Bir şeyin derecesini belirtmek — yani "ne kadar" sıcak, "ne kadar" güzel, "ne kadar" yorucu olduğunu söylemek — dilin en temel ihtiyaçlarından biridir. Türkçede bunu tek bir kelimeyle, çok, hallederiz: çok sıcak, çok güzel bir gün, fazla pahalı, yeterince büyük. İngilizce ise bu "çok"u dört farklı kalıba böler: so, such, too ve enough. Hepsi bir dereceyi güçlendirir (bu yüzden bunlara intensifier — güçlendirici denir) ama her biri farklı bir yerde ve farklı bir anlamla kullanılır.
Bu kelimeler neden var? Çünkü İngilizce, "çok"un arkasına ne geldiğine (sıfat mı, isim mi) ve hangi anlamı (sadece yoğunluk mu, yoksa istenmeyen aşırılık mı, yoksa yeterlilik mi) taşıdığına göre ayrı kelime seçer. so ve such tarafsız yoğunluk verir ("o kadar"); too her zaman bir sorun, bir engel ima eder ("gereğinden fazla"); enough ise bir eşiğin karşılandığını söyler ("yeterince").
Türk öğrenci için bu konu neden zor? Üç sebepten. Birincisi, Türkçedeki tek "çok" dört yapıya bölündüğü için hangisini seçeceğimizi düşünmek gerekir. İkincisi, enough Türkçedeki "yeterince"nin aksine sıfattan sonra gelir (good enough, "yeterince iyi" değil kelime sırası olarak "iyi yeterince"). Üçüncüsü, too ile very Türkçede çoğu zaman aynı "çok" ile çevrildiği için karıştırılır — oysa too her zaman bir problem ima eder, very etmez. Bu üç tuzağı bu derste tek tek işaretleyeceğiz.
- so = sıfat veya zarfın önüne gelir: so tired, so quickly (o kadar / çok). Arkasında isim YOKTUR.
- such = isim öbeğinin önüne gelir: such a nice person, such good news (öyle / o kadar). Arkasında bir isim VARDIR.
- Tekil sayılabilir isimde such a/an kullanılır: such a problem. Çoğul ve sayılamayanda a/an yok: such problems, such patience.
- too = "gereğinden fazla", her zaman olumsuz/istenmeyen: too expensive (fazla pahalı — alamıyoruz).
- too ile very aynı değildir: very hot nötr (çok sıcak), too hot problemli (fazla sıcak, bir engel var).
- enough sıfat/zarftan SONRA gelir: tall enough, fast enough (yeterince uzun/hızlı).
- enough isimden ÖNCE gelir: enough money, enough chairs (yeterli para/sandalye).
- too...to ve enough...to mastarla birleşir: too tired to walk, strong enough to lift it.
- Sonuç bildirmek için: so + sıfat + that ve such + isim + that: so cold that..., such a mess that....
- Miktarla: so many (sayılabilir), so much (sayılamayan): so many people, so much noise.
so — sıfat ve zarfla
so doğrudan bir sıfatın veya zarfın önüne gelir. Arkasında asla isim gelmez. Formül: so + sıfat/zarf.
such — isim öbeğiyle
such bir isim öbeğinin önüne gelir. Tekil sayılabilir isimde araya a/an girer. Formül: such + (a/an) + (sıfat) + isim.
too — aşırılık (olumsuz sonuç)
too sıfat/zarfın önüne gelir ama so'dan farklı olarak "gereğinden fazla" der ve daima bir engel/olumsuz sonuç ima eder. Sık sık to + fiil ya da for + kişi ile tamamlanır. Formül: too + sıfat/zarf (+ to V / + for sb).
enough — yeterlilik
enough'ın yeri hangi kelimeyle geldiğine bağlıdır. Sıfat/zarftan SONRA gelir, ama isimden ÖNCE gelir. Bu, Türk öğrencilerin en çok şaşırdığı kuraldır. Formüller: sıfat/zarf + enough ve enough + isim.
| Kalıp | Olumlu | Olumsuz / Soru |
|---|---|---|
| so + sıfat | It's so nice. | Isn't it so nice? / It's not so nice (as...). |
| such + isim | It's such a nice place. | Is it such a nice place? / It's not such a nice place. |
| too + sıfat | It's too cold. | It isn't too cold. / Is it too cold? |
| sıfat + enough | It's warm enough. | It isn't warm enough. / Is it warm enough? |
| enough + isim | We have enough time. | We don't have enough time. / Do we have enough time? |
1) Duygu ve tepkiyi güçlendirmek (so / such)
Günlük konuşmanın en yaygın kullanımı. Bir şeye tepkimizi, hayranlığımızı ya da şikâyetimizi so ve such ile abartırız. Bu, Türkçedeki "öyle... ki", "o kadar..." tonuna denk gelir.
2) Sonuç bildirmek (so/such ... that)
Bir sebebin doğurduğu sonucu anlatmak için so + sıfat + that veya such + isim + that kurulur. "O kadar ... ki (şöyle oldu)" anlamı. Günlük dilde that sık sık düşer.
3) Sınır ve engel bildirmek (too ... to)
Bir şeyin gereğinden fazla olması yüzünden bir eylemin yapılamadığını anlatmak için too + sıfat + to V kullanılır. Bu kalıpta her zaman gizli bir olumsuzluk vardır.
4) Yeterlilik bildirmek (enough ... to)
Bir eşiğin karşılandığını ve bunun bir eyleme yettiğini anlatmak için sıfat + enough + to V ya da enough + isim + to V kullanılır. too'nun tam zıttıdır.
5) Miktar güçlendirme (so many / so much / too many / too much)
İsimlerin miktarını güçlendirmek için so/too tek başına değil, many (sayılabilir) ya da much (sayılamayan) ile gelir. enough ise doğrudan isimle çalışır.
Bu konu zaman kipiyle değil anlamla ilgilidir, o yüzden "zaman ifadeleri" yerine hangi kelimenin genellikle hangi yapıyı çağırdığına bakalım. Aşağıdaki eşleşmeler sık görülür ama kesin kural değildir — asıl belirleyici, arkada isim olup olmaması ve anlamın 'aşırılık mı yeterlilik mi' olduğudur.
| Gördüğünde | Muhtemel yapı | Örnek |
|---|---|---|
| Arkasında sıfat/zarf, isim yok | so / too / ...enough | so cold, too cold, cold enough |
| Arkasında isim öbeği (a/an, sıfat+isim) | such / enough | such a day, enough time |
| Bir engel/imkânsızlık sezisi | too ... (to) | too tired to work |
| Bir eşik karşılandı sezisi | enough ... (to) | old enough to vote |
| ...that ile sonuç geliyor | so/such ... that | so late that we left |
| many/much sayı-miktar | so/too + many/much | too much noise |
so ile such aynı yoğunluğu verir; fark tamamen dilbilgiseldir (sıfat mı, isim mi). Ama too ile very arasındaki fark anlamsaldır ve incedir. very yalnızca dereceyi yükseltir, bir yargı içermez: very hot = çok sıcak (belki hoşumuza da gidebilir). too ise bir standardın aşıldığını ve bunun sorun olduğunu söyler: too hot = fazla sıcak (bir engel var, rahatsız). Bu yüzden too genellikle olumlu bağlamda tuhaf durur: This cake is too delicious normalde söylenmez (çünkü lezzet bir sorun değildir).
Nezaket ve yumuşatma: İngilizcede bir eleştiriyi yumuşatmak için too yerine a bit too / a little too kullanılır: It's a bit too spicy for me (bana biraz fazla acı) — doğrudan too spicy demekten daha kibardır. C1 düzeyinde none too kalıbı ("hiç de fazla ... değil", genellikle ironik) görülür: The service was none too friendly (Servis hiç de dostça sayılmazdı).
Türkçede derece tek bir sözcük ailesiyle kurulur: çok, o kadar, öyle, fazla, yeterince. Bu kelimeler cümlede genellikle nitelenen kelimenin önüne gelir ve isim/sıfat ayrımı yapmaz: çok güzel, çok güzel bir gün. İngilizce ise aynı "çok"u sıfat mı isim mi geldiğine göre so ve such diye ikiye ayırır. İşte tuzak burada: Türkçe düşünen öğrenci ikisini de "çok/o kadar" sanıp so ile devam eder ve isimden önce yanlışlıkla so koyar.
- Türkçe yeterince iyi sırası "yeterince + sıfat"tır; İngilizce ise tersine sıfat + enough ("iyi yeterince") der. Bu ters sıra en sık hata kaynağıdır.
- Türkçe fazla ve çok çoğu zaman aynı cümlede birbirinin yerine geçebilir; İngilizcede too (fazla) ve very (çok) geçişli değildir, anlamı değiştirir.
- Türkçede "öyle ... ki" ve "o kadar ... ki" sonuç kalıbı doğrudan İngilizce so/such ... that ile eşleşir — bu yüzden mantığı tanıdıktır, sadece kelime seçimi farklıdır.
so/such/too/enough, derece ve karşılaştırma anlatan başka yapılarla sık karıştırılır. Aşağıdaki tablo en yaygın karışıklıkları ayırır. Özellikle karşılaştırma için Karşılaştırma & Üstünlük ve sıfatların sırası için Sıfat Sırası konularıyla birlikte çalışmak faydalıdır.
| Yapı | Anlam | Örnek | Fark |
|---|---|---|---|
| very + sıfat | yüksek derece (nötr) | very cold | Yargı yok; sadece derece yükseltir. |
| too + sıfat | aşırı derece (olumsuz) | too cold | Bir engel/sorun ima eder. |
| so + sıfat | yüksek derece + duygu/sonuç | so cold (that...) | Sık sık sonuç cümlesiyle. |
| such + isim öbeği | yüksek derece (isimle) | such a cold day | Arkasında isim olmalı. |
| -er / more (comparative) | iki şeyi kıyaslar | colder than yesterday | Bkz. Karşılaştırma & Üstünlük |
| as ... as | eşitlik kıyası | as cold as ice | Derece değil eşitlik. |
Genel kurallar sağlamdır ama birkaç özel durum bilinmelidir. Bunlar sınavda ve ileri düzey yazıda karşınıza çıkar.
so + many/much/few/little + isim
Normalde isimle such kullanılır, ama miktar sözcükleri many, much, few, little araya girince so kullanılır: so many mistakes, so much time, so few options, so little water. Bu, 'so isimle kullanılmaz' kuralının resmi istisnasıdır.
such + a/an olmadan (soyut, çoğul, sayılamayan)
such a yalnızca tekil sayılabilir isimlerle olur. Çoğul ve sayılamayan isimlerde a/an düşer: such problems, such courage, such nonsense.
too glad / too pleased / only too — olumlu 'too'
too genelde olumsuzdur ama birkaç kalıpta olumlu ya da nazik anlam taşır: I'd be only too happy to help (Yardım etmekten memnuniyet duyarım). Burada only too = 'son derece', olumlu.
Günlük konuşmada so ve such duyguyu abartmak için sürekli kullanılır ve genellikle that düşer. too ise çoğunlukla bir şikâyet ya da mazeret tonundadır.
Akademik yazıda abartılı duygusal so/such ("so interesting!") kaçınılır; bunun yerine so ... that ve too ... to mantıksal sebep-sonuç ve sınır belirtmek için kullanılır. enough bir koşulun karşılanıp karşılanmadığını nesnel dille ifade eder. Resmi yazıda too yerine sık sık excessively, overly; enough yerine sufficiently tercih edilir.
- 'too intense' — akademik 'aşırılık' sınırı.
- 'not intense enough' — yeterlilik eşiği karşılanmadı.
- 'so consistent that' — mantıksal sonuç yapısı.
- 'too weak to rule out' — too + sıfat + to V.
- 'Such caution' — soyut sayılamayan isimle a/an yok.
- 'barely sufficient' — enough yerine resmi 'sufficient' kullanımı.
- 'such a simple plan' — such + a + sıfat + tekil isim.
- 'so beautiful that' — so + sıfat + sonuç cümlesi.
- 'too strong to walk' — too + sıfat + to V (engel).
- 'fit enough for anything' — sıfat + enough + for.
- 'too hard to talk' — too + zarf + to V.
- 'not nearly enough for' — enough'un olumsuzu, isimle.
- 'so thick that' — sonuç yapısı.
- 'such a mess' — 'mess' burada sayılabilir tekil isim; such + a.
- 'experienced enough to stay' — sıfat + enough + to V.
- 'too exhausted to speak' ve 'too proud to admit' — art arda iki 'too...to'.
- 'long enough to save' — zarf/sıfat + enough + to V.
Temel (A2)
Orta (B1)
İleri (B2–C1)
Aşağıdaki sorular kuralı ezberleyip ezberlemediğinizi değil, anlamı kavrayıp kavramadığınızı ölçer. Cevaplamadan önce bir an düşünün.
- 'The coffee is too hot' cümlesinde kahveyi içebilir miyiz? Neden?Hayır. 'too' bir engel ima eder; kahve içilemeyecek kadar sıcaktır.
- 'The coffee is very hot' desem, içmemi engelleyen bir şey var mı?Zorunlu değil. 'very' sadece dereceyi söyler, bir engel ima etmez; dikkatli içebiliriz.
- 'so' ile 'such' arasında seçim yaparken kendine hangi tek soruyu sorarsın?Arkasında bir isim var mı? Varsa such, yoksa so.
- 'She's old enough' ile 'She's too old' arasındaki anlam farkı nedir?İlki bir eşiğin karşılandığını (yeterince yaşlı/büyük) söyler; ikincisi aşırılığı, bir sorunu (fazla yaşlı) söyler.
- 'enough money' mi 'money enough' mı doğru, neden?'enough money' doğru; enough bir isimle kullanıldığında ismin önüne gelir.
- 'too many' ile 'too much' arasında neye göre seçim yaparsın?İsim sayılabilirse many (too many people), sayılamıyorsa much (too much water).
- It was ___ interesting book that I read it twice.such an
- The soup is ___ salty to eat.too
- He isn't experienced ___ for this job.enough
- The weather was ___ nice yesterday.so
- We don't have ___ chairs for everyone.enough
- They are ___ friendly people.such
- It's ___ dark to see anything in here.too
- She sings ___ beautifully.so
- It was so a lovely evening.It was such a lovely evening. (isim var → such a)
- She is enough clever to solve it.She is clever enough to solve it. (enough sıfattan sonra)
- There were too much guests.There were too many guests. (sayılabilir → many)
- The film was too good, I watched it again.The film was so good, I watched it again. (olumlu → so)
- We have money enough for the trip.We have enough money for the trip. (enough isimden önce)
- It's such cold today.It's so cold today. (isim yok → so)
- Yüzecek kadar hava sıcak mı?Is it warm enough to swim?
- Öyle güzel bir sürprizdi ki ağladım.It was such a nice surprise that I cried.
- Konuşamayacak kadar yorgundu.He was too tired to talk.
- O kadar çok insan vardı ki oturacak yer bulamadık.There were so many people that we couldn't find a seat.
- Bu ayakkabılar bana fazla dar.These shoes are too tight for me.
- The box was very heavy. I couldn't lift it. (too...to)The box was too heavy for me to lift.
- She is very talented. She can win the competition. (enough...to)She is talented enough to win the competition.
- The film was very boring. We left early. (so...that)The film was so boring that we left early.
- It was a very cold night. The pipes froze. (such...that)It was such a cold night that the pipes froze.
Görev: Unutamadığınız bir gün (bir gezi, kutlama, sınav ya da beklenmedik bir olay) hakkında 100–140 kelimelik bir paragraf yazın. Amaç, derece ve sonuç yapılarını doğal biçimde kullanmaktır.
- En az iki so ... that veya such ... that sonuç cümlesi kurun.
- En az bir too ... to (bir şeyi yapamadığınız an) kullanın.
- En az bir enough ... to (bir eşiği karşıladığınız an) kullanın.
- Bir yerde so many/much ile miktar abartın.
- Yazının sonunda kısa bir çıkarım/ders cümlesi ekleyin.
Rehber sorular: O gün hava/ortam nasıldı (so...)? Ne kadar kalabalık/gürültülüydü (so many/much...)? Neyi yapamadınız (too...to)? Neyi başarabilecek kadar hazırdınız (enough...to)? Sonunda ne hissettiniz?
(Kız kardeşimin düğünüydü ve salon o kadar güzel süslenmişti ki misafirler durmadan fotoğraf çekiyordu... Bazı akşamlar unutulamayacak kadar değerlidir.)
Sık gözlenen sorun: Öğrenciler too ve very'yi her ikisini de Türkçe "çok" ile eşlediği için birbirinin yerine kullanır. Bunu düzeltmek için zıt çift tekniği işe yarar: aynı sıfatı önce very sonra too ile söyletip "Hangisinde bir problem var?" diye sorun. very hot (dikkatli iç) vs too hot (içemezsin) kontrastı zihinde net bir çizgi çeker.
Kavram kontrol soruları (CCQ) örnekleri: "'It's too cold to swim.' — Yüzüyor muyuz? (Hayır)" · "'She's tall enough for the ride.' — Binebilir mi? (Evet)" · "'such a mess' — burada isim var mı? (Evet, mess)". Bu tür evet/hayır CCQ'lar formu değil anlamı test eder.
Etkinlik önerisi: "Complaint Chain" (Şikâyet Zinciri) — öğrenciler sırayla bir tatil/restoran şikâyeti üretir; her cümle too ya da not ... enough içermek zorundadır (The room was too small. The food wasn't hot enough.). Ardından aynı yeri so/such ile öven bir tur yaptırın. Bu, dört yapıyı tek bağlamda karşıt kutuplarda pekiştirir.
- so = sıfat/zarf önüne (isim YOK): so cold.
- such = isim öbeği önüne (isim VAR): such a cold day. Tekilde 'a/an' unutma.
- too = 'gereğinden fazla', daima olumsuz/engel: too cold (to swim).
- too ≠ very: very sadece derece verir, too bir sorun ima eder.
- enough sıfat/zarftan SONRA (cold enough), isimden ÖNCE (enough time).
- Sonuç için: so + sıfat + that, such + isim + that. Günlük dilde 'that' düşebilir.
- Miktar: sayılabilir → so/too many; sayılamayan → so/too much.
- İstisna: so many/much/few/little + isim (such değil so).
- En sık iki hata: enough'ı sıfat önüne koymak ve isimle so demek.
- İlgili konular: Sıfat Sırası, Karşılaştırma & Üstünlük.