir örneklem kullanmalısın' demek yerine araştırmacı 'daha büyük bir örneklem bulguları güçlendirir' diye yazar. Kişisel tavsiyeden kişisiz öneriye geçen bu kayma, tonu nesnel ve profesyonel tutar. 'should', 'could' ve 'might' gibi kip fiilleri hâlâ işe yarar ama yumuşatılır ve genelleştirilir: 'gelecek çalışmalar mevsimsel değişimi hesaba katmalıdır' cümlesi buyurgan olmadan otoriter durur. 'tavsiye edilir ki', 'yapılması yerinde olur' ve 'düşünmeye değer olabilir' gibi ifadeler yazarın saygılı bir mesafeyi korurken bir eylem yolu önermesini sağlar. Temel ilke şudur: akademik öneriler belirli bir kişinin ne yapması gerektiğini değil, genel olarak neyin makul olduğunu tarif eder. Bu dil düzeyine hâkim olmak, öğrencinin gündelik 'neden şunu yapmıyoruz' sohbetinden resmi, yayımlanabilir önerilere sorunsuzca geçmesini sağlar.
Analiz:
  • 'a larger sample would strengthen' = doğrudan tavsiye yerine sonucu betimleyerek öneri.
  • 'future studies should' = geneli kastettiği için buyurgan durmaz.
  • recommend/advisable/worth considering: üç ayrı resmi öneri kalıbı.
  • Akademik yazıda 'you' ve 'let's' genelde kaçınılır.
  • 'it is recommended that' + subjunctive (yalın fiil) yapısıyla birleşebilir.
  • Register kayması: gündelik → resmi öneri, konunun özü.
Maya had just moved to a new city and everything felt overwhelming, so she called her older brother for help. "I don't even know where to start," she said. "Why don't you make a list of the essentials first?" he suggested. "Let's see... you should register with a local doctor, and you'd better sort out your internet before your job starts." Maya laughed. "That's a lot. How about doing one thing a day?" "Good idea," he agreed. "If I were you, I'd deal with the boring paperwork first, while you still have energy. And you could always ask a neighbour if you get stuck." Maya felt calmer already. "What about the furniture? The flat is completely empty." "I suggest checking the second-hand groups online before you buy anything new," he said. "People give away great stuff when they move out. It might be worth waiting a week or two." "You're right," Maya said. "Maybe I should stop panicking and just take it step by step." "Exactly. Have you thought about joining a local group to meet people? It really helps when you're new." "That's a nice idea," she said. "I might look for a book club or something." "You may want to check the community centre too — they usually post events there. And honestly, you shouldn't spend every evening unpacking. Get out, explore a bit." "Fair enough," Maya admitted. "So, for tomorrow, shall I start with the doctor and the bank?" "That sounds sensible. If I were you, though, I'd call the bank early — they get busy after lunch. And you'd better take your passport and proof of address, or they'll just turn you away." "Good thinking," she said, scribbling a note. "Perfect. And why don't we video-call this weekend so I can see the place? I'll help you plan the layout." "I'd love that," she replied. "Honestly, you should be a life coach." "Let's not get carried away," he laughed. "Now go and make that list — you'd better start before you change your mind."
Maya yeni bir şehre yeni taşınmıştı ve her şey göz korkutucu geliyordu, o yüzden abisini yardım için aradı. "Nereden başlayacağımı bile bilmiyorum," dedi. "Önce temel şeylerin bir listesini yapsan ya?" diye önerdi abisi. "Bir bakalım... yerel bir doktora kaydolmalısın ve işin başlamadan internetini halletsen iyi olur." Maya güldü. "Bunlar çok fazla. Günde bir iş yapsam nasıl olur?" "İyi fikir," diye onayladı abisi. "Yerinde olsam, enerjin varken önce o sıkıcı evrak işlerini hallederdim. Ve takılırsan her zaman bir komşuya sorabilirsin." Maya şimdiden daha sakin hissetti. "Peki ya mobilya? Daire tamamen boş." "Yeni bir şey almadan önce internetteki ikinci el gruplarına bakmanı öneririm," dedi. "İnsanlar taşınırken çok iyi eşyalar veriyor. Bir iki hafta beklemek faydalı olabilir." "Haklısın," dedi Maya. "Belki paniklemeyi bırakıp adım adım ilerlemeliyim." "Aynen. İnsanlarla tanışmak için yerel bir gruba katılmayı düşündün mü? Yeni gelince gerçekten iyi geliyor." "Güzel fikir," dedi. "Belki bir kitap kulübü falan ararım." "Toplum merkezine de bakmak isteyebilirsin — genelde etkinlikleri oraya asıyorlar. Ve cidden, her akşamı eşya yerleştirerek geçirmemelisin. Çık, biraz keşfet." "Doğru," diye kabul etti Maya. "Peki, yarın için, doktor ve bankayla mı başlasam?" "Mantıklı görünüyor. Ama yerinde olsam bankayı erken arardım — öğleden sonra kalabalıklaşıyorlar. Ve pasaportunla adres belgeni yanına alsan iyi olur, yoksa seni geri çevirirler." "İyi düşündün," dedi, bir not karalayarak. "Mükemmel. Hem bu hafta sonu görüntülü konuşsak da mekânı görsem? Yerleşim planında sana yardım ederim." "Çok isterim," diye yanıtladı. "Cidden, yaşam koçu olmalısın." "Fazla ileri gitmeyelim," diye güldü. "Şimdi git ve o listeyi yap — fikrini değiştirmeden başlasan iyi olur."
Analiz:
  • 'Why don't you make a list' = tek kişiye nazik öneri/tavsiye köprüsü.
  • 'you should register' (dengeli tavsiye) ile 'you'd better sort out' (uyarı tonlu tavsiye) yan yana — güç farkını göster.
  • 'How about doing' = -ing zorunlu; karşı öneri sunma.
  • 'If I were you, I'd deal with' = 'were' + 'would'; kişisel tavsiye kalıbı.
  • 'you could always ask' = rahatlatıcı, düşük baskılı seçenek.
  • 'I suggest checking' = suggest + -ing (to YOK); resmi-nazik öneri.
  • 'It might be worth waiting' = çok yumuşak, dolaylı öneri (C1 tadında).
  • 'Maybe I should' = yumuşatıcı 'maybe' ile kendine tavsiye.
  • 'Have you thought about joining' = soruyla verilen kibar öneri (C1); about → -ing.
  • 'You may want to check' = üst düzey nezaketle dolaylı tavsiye.
  • 'you shouldn't spend' = olumsuz tavsiye, dengeli ton.
  • 'shall I start with...?' = tek başına yapmayı önerme/teklif; bkz. requests-offers.
  • 'why don't we video-call' = 'biz' odaklı öneri, ortaklık.
  • 'Let's not get carried away' = Let's olumsuzu 'not' ile.
  • 'you'd better start before you change your mind' = uyarı tonlu güçlü tavsiye, kapanış.

Temel (A2)

Let's go home.
Eve gidelim.
En temel öneri: Let's + yalın fiil.
You should eat something.
Bir şeyler yemelisin.
En temel tavsiye: You should + yalın fiil.
Why don't we watch TV?
Televizyon izlesek?
Klasik öneri sorusu.

Orta (B1)

How about meeting outside the cinema at seven?
Yedide sinemanın önünde buluşsak?
How about + -ing + ayrıntı.
You shouldn't leave it until the last minute.
Onu son dakikaya bırakmamalısın.
Olumsuz tavsiye + zaman ayrıntısı.
We could ask the teacher if we're not sure.
Emin değilsek öğretmene sorabiliriz.
could ile koşullu öneri.

İleri (B2)

If I were you, I'd double-check the dates before booking.
Yerinde olsam rezervasyondan önce tarihleri iki kez kontrol ederdim.
were + I'd + ayrıntılı kişisel tavsiye.
You'd better not mention this to anyone yet.
Bunu henüz kimseye söylemesen iyi olur.
had better not = güçlü, uyarı içeren olumsuz tavsiye.
I'd suggest breaking the project into smaller tasks.
Projeyi daha küçük görevlere bölmenizi öneririm.
I'd suggest + -ing; nazik-resmi öneri.

Uzman (C1)

Have you considered approaching it from the client's perspective?
Meseleye müşterinin bakış açısından yaklaşmayı düşündünüz mü?
Soruyla verilen, savunmaya geçirmeyen öneri.
It might be worth revisiting the assumptions behind the model.
Modelin ardındaki varsayımları yeniden gözden geçirmek faydalı olabilir.
It might be worth + -ing; çok dolaylı, profesyonel.
You may want to flag this with the legal team before signing.
İmzalamadan önce bunu hukuk ekibine bildirmek isteyebilirsiniz.
you may want to = üst düzey nezaketle verilen tavsiye.

Aşağıdaki sorular kuralı değil, anlamı kontrol eder. Cümlenin ne anlattığını (öneri mi tavsiye mi, güçlü mü nazik mi) düşünerek yanıtla.

Tips & Tricks — Konuşma sınavında hız kazan
IELTS/konuşma sınavında bir sorun tarif edilip "What would you advise?" dendiğinde hazır bir kalıp üçlüsü ile başla: If I were you, I'd... / You should... / It might be a good idea to.... Bu üçlüyü ezberle; birini söylerken bir sonrakini düşünür, akıcılık ('fluency') puanını yükseltir ve boş kalmazsın. Bonus: en az bir yumuşatıcı (maybe/perhaps) eklemek 'range' izlenimi verir.
Anlam kontrolü Her cümle için soruyu yanıtla.
  1. "You'd better apologise." — Bu sadece nazik bir öneri mi, yoksa içinde bir uyarı mı var?
  2. "Why don't we split the cost?" — Konuşan kişi işin içinde mi, yoksa sadece karşı tarafa mı iş düşüyor?
  3. "You could try turning it off and on." — Bu güçlü bir tavsiye mi, yoksa düşük baskılı bir seçenek mi?
  4. "I suggest you take the earlier flight." — Bu gündelik mi yoksa daha resmi/kararlı bir öneri mi?
  5. "You must see this film!" — Burada 'must' bir zorunluluk mu, yoksa güçlü bir tavsiye mi?
Boşluk doldurma Parantezdeki ipucuna göre doğru öneri/tavsiye kalıbını yaz.
  1. ____ we take a taxi? It's raining. (öneri, soru)
  2. How about ____ (order) some food?
  3. You ____ (tavsiye, olumsuz) drink coffee so late.
  4. Let's ____ (olumsuz) argue about it.
  5. If I ____ you, I'd take the job.
  6. I suggest ____ (book) early to get a discount.
Hata düzeltme Her cümledeki hatayı bul ve doğrusunu yaz.
  1. You should to see a doctor.
  2. How about to go for a walk?
  3. Let me give you an advice.
  4. If I was you, I will call him.
  5. I suggest you to rest.
Türkçeden çeviri Cümleyi doğal İngilizceye çevir (birden fazla doğru olabilir).
  1. Bir mola versek?
  2. Yerinde olsam beklerdim.
  3. Erken çıksan iyi olur, trafik var.
  4. Bu akşam dışarıda yesek?
  5. Doktora görünmelisin.
Sıralama (kelime dizme) Kelimeleri doğru sıraya diz.
  1. we / don't / why / start / ?
  2. not / let's / late / be
  3. you / better / hurry / 'd
  4. about / meeting / how / tomorrow / ?
  5. were / I / if / you / I'd / apologise / ,
  1. Choose the correct form: "You should ____ more vegetables."
  2. Complete: "How about ____ a taxi?"
  3. Which is the negative of "Let's wait"?
  4. Complete: "If I ____ you, I'd say sorry."
  5. Which sentence gives the STRONGEST warning?
  6. Find the correct sentence.
  7. Complete: "Why ____ we invite them too?"
  8. Which is grammatically correct?
  9. Complete the tag: "Let's get started, ____?"
  10. Choose the most POLITE, indirect suggestion.
  11. Complete: "You'd better ____ tell anyone."
  12. Which is NOT a suggestion/advice? (different function)
  13. Complete: "____ try turning it off and on again?"

Görev: Bir arkadaşın sınav stresi yaşıyor ve sana "Ne yapmam lazım bilmiyorum" diye yazıyor. Ona hem iki öneri (birlikte yapılabilecek), hem iki tavsiye (ona özel) içeren kısa bir mesaj (5-7 cümle) yaz. En az bir yumuşatıcı (maybe/perhaps/might) ve en az bir kişisel tavsiye kalıbı (If I were you...) kullan.

  • Rehber soru 1: Hangi kalıp 'biz birlikte' anlamı verir? (Why don't we / Let's / How about)
  • Rehber soru 2: Ona özel doğru olanı nasıl söylersin? (You should / If I were you)
  • Rehber soru 3: Tavsiyeni nasıl yumuşatırsın ki emir gibi durmasın? (maybe, might, I think)
  • Rehber soru 4: Güçlü bir uyarı gerekiyorsa hangi kalıp? (You'd better...)
Örnek Cevap
"Hey, don't panic — we'll sort this out. Why don't we make a study plan together this weekend? How about starting with the topics you find hardest? Honestly, if I were you, I'd take short breaks every hour — it really helps. Maybe you should also get some proper sleep before the exam. And you'd better not leave the revision until the last night! You've got this."
Nereden başlamalı?
A2 sınıfında sadece Let's, Why don't we ve You should ile başlayın; üç kalıp yeter. Öneri (biz) ile tavsiye (sen) ayrımını en baştan görselleştirin: tahtaya iki sütun çizin, 'WE' ve 'YOU'. Öğrenciler kalıbı doğru sütuna yerleştirmeyi öğrenince yarı iş bitmiştir. 'had better' ve 'If I were you' yapılarını B2'ye kadar ertelemek daha sağlıklı; erken verilirse 'were' ve olumsuz biçim karışıyor.

Kavram kontrolü (CCQ) örnekleri: "Why don't we go?" için sorun: Am I asking a real question about the reason? (Hayır — bir öneri.) Are you and I both doing it? (Evet.) "You'd better hurry" için: Is something bad possible if you don't? (Evet — uyarı var.) Bu sorular kalıbın gerçek işlevini ezberden ayırır.

En sık iki hata: (1) 'should to' — modal + to. Bunu düzeltmek için 'should/could/must' kartlarını 'to' YASAK bölgesine koyun. (2) 'an advice / advices' — advice'ın sayılamazlığı. 'a piece of advice' kalıbını 'a piece of cake / paper' analojisiyle öğretin.

Etkinlik önerisi
'Sorun-Öneri zinciri': Öğrenci A bir sorun söyler ("I'm always tired"), B bir öneri/tavsiye verir ("Why don't you sleep earlier?"), sonra B kendi sorununu söyler ve zincir devam eder. Kural: aynı kalıp iki kez kullanılamaz — bu, öğrencileri farklı yapıları denemeye zorlar. Rol kartlarıyla (doktor-hasta, arkadaşlar, patron-çalışan) register farkını da katmanlayabilirsiniz.
  • Öneri genelde 'biz' odaklıdır: Let's, Why don't we, How/What about + -ing, We could, Shall we.
  • Tavsiye genelde 'sen' odaklıdır: You should, You'd better, If I were you, I'd, You ought to.
  • Modal ve öneri kalıplarından sonra 'to' YOK, yalın fiil var: You should go, Let's go.
  • Tek istisna: How/What about ve suggest kendinden sonra -ing ister.
  • Nezaket merdiveni: could < might want to < should < ought to < had better < must.
  • had better nazik değil, gizli uyarı taşır; If I were you daima 'were' ister.
  • advice sayılamaz ('a piece of advice'); advise fiildir; ikisini karıştırma.
  • Yumuşatıcılar (maybe, perhaps, might, I think) her tavsiyeyi kibarlaştırır.
  • Resmi/akademik yazıda you should yerine it is advisable to, it would be worth -ing tercih et.
  • En kibar öneri çoğu zaman bir sorudur: Have you thought about...?, Why not...?
  • Yakın işlevleri karıştırma: teklif için Rica & Teklif, görüş için Görüş Bildirme.
Akılda Tutma: İki Altın Kural
1) 'to' yasağı: should / could / had better / let's / why don't → hemen yalın fiil, ASLA 'to'. Sadece about ve suggest → -ing. 2) Merdiven: nazikten serte could → should → 'd better → must. Ne kadar yükseğe çıkarsan o kadar az seçenek bırakırsın.