Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · Gramer

Prepositions of TimeZaman Edatları

in (ay, yıl, mevsim, uzun süre), on (gün, tarih), at (saat, nokta-zaman). Türkçede tek ek (-de/-da) bu üç edata bölündüğü için en sık karıştırılan konudur. by (bir zamana kadar), until (o ana dek), for/since farkı da kritiktir.

İngilizcede bir olayın ne zaman olduğunu söylerken zaman edatları kullanılır. Türkçede tek bir -de/-da ekiyle hallettiğimiz her şey, İngilizcede en az üç edata dağılır: geniş zaman dilimleri için in (ay, yıl, mevsim), gün ve tarihler için on, saat ve kesin nokta-zamanlar için at. Bunun üstüne süre ve sınır anlatan for, since, by, until, from...to gibi edatlar biner. Bu konu; başlangıç seviyesinden ileri seviyeye kadar herkesin sürekli döndüğü, konuşmada ve yazıda her cümlede karşımıza çıkan bir temeldir. Yerle ilgili edatlar için bkz. Yer Edatları; hareket edatları için bkz. Yön Edatları.

A1A2B1prepositionstimein-on-atby-untilfor-sinceedatlarzamantemel-gramer~18 dk
A1En temel kalıp: at saat, on gün, in ay/yıl/mevsim. "at 7, on Monday, in July" ezberi bu seviyede oturur.
A2Süre ve sınır edatları eklenir: for (süre uzunluğu), since (başlangıç noktası), from...to/until (aralık) ve ago kullanımı netleşir.
B1İnce ayrımlar: by vs until, in (gelecekte ne kadar sonra) vs within, during vs for, ve edatın hiç kullanılmadığı durumlar (this, next, last, every) ustalaşır.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Saat / kesin anat + saat / nokta-zamanat 7 o'clock, at noon, at midnight, at night
saat 7'de, öğlen, gece yarısı, geceleyin
Günün nokta-anları ve tatil dönemi kalıpları (at Christmas) da at ister.
Gün / tarihon + gün / tarihon Monday, on 5th May, on my birthday
Pazartesi, 5 Mayıs'ta, doğum günümde
Belirli bir günün sabahı da: on Monday morning.
Ay / yıl / mevsim / uzun dilimin + ay / yıl / mevsim / kısımin July, in 2026, in summer, in the morning
Temmuz'da, 2026'da, yazın, sabahleyin
Günün genel kısımları (morning/afternoon/evening) in ister; ama at night istisna.
Süre uzunluğufor + zaman miktarıfor three hours, for two years
üç saat boyunca, iki yıldır
"Ne kadar süre?" sorusunun cevabı.
Başlangıç noktasısince + başlangıç anısince 2019, since Monday, since I was ten
2019'dan beri, Pazartesi'den beri
Genellikle Present Perfect ile; bkz. tense ilişkisi.
Son sınır (bitiş noktası)by + son anby 5 p.m., by Friday
en geç 17:00'ye kadar, Cuma'ya kadar
"O ana kadar bir noktada / en geç o an" — tamamlanma sınırı.
Süregelen bitişuntil / till + anuntil midnight, till Monday
gece yarısına dek, Pazartesi'ye kadar
Eylem o ana kadar KESİNTİSİZ sürer, sonra durur.
Aralıkfrom ... to / tillfrom 9 to 5, from Monday to Friday
9'dan 5'e, Pazartesi'den Cuma'ya
Başlangıç ve bitişi birlikte verir.
Geçmişte öncezaman + agotwo days ago, a week ago
iki gün önce, bir hafta önce
ago edatın SONRASINDA değil, ifadenin sonunda; Simple Past ister.
Gelecekte sonrain + sürein ten minutes, in a week
on dakika sonra, bir hafta sonra
Şu andan itibaren ne kadar sonra — dikkat, "içinde" değil "sonra".

Zaman edatları (prepositions of time), bir olayın ne zaman gerçekleştiğini söylememizi sağlayan küçük ama vazgeçilmez kelimelerdir: in, on, at, for, since, by, until, from, to, during gibi. Bir cümlede fiil "ne yaptığını", zaman edatı ise onu bir zaman noktasına ya da aralığına "bağlar". "I have a meeting" (Bir toplantım var) cümlesi tek başına eksiktir; "I have a meeting on Monday at 3 o'clock" dediğimizde artık toplantı bir güne ve bir saate yerleşir.

Türkçede bu işi büyük ölçüde tek bir ek yapar: -de / -da / -te / -ta. "Pazartesi'de", "Temmuz'da", "saat üç'te" — hepsinde aynı ek. İşte tam bu yüzden İngilizce zaman edatları Türk öğrenci için zorlayıcıdır: Türkçedeki tek mantık, İngilizcede en az üç ayrı edata (in / on / at) dağılır. Beynimiz "hepsi -de demek, hangisini seçsem?" diye takılır.

Neden var bu edatlar? Çünkü İngilizce, zamanın "büyüklüğünü" edatla kodlar. Kabaca söylersek: at bir nokta (saat), on bir gün yüzeyi (takvimdeki bir kutu), in ise geniş bir kap/hacim (ay, yıl, mevsim) gibi düşünülür. Bu "büyüklük" sezgisi, üç edatı ayırt etmenin anahtarıdır ve ilerideki bölümlerde tekrar tekrar kullanacağız.

Neden Zor? (Tek Cümlede)
Türkçede bir -de eki, İngilizcede in / on / at olarak üçe bölünür. Yani problem 'kural bilmemek' değil, 'tek kutuyu üç kutuya dağıtmayı' öğrenmek.
  • at → saat ve kesin nokta-zaman: at 7, at noon, at midnight, at night.
  • on → gün ve tarih: on Monday, on 12 May, on my birthday.
  • in → ay, yıl, mevsim, günün uzun kısmı: in July, in 2026, in winter, in the morning.
  • for → süre uzunluğu (ne kadar?): for two hours, for five years.
  • since → başlangıç noktası (ne zamandan beri?): since 2019, since Monday.
  • by → en geç o ana kadar (son teslim/sınır): by 6 p.m., by Friday.
  • until / till → o ana dek kesintisiz sürer: until midnight.
  • from ... to / till → aralık: from 9 to 5.
  • ago → geçmişte 'önce': two days ago (ifadenin sonunda).
  • in → gelecekte 'sonra': in ten minutes (dikkat: 'içinde' değil, 'sonra').
  • Edat KULLANILMAYAN kelimeler: this, next, last, every, today, tomorrow, yesterday, tonightSee you next week (❌ in next week).
Akılda Tutma: Büyüdükçe Küçülür Harf
Zaman dilimi büyükse harf küçük başlar gibi düşün: in = en büyük kap (ay/yıl/mevsim), on = orta (gün), at = en küçük nokta (saat). Büyükten küçüğe: in → on → at.
preposition of timezaman edatı
Bir olayı bir zaman noktasına veya aralığına bağlayan kelime (in, on, at, for...).
We meet on Fridays. Cumaları buluşuruz.
point in timenokta-zaman
Tek bir an: bir saat, bir an. Genellikle 'at' ister.
at 8 o'clock saat 8'de
period / durationsüre / dönem
Belirli uzunlukta bir zaman aralığı. 'for' bu uzunluğu verir.
for two weeks iki hafta boyunca
starting pointbaşlangıç noktası
Bir eylemin başladığı an; 'since' bunu işaretler.
since Monday Pazartesi'den beri
deadlineson sınır / teslim anı
En geç gerçekleşme sınırı; 'by' bunu anlatır.
by Friday en geç Cuma'ya kadar
time expressionzaman ifadesi
Zamanı gösteren kelime öbeği (yesterday, next week, in the evening).
next summer gelecek yaz
zero prepositionsıfır edat
Bazı zaman ifadelerinin başına edat konmaz (this/next/last/every).
last night dün gece

Zaman edatı, cümlede genellikle fiil + nesne öbeğinden sonra, bir zaman ifadesinin başında gelir. Temel kalıp: [özne] + [fiil] + (nesne) + [zaman edatı + zaman ifadesi]. Zaman öbeği çoğu zaman cümlenin başına da alınabilir; başa alınca genellikle virgülle ayrılır.

Olumlu (Affirmative)

Formül: Özne + fiil + ... + at/on/in + zaman.

The film starts at 8 o'clock.
Film saat 8'de başlıyor.
at + kesin saat = nokta-zaman.
We have an exam on Monday.
Pazartesi bir sınavımız var.
on + gün.
My brother was born in 1998.
Kardeşim 1998'de doğdu.
in + yıl.
I usually read for an hour in the evening.
Akşamları genelde bir saat okurum.
for + süre; in the evening = günün kısmı.

Olumsuz (Negative)

Zaman edatının kendisi olumsuz olmaz; olumsuzluk fiildedir (don't/doesn't/isn't...). Edat aynı kalır.

The shop doesn't open on Sundays.
Dükkân Pazar günleri açılmaz.
olumsuz fiil (doesn't open) + on + gün. Edat değişmedi.
We aren't free at the weekend.
Hafta sonu boş değiliz.
British: at the weekend; American: on the weekend.

Soru (Question)

Zaman sormanın en tipik yolu When...? veya What time...?. Cevapta uygun edat geri döner. "What time..." ile genellikle 'at' cevabı beklenir.

When is your birthday? — It's on 3rd April.
Doğum günün ne zaman? — 3 Nisan'da.
Tarih cevabı → on.
What time does the train leave? — At 6:45.
Tren kaçta kalkıyor? — 6:45'te.
Saat cevabı → at.
How long have you lived here? — For ten years.
Ne kadardır burada yaşıyorsun? — On yıldır.
How long → süre → for.
Yanlış The meeting is in Monday.
Doğru The meeting is on Monday.
Toplantı Pazartesi.
Günler 'on' ister, 'in' değil. 'in' ay/yıl/mevsim gibi büyük dilimler içindir.
Kısa cevaplarda edat
SoruKısa cevapNot
When? (gün)On Friday.Gün → on
When? (ay/yıl)In May. / In 2025.Büyük dilim → in
What time?At 9.Saat → at
How long?For a week.Süre → for
Since when?Since Monday.Başlangıç → since

Aşağıda en yaygından daha özele doğru, her edatın kullanım alanını bol örnekle veriyoruz. Örnekleri günlük, iş, akademik ve seyahat bağlamlarından seçtik ki edatı farklı yerlerde tanıyabilesin.

1) at — saat ve kesin nokta-zaman

at, zamanın tek bir noktasını gösterir: saatler, öğle/gece yarısı gibi günün kesin anları, öğün/yemek anları ve bazı sabit kalıplar. Ayrıca ilginç bir şekilde at night (geceleyin) ve tatil dönemleri (at Christmas, at Easter) de 'at' ister.

The lecture begins at 9 a.m. sharp.
Ders tam sabah 9'da başlıyor.
Kesin saat → at.
I don't drink coffee at night.
Geceleyin kahve içmem.
at night = sabit kalıp (in değil!).
We usually eat at lunchtime, around one.
Genelde öğle vakti, bir civarı yeriz.
at lunchtime = öğün anı.
The whole family gets together at Christmas.
Bütün aile Noel'de bir araya gelir.
Tatil dönemi → at (British); American'da 'on Christmas Day' de yaygın.

2) on — gün ve tarih

on, takvimdeki belirli bir gün veya tarih içindir: haftanın günleri, tarihli günler, özel günler (birthday, anniversary) ve belirli bir günün bir bölümü (on Monday morning).

The results come out on 15th June.
Sonuçlar 15 Haziran'da açıklanıyor.
Tarih → on.
She works from home on Fridays.
Cuma günleri evden çalışır.
Çoğul gün = düzenli tekrar; yine on.
We're flying out on New Year's Day.
Yılbaşı günü uçuyoruz.
Belirli bir gün → on (dönem 'at New Year' olur, gün 'on New Year's Day').
I have a dentist appointment on Monday afternoon.
Pazartesi öğleden sonra diş randevum var.
Belirli günün bölümü → on (in the afternoon değil, çünkü gün belli).

3) in — ay, yıl, mevsim, uzun dilim

in, geniş bir zaman kabını gösterir: aylar, yıllar, mevsimler, yüzyıllar, on yıllar ve günün genel kısımları (in the morning/afternoon/evening). Ayrıca gelecekte 'ne kadar sonra' anlamı da 'in' ile verilir (aşağıda 5. maddede).

The company was founded in 2011.
Şirket 2011'de kuruldu.
Yıl → in.
It often snows here in winter.
Burada kışın sık kar yağar.
Mevsim → in (British 'in winter', American 'in the winter' de olur).
I do my best thinking in the morning.
En iyi düşünmemi sabahleyin yaparım.
Günün kısmı → in the morning.
Mozart lived in the 18th century.
Mozart 18. yüzyılda yaşadı.
Yüzyıl → in.

4) for — süre uzunluğu

for, bir eylemin ne kadar sürdüğünü (uzunluğunu) verir. 'How long?' sorusunun klasik cevabıdır. Bir zaman miktarı ile kullanılır: for two hours, for a week, for ages.

We talked for three hours last night.
Dün gece üç saat konuştuk.
Süre uzunluğu → for + miktar.
He has worked here for five years.
Beş yıldır burada çalışıyor.
Present Perfect + for = bugüne uzanan süre.
The library is closed for the summer.
Kütüphane yaz boyunca kapalı.
for + dönem = o dönem süresince.

5) in — gelecekte 'ne kadar sonra'

Bu 'in', Türkçeye çoğu zaman 'sonra' diye çevrilir, 'içinde' değil. "in ten minutes" = 'on dakika sonra'. Şu andan itibaren geleceğe bakar.

The bus leaves in five minutes.
Otobüs beş dakika sonra kalkıyor.
in + süre = şu andan itibaren sonra.
I'll call you back in an hour.
Seni bir saat sonra ararım.
Gelecek plan → in.
The report will be ready in a couple of days.
Rapor birkaç gün sonra hazır olur.
'içinde' anlamı için 'within' tercih edilir (bkz. incelikler).

6) since — başlangıç noktası

since, bir eylemin başladığı anı verir: bir tarih, bir saat, bir olay. 'for' süre uzunluğunu, 'since' başlangıç noktasını söyler. Genellikle Present Perfect ile gelir.

I've been awake since 5 a.m.
Sabah 5'ten beri uyanığım.
since + başlangıç saati.
She's lived in Ankara since 2015.
2015'ten beri Ankara'da yaşıyor.
since + başlangıç yılı.
We haven't spoken since the meeting.
Toplantıdan beri konuşmadık.
since + olay (başlangıç noktası olarak bir olay).

7) by / until — son sınır ve süregelen bitiş

by = 'en geç o ana kadar' (bir noktada tamamlanma sınırı). until/till = 'o ana kadar kesintisiz sürme'. Bu ikisi Türk öğrencinin en çok karıştırdığı çifttir (ayrıntı için 'incelikler' ve 'benzer konular').

Please submit the form by Friday.
Lütfen formu en geç Cuma'ya kadar teslim et.
by = son teslim sınırı; Cuma'dan önce herhangi bir an olur.
The office is open until 6 p.m.
Ofis akşam 6'ya kadar açık.
until = 6'ya dek kesintisiz açık kalır, sonra kapanır.
I'll wait here until you come back.
Sen dönene kadar burada bekleyeceğim.
until + süregelen eylem (bekleme).

8) from ... to / till — aralık

Bir zaman aralığının hem başını hem sonunu verir: from A to B (ya da from A till B).

The shop is open from 9 to 6.
Dükkân 9'dan 6'ya kadar açık.
from...to = tam aralık.
I studied from Monday till Thursday.
Pazartesi'den Perşembe'ye kadar çalıştım.
from...till = gün aralığı.

9) during — bir olayın/dönemin içinde

during bir isim ile gelir (during the film, during the war) ve o olayın/sürenin içinde bir noktada ya da boyunca anlamını verir. 'for' bir sayı-süre ister (for two hours), 'during' bir olay-ismi ister (during the meeting).

My phone rang during the exam.
Sınav sırasında telefonum çaldı.
during + olay ismi = o olayın içinde bir anda.
She fell asleep during the movie.
Film sırasında uyuyakaldı.
during + isim; 'for the movie' yanlış olurdu.
Tips & Tricks: Sınavda Kelimeye Bak
Boşluktan sonra saat görürsen refleksle at; gün/tarih görürsen on; ay/yıl/mevsim görürsen in düşün. Boşluktan sonra bir sayı+süre (two hours) varsa for, tek bir başlangıç anı (2019) varsa since.

Aşağıdaki tablo, hangi tür zaman ifadesinin hangi edatı çektiğini toplu gösterir. Bu bir 'harita'dır; ama unutma, kelime tek başına her zaman edatı garanti etmez (uyarıya bak).

Edat seçim haritası
EdatNe ile?Örnekler
atsaat, öğün anı, night, tatil dönemi, kalıplarat 6, at noon, at midnight, at night, at Christmas, at the weekend (BrE), at the moment
ongün, tarih, özel gün, belirli günün bölümüon Sunday, on 1 Jan, on my birthday, on Monday morning, on New Year's Day
inay, yıl, mevsim, yüzyıl, günün kısmı, gelecekte-sonrain April, in 2030, in spring, in the 1990s, in the evening, in two weeks
forsüre miktarıfor ten minutes, for a while, for years
sincebaşlangıç anısince 8 o'clock, since March, since last week
byson sınırby tomorrow, by the end of May
until/tillsüregelen bitişuntil dawn, till the weekend
duringolay/dönem ismiduring the break, during summer
agogeçmiş 'önce' (sonda)an hour ago, long ago
İpucu Kelime = Garanti Değil
"in the morning" der ama on Monday morning deriz — çünkü belirli bir gün araya girince 'in' → 'on' olur. Yani kelimenin türü kadar bağlam da önemlidir. İpucu kelimeleri bir başlangıç noktasıdır, mutlak kural değil.
Tips & Tricks: for mu, since mi?
Boşluktan sonrasını oku: bir sayı + zaman birimi (three years, ten minutes) varsa for; tek bir tarih / saat / olay (2019, Monday, lunch) varsa since. Konuşmada da 'How long?' sorusuna for, 'Since when?' sorusuna since ile cevap ver. Bu ikili refleks, sınavda saniyeler kazandırır.

Aynı olayı farklı edatlarla anlatmak, mesajı değiştirir. Burada anlam farkı yaratan en kritik incelikleri açıyoruz. Bunlar B1'de öğrenciyi 'doğru ama tuhaf' cümlelerden kurtaran ayrımlardır.

by vs until — 'sınır' mı 'süregelen bitiş' mi?

by tek bir anda tamamlanacak bir eylemin son sınırını verir: Finish it by 5. (5'ten önce herhangi bir anda bitir). until ise eylemin o ana kadar sürdüğünü söyler: Work until 5. (5'e kadar durmadan çalış). 'Bekle, çalış, kal, aç kalmak' gibi süregelen eylemler until; 'bitir, teslim et, gel, öde' gibi tek-seferlik/tamamlanan eylemler by ile daha doğaldır.

You must pay the bill by Monday.
Faturayı en geç Pazartesi'ye kadar ödemelisin.
Ödeme tek bir an; sınır = Pazartesi. by doğru.
The pool stays open until Monday.
Havuz Pazartesi'ye kadar açık kalır.
Açık kalmak süregelen durum; until doğru.

in vs within — 'sonra' mı 'içinde' mi?

Gelecek için in genellikle 'o kadar zaman sonra' demektir: in an hour = bir saat sonra. Eğer 'o süre içinde bir noktada' demek istiyorsan within daha nettir: within an hour = bir saat içinde (dolmadan).

I'll be there in twenty minutes.
Yirmi dakika sonra orada olurum.
in = süre dolunca.
We guarantee delivery within 24 hours.
24 saat içinde teslimat garanti ediyoruz.
within = süre dolmadan, o pencere içinde.

for vs during vs in — süre, olay, dilim

for + sayı-süre (for two weeks), during + olay/dönem ismi (during the holidays), in + genel dilim (in August). "I was in Rome during the summer" = yaz boyunca ya da yaz içinde bir dönem; "for the summer" = yazın tamamı boyunca kalış vurgusu.

She was silent for a moment.
Bir an sessiz kaldı.
for + süre miktarı.
Please turn off your phone during the flight.
Lütfen uçuş sırasında telefonunu kapat.
during + olay ismi.
İleri Nüans: at the weekend / on the weekend
British İngilizce at the weekend, American İngilizce on the weekend der. İkisi de doğrudur; sınavda hangi varyantı öğrendiysen tutarlı kal. Aynı şekilde 'in the winter' (AmE) vs 'in winter' (BrE) küçük bir bölge farkıdır.

Türkçenin zaman mantığı İngilizceden köklü biçimde farklıdır ve bu fark, hataların ana kaynağıdır. Türkçede zaman çoğunlukla -de/-da bulunma eki ile ifade edilir ve bu ek zamanın büyüklüğüne göre değişmez: 'saat üçte', 'Pazartesi'de', 'Temmuz'da', '2020'de' — hepsi aynı ek. İngilizce ise bu tek eki at / on / in olarak üçe böler.

  • Türkçede tek ek (-de/-da) → İngilizcede at/on/in üçlüsü. En büyük tuzak bu.
  • Türkçede 'önce' kelimesi (iki gün önce) → İngilizcede 'ago' ama ifadenin sonunda: two days ago.
  • Türkçede '...-den beri' (2019'dan beri) → İngilizcede 'since'; '... boyunca / ...-dir' (iki yıldır) → 'for'. Türkçede ikisi de benzer eklerle çıkabildiği için karışır.
  • Türkçede edat isimden SONRA (ek olarak) gelir: 'Pazartesi-de'. İngilizcede edat isimden ÖNCE: 'on Monday'. Sıralama tam ters.
Yanlış I will come after two hours.
Doğru I will come in two hours.
İki saat sonra geleceğim.
Türkçedeki 'sonra' otomatik olarak 'after' çağrıştırır; ama gelecekte 'şu andan itibaren X sonra' anlamı İngilizcede 'in' ile verilir. 'after' bir başka olaya göre 'sonra' demektir (after lunch).
Yanlış I have lived here since three years.
Doğru I have lived here for three years.
Üç yıldır burada yaşıyorum.
Türkçede 'üç yıldır' başlangıç gibi hissedilir; ama bu bir süre UZUNLUĞU (üç yıl kadar), başlangıç noktası değil. Uzunluk → for. since sadece başlangıç anı (since 2021) ister.
Yanlış The meeting is in Monday at 3.
Doğru The meeting is on Monday at 3.
Toplantı Pazartesi saat 3'te.
Türkçede 'Pazartesi'de' derken -de eki, öğrenciyi 'in' seçmeye iter. Ama günler her zaman 'on' ister. Türkçedeki tek ek burada yanıltıyor.

Zaman edatları, hem yer/hareket edatlarıyla hem de zaman bağlaçlarıyla karışabilir. Aşağıdaki tablo en sık karıştırılan komşuları ayırır.

Karıştırılan komşular
YapıNe için?Örnek / Fark
in/on/at (zaman)NE ZAMANat 5, on Monday, in May — bu konu
in/on/at (yer) — bkz. Yer EdatlarıNEREDEin the box, on the table, at the door — aynı üç edat, yer anlamıyla
to/into/onto — bkz. Yön EdatlarıNEREYE (hareket)go to school, into the room — zaman değil yön
by (zaman) vs untilson sınır vs süregelen bitişby 5 (o ana kadar bitir) vs until 5 (o ana dek sür)
for vs sincesüre uzunluğu vs başlangıçfor two years vs since 2024
when/while/before/after — bkz. Bağlaçlarzaman BAĞLACI (cümle bağlar)when I arrived (fiil ister), during my arrival (isim ister)
Edat mı Bağlaç mı?
during bir isim ister (during the meeting), while ise bir fiil cümlesi ister (while we were meeting). Aynı fikri anlatırlar ama gramerleri farklıdır. Cümle bağlama kelimeleri için bkz. Bağlaçlar.
En Yaygın Tek Hata
Günleri 'in' ile kullanmak: ❌ in Monday. Günler daima 'on' ister. Türkçedeki 'Pazartesi-de' bu hatayı besler; bilinçli olarak 'on' de.
Yanlış See you in Monday.
Doğru See you on Monday.
Pazartesi görüşürüz.
Günler 'on' ile kullanılır. 'in' büyük dilimler (ay/yıl/mevsim) içindir.
Yanlış The class starts in 9 o'clock.
Doğru The class starts at 9 o'clock.
Ders saat 9'da başlar.
Kesin saat 'at' ister. Saat bir nokta-zamandır; 'in' geniş dilim içindir.
Yanlış I was born on 1999.
Doğru I was born in 1999.
1999'da doğdum.
Yıllar 'in' ister. 'on' sadece belirli bir gün/tarih içindir.
Yanlış I have known her since five years.
Doğru I have known her for five years.
Onu beş yıldır tanıyorum.
'five years' bir süre uzunluğudur → for. since sadece başlangıç anı (since 2019) ile gelir.
Yanlış We waited by the bus arrived.
Doğru We waited until the bus arrived.
Otobüs gelene kadar bekledik.
Bekleme süregelen bir eylemdir; 'o ana dek sürer' → until. by 'en geç o an' sınırıdır ve bekleme fikriyle uyuşmaz.
Yanlış I'll finish it until Friday.
Doğru I'll finish it by Friday.
En geç Cuma'ya kadar bitireceğim.
'Bitirmek' tek seferde tamamlanan bir eylem; son sınır → by. until sadece süregelen eylemlerle olur (Cuma'ya kadar çalışmaya devam etmek gibi).
Yanlış She called me before two hours.
Doğru She called me two hours ago.
Beni iki saat önce aradı.
Geçmişte 'şu andan X önce' anlamı 'ago' ile ve ifadenin SONUNDA verilir. 'before' başka bir olaya göre 'önce' demektir (before lunch).
Yanlış See you in next week.
Doğru See you next week.
Gelecek hafta görüşürüz.
next/last/this/every ile başlayan zaman ifadeleri edat ALMAZ. 'in' fazladan ve yanlış.
Yanlış I go to the gym in the night.
Doğru I go to the gym at night.
Geceleyin spora giderim.
'night' istisnadır: 'in the morning/afternoon/evening' ama 'at night'. Kalıp olarak ezberlenir.
Yanlış The film lasted during two hours.
Doğru The film lasted for two hours.
Film iki saat sürdü.
'two hours' bir süre miktarıdır → for. during bir olay-ismi ister (during the film).

Kuralların yanında ezberlenmesi gereken sabit kalıplar ve istisnalar vardır. Bunlar 'mantık' değil 'alışkanlık'tır; tekrarla oturur.

  • at night (in değil) ama in the morning / afternoon / evening.
  • at the weekend (BrE) / on the weekend (AmE).
  • at Christmas / at Easter (dönem) ama on Christmas Day (gün).
  • on time = tam zamanında; in time = tam vaktinde yetişerek — anlamları farklı!
  • at the moment = şu anda; in a moment = birazdan.
  • this/next/last/every + zaman → edat YOK: last night, next Friday, every day, this morning.
  • today, tomorrow, yesterday, tonight → edat YOK.
Yanlış The train arrived in time; it wasn't late.
Doğru The train arrived on time; it wasn't late.
Tren tam zamanında geldi; geç kalmadı.
'programa uygun, tam saatinde' = on time. 'in time' = son ana yetişerek (in time to catch it) anlamındadır; burada 'geç değildi' bağlamı 'on time' ister.
We arrived just in time to catch the train.
Treni yakalamaya tam vaktinde yetiştik.
in time = son anda yetişmek.
The meeting started on time, at exactly 10.
Toplantı tam zamanında, tam 10'da başladı.
on time = programa göre tam saatinde.
Akılda Tutma: on time = tam nokta, in time = yetişme penceresi
on time bir noktaya oturur (saat tam tuttu). in time bir pencereye girer (kaçırmadan yetiştin). 'on = nokta, in = pencere' görselini hatırla.
A:Are you free on Saturday?
B:In the morning, yes. But at two I've got football.
A:Okay, let's meet at eleven then. For how long are you free?
B:For about two hours. I have to leave by half past twelve to get ready.
A:Perfect. I haven't seen you since last month!
A: Cumartesi boş musun? B: Sabah evet. Ama saat ikide futbolum var. A: Tamam, o zaman on birde buluşalım. Ne kadar boşsun? B: İki saat kadar. Hazırlanmak için en geç on iki buçukta çıkmam lazım. A: Harika. Seni geçen aydan beri görmedim!
Tek kısa diyalogda on (gün), in (günün kısmı), at (saat), for (süre), by (sınır), since (başlangıç) hepsi doğal biçimde geçiyor.
See you in a bit!
Birazdan görüşürüz!
in a bit = birazdan (gündelik, çok yaygın).
I'll be there in five.
Beş dakikaya oradayım.
Konuşmada 'minutes' bazen düşer: in five (minutes).
Can we talk at lunch?
Öğle arasında konuşabilir miyiz?
at lunch = öğün anı, gündelik.
Give me a sec, I'll call you back in a minute.
Bir saniye ver, birazdan seni ararım.
in a minute = birazdan (kelime anlamıyla 'bir dakikaya' değil).

Akademik ve resmi yazıda zaman edatları daha kesin ve ölçülü kullanılır. Tarih, dönem ve veri aralıkları sık geçtiği için 'in', 'from...to', 'by', 'during' özellikle önemlidir. Resmi yazıda 'till' yerine until, konuşmadaki 'in a bit' gibi belirsiz ifadeler yerine kesin süreler (within 30 days) tercih edilir.

The survey was conducted in 2024.
Anket 2024'te yapıldı.
Yıl → in; edilgen akademik ton.
Data were collected from January to March.
Veriler Ocak'tan Mart'a kadar toplandı.
Aralık → from...to.
Participants must respond within 14 days.
Katılımcılar 14 gün içinde yanıt vermelidir.
Resmi 'içinde' → within (in değil, kesinlik için).
Attendance declined during the pandemic.
Katılım pandemi süresince azaldı.
Dönem ismi → during.
The study examined reading habits in Turkey between 2015 and 2024. Data were gathered in three phases: an initial survey was distributed in the spring of 2015, follow-up interviews were conducted during the winter of 2019, and a final questionnaire was completed by the end of 2024. Participants were asked to record how long they read each day and at what time they preferred to read. The results showed that most respondents read in the evening, typically for about forty minutes, and that reading rates rose sharply during the lockdown period. By 2024, digital reading had overtaken print for the first time.
Çalışma, 2015 ile 2024 arasında Türkiye'deki okuma alışkanlıklarını inceledi. Veriler üç aşamada toplandı: ilk anket 2015 baharında dağıtıldı, takip görüşmeleri 2019 kışı süresince yapıldı ve son anket 2024 sonuna kadar tamamlandı. Katılımcılardan her gün ne kadar süre ve hangi saatte okumayı tercih ettiklerini kaydetmeleri istendi. Sonuçlar, çoğu katılımcının akşamları, genellikle kırk dakika kadar okuduğunu ve okuma oranlarının karantina dönemi boyunca keskin biçimde arttığını gösterdi. 2024'e gelindiğinde dijital okuma ilk kez basılıyı geçmişti.
Analiz:
  • 'in Turkey' yer, 'in 2015/in the spring' zaman — aynı edat iki işlevde.
  • 'between 2015 and 2024' aralık ifadesi (from...to'nun akademik alternatifi).
  • 'during the winter / during the lockdown period' → during + dönem ismi.
  • 'by the end of 2024' → by = son sınır (o ana kadar tamamlanma).
  • 'for about forty minutes' → for + süre miktarı.
  • 'in the evening' → günün kısmı; 'at what time' → nokta-zaman sorusu.
  • 'By 2024' cümle başında sınır ifadesi olarak virgülle ayrılır.
Mert has a busy week ahead. On Monday he starts a new job, so he has to be at the office at nine o'clock in the morning. He set his alarm for six, because the commute takes almost an hour and he doesn't want to arrive late. He usually checks his messages at seven, right after breakfast, and he wants to leave the flat by twenty past eight just to be safe. In the evening he plans to relax, but only for a short while, since he has an online class at eight. On Tuesday and Wednesday he works from home, which he loves; he can sleep until seven and still be ready in time. He has known his manager for years, so he isn't nervous. During the lunch break on his first day, the team is taking him out to eat at a small restaurant near the office. They usually go there on Fridays, but this week they made an exception. On Thursday afternoon there is a longer meeting that runs from two until half past three. By the end of the week, Mert hopes to understand how everything works, and within the first month he wants to learn everyone's name. He remembers his very first job, ten years ago, when he felt completely lost for the first few weeks. This time he feels different. He has been preparing for this role since March, reading and practising every day, and at last the big day has arrived. In two days he will meet the whole department, and by next month he should feel completely at home. He knows that at first everything will seem strange, but he tells himself that in a few weeks the new routine will feel natural. At the weekend he will rest properly, and on Sunday evening he plans to lay out his clothes for the whole week, so that on Monday nothing can go wrong. For now, he is simply counting the hours until Monday morning.
Mert'in önünde yoğun bir hafta var. Pazartesi yeni bir işe başlıyor, bu yüzden sabah saat dokuzda ofiste olması gerekiyor. Alarmını altıya kurdu, çünkü yol neredeyse bir saat sürüyor ve geç kalmak istemiyor. Genelde mesajlarına yedide, kahvaltının hemen ardından bakar ve garanti olsun diye evden en geç sekizi yirmi geçe çıkmak ister. Akşam dinlenmeyi planlıyor ama sadece kısa bir süre, çünkü sekizde online dersi var. Salı ve Çarşamba evden çalışıyor, ki buna bayılıyor; yediye kadar uyuyup yine de vaktinde hazır olabiliyor. Yöneticisini yıllardır tanıyor, o yüzden gergin değil. İlk günündeki öğle arasında ekip onu ofisin yakınındaki küçük bir restorana yemeğe götürüyor. Genelde oraya cumaları giderler ama bu hafta bir istisna yaptılar. Perşembe öğleden sonra ikiden üç buçuğa kadar süren daha uzun bir toplantı var. Hafta sonuna kadar Mert her şeyin nasıl işlediğini anlamayı umuyor ve ilk ay içinde herkesin adını öğrenmek istiyor. On yıl önceki ilk işini, ilk birkaç hafta tamamen kaybolmuş hissettiği zamanı hatırlıyor. Bu sefer farklı hissediyor. Bu rol için Mart'tan beri hazırlanıyor, her gün okuyup pratik yapıyor ve nihayet büyük gün geldi. İki gün sonra bütün departmanla tanışacak ve gelecek aya kadar kendini tamamen evinde gibi hissetmeli. Başta her şeyin tuhaf görüneceğini biliyor ama kendine birkaç hafta içinde yeni rutinin doğal geleceğini söylüyor. Hafta sonu doğru düzgün dinlenecek ve Pazar akşamı bütün hafta için kıyafetlerini hazırlamayı planlıyor, ki Pazartesi hiçbir şey ters gitmesin. Şimdilik ise sadece Pazartesi sabahına kadar olan saatleri sayıyor.
Analiz:
  • 'On Monday' gün → on; 'at nine o'clock' saat → at; 'in the morning' günün kısmı → in: üç edat bir cümlede.
  • 'for six' (alarmı altıya kurmak) → set an alarm for; 'for a short while' süre → for.
  • 'by twenty past eight' → by = en geç o ana kadar (son sınır), evden çıkma tek-seferlik eylem.
  • 'at eight' saat; 'until seven' süregelen bitiş (uyumak yediye kadar sürer) → until.
  • 'in time' = vaktinde yetişerek (on time'dan farkı bilerek kullanıldı).
  • 'for years' süre; 'During the lunch break' olay ismi → during; 'on Fridays' düzenli gün → on.
  • 'from two until half past three' → aralık; from başlangıç, until süregelen bitiş.
  • 'By the end of the week' son sınır → by; 'within the first month' → within = süre penceresi içinde (in değil).
  • 'ten years ago' geçmiş 'önce' → ago (sonda); 'for the first few weeks' süre → for.
  • 'since March' başlangıç → since (Present Perfect ile); 'In two days' gelecekte sonra → in; 'by next month' sınır → by; 'at first' kalıp; 'in a few weeks' gelecekte sonra → in.

Temel (A1)

I get up at seven.
Yedide kalkarım.
at + saat.
We have English on Tuesday.
Salı günü İngilizcemiz var.
on + gün.
My birthday is in May.
Doğum günüm Mayıs'ta.
in + ay.

Orta (A2)

I've studied English for three years.
Üç yıldır İngilizce çalışıyorum.
for + süre miktarı.
She's been ill since Monday.
Pazartesi'den beri hasta.
since + başlangıç.
We travelled from Monday to Friday.
Pazartesi'den Cuma'ya kadar seyahat ettik.
from...to aralık.

İleri (B1)

Make sure the report is finished by noon; we'll review it until the client arrives.
Raporun en geç öğlene kadar bitmesini sağla; müşteri gelene dek gözden geçireceğiz.
by (tamamlanma sınırı) ve until (süregelen eylem) aynı cümlede zıt işlevlerde.
Delivery is guaranteed within 48 hours, not in 48 hours, so it may come sooner.
Teslimat 48 saat içinde garanti; 48 saat sonra değil, yani daha erken gelebilir.
within (pencere içinde) vs in (süre dolunca) inceliği.
During the summer she worked at a café, usually from nine until four.
Yaz boyunca bir kafede, genelde dokuzdan dörde kadar çalıştı.
during (dönem ismi) + from...until (aralık) birlikte.

Bu sorular kuralı değil anlamı yoklar. Cümlenin bize ne söylediğini düşün, sonra cevabı aç.

anlam kontrol Aşağıdaki durumların anlamını düşünerek cevapla.
  1. "Finish it by Friday" ile "Work until Friday" arasında ne fark var?
  2. "I'll be there in ten minutes" cümlesinde 'in' 'içinde' mi demek?
  3. "She has worked here since 2020" mü yoksa "for 2020" mi doğru? Neden?
  4. Neden 'at night' ama 'in the morning' deriz?
  5. "We arrived on time" ile "We arrived in time" aynı mı?
boşluk doldurma Boşluğa at / on / in yaz.
  1. The concert is ___ 8 o'clock.
  2. I was born ___ 2001.
  3. We have a meeting ___ Wednesday.
  4. It's very cold here ___ winter.
  5. She always calls me ___ night.
  6. The exam is ___ 12th June.
  7. I feel sleepy ___ the afternoon.
  8. Let's meet ___ noon.
boşluk doldurma (for/since/by/until) Uygun edatı yaz.
  1. I've lived here ___ 2018.
  2. We waited ___ midnight, but she didn't come.
  3. Please reply ___ tomorrow morning.
  4. He slept ___ ten hours.
  5. The shop stays open ___ 9 p.m.
  6. You must finish the test ___ 3 o'clock.
hata düzeltme Yanlış edatı bul ve düzelt.
  1. See you in Monday.
  2. The train leaves in 9 o'clock.
  3. I have known him since ten years.
  4. I'll be ready until 5, so we can leave then.
  5. She phoned me before an hour.
  6. See you in next week.
çeviri (TR→EN) Türkçe cümleyi İngilizceye çevir.
  1. Pazartesi saat üçte bir toplantım var.
  2. İki yıldır burada çalışıyorum.
  3. 2019'dan beri onu görmedim.
  4. Otobüs beş dakika sonra kalkıyor.
  5. Lütfen ödevi en geç Cuma'ya kadar teslim et.
sıralama (kelimeleri diz) Kelimeleri doğru sıraya koyarak cümle kur.
  1. born / in / She / was / summer / the
  2. at / We / arrived / airport / the / midnight / at
  3. for / waited / an / We / hour / bus / the / for
  4. on / birthday / My / is / May / 5th
  1. The film starts ___ 8 o'clock.
  2. My parents got married ___ 1995.
  3. We have a test ___ Friday.
  4. I've been waiting ___ two hours.
  5. She has lived in Paris ___ 2016.
  6. Please send the report ___ Monday at the latest.
  7. The museum is open ___ 6 p.m. every day.
  8. I don't usually go out ___ night.
  9. The bus leaves ___ ten minutes, so hurry!
  10. My phone rang ___ the meeting.
  11. He called me two hours ___.
  12. See you ___ next week!
  13. The office is open ___ 9 ___ 5.

Görev: Tipik bir haftanı anlatan 6-8 cümlelik bir paragraf yaz. Amacın en az altı farklı zaman edatını doğal biçimde kullanmak: in, on, at, for, since, by/until.

  • Rehber soru 1: Hafta içi kaçta kalkıyorsun? (at + saat)
  • Rehber soru 2: Hangi gün(ler) ne yapıyorsun? (on + gün)
  • Rehber soru 3: Ne zamandan beri bu rutini sürdürüyorsun? (since)
  • Rehber soru 4: Bir şeyi ne kadar süre yapıyorsun? (for)
  • Rehber soru 5: Bir şeyi en geç ne zamana kadar bitirmen gerekiyor? (by / until)
  • Rehber soru 6: Hafta sonu / akşam ne yapıyorsun? (at the weekend / in the evening)
örnek üretim cevabı Aşağıda örnek bir cevap var; kendi haftana göre uyarlayabilirsin.
  1. Örnek cevap:
Nereden Başlamalı?
Önce sadece in / on / at üçlüsünü oturt; for/since/by/until'i aynı derste yükleme. Öğrencinin kafasındaki tek '-de' ekini üçe bölmek zaman alır. Görsel bir 'büyükten küçüğe' hunisi çiz: in (ay/yıl) → on (gün) → at (saat).

Kavram kontrolü için sor: 'Is 8 o'clock a point or a period?' (nokta → at). 'Is Monday a day or a month?' (gün → on). Bu ikili sorular, öğrenciyi kuralı ezberlemeden mantığa yönlendirir. Sonra 'in Monday' gibi tipik hatayı tahtaya yaz ve öğrenciye düzelttir; kendi düzeltmesi kalıcı olur.

Etkinlik önerisi: 'Time line' oyunu — öğrencilere kartlar dağıt (7 o'clock, Monday, July, 2020, two hours, since March...). Her kart için doğru edatı söyleyip tahtadaki üç kutuya (at / on / in) veya süre-panosuna yapıştırsınlar. by/until için ikili durum kartları: 'Finish the test ___' vs 'Wait ___ I come back' — hangisi by, hangisi until? Fiilin süregelen mi tamamlanan mı olduğunu tartıştır.

Sık Görülen Tökezleme
Öğrenciler 'for/since' ayrımında ve 'ago'nun yerinde takılır. 'How long?' → for; 'Since when?' → since kısayolunu bol tekrarla ver. 'ago'nun cümle SONUNDA olduğunu, edat gibi öne gelmediğini vurgula.
  • Zaman büyüklüğüne göre: in (ay/yıl/mevsim) → on (gün/tarih) → at (saat/nokta). Büyükten küçüğe.
  • for = süre uzunluğu (for two hours); since = başlangıç noktası (since 2020). 'How long?' → for, 'Since when?' → since.
  • by = en geç o ana kadar (tamamlanma sınırı); until/till = o ana dek kesintisiz sürer (süregelen eylem).
  • from ... to/till = aralık; during + olay ismi; within = süre içinde (pencere).
  • Gelecekte in = 'sonra' (in ten minutes); geçmişte ago = 'önce' ve cümle sonunda (two hours ago).
  • İstisna kalıplar: at night, at the weekend (BrE), on time vs in time, at Christmas vs on Christmas Day.
  • this/next/last/every + zaman ve today/tomorrow/yesterday/tonight → edat KULLANILMAZ.
  • En büyük Türkçe tuzağı: tek '-de/-da' ekini in/on/at olarak üçe bölmek; ve 'üç yıldır' için since değil for demek.
  • İlgili konular: yer edatları Yer Edatları, hareket edatları Yön Edatları, zaman bağlaçları Bağlaçlar.