Görüş bildirme, dünyayı olduğu gibi anlatmakla (The film is two hours long — bir olgu) yetinmeyip ona kendi değerlendirmeni eklemektir (I think the film is too long — bir görüş). Yani cümleye küçük bir işaret koyarak dinleyene şunu dersin: Bu, herkesin kabul ettiği bir gerçek değil; bu benim bakış açım. İngilizce bu işareti çoğunlukla cümlenin başına konan bir kalıpla verir: I think, In my opinion, I'd say gibi.
Peki bu neden ayrı bir 'konu' olacak kadar önemli? Çünkü İngilizcede görüşünü nasıl söylediğin, ne söylediğin kadar bilgi taşır. Aynı fikri buz gibi kesin (I'm certain it's wrong), ölçülü (I think it's wrong) ya da çekingen (I suppose it might be wrong) söyleyebilirsin. Seçtiğin kalıp, ne kadar emin olduğunu ve ortamın ne kadar resmî olduğunu ele verir. Bu yüzden görüş bildirme, hem günlük sohbetin hem de sınav kompozisyonundaki tez cümlesinin temelidir.
Türkçedeki karşılığı: Türkçede bu işi çoğunlukla tek kelime yapar — bence, bana göre, kanımca, bana kalırsa. İngilizce ise genelde birkaç kelimelik bir kalıp kullanır (in my opinion) ve bu kalıp cümleye ayrı durur, fiili değiştirmez. İyi haber: mantık Türkçeyle neredeyse birebir örtüşür, o yüzden kavram sana yabancı gelmez.
Neden Türk öğrenciye zor gelir? Üç sebep: (1) Türkçede tek kelimeyle hallettiğin şey İngilizcede kalıp seçmeyi gerektirir ve yanlış kalıp yanlış ton verir (I reckon sınavda tuhaf durur). (2) Olumsuz görüşte Türkçe 'Bence gelmeyecek' derken İngilizce 'I don't think he'll come' diye olumsuzluğu öne çeker — birebir çeviri (I think he won't come) doğal değildir. (3) According to me gibi Türkçe 'bana göre'yi kelime kelime çeviren bir tuzak vardır ve bu İngilizcede yanlıştır. Bu konu tam da bu farkları oturtmak için var.
- Görüş bildirmek = düşünceni, herkesin kabul ettiği bir gerçek değil senin bakış açın olduğunu işaretleyerek söylemek.
- En temel kalıp: I think (that) + cümle — I think it's a good idea. (Bence iyi bir fikir.)
- Resmî/yazılı için: In my opinion, + cümle — başa gelir ve arkasından virgül konur.
- Kalıp seçimi iki şeyi ayarlar: kesinlik (I'm sure > I think > I suppose) ve resmiyet (I reckon < I think < In my view).
- Olumsuz görüşte İngilizce I don't think der (I think + olumsuz değil): I don't think it'll work.
- Türkçe 'bana göre'yi According to me diye çevirme — bu yanlıştır; In my opinion / For me kullan.
- Görüş sormak: What do you think (of/about) ...? — What do you think about the plan?
- Gündelik kalıplar (I reckon, If you ask me, I guess) samimi sohbette doğal, ama akademik yazıda kaçınılır.
- İkiz konular: uyuşma/karşı çıkma Katılma & Karşı Çıkma ve öneri/tavsiye Öneri & Tavsiye — görüşle birlikte tartışma dilini kurar.
Görüş bildirme dilbilgisi olarak yeni bir zaman ya da çekim gerektirmez; var olan bir cümlenin başına (bazen sonuna) bir görüş kalıbı ekler. Bu yüzden 'kuruluş' burada üç şeyi kapsar: (1) olumlu görüş kurmak, (2) olumsuz görüş kurmak (İngilizcenin kritik farkı), (3) görüş sorusu sormak ve kısa cevap vermek.
Olumlu görüş (affirmative)
Formül: [Görüş kalıbı] + [tam cümle]. that bağlacı çoğu zaman düşer (özellikle konuşmada). In my opinion gibi başa gelen kalıplardan sonra virgül konur.
Olumsuz görüş (negative)
İngilizcenin en kritik alışkanlığı: bir şeyin olmayacağını / doğru olmadığını düşünüyorsan, olumsuzluğu think fiiline taşırsın — I don't think + olumlu cümle. Türkçe 'Bence gelmeyecek' der; İngilizce 'I don't think he'll come' der. 'I think he won't come' dilbilgisel olarak yanlış değildir ama doğal değildir ve sınavda zayıf durur.
Görüş sorusu ve kısa cevap
Görüş sormanın en yaygın yolu What do you think (of/about) ...? kalıbıdır. of genelde bir isimle (of the film), about bir konu/durumla (about the plan) kullanılır — ikisi çoğu bağlamda değişebilir. Kısa cevaplar görüş fiiliyle verilir.
| Soru | Kısa olumlu | Kısa olumsuz |
|---|---|---|
| Do you think it'll rain? | Yes, I think so. | No, I don't think so. |
| Is she right, do you reckon? | Yeah, I reckon so. | No, I don't reckon so. (gündelik) |
| What do you think of it? | I love it. / I think it's great. | I'm not keen on it. / I don't like it much. |
Görüş kalıpları tek bir işe yaramaz; hangisini seçtiğin niyetini belirtir. Aşağıda en yaygın kullanımdan daha özele doğru sıralanmış başlıca işlevler var.
1) Nötr, günlük görüş bildirmek (en yaygın)
2) Resmî ya da yazılı görüş (deneme, rapor, sunum)
3) Güçlü kişisel duruş çizmek
4) Temkinli / yumuşak görüş (kesinlikten kaçınmak)
5) Gündelik/samimi görüş (arkadaş sohbeti)
6) Akademik / mesafeli görüş (kişiselliği geri çekmek)
Görüş bildirmede 'zaman ifadesi' yerine kesinlik ve resmiyet sinyalleri vardır: hangi kelimeyi görürsen konuşanın ne kadar emin olduğunu ve ortamın ne kadar resmî olduğunu tahmin edebilirsin. Aşağıdaki tablo bu sinyalleri sıralar.
| Kalıp | Kesinlik | Resmiyet | Tipik ortam |
|---|---|---|---|
| I'm certain / I'm convinced (that) | Çok yüksek | Nötr–resmî | Tartışma, iddia |
| In my view / In my opinion | Yüksek | Resmî | Yazı, sunum |
| I would argue that | Yüksek | Resmî/akademik | Deneme, münazara |
| I think (that) | Orta | Nötr | Her yer (varsayılan) |
| I'd say (that) | Orta | Nötr–samimi | Sohbet, nazik görüş |
| I feel / It seems to me | Orta–düşük | Nötr | Kişisel/nazik görüş |
| I suppose / I guess | Düşük | Samimi | Temkinli konuşma |
| I reckon / If you ask me | Orta | Gündelik | Arkadaş sohbeti |
Bakış açısı ekseni. In my opinion ve From my point of view ikisi de 'benim görüşüm' derken, ikincisi görüşünün bir perspektif olduğunu, başka perspektiflerin de bulunabileceğini ima eder. Bu yüzden tartışmada uzlaşmacı, dengeli durur; ilki daha doğrudan iddiadır.
Kesinlik ayarı (hedging). Anadili konuşurlar çoğu zaman görüşlerini bilerek yumuşatır — kaba görünmemek, alan bırakmak için. I suppose, perhaps, it might be, I tend to think bu 'yastıklardır'. Türk öğrenci genelde ya çok kesin (It is wrong) ya da hiç işaretsiz konuşur; doğal İngilizcede orta ton makbuldür.
Nezaket ve yüz koruma. Karşı görüş belirtirken görüşü sertçe atmak yerine önce kabul, sonra 'ama' kalıbı kullanılır. Bu, uyuşma/karşı çıkma konusuyla iç içedir Katılma & Karşı Çıkma. Görüşü I'd say ile açmak da otomatik bir yumuşatıcıdır.
Vurgu ve öne çıkarma. Personally ya da If you ask me ile görüşünü öne alıp altını çizersin; bu, 'bu benim şahsi kanaatim, ısrarlıyım' sinyalidir. Honestly / To be honest ise görüşe içtenlik/itiraf tonu katar.
Görüş bildirme kavram olarak Türkçeyle çok uyumludur, ama kelime seçimi ve olumsuzun yeri düzeyinde ciddi tuzaklar barındırır. Aşağıdaki farkları tek tek oturtmak, doğrudan-çeviri hatalarının çoğunu keser.
- Türkçe görüşü tek kelimeyle işaretler (bence, bana göre, kanımca); İngilizce çoğu zaman birkaç kelimelik ayrı bir kalıp kullanır (in my opinion) ve bu kalıp fiili değiştirmez.
- Türkçe 'bana göre' According to me değildir: according to yalnız başkaları/kaynaklar için kullanılır (according to the report). Kendi görüşün için In my opinion / For me / Personally.
- Türkçe olumsuz görüşü ana cümlede tutar (Bence gelmeyecek); İngilizce olumsuzluğu görüş fiiline çeker (I don't think he'll come).
- Türkçe 'düşünüyorum' hem 'sanıyorum' (görüş) hem 'kafa yoruyorum' (eylem) olabilir; İngilizce görüş için I think (that), eylem için I'm thinking about ayrımı yapar.
- Türkçe 'ne düşünüyorsun?' hem soyut fikir hem anlık düşünceyi sorabilir; İngilizce görüş için What do you think of/about...? kalıbını tercih eder.
Görüş bildirme, birkaç yakın iletişim işleviyle sık karışır. Aşağıdaki tablo, aynı sohbette birlikte kullansan da işlevlerin nasıl ayrıldığını gösterir.
| İşlev | Ne yapar | Tipik kalıp | Örnek |
|---|---|---|---|
| Görüş bildirme | Kendi değerlendirmeni ortaya koyar | I think, In my opinion | I think it's overpriced. |
| Uyuşma / karşı çıkma | Başkasının görüşüne tepki verir | I agree, I disagree | I agree it's overpriced. |
| Öneri / tavsiye | Bir eylem önerir | You should, Why don't we | You should return it. |
| Rica / teklif | Bir şey ister ya da sunar | Could you, Shall I | Could you lower the price? |
1) In my honest opinion / IMHO. Konuşma ve yazışmada in my honest opinion (ya da kısaltması IMHO, hatta IMO) yaygındır. 'Honest' burada gerçek dürüstlük iddiası değil, çoğu zaman bir yumuşatıcı ya da tam tersi hafif meydan okuma tonu katar. Resmî yazıda kısaltma kullanma.
2) Methinks (arkaik/şakacı). Methinks ('bana öyle geliyor') Shakespeare çağından kalma bir kalıptır. Bugün yalnız şaka/ironik amaçla kullanılır — 'Methinks he protests too much' gibi. Ciddi bağlamda kullanma.
3) Rhetorical 'Who's to say?' Bazı görüşler soru biçiminde verilir ama aslında cevap beklemez (retorik). Who's to say it won't work? = 'İşe yaramayacağını kim iddia edebilir ki?' — yani konuşan aslında işe yarayabileceğini savunuyor.
Akademik yazıda görüş, gündelik konuşmadan iki temel noktada ayrılır: (1) Kişisellik geri çekilir — 'I think' yerine çoğu zaman 'It can be argued that / The evidence suggests' tercih edilir. (2) Görüş kanıtla harmanlanır — çıplak bir görüş zayıftır; güçlü akademik cümle, görüşü bir gerekçeyle sunar. Yine de bir deneme (opinion essay) yazıyorsan güçlü, açık bir tez cümlesi kurmak için görüş kalıbına ihtiyacın vardır; işte o zaman This essay argues that... / In my view... tam yerindedir.
- In my view / From my point of view = resmî görüş kalıpları, tez ve konum belirtir.
- It could be argued that = mesafeli, kişiselliği geri çeken akademik görüş.
- a more convincing interpretation is that = görüşleri karşılaştırıp kendi konumunu üstün gösterme.
- There is a strong case for = görüşü 'gerekçe' olarak nesnelleştirme.
- I would argue that = güçlü kişisel sav; karşı görüşe cevap verirken güç katar.
- the evidence suggests that = görüşü kanıta bağlayarak sunma; en güçlü akademik hamle.
- On balance = tartışmayı tartıp sonuca bağlama bağlacı; sonuç cümlesini işaretler.
- In my opinion / For me / From my point of view = aynı diyalogda farklı resmiyet tonları; babadan anneye register değişimi.
- I think that's boring = I think + görüş, konuşma dilinde that korunabilir de düşebilir de.
- If you ask me = sorulmadan güçlü görüş; annenin kararlı tonunu verir.
- I reckon = küçük kardeşin gündelik/samimi kalıbı, karakterine uygun.
- I don't think we can afford = olumsuzun think'e çekilmesi (doğal İngilizce).
- I suppose = babanın isteksiz kabulü; düşük kesinlik.
- I'd say / As far as I'm concerned = anlatıcının kapanış görüşü; yumuşak sonra güçlü duruş.
Temel (A2)
Orta (B1)
İleri (B2)
Usta (C1)
Aşağıdaki sorular kural değil anlam ve ton kavrayışını ölçer. Her birinde 'neden' diye kendine sor.
- 'I don't think it'll rain' ile 'I think it won't rain' arasındaki fark nedir; hangisi doğal?Anlam neredeyse aynı ('bence yağmayacak'), ama İngilizce olumsuzu think'e çeker; bu yüzden 'I don't think it'll rain' doğaldır. İkincisi zayıf ve tuhaf durur.
- 'I reckon it's great' cümlesini bir üniversite denemesine koyabilir misin? Neden?Hayır. I reckon gündelik/samimi bir kalıptır; akademik yazıda üslup uyumsuzluğu yaratır. Bunun yerine In my view / It could be argued that kullanılır.
- 'In my opinion' ile 'From my point of view' arasında ton farkı var mı?Evet. In my opinion doğrudan iddiadır; From my point of view görüşün bir perspektif olduğunu, başka bakışların da olabileceğini ima eder — daha uzlaşmacı.
- 'According to me' neden yanlıştır?According to yalnız dışsal kaynakları aktarır (according to the report). Kendi görüşün için kullanılmaz; 'bana göre'nin birebir çevirisi bu hatayı doğurur. Doğrusu In my opinion / For me / Personally.
- 'I suppose so' ile 'Definitely' aynı kesinlikte mi onaylar?Hayır. I suppose so çekingen, isteksiz onaydır (düşük kesinlik); Definitely tam ve coşkulu onaydır (yüksek kesinlik). Ton tersine döner.
- Kısa cevapta neden 'I think so' deriz, 'I think yes' değil?İngilizce görüş kısa cevabında 'so' kullanır (I think so / I don't think so). 'I think yes/no' anadili için yanlıştır; aynı kalıp I hope so, I'm afraid so'da da geçerlidir.
- ______ opinion, the film was too long. (resmî)In my
- I ______ think it's a good idea. (olumsuz görüş)don't
- ______ me, comfort is more important than looks.For
- As far as I'm ______, the project has failed. (donmuş kalıp)concerned
- — Will they win? — I ______ so. (temkinli)suppose / guess / think
- If you ______ me, we should cancel it. (gündelik güçlü görüş)ask
- According to me, the plan is risky.In my opinion, the plan is risky. (According to me yanlış — kendi görüş için kullanılmaz)
- I think he won't come tonight.I don't think he'll come tonight. (olumsuz think'e çekilir)
- For me is a great choice.For me, it's a great choice. (özne + fiil eksik)
- — Is it open? — I think yes.— I think so. (yes değil so)
- In my opinion I think we should wait.In my opinion, we should wait. (çift kalıp — birini sil)
- I am agree that it's expensive.I agree that it's expensive. (agree fiildir, be almaz)
- Bence bu yıl kabul etmeyecekler.I don't think they'll accept it this year.
- Bana kalırsa mesele kapandı.As far as I'm concerned, the matter is closed.
- Benim için fiyat kaliteden önemli değil.For me, price matters less than quality. / For me, price isn't more important than quality.
- Açıkçası bence buna değmezdi.Honestly, I don't think it was worth it.
- Ne düşünüyorsun — daha erken mi gitmeliyiz?What do you think — should we leave earlier?
- think / I / it's / don't / worth / itI don't think it's worth it.
- concerned / far / as / I'm / as / , / it's / fineAs far as I'm concerned, it's fine.
- opinion / my / in / , / the / rules / unfair / areIn my opinion, the rules are unfair.
- say / I'd / better / the / is / first / optionI'd say the first option is better.
Görev: 'Cep telefonlarının okullarda yasaklanması gerektiği' konusunda 6-8 cümlelik kısa bir görüş paragrafı yaz. En az üç farklı görüş kalıbı kullan (biri resmî, biri temkinli olsun), en az bir olumsuz görüş (I don't think...) kur ve son cümlede net bir kişisel duruş bildir.
- Rehber sorular: Konuya nasıl bir görüşle başlıyorsun (tez cümlesi)?
- Nerede kesinliği düşürüp (I suppose / it could be argued) alan bırakıyorsun?
- Karşı görüşe bir cümle ayırıp kendi görüşünle nasıl cevap veriyorsun?
- Son cümlede duruşunu güçlü mü (As far as I'm concerned) yoksa dengeli mi (On balance) bağlıyorsun?
Kavram kontrol soruları (öğrencinin gerçekten anladığını ölç): (1) 'I don't think it'll rain' ile 'I think it won't rain' aynı mı, hangisi doğal? (2) 'According to me' neden yanlış? (3) 'I reckon'u sınav kompozisyonuna koyar mısın, neden? (4) 'I suppose so' coşkulu bir onay mı? Bu sorular kuralı değil ayrımı yoklar; ezber değil kavrayış test eder.
Sınıf etkinliği (üretim): 'Opinion Line' — sınıfın bir ucu 'kesinlikle katılıyorum', öbür ucu 'kesinlikle katılmıyorum'. Tartışmalı bir cümle söyle (Homework should be banned); öğrenciler duruşlarına göre çizgide yer alır ve seçtikleri konuma uygun kesinlik kalıbıyla görüş bildirir. Ortadakiler I suppose / it could be argued, uçtakiler I'm convinced / As far as I'm concerned kullanmak zorunda — böylece kesinlik-kalıp eşlemesi bedensel olarak pekişir. En yaygın tek hata olarak olumsuzun yeri (I don't think) üzerine ısrarla dön.
- Görüş bildirme = düşünceni, olgu değil senin bakış açın olduğunu işaretleyerek sunmak; genelde cümlenin başına bir kalıp eklenir.
- Varsayılan nötr kalıp I think (that); resmî/yazılı için In my opinion, (virgülle).
- Kalıp seçimi iki ekseni ayarlar: kesinlik (I'm convinced > I think > I suppose) ve resmiyet (I reckon < I think < In my view).
- İngilizcenin altın kuralı: olumsuz görüşte olumsuzluğu fiile çek — I don't think it'll work (I think + won't değil).
- Türkçe tuzakları: According to me (yanlış — In my opinion), I am agree (yanlış — I agree), I think yes (yanlış — I think so).
- Gündelik kalıplar (I reckon, If you ask me, I guess) samimi sohbette doğal ama akademik yazıda kaçınılır; orada It could be argued that / I would argue that güçlüdür.
- Kesinliği bilinçli düşürmek (hedging: I suppose, I tend to think, perhaps) nezaket ve olgunluk katar; her görüşü buz gibi kesin sunma.
- Görüş, sınav kompozisyonunda güçlü bir tez cümlesinin temelidir; net bir kalıpla açık bir konum al.
- İkiz işlevler: uyuşma/karşı çıkma Katılma & Karşı Çıkma ve öneri/tavsiye Öneri & Tavsiye — görüşle birlikte tartışma dilini kurar.