Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · İletişim İşlevleri

Giving OpinionsGörüş Bildirme

Görüş bildirme: I think, In my opinion, I'd say, As far as I'm concerned, If you ask me. Kesinlik derecesi ve resmiyet (I reckon [gündelik] vs In my view [resmî]) bağlama göre seçilir; sınav yazımında güçlü tez cümlesi için de temeldir.

Görüş bildirme (giving opinions), bir konu hakkındaki kişisel düşünceni açıkça ve doğru tonda ortaya koymaktır: I think, In my opinion, I'd say, As far as I'm concerned, If you ask me. İngilizcede görüş, çoğu zaman cümlenin başına eklenen bir kalıp (opinion marker) ile işaretlenir ve bu kalıbın seçimi hem kesinlik derecesini (I'm sure > I think > I suppose) hem de resmiyeti (I reckon [gündelik] < I think < In my view [resmî]) belirler. Bu konu, sınav yazımında güçlü bir tez cümlesi kurmanın da temelidir. Görüş bildirmenin doğal ikizleri, karşındakiyle uyuşup uyuşmadığını söylemek Katılma & Karşı Çıkma ve öneri/tavsiye vermektir Öneri & Tavsiye — üçü birlikte tartışma dilinin çekirdeğini oluşturur.

A2B1B2C1görüş bildirmeopinionstanceI thinkin my opinioniletişim işlevleriyazmakonuşmatez cümlesi~26 dk
A1Henüz görüş kalıbı beklenmez; I like / I don't like ile en yalın beğeni ifade edilir.
A2I think (that)... ve In my opinion,... ile temel görüş kurulur; olumsuzda genelde I don't think tercih edilir.
B1Kesinlik dereceleri (I'm sure / I suppose / I guess) ve I'd say, I feel gibi yumuşatıcılar; görüş sorma (What do you think?) eklenir.
B2Resmiyet ekseni netleşir: As far as I'm concerned, From my point of view, I would argue that; gündelik I reckon / If you ask me ayırt edilir.
C1Akademik mesafeli görüş (It could be argued that, There is a strong case for), görüşü kanıtla harmanlama ve ince ton ayarı (kesinliği bilinçli düşürme) ustalaşır.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
En temel görüşI think (that) + cümleI think (that) English is useful.
Bence İngilizce faydalı.
A2; that çoğu zaman düşer
Resmî/yazılı görüşIn my opinion, + cümleIn my opinion, the plan is risky.
Bence / Benim görüşüme göre plan riskli.
virgül konur; başa gelir
Yumuşak/temkinliI'd say (that) + cümleI'd say it's a good idea.
Bence iyi bir fikir (derim).
would ile nazik/temkinli
Kişisel sınır çizmeAs far as I'm concerned, + cümleAs far as I'm concerned, it's over.
Bana kalırsa / bence bu iş bitti.
B2; güçlü kişisel duruş
Gündelik/samimiI reckon / If you ask meI reckon we'll be late.
Bence geç kalacağız.
konuşma dili; yazıda kaçın
Görüş sormaWhat do you think (of/about)...?What do you think of the film?
Film hakkında ne düşünüyorsun?
of + isim, about + konu
Akademik mesafeliIt could be argued that + cümleIt could be argued that costs outweigh benefits.
Maliyetlerin faydaları aştığı öne sürülebilir.
C1; kişiselliği gizler

Görüş bildirme, dünyayı olduğu gibi anlatmakla (The film is two hours long — bir olgu) yetinmeyip ona kendi değerlendirmeni eklemektir (I think the film is too long — bir görüş). Yani cümleye küçük bir işaret koyarak dinleyene şunu dersin: Bu, herkesin kabul ettiği bir gerçek değil; bu benim bakış açım. İngilizce bu işareti çoğunlukla cümlenin başına konan bir kalıpla verir: I think, In my opinion, I'd say gibi.

Peki bu neden ayrı bir 'konu' olacak kadar önemli? Çünkü İngilizcede görüşünü nasıl söylediğin, ne söylediğin kadar bilgi taşır. Aynı fikri buz gibi kesin (I'm certain it's wrong), ölçülü (I think it's wrong) ya da çekingen (I suppose it might be wrong) söyleyebilirsin. Seçtiğin kalıp, ne kadar emin olduğunu ve ortamın ne kadar resmî olduğunu ele verir. Bu yüzden görüş bildirme, hem günlük sohbetin hem de sınav kompozisyonundaki tez cümlesinin temelidir.

Türkçedeki karşılığı: Türkçede bu işi çoğunlukla tek kelime yapar — bence, bana göre, kanımca, bana kalırsa. İngilizce ise genelde birkaç kelimelik bir kalıp kullanır (in my opinion) ve bu kalıp cümleye ayrı durur, fiili değiştirmez. İyi haber: mantık Türkçeyle neredeyse birebir örtüşür, o yüzden kavram sana yabancı gelmez.

Neden Türk öğrenciye zor gelir? Üç sebep: (1) Türkçede tek kelimeyle hallettiğin şey İngilizcede kalıp seçmeyi gerektirir ve yanlış kalıp yanlış ton verir (I reckon sınavda tuhaf durur). (2) Olumsuz görüşte Türkçe 'Bence gelmeyecek' derken İngilizce 'I don't think he'll come' diye olumsuzluğu öne çeker — birebir çeviri (I think he won't come) doğal değildir. (3) According to me gibi Türkçe 'bana göre'yi kelime kelime çeviren bir tuzak vardır ve bu İngilizcede yanlıştır. Bu konu tam da bu farkları oturtmak için var.

  • Görüş bildirmek = düşünceni, herkesin kabul ettiği bir gerçek değil senin bakış açın olduğunu işaretleyerek söylemek.
  • En temel kalıp: I think (that) + cümleI think it's a good idea. (Bence iyi bir fikir.)
  • Resmî/yazılı için: In my opinion, + cümle — başa gelir ve arkasından virgül konur.
  • Kalıp seçimi iki şeyi ayarlar: kesinlik (I'm sure > I think > I suppose) ve resmiyet (I reckon < I think < In my view).
  • Olumsuz görüşte İngilizce I don't think der (I think + olumsuz değil): I don't think it'll work.
  • Türkçe 'bana göre'yi According to me diye çevirme — bu yanlıştır; In my opinion / For me kullan.
  • Görüş sormak: What do you think (of/about) ...?What do you think about the plan?
  • Gündelik kalıplar (I reckon, If you ask me, I guess) samimi sohbette doğal, ama akademik yazıda kaçınılır.
  • İkiz konular: uyuşma/karşı çıkma Katılma & Karşı Çıkma ve öneri/tavsiye Öneri & Tavsiye — görüşle birlikte tartışma dilini kurar.
opiniongörüş, fikir
Kişisel değerlendirme; olgunun (fact) karşıtı. Kanıtla desteklenebilir ama kanıtın kendisi değildir.
That's just my opinion, of course. Tabii bu sadece benim görüşüm.
opinion marker / stance markergörüş kalıbı / duruş işaretçisi
Cümleyi görüşe çeviren kelime öbeği: I think, in my opinion, I'd say...
In my opinion, it's overrated. Bence abartılıyor.
factolgu, gerçek
Doğruluğu görüşe bağlı olmayan bilgi. Görüşle karıştırılmamalı.
The meeting is at three (fact) — but I think it's too early (opinion). Toplantı üçte (olgu) — ama bence çok erken (görüş).
certainty / hedgingkesinlik / yumuşatma
Görüşün ne kadar emin sunulduğu. Hedging = kesinliği bilinçli düşürmek (I suppose, perhaps).
I suppose it might work. Sanırım işe yarayabilir.
register / formalityüslup / resmiyet
Dilin ortama uygun tonu. I reckon = gündelik; In my view = resmî.
I reckon (informal) vs. In my view (formal). I reckon (gündelik) — In my view (resmî).
thesis statementtez cümlesi
Bir kompozisyonun ana görüşünü tek cümlede net koyan ifade; güçlü görüş kalıbı üzerine kurulur.
This essay argues that remote work benefits both sides. Bu deneme, uzaktan çalışmanın iki tarafa da yaradığını savunur.
subjective / objectiveöznel / nesnel
Öznel = kişiye bağlı görüş; nesnel = kişiden bağımsız olgu. Görüş özneldir.
'Beautiful' is subjective; '10 metres' is objective. 'Güzel' özneldir; '10 metre' nesneldir.

Görüş bildirme dilbilgisi olarak yeni bir zaman ya da çekim gerektirmez; var olan bir cümlenin başına (bazen sonuna) bir görüş kalıbı ekler. Bu yüzden 'kuruluş' burada üç şeyi kapsar: (1) olumlu görüş kurmak, (2) olumsuz görüş kurmak (İngilizcenin kritik farkı), (3) görüş sorusu sormak ve kısa cevap vermek.

Olumlu görüş (affirmative)

Formül: [Görüş kalıbı] + [tam cümle]. that bağlacı çoğu zaman düşer (özellikle konuşmada). In my opinion gibi başa gelen kalıplardan sonra virgül konur.

I think (that) this book is excellent.
Bence bu kitap harika.
I think + cümle; that isteğe bağlı ve genelde düşer.
In my opinion, the price is too high.
Bence fiyat çok yüksek.
Başa gelen kalıp + virgül + cümle.
I'd say it's the best option we have.
Bence elimizdeki en iyi seçenek (derim).
I'd say = would ile yumuşatılmış, temkinli görüş.
The service, in my view, was disappointing.
Hizmet, bence, hayal kırıklığıydı.
Kalıp cümlenin ortasına virgüllerle de girebilir — daha yazılı ton.

Olumsuz görüş (negative)

İngilizcenin en kritik alışkanlığı: bir şeyin olmayacağını / doğru olmadığını düşünüyorsan, olumsuzluğu think fiiline taşırsın — I don't think + olumlu cümle. Türkçe 'Bence gelmeyecek' der; İngilizce 'I don't think he'll come' der. 'I think he won't come' dilbilgisel olarak yanlış değildir ama doğal değildir ve sınavda zayıf durur.

I don't think it's a good idea.
Bence iyi bir fikir değil.
Doğal kalıp: olumsuzluk think'te. NOT: I think it's not a good idea (zayıf).
I don't think they'll agree.
Bence kabul etmezler.
Türkçe 'etmezler' — İngilizce olumsuzu öne çeker.
In my opinion, this isn't worth it.
Bence buna değmez.
In my opinion ile ise olumsuzluk normal cümlede kalır (don't think kuralı yalnız think/believe/suppose için).
Yanlış I think he won't pass the exam.
Doğru I don't think he'll pass the exam.
Bence sınavı geçemeyecek.
think, believe, suppose, imagine gibi görüş fiilleriyle İngilizce olumsuzluğu ana fiile (don't think) çeker. 'I think + won't' anadili konuşuru için tuhaf ve zayıf durur.

Görüş sorusu ve kısa cevap

Görüş sormanın en yaygın yolu What do you think (of/about) ...? kalıbıdır. of genelde bir isimle (of the film), about bir konu/durumla (about the plan) kullanılır — ikisi çoğu bağlamda değişebilir. Kısa cevaplar görüş fiiliyle verilir.

Görüş sorusu ve kısa yanıt kalıpları
SoruKısa olumluKısa olumsuz
Do you think it'll rain?Yes, I think so.No, I don't think so.
Is she right, do you reckon?Yeah, I reckon so.No, I don't reckon so. (gündelik)
What do you think of it?I love it. / I think it's great.I'm not keen on it. / I don't like it much.
I think so — kısa cevabın altın kalıbı
Tam cümleyi tekrar etmemek için I think so (öyle sanıyorum) ve olumsuzu I don't think so (sanmıyorum) kullanılır. *I think yes / *I think no yanlıştır. Aynı kalıp: I hope so, I'm afraid so, I guess so.
Akılda Tutma: 'DON'T yukarı zıplar'
Olumsuz görüşte olumsuzluğun nerede duracağını unutuyorsan şunu hayal et: DON'T zıplar ve cümlenin başındaki THINK'e yapışır. Türkçe 'Bence gelmeyecek' → İngilizce olumsuzluk sona değil başa gider: I don't think he'll come. Kısa formül: görüş fiili + olumsuzsa, DON'T yukarı taşınır. Aynısı believe, suppose, imagine için de geçerlidir.

Görüş kalıpları tek bir işe yaramaz; hangisini seçtiğin niyetini belirtir. Aşağıda en yaygın kullanımdan daha özele doğru sıralanmış başlıca işlevler var.

1) Nötr, günlük görüş bildirmek (en yaygın)

I think we should leave now.
Bence artık gitmeliyiz.
I think = her ortamda güvenli, nötr varsayılan.
I feel this is the wrong approach.
Bence bu yanlış bir yaklaşım.
I feel = I think'e göre biraz daha kişisel/duygusal ton, yine nötr.
For me, comfort matters more than style.
Benim için konfor, tarzdan daha önemli.
For me = kişisel öncelik/zevk bildirirken çok doğal.

2) Resmî ya da yazılı görüş (deneme, rapor, sunum)

In my opinion, the policy needs revising.
Bence bu politikanın gözden geçirilmesi gerekiyor.
In my opinion = yazılı ve resmî ortamların standart kalıbı.
From my point of view, both sides share the blame.
Benim bakış açımdan iki taraf da suçlu.
From my point of view = bir perspektif sunduğunu vurgular, tartışmada dengeli durur.
I would argue that education is the real solution.
Ben eğitimin asıl çözüm olduğunu savunurdum.
I would argue that = B2/C1; görüşü bir 'sav' olarak sunar, akademik güç katar.

3) Güçlü kişisel duruş çizmek

As far as I'm concerned, the matter is closed.
Bana kalırsa mesele kapanmıştır.
As far as I'm concerned = 'başkası ne derse desin, ben böyle görüyorum' tonu; kararlılık.
If you ask me, they're making a big mistake.
Bana sorarsan büyük bir hata yapıyorlar.
If you ask me = sorulmadan güçlü görüş verme; hafif eleştirel/samimi.
Personally, I wouldn't trust that company.
Şahsen ben o şirkete güvenmezdim.
Personally = görüşün kişisel olduğunu, herkese dayatılmadığını vurgular.

4) Temkinli / yumuşak görüş (kesinlikten kaçınmak)

I suppose it could work, but I'm not sure.
Sanırım işe yarayabilir ama emin değilim.
I suppose = isteksiz/temkinli kabul; düşük kesinlik.
I guess we could try it.
Herhalde deneyebiliriz.
I guess = Amerikan İngilizcesinde çok yaygın, gündelik temkin.
It seems to me that we're missing something.
Bana öyle geliyor ki bir şeyi kaçırıyoruz.
It seems to me = izlenime dayalı, nazik görüş.

5) Gündelik/samimi görüş (arkadaş sohbeti)

I reckon it'll sell out fast.
Bence çabuk tükenir.
I reckon = çoğunlukla İngiliz/Avustralya İngilizcesi, samimi; yazıda kullanma.
If you ask me, that's a rip-off.
Bana sorarsan bu tam bir kazık.
Gündelik sözcükle (rip-off) birlikte doğal, rahat üslup.

6) Akademik / mesafeli görüş (kişiselliği geri çekmek)

It could be argued that the benefits are exaggerated.
Faydaların abartıldığı öne sürülebilir.
C1; 'ben' demeden görüş sunar — akademik tarafsızlık.
There is a strong case for banning it entirely.
Tümden yasaklamak için güçlü bir gerekçe var.
Görüşü 'case' (gerekçe) olarak nesnelleştirir.
The evidence suggests that this is not the case.
Kanıtlar bunun böyle olmadığını gösteriyor.
Görüşü kanıta bağlayarak sunma; en güçlü akademik hamle.
Tips & Tricks: Görüş essay'ini açan üç kalıp
Sınav kompozisyonunda ilk cümlede zaman kaybetme; şu üç kalıptan biriyle tez cümleni doğrudan kur: (1) In my opinion, ... (2) This essay will argue that ... (3) I firmly believe that ... Zayıf bir açılış ('In this essay I will talk about...') puan kaybettirir; net bir görüş kalıbı okuyucuya konumunu ilk saniyede verir. Püf noktası: tez cümlesini sınav sorusunun kelimelerini geri yansıtarak yaz — böylece 'konudan sapma' riskini sıfırlarsın.

Görüş bildirmede 'zaman ifadesi' yerine kesinlik ve resmiyet sinyalleri vardır: hangi kelimeyi görürsen konuşanın ne kadar emin olduğunu ve ortamın ne kadar resmî olduğunu tahmin edebilirsin. Aşağıdaki tablo bu sinyalleri sıralar.

Kesinlik ve resmiyet ekseninde görüş kalıpları
KalıpKesinlikResmiyetTipik ortam
I'm certain / I'm convinced (that)Çok yüksekNötr–resmîTartışma, iddia
In my view / In my opinionYüksekResmîYazı, sunum
I would argue thatYüksekResmî/akademikDeneme, münazara
I think (that)OrtaNötrHer yer (varsayılan)
I'd say (that)OrtaNötr–samimiSohbet, nazik görüş
I feel / It seems to meOrta–düşükNötrKişisel/nazik görüş
I suppose / I guessDüşükSamimiTemkinli konuşma
I reckon / If you ask meOrtaGündelikArkadaş sohbeti
Sinyal garantisi yoktur — tonu bağlam belirler
Bu tablo eğilimleri gösterir, mutlak kural değildir. I think vurgulu bir tonla söylenirse çok kararlı; In my opinion alaycı bir bağlamda yumuşak durabilir. Kelimeyi tek başına değil, cümlenin geri kalanı ve ses tonuyla birlikte oku. Sınavda 'bu kalıbı gördüm, demek ki resmî' diye otomatiğe bağlama; çevredeki sözcükleri de tart.
Akılda Tutma: Kesinlik Merdiveni
Ne kadar emin olduğunu tek bakışta seçmek için bir merdiven düşün — aşağıdan yukarı kesinlik artar: I suppose < I'd say < I think < In my view < I'm convinced. Emin değilsen alt basamağa (I suppose), iddialıysan üst basamağa (I'm convinced) bas. Görüş verirken önce 'ne kadar eminim?' diye sor, sonra merdivende o basamağı seç.
Tips & Tricks: Sınavda register terazisi
Yazılı sınavda (essay) elini şu iki uca göre ayarla: gündelik uç (I reckon, If you ask me, I guess) = ASLA yazma; resmî uç (In my view, It could be argued that, I would argue that) = güvenli. Konuşma sınavında (speaking) ise tam tersi: yalnız In my opinion demek robotik durur, araya I'd say / personally / to be honest serpiştir. Kısa kural: yaz = resmî uç, konuş = karışık.

Bakış açısı ekseni. In my opinion ve From my point of view ikisi de 'benim görüşüm' derken, ikincisi görüşünün bir perspektif olduğunu, başka perspektiflerin de bulunabileceğini ima eder. Bu yüzden tartışmada uzlaşmacı, dengeli durur; ilki daha doğrudan iddiadır.

In my opinion, the law is unfair.
Bence yasa adaletsiz.
Doğrudan iddia.
From my point of view, the law is unfair — but I see why others support it.
Benim bakış açımdan yasa adaletsiz — ama başkalarının neden desteklediğini de anlıyorum.
Perspektif çerçevesi, karşı görüşe alan bırakır.

Kesinlik ayarı (hedging). Anadili konuşurlar çoğu zaman görüşlerini bilerek yumuşatır — kaba görünmemek, alan bırakmak için. I suppose, perhaps, it might be, I tend to think bu 'yastıklardır'. Türk öğrenci genelde ya çok kesin (It is wrong) ya da hiç işaretsiz konuşur; doğal İngilizcede orta ton makbuldür.

I tend to think that smaller classes work better.
Küçük sınıfların daha iyi olduğunu düşünme eğilimindeyim.
I tend to think = 'genelde böyle düşünürüm', esnek ve olgun ton.
It might just be me, but I found it dull.
Belki sadece bana öyle geldi ama bence sıkıcıydı.
It might just be me = görüşü aşırı kişiselleştirerek nazikçe sunma.

Nezaket ve yüz koruma. Karşı görüş belirtirken görüşü sertçe atmak yerine önce kabul, sonra 'ama' kalıbı kullanılır. Bu, uyuşma/karşı çıkma konusuyla iç içedir Katılma & Karşı Çıkma. Görüşü I'd say ile açmak da otomatik bir yumuşatıcıdır.

I see your point, but I'd say the opposite is true.
Ne demek istediğini anlıyorum ama bence tam tersi doğru.
Önce kabul, sonra yumuşak karşı görüş — nazik ve etkili.

Vurgu ve öne çıkarma. Personally ya da If you ask me ile görüşünü öne alıp altını çizersin; bu, 'bu benim şahsi kanaatim, ısrarlıyım' sinyalidir. Honestly / To be honest ise görüşe içtenlik/itiraf tonu katar.

Honestly, I think it was a waste of money.
Açıkçası bence para israfıydı.
Honestly = görüşü samimi bir itiraf olarak çerçeveler, hafif eleştiriyi yumuşatır.

Görüş bildirme kavram olarak Türkçeyle çok uyumludur, ama kelime seçimi ve olumsuzun yeri düzeyinde ciddi tuzaklar barındırır. Aşağıdaki farkları tek tek oturtmak, doğrudan-çeviri hatalarının çoğunu keser.

  • Türkçe görüşü tek kelimeyle işaretler (bence, bana göre, kanımca); İngilizce çoğu zaman birkaç kelimelik ayrı bir kalıp kullanır (in my opinion) ve bu kalıp fiili değiştirmez.
  • Türkçe 'bana göre' According to me değildir: according to yalnız başkaları/kaynaklar için kullanılır (according to the report). Kendi görüşün için In my opinion / For me / Personally.
  • Türkçe olumsuz görüşü ana cümlede tutar (Bence gelmeyecek); İngilizce olumsuzluğu görüş fiiline çeker (I don't think he'll come).
  • Türkçe 'düşünüyorum' hem 'sanıyorum' (görüş) hem 'kafa yoruyorum' (eylem) olabilir; İngilizce görüş için I think (that), eylem için I'm thinking about ayrımı yapar.
  • Türkçe 'ne düşünüyorsun?' hem soyut fikir hem anlık düşünceyi sorabilir; İngilizce görüş için What do you think of/about...? kalıbını tercih eder.
Yanlış According to me, the film was boring.
Doğru In my opinion, the film was boring. / Personally, I found the film boring.
Bence film sıkıcıydı.
'According to me' Türkçe 'bana göre'nin birebir çevirisidir ama İngilizcede yanlıştır. 'According to' yalnızca dışsal bir kaynağı aktarırken kullanılır (according to scientists). Kendi görüşün için asla kullanılmaz.
Yanlış I think he won't come to the party.
Doğru I don't think he'll come to the party.
Bence partiye gelmeyecek.
Türkçe olumsuzu ana cümlede ('gelmeyecek') tutar, ama İngilizce görüş fiillerinde (think/believe/suppose) olumsuzluğu öne çeker. 'I think + won't' anadili için tuhaf ve zayıf durur.
Yanlış For me is a good idea.
Doğru For me, it's a good idea. / I think it's a good idea.
Bence iyi bir fikir.
Türkçede özne düşebilir ('iyi bir fikir'), ama İngilizce cümle özne ister. 'For me' bir görüş çerçevesidir, öznenin yerini tutmaz; arkasından tam bir cümle (it's...) gelmelidir.
Yanlış I am agree that it's expensive.
Doğru I think it's expensive. / I agree that it's expensive.
Bence pahalı. / Pahalı olduğuna katılıyorum.
Türkçe 'katılıyorum'u 'I am agree' diye çevirmek yaygın hatadır: agree bir fiildir, be almaz (I agree). Ayrıca burada görüş bildirmekle uyuşmayı karıştırma — ilki için I think, ikincisi için I agree. Bkz. Katılma & Karşı Çıkma.

Görüş bildirme, birkaç yakın iletişim işleviyle sık karışır. Aşağıdaki tablo, aynı sohbette birlikte kullansan da işlevlerin nasıl ayrıldığını gösterir.

Görüş bildirme vs. komşu işlevler
İşlevNe yaparTipik kalıpÖrnek
Görüş bildirmeKendi değerlendirmeni ortaya koyarI think, In my opinionI think it's overpriced.
Uyuşma / karşı çıkmaBaşkasının görüşüne tepki verirI agree, I disagreeI agree it's overpriced.
Öneri / tavsiyeBir eylem önerirYou should, Why don't weYou should return it.
Rica / teklifBir şey ister ya da sunarCould you, Shall ICould you lower the price?
Görüş mü, uyuşma mı, tavsiye mi?
Ayrım niyette: görüş = 'ben böyle düşünüyorum' (sıfırdan fikir); uyuşma = 'senin dediğine katılıyorum/katılmıyorum' (bir görüşe tepki), bkz. Katılma & Karşı Çıkma; tavsiye = 'şunu yapmalısın' (bir eylemi öner), bkz. Öneri & Tavsiye. Tek bir cevapta üçü de olabilir: I think it's too small (görüş) — I agree with Ana (uyuşma) — so you should exchange it (tavsiye).
En sık tek hata: According to me
Türk öğrencinin bu konuda yaptığı bir numaralı hata, 'bana göre'yi kelime kelime According to me diye çevirmektir. İngilizcede according to yalnızca başkasının sözünü/kaynağını aktarır (according to the report, according to scientists); kendi görüşün için asla kullanılmaz. Doğrusu: In my opinion / In my view / Personally / For me. Bir kere yanlış ezberlenirse yıllarca sürer — ilk günden doğru yerleştir.
Yanlış According to me, this is the best choice.
Doğru In my opinion, this is the best choice.
Bence en iyi seçim bu.
'According to' yalnız dışsal kaynak aktarır (according to the news). Kendi görüşün için asla kullanılmaz; 'bana göre'nin birebir çevirisi bu tuzağı doğurur.
Yanlış I think that he won't accept it.
Doğru I don't think he'll accept it.
Bence kabul etmeyecek.
Görüş fiilleri (think/believe/suppose) olumsuzluğu ana fiile çeker. 'I think + won't' anadili konuşuru için doğal değildir ve sınavda zayıf durur.
Yanlış I am thinking that this is wrong.
Doğru I think this is wrong.
Bence bu yanlış.
Görüş sabit bir kanaattir, süregelen bir eylem değil; bu yüzden Simple Present (I think) kullanılır. 'I'm thinking' yalnız 'şu an kafa yoruyorum / niyetliyim' anlamındadır (I'm thinking about moving).
Yanlış For me it's is a great film.
Doğru For me, it's a great film.
Bence harika bir film.
Çifte fiil hatası (it's is). 'For me' görüş çerçevesidir, arkasından tek bir tam cümle gelir. Ayrıca 'for me'den sonra virgül daha doğaldır.
Yanlış I think yes.
Doğru I think so.
Sanırım öyle. / Bence evet.
Kısa görüş cevabında 'yes/no' değil 'so' kullanılır: I think so / I don't think so. 'I think yes' anadili konuşuru için yanlıştır.
Yanlış In my opinion I think we should wait.
Doğru In my opinion, we should wait. / I think we should wait.
Bence beklemeliyiz.
İki görüş kalıbını üst üste koymak (in my opinion + I think) gereksiz tekrardır; anlam çakışır. Birini seç.
Yanlış I have the opinion that it is unfair.
Doğru In my opinion, it's unfair. / I think it's unfair.
Bence adaletsiz.
'I have the opinion that' ağır ve doğal olmayan bir çeviridir. İngilizce görüşü kısa kalıplarla verir; bu form neredeyse hiç kullanılmaz.
Yanlış I reckon that the results were significant.
Doğru In my view, the results were significant.
Bence sonuçlar anlamlıydı.
'I reckon' gündelik/samimi bir kalıptır; akademik ya da resmî yazıda üslup uyumsuzluğu yaratır. Resmî bağlamda In my view / I would argue that kullan.
Yanlış What do you think about it? — I think it good.
Doğru What do you think of it? — I think it's good.
Ne düşünüyorsun? — Bence güzel.
Cümlede fiil (is) düşmüş: 'I think it good' yanlıştır, 'I think it's good' olmalı. Türkçe 'iyi' sıfatı tek başına yeter ama İngilizce cümle be fiili ister.
Yanlış Me think it is too late.
Doğru I think it's too late.
Bence çok geç.
Özne olarak 'me' değil 'I' kullanılır. 'Me think' dilbilgisi dışıdır; özne konumunda daima I gelir.
Yanlış I opinion that prices are high.
Doğru In my opinion, prices are high. / I think prices are high.
Bence fiyatlar yüksek.
'opinion' bir isimdir, fiil gibi kullanılamaz. Görüş için ya 'in my opinion' kalıbı ya da 'I think' fiili gerekir.

1) In my honest opinion / IMHO. Konuşma ve yazışmada in my honest opinion (ya da kısaltması IMHO, hatta IMO) yaygındır. 'Honest' burada gerçek dürüstlük iddiası değil, çoğu zaman bir yumuşatıcı ya da tam tersi hafif meydan okuma tonu katar. Resmî yazıda kısaltma kullanma.

IMHO, the sequel was better than the original.
Bence (samimiyetle) devam filmi orijinalinden iyiydi.
IMHO = internet/mesajlaşma dili; resmî metinde açık yaz.

2) Methinks (arkaik/şakacı). Methinks ('bana öyle geliyor') Shakespeare çağından kalma bir kalıptır. Bugün yalnız şaka/ironik amaçla kullanılır — 'Methinks he protests too much' gibi. Ciddi bağlamda kullanma.

3) Rhetorical 'Who's to say?' Bazı görüşler soru biçiminde verilir ama aslında cevap beklemez (retorik). Who's to say it won't work? = 'İşe yaramayacağını kim iddia edebilir ki?' — yani konuşan aslında işe yarayabileceğini savunuyor.

Who's to say the old way was better?
Eski yolun daha iyi olduğunu kim söyleyebilir ki?
Retorik görüş: aslında 'daha iyi değildi' demek.
Yanlış As far as I concern, it's fine.
Doğru As far as I'm concerned, it's fine.
Bana kalırsa sorun yok.
Kalıp donmuştur: 'as far as I'm concerned' (be + concerned, edilgen). 'As far as I concern' yanlıştır — concern burada fiil değil, sıfat-benzeri edilgen yapıdır.
Görüşü tümüyle gizlemek: passive ve nominalization
C1 akademik yazıda 'ben' demeden görüş vermek için edilgen ve isimleştirme kullanılır: It is widely believed that... / A common view is that... / One could argue that.... Bu yapılar görüşü nesnelleştirir ama dikkat: aşırı kullanım metni belirsizleştirir ('kim inanıyor?'). Güçlü akademik yazı, gizli görüşle açık savı dengeler.
Sam:So, what do you think of the new café?
Deniz:Honestly? I reckon it's a bit overpriced.
Sam:Really? I'd say it's worth it for the coffee.
Deniz:Maybe, but if you ask me, the old place was cosier.
Sam:Fair enough. Personally, I don't mind paying more for good service.
Deniz:I suppose that's a good point. I just don't think I'll go back often.
Sam: Ee, yeni kafe hakkında ne düşünüyorsun? / Deniz: Açıkçası mı? Bence biraz pahalı. / Sam: Öyle mi? Bence kahve için değer. / Deniz: Belki ama bana sorarsan eski mekân daha sıcaktı. / Sam: Haklısın. Şahsen ben iyi hizmet için fazla ödemeyi dert etmem. / Deniz: Sanırım bu iyi bir nokta. Sadece sık gideceğimi sanmıyorum.
Dikkat: gündelik sohbette I reckon, I'd say, if you ask me, personally, I suppose art arda akıyor — hepsi görüş kalıbı ama ton farklı. 'I don't think I'll go back' = olumsuzun think'e çekilmesi.
— Nice, right? — Yeah, I guess so.
— Güzel, değil mi? — Evet, herhalde.
I guess so = isteksiz/ölçülü katılma; gündelik kısa cevap.
If you ask me, we should've booked earlier.
Bana sorarsan daha erken rezervasyon yaptırmalıydık.
Sorulmadan güçlü görüş; hafif 'ben demiştim' tonu taşıyabilir.
It's not bad, I suppose.
Fena değil sanırım.
Sonda I suppose = çekingen onay; İngiliz konuşma dilinde çok yaygın.

Akademik yazıda görüş, gündelik konuşmadan iki temel noktada ayrılır: (1) Kişisellik geri çekilir — 'I think' yerine çoğu zaman 'It can be argued that / The evidence suggests' tercih edilir. (2) Görüş kanıtla harmanlanır — çıplak bir görüş zayıftır; güçlü akademik cümle, görüşü bir gerekçeyle sunar. Yine de bir deneme (opinion essay) yazıyorsan güçlü, açık bir tez cümlesi kurmak için görüş kalıbına ihtiyacın vardır; işte o zaman This essay argues that... / In my view... tam yerindedir.

This essay will argue that remote work benefits both employers and employees.
Bu deneme, uzaktan çalışmanın hem işverene hem çalışana yaradığını savunacaktır.
Klasik tez cümlesi: görüşü net ve güçlü koyar, denemenin yönünü belirler.
It could be argued that the data have been misinterpreted.
Verilerin yanlış yorumlandığı öne sürülebilir.
Mesafeli görüş; iddiayı 'ben' demeden ortaya koyar.
A more convincing view is that policy, not technology, is the real driver.
Daha ikna edici bir görüş, asıl itici gücün teknoloji değil politika olduğudur.
Görüşleri karşılaştırıp kendi konumunu 'more convincing' ile öne çıkarma.
The question of whether social media harms teenagers' mental health remains hotly debated. In my view, the evidence points to a genuine, if complex, risk. It could be argued that correlation has been mistaken for causation; after all, anxious teenagers may simply use their phones more. However, a more convincing interpretation is that heavy use and declining well-being reinforce each other. From my point of view, the responsible conclusion is not to ban these platforms outright but to regulate how they are designed. There is a strong case for limiting the features that exploit compulsive checking. Critics may object that such regulation is unworkable, yet I would argue that the same was once said of seatbelt laws. On balance, the evidence suggests that cautious intervention, rather than panic or complacency, is the wiser course.
Sosyal medyanın gençlerin ruh sağlığına zarar verip vermediği hâlâ hararetle tartışılıyor. Bence kanıtlar, karmaşık da olsa, gerçek bir riske işaret ediyor. Bağıntının nedensellikle karıştırıldığı öne sürülebilir; nihayetinde kaygılı gençler telefonlarını daha çok kullanıyor olabilir. Ne var ki daha ikna edici bir yorum, yoğun kullanım ile azalan iyi oluşun birbirini beslediğidir. Benim bakış açımdan sorumlu sonuç, bu platformları toptan yasaklamak değil, nasıl tasarlandıklarını düzenlemektir. Kompulsif kontrolü sömüren özellikleri sınırlamak için güçlü bir gerekçe var. Eleştirmenler böyle bir düzenlemenin uygulanamaz olduğunu söyleyebilir, ama aynı şeyin bir zamanlar emniyet kemeri yasaları için de söylendiğini savunurdum. Sonuç olarak kanıtlar, panik ya da rehavet yerine temkinli bir müdahalenin daha akıllıca olduğunu gösteriyor.
Analiz:
  • In my view / From my point of view = resmî görüş kalıpları, tez ve konum belirtir.
  • It could be argued that = mesafeli, kişiselliği geri çeken akademik görüş.
  • a more convincing interpretation is that = görüşleri karşılaştırıp kendi konumunu üstün gösterme.
  • There is a strong case for = görüşü 'gerekçe' olarak nesnelleştirme.
  • I would argue that = güçlü kişisel sav; karşı görüşe cevap verirken güç katar.
  • the evidence suggests that = görüşü kanıta bağlayarak sunma; en güçlü akademik hamle.
  • On balance = tartışmayı tartıp sonuca bağlama bağlacı; sonuç cümlesini işaretler.
My family can never agree on where to go on holiday, and this year was no different. My father started it at dinner, as he always does. "In my opinion," he said, waving his fork, "we should just go back to the same coast as always. You know exactly what you're getting." My mother put down her own fork and gave him a look. "Honestly? I think that's boring," she replied. "If you ask me, we've been there far too many times, and I can describe every café from memory." My little brother, who never has an opinion about anything and usually just eats, surprised us all. "I reckon we should try the mountains," he said quietly. "I saw a video online and it looked amazing — waterfalls, forests, the lot." For a moment nobody spoke. I wasn't sure the idea was realistic. "I don't think we can afford the mountains this year," I pointed out gently. "For me, a cheaper trip that we can actually relax on matters more than a dramatic view we'll only photograph." My father nodded slowly, chewing this over. "That's a fair point, I suppose," he admitted. "From my point of view, though, familiar isn't the same as boring. There's comfort in knowing the roads." My mother rolled her eyes affectionately. "To be honest, I'd say comfort is exactly the problem," she countered. "We could all use a bit of an adventure for once." And so it went, round and round the table. In the end, we did what my family always does: we argued cheerfully for an hour, agreed on absolutely nothing, and solemnly decided to "think about it" — which everyone knew meant nothing would change. Personally, I'd say that's the real family tradition, and it has very little to do with the destination. It's the debate itself. As far as I'm concerned, the arguing is half the fun of any holiday, and honestly, I wouldn't change a single minute of it for anything in the world.
Ailem tatile nereye gideceğimiz konusunda asla anlaşamaz ve bu yıl da farklı değildi. Babam her zamanki gibi akşam yemeğinde başlattı. "Bence," dedi çatalını sallayarak, "her zamanki aynı sahile geri dönmeliyiz. Ne alacağını tam olarak bilirsin." Annem kendi çatalını bıraktı ve ona bir bakış attı. "Açıkçası mı? Bence bu sıkıcı," diye yanıtladı. "Bana sorarsan oraya çok fazla gittik, oradaki her kafeyi ezbere sayabilirim." Hiçbir konuda görüşü olmayan ve genelde sadece yemek yiyen küçük kardeşim hepimizi şaşırttı. "Bence dağları denemeliyiz," dedi usulca. "İnternette bir video gördüm, harika görünüyordu — şelaleler, ormanlar, her şey." Bir an kimse konuşmadı. Fikrin gerçekçi olduğundan emin değildim. "Bence bu yıl dağlara paramız yetmez," diye nazikçe belirttim. "Benim için, sadece fotoğraflayacağımız çarpıcı bir manzaradan çok, gerçekten dinlenebileceğimiz daha ucuz bir tatil önemli." Babam yavaşça başını salladı, bunu düşünerek. "Bu haklı bir nokta sanırım," diye kabul etti. "Ama benim bakış açımdan tanıdık olması sıkıcı olması demek değil. Yolları bilmenin bir rahatlığı var." Annem sevecen bir şekilde gözlerini devirdi. "Doğrusu, bence rahatlık tam da sorunun kendisi," diye karşı çıktı. "Bir kereliğine hepimize biraz macera lazım." Ve böyle sürdü, masanın etrafında dönüp durdu. Sonunda ailemin hep yaptığı şeyi yaptık: bir saat keyifle tartıştık, kesinlikle hiçbir şeyde anlaşamadık ve ciddiyetle "düşünmeye" karar verdik — ki herkes bunun hiçbir şeyin değişmeyeceği anlamına geldiğini biliyordu. Şahsen bence asıl aile geleneği bu ve varış noktasıyla pek ilgisi yok. Asıl olan tartışmanın kendisi. Bana kalırsa tartışmak her tatilin eğlencesinin yarısı ve doğrusu bunun tek bir dakikasını bile dünyadaki hiçbir şeye değişmem.
Analiz:
  • In my opinion / For me / From my point of view = aynı diyalogda farklı resmiyet tonları; babadan anneye register değişimi.
  • I think that's boring = I think + görüş, konuşma dilinde that korunabilir de düşebilir de.
  • If you ask me = sorulmadan güçlü görüş; annenin kararlı tonunu verir.
  • I reckon = küçük kardeşin gündelik/samimi kalıbı, karakterine uygun.
  • I don't think we can afford = olumsuzun think'e çekilmesi (doğal İngilizce).
  • I suppose = babanın isteksiz kabulü; düşük kesinlik.
  • I'd say / As far as I'm concerned = anlatıcının kapanış görüşü; yumuşak sonra güçlü duruş.

Temel (A2)

I think it's nice.
Bence güzel.
En yalın görüş: I think + kısa cümle.
In my opinion, English is important.
Bence İngilizce önemli.
Başa gelen kalıp + virgül.
I don't think it's true.
Bence doğru değil.
Olumsuzu think'e çekmek — A2'de bile doğru kalıp.

Orta (B1)

I'd say the second option is better.
Bence ikinci seçenek daha iyi (derim).
I'd say = nazik, temkinli görüş.
For me, free time matters more than money.
Benim için boş zaman paradan önemli.
For me = kişisel öncelik bildirme.
I suppose you could be right.
Sanırım haklı olabilirsin.
I suppose = düşük kesinlik, çekingen kabul.

İleri (B2)

As far as I'm concerned, the deadline is unrealistic.
Bana kalırsa teslim tarihi gerçekçi değil.
Güçlü kişisel duruş; kararlılık tonu.
From my point of view, both explanations have merit.
Benim bakış açımdan iki açıklama da geçerli.
Perspektif çerçevesi; dengeli, tartışmacı ton.
I would argue that convenience has come at a hidden cost.
Ben kolaylığın gizli bir bedelle geldiğini savunurdum.
I would argue that = görüşü 'sav' olarak sunma.

Usta (C1)

It could be argued that the reform solved one problem while creating another.
Reformun bir sorunu çözerken bir başkasını yarattığı öne sürülebilir.
Mesafeli, kişiselliği gizleyen akademik görüş.
There is a compelling case for treating the two issues separately.
İki meseleyi ayrı ele almak için ikna edici bir gerekçe var.
Görüşü 'case' olarak nesnelleştirme; güçlü ama tarafsız görünüm.
I tend to think, though I could be persuaded otherwise, that the risks are overstated.
Aksine ikna edilebilirim ama risklerin abartıldığını düşünme eğilimindeyim.
Olgun hedging: güçlü görüş + bilinçli alan bırakma bir arada.

Aşağıdaki sorular kural değil anlam ve ton kavrayışını ölçer. Her birinde 'neden' diye kendine sor.

Kavram kontrol Her soruyu anlamı düşünerek yanıtla.
  1. 'I don't think it'll rain' ile 'I think it won't rain' arasındaki fark nedir; hangisi doğal?
  2. 'I reckon it's great' cümlesini bir üniversite denemesine koyabilir misin? Neden?
  3. 'In my opinion' ile 'From my point of view' arasında ton farkı var mı?
  4. 'According to me' neden yanlıştır?
  5. 'I suppose so' ile 'Definitely' aynı kesinlikte mi onaylar?
  6. Kısa cevapta neden 'I think so' deriz, 'I think yes' değil?
Boşluk doldurma Uygun görüş kalıbıyla boşluğu doldur (birden fazla doğru olabilir).
  1. ______ opinion, the film was too long. (resmî)
  2. I ______ think it's a good idea. (olumsuz görüş)
  3. ______ me, comfort is more important than looks.
  4. As far as I'm ______, the project has failed. (donmuş kalıp)
  5. — Will they win? — I ______ so. (temkinli)
  6. If you ______ me, we should cancel it. (gündelik güçlü görüş)
Hata düzeltme Cümledeki hatayı bul ve düzelt.
  1. According to me, the plan is risky.
  2. I think he won't come tonight.
  3. For me is a great choice.
  4. — Is it open? — I think yes.
  5. In my opinion I think we should wait.
  6. I am agree that it's expensive.
Çeviri (TR→EN) Doğal İngilizceye çevir; olumsuz ve kalıp seçimine dikkat et.
  1. Bence bu yıl kabul etmeyecekler.
  2. Bana kalırsa mesele kapandı.
  3. Benim için fiyat kaliteden önemli değil.
  4. Açıkçası bence buna değmezdi.
  5. Ne düşünüyorsun — daha erken mi gitmeliyiz?
Sıralama (kelimeleri diz) Kelimeleri doğru sıraya koyup anlamlı görüş cümlesi kur.
  1. think / I / it's / don't / worth / it
  2. concerned / far / as / I'm / as / , / it's / fine
  3. opinion / my / in / , / the / rules / unfair / are
  4. say / I'd / better / the / is / first / option
  1. Bence gelmeyecek. — En doğal İngilizce?
  2. Kendi görüşünü resmî bir yazıda vermek için EN uygun kalıp:
  3. — Is it going to work? — ______ (temkinli 'sanırım öyle')
  4. Hangi kalıp EN gündelik/samimidir?
  5. Hatalı cümle hangisi?
  6. 'As far as I'm ______, the deal is off.' boşluğa ne gelir?
  7. Hangi kalıp EN yüksek kesinliği bildirir?
  8. Akademik denemede kişiselliği geri çekerek görüş vermek için:
  9. Doğrudan-çeviri tuzağı olan cümle:
  10. 'What do you think ______ the new design?' boşluğa en uygun:
  11. Hangi cümle görüşü nazikçe YUMUŞATIR (hedging)?
  12. İki görüş kalıbının gereksiz tekrarı hangisinde var?

Görev: 'Cep telefonlarının okullarda yasaklanması gerektiği' konusunda 6-8 cümlelik kısa bir görüş paragrafı yaz. En az üç farklı görüş kalıbı kullan (biri resmî, biri temkinli olsun), en az bir olumsuz görüş (I don't think...) kur ve son cümlede net bir kişisel duruş bildir.

  • Rehber sorular: Konuya nasıl bir görüşle başlıyorsun (tez cümlesi)?
  • Nerede kesinliği düşürüp (I suppose / it could be argued) alan bırakıyorsun?
  • Karşı görüşe bir cümle ayırıp kendi görüşünle nasıl cevap veriyorsun?
  • Son cümlede duruşunu güçlü mü (As far as I'm concerned) yoksa dengeli mi (On balance) bağlıyorsun?
Örnek Cevap (model)
In my opinion, phones should be restricted in schools, though not banned entirely. It could be argued that phones are useful for research, and I suppose that's partly true. However, I don't think most students use them for learning during lessons. From my point of view, the constant notifications simply make it harder to concentrate. Critics say a ban is unfair, but I'd argue that clear rules actually protect students' focus. As far as I'm concerned, phones belong in bags during class and in hands only at break. — Türkçesi: Bence telefonlar okullarda tamamen yasaklanmasa da sınırlanmalı. Telefonların araştırma için faydalı olduğu öne sürülebilir ve sanırım bu kısmen doğru. Ama bence çoğu öğrenci onları ders sırasında öğrenmek için kullanmıyor. Benim bakış açımdan sürekli bildirimler odaklanmayı zorlaştırıyor. Eleştirmenler yasağın adaletsiz olduğunu söylüyor ama net kuralların aslında öğrencinin odağını koruduğunu savunurum. Bana kalırsa telefonlar derste çantada, elde ise yalnız teneffüste olmalı.
Nereden başlamalı, neyi vurgulamalı
A2'de yalnız iki kalıpla başla: I think ve In my opinion. Bunları oturmadan yeni kalıp ekleme; öğrenci genelde kalıp bolluğunda boğulur. İlk günden I don't think kuralını fiziksel bir hareketle (olumsuzluğu 'öne çekmek') pekiştir — bu, sonradan düzeltmesi en zor alışkanlıktır. B1'de kesinlik derecelerini (I'm sure / I suppose) bir 'termometre' çizerek görselleştir. B2'de resmiyet eksenini gerçek ortamlarla eşle: 'Bunu patronuna mı arkadaşına mı söylersin?'

Kavram kontrol soruları (öğrencinin gerçekten anladığını ölç): (1) 'I don't think it'll rain' ile 'I think it won't rain' aynı mı, hangisi doğal? (2) 'According to me' neden yanlış? (3) 'I reckon'u sınav kompozisyonuna koyar mısın, neden? (4) 'I suppose so' coşkulu bir onay mı? Bu sorular kuralı değil ayrımı yoklar; ezber değil kavrayış test eder.

Sınıf etkinliği (üretim): 'Opinion Line' — sınıfın bir ucu 'kesinlikle katılıyorum', öbür ucu 'kesinlikle katılmıyorum'. Tartışmalı bir cümle söyle (Homework should be banned); öğrenciler duruşlarına göre çizgide yer alır ve seçtikleri konuma uygun kesinlik kalıbıyla görüş bildirir. Ortadakiler I suppose / it could be argued, uçtakiler I'm convinced / As far as I'm concerned kullanmak zorunda — böylece kesinlik-kalıp eşlemesi bedensel olarak pekişir. En yaygın tek hata olarak olumsuzun yeri (I don't think) üzerine ısrarla dön.

  • Görüş bildirme = düşünceni, olgu değil senin bakış açın olduğunu işaretleyerek sunmak; genelde cümlenin başına bir kalıp eklenir.
  • Varsayılan nötr kalıp I think (that); resmî/yazılı için In my opinion, (virgülle).
  • Kalıp seçimi iki ekseni ayarlar: kesinlik (I'm convinced > I think > I suppose) ve resmiyet (I reckon < I think < In my view).
  • İngilizcenin altın kuralı: olumsuz görüşte olumsuzluğu fiile çek — I don't think it'll work (I think + won't değil).
  • Türkçe tuzakları: According to me (yanlış — In my opinion), I am agree (yanlış — I agree), I think yes (yanlış — I think so).
  • Gündelik kalıplar (I reckon, If you ask me, I guess) samimi sohbette doğal ama akademik yazıda kaçınılır; orada It could be argued that / I would argue that güçlüdür.
  • Kesinliği bilinçli düşürmek (hedging: I suppose, I tend to think, perhaps) nezaket ve olgunluk katar; her görüşü buz gibi kesin sunma.
  • Görüş, sınav kompozisyonunda güçlü bir tez cümlesinin temelidir; net bir kalıpla açık bir konum al.
  • İkiz işlevler: uyuşma/karşı çıkma Katılma & Karşı Çıkma ve öneri/tavsiye Öneri & Tavsiye — görüşle birlikte tartışma dilini kurar.