Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Genel İngilizce · Gramer

Linking WordsBağlaçlar

Fikirleri bağlar: and/but/so/because (temel); however, although, despite, therefore, whereas (ileri). Türkçedeki ve/ama/çünkü/ancak/rağmen karşılıklarıdır ama noktalama ve cümle-içi konum (although + cümle, despite + isim) İngilizcede farklıdır; en sık hata although/despite karışması ve because/because of ayrımıdır.

Bağlaçlar (linking words), cümleleri ve fikirleri birbirine bağlayan kelimelerdir: ve, ama, çünkü, bu yüzden, rağmen, ancak. Temel seviyede and, but, so, because ile başlarsın; ileri seviyede however, although, despite, therefore, whereas, moreover gibi bağlaçlarla akıcı ve tutarlı metin kurarsın. İngilizcenin zorluğu anlamda değil dilbilgisel yapıdadır: bazıları arkasına tam cümle alır (although it rained), bazıları isim alır (despite the rain), bazıları iki cümleyi noktalı virgülle bağlar (; however,). Bu bölüm hepsini işlev işlev, noktalama noktalama açıklar; en sık karışan çiftleri (although/despite, because/because of, however/but) ayırır. İlgili bağlaç yapıları için ayrıca so / such / too / enough ve İlgi Cümlecikleri konularına bakabilirsin.

A2B1B2C1bağlaçlinking wordsconnectorshoweveralthoughbecausedespitethereforewhereasconjunctionstransition wordscohesion~30 dk
A1and ve but ile başla: I like tea and coffee. I like tea but not coffee. (ve / ama). En temel iki bağlaç, iki basit fikri birleştirir.
A2and, but, so, because, or: I was tired, so I slept. I slept because I was tired. Sebep–sonuç ve seçenek bağlaçlarını öğrenir, kısa cümleleri birleştirmeye başlarsın.
B1however, although, so that, while: cümle başında zıtlık (However, ...) ve içinde zıtlık (although it was late). Noktalama ve konum farkını fark etmeye başlarsın.
B2despite / in spite of + isim, therefore, whereas, moreover, as a result: resmi ve akademik bağlaçlarla paragraf içi mantık kurar, although ile despite'ı ayırırsın.
C1nevertheless, notwithstanding, thereby, whilst, albeit, insofar as: ince tonlama, resmi register, cümle-başı vs. cümle-ortası vurgu; bağlacı seçerken üsluba ve akışa göre karar verirsin.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Ekleme (ve)cümle + and + cümleShe sings and she dances.
Şarkı söyler ve dans eder.
and, moreover, in addition, furthermore (artan resmiyet)
Zıtlık (ama)cümle + but + cümleIt's small but comfortable.
Küçük ama rahat.
but (günlük) < however (resmi, ; ile) < nevertheless (çok resmi)
Sebep (çünkü)sonuç + because + sebepI stayed home because I was ill.
Hasta olduğum için evde kaldım.
because + CÜMLE / because of + İSİM
Sonuç (bu yüzden)sebep + so + sonuçIt was late, so we left.
Geç olmuştu, bu yüzden ayrıldık.
so (günlük) / therefore, as a result (resmi)
Karşıtlık-rağmenalthough + CÜMLE / despite + İSİMAlthough it rained, we went out. / Despite the rain, we went out.
Yağmura rağmen dışarı çıktık.
although arkasına özne+fiil; despite arkasına isim/-ing
Amaç (için)so that + cümle / to + fiilI left early so that I could catch the bus.
Otobüse yetişebilmek için erken çıktım.
so that + özne+fiil / to + yalın fiil
Kıyas (oysa)cümle, whereas cümleHe likes tea, whereas she prefers coffee.
O çay sever, oysa kadın kahveyi tercih eder.
whereas / while (iki farkı yan yana koyar)

Bağlaçlar (linking words), iki fikri birbirine bağlayan köprülerdir. Onlar olmadan cümleler kısa, kopuk ve çocuksu kalır: I was tired. I went home. I slept. Bağlaçla akıcı olur: I was tired, so I went home and slept. Türkçede bu köprüler ve, ama, çünkü, bu yüzden, rağmen, ancak, oysa gibi kelimelerdir; İngilizcede de birebir karşılıkları vardır.

Bu köprüler anlam ilişkisini gösterir: ekleme mi yapıyorsun (ve), zıtlık mı kuruyorsun (ama), sebep mi veriyorsun (çünkü), sonuç mu çıkarıyorsun (bu yüzden)? Doğru bağlacı seçmek, okuyucuya düşüncenin yönünü söyler. Yanlış bağlaç, cümlenin mantığını bozar: It was raining, so we stayed dry (yağmur yağıyordu, bu yüzden kuru kaldık) mantıksızdır; doğrusu but/however ile zıtlıktır.

Neden Türk öğrenci için zor?

Anlam kolaydır — although = "rağmen/-e rağmen" olduğunu herkes çabuk öğrenir. Zorluk dilbilgisinde ve noktalamada saklıdır. Türkçede "rağmen" hem isimle ("yağmura rağmen") hem cümleyle ("yağmur yağmasına rağmen") aynı kelimeyle kullanılır. İngilizcede ise bu ikiye ayrılır: despite the rain (isim) ama although it rained (cümle). Türkçe düşünen öğrenci ikisini karıştırır: despite it rained (yanlış!) der.

  • Bazı bağlaçlar arkasına tam cümle (özne + fiil) alır: because, although, while, so that.
  • Bazıları arkasına isim / -ing alır: because of, despite, in spite of.
  • Bazıları iki bağımsız cümleyi noktalı virgül + virgül ile bağlar: ; however, / ; therefore,.
  • Bazıları cümlenin başında durur (However, ...), bazıları ortasında (..., but ...).
Ana Fikir
Bağlacı seçerken iki soru sor: (1) Hangi anlam? (ekleme / zıtlık / sebep / sonuç) — (2) Arkasına ne geliyor? (cümle mi, isim mi). Bu iki soru, hataların yüzde 90'ını önler.
  • Ekleme: and, also, too, as well, moreover, in addition, furthermore (ve, ayrıca, dahası).
  • Zıtlık: but, however, although, though, despite, in spite of, whereas, while, nevertheless (ama, ancak, rağmen, oysa).
  • Sebep: because, since, as, because of, due to (çünkü, -diği için, nedeniyle).
  • Sonuç: so, therefore, as a result, consequently, thus (bu yüzden, bunun sonucunda).
  • Amaç: so that, in order to, to (için, -ebilmek için).
  • Koşul: if, unless, as long as, provided that (eğer, -medikçe, sürece).
  • Zaman: when, while, before, after, as soon as, until (-diğinde, -iken, önce, sonra).
  • Kritik ayrım 1: because + CÜMLE vs. because of + İSİM.
  • Kritik ayrım 2: although + CÜMLE vs. despite/in spite of + İSİM.
  • Noktalama: cümle başında bağlaçtan sonra virgül (However, ...); iki cümleyi birleştiren however önünde noktalı virgül (; however,).
coordinating conjunctioneşgüdümlü bağlaç
İki eşit-değerli cümleyi/öğeyi bağlar. FANBOYS: for, and, nor, but, or, yet, so. Önlerine genelde virgül gelir.
I called her, but she didn't answer. Onu aradım ama cevap vermedi.
subordinating conjunctionyan cümle bağlacı
Bir yan (bağımlı) cümle başlatır: because, although, when, if, while. Yan cümle tek başına duramaz.
Because it was late, we left. Geç olduğu için ayrıldık.
conjunctive adverb / transitionbağlaç-zarfı / geçiş sözcüğü
İki bağımsız cümleyi anlamca bağlar ama dilbilgisel olarak zarftır: however, therefore, moreover. Önünde nokta veya noktalı virgül gerekir.
It was late; however, we stayed. Geç olmuştu; ancak kaldık.
preposition (linking)bağlaç işlevli edat
Arkasına isim/-ing alan bağlantı sözcüğü: despite, because of, due to. Arkasına ASLA tam cümle gelmez.
Despite the noise, I slept well. Gürültüye rağmen iyi uyudum.
clausecümlecik
Özne + fiil içeren birim. Bağımsız cümlecik tek başına durabilir; bağımlı cümlecik bir bağlaca ihtiyaç duyar.
when I arrived (bağımlı) / I was tired (bağımsız) vardığımda / yorgundum
cohesionbağdaşıklık / metin tutarlılığı
Cümlelerin bağlaçlarla akıcı biçimde birbirine bağlanması. İyi bağlaç kullanımı yazıya olgunluk ve akış kazandırır.
First, ... Moreover, ... Finally, ... İlk olarak... Dahası... Son olarak...

Bağlaçlar dört dilbilgisel gruba ayrılır ve her grup arkasına farklı bir yapı alır. Doğru cümle kurmanın anahtarı, bağlacın hangi gruba ait olduğunu bilmektir.

1) Eşgüdümlü bağlaçlar (FANBOYS): cümle + , + bağlaç + cümle

İki bağımsız cümleyi birleştirir. Genellikle önlerine virgül gelir. Formül: Cümle1 , and/but/so/or Cümle2.

I wanted to help, but I was too busy.
Yardım etmek istedim ama çok meşguldüm.
İki bağımsız cümle, but ile bağlı; virgül but'tan önce.
She studied hard, so she passed the exam.
Çok çalıştı, bu yüzden sınavı geçti.
so sonuç bildirir; sebep–sonuç sıralaması.
You can call me or you can send a message.
Beni arayabilir ya da mesaj gönderebilirsin.
or seçenek sunar; kısa cümlelerde virgül atlanabilir.

2) Yan cümle bağlaçları: bağlaç + CÜMLE (özne + fiil)

Arkasına tam cümle (özne + fiil) alır. Yan cümle başta olursa arkasına virgül gelir; sonda olursa virgül gerekmez. Formül: Although/Because/When özne+fiil, ana cümle. — VEYA — Ana cümle although/because/when özne+fiil.

Although he was tired, he kept working.
Yorgun olmasına rağmen çalışmaya devam etti.
although + he was (özne+fiil); yan cümle başta, virgülle ayrıldı.
We stayed inside because it was raining.
Yağmur yağdığı için içeride kaldık.
because + it was raining (tam cümle); yan cümle sonda, virgül yok.
When the film ended, everyone applauded.
Film bittiğinde herkes alkışladı.
when + the film ended; zaman yan cümlesi başta.

3) Bağlaç işlevli edatlar: edat + İSİM / -ing

Arkasına isim veya -ing alır, ASLA özne+fiilli tam cümle almaz. Formül: Despite/Because of/Due to + isim, ana cümle.

Despite the rain, we enjoyed the trip.
Yağmura rağmen geziden keyif aldık.
despite + the rain (isim); tam cümle YOK.
The match was cancelled because of the storm.
Maç fırtına yüzünden iptal edildi.
because of + the storm (isim); because DEĞİL because of.
Despite feeling ill, she went to work.
Kendini hasta hissetmesine rağmen işe gitti.
despite + feeling (-ing yapısı, isim gibi).

4) Bağlaç-zarfları (geçiş sözcükleri): cümle. Bağlaç-zarfı, cümle

İki bağımsız cümleyi bağlar ama önlerine nokta veya noktalı virgül, arkalarına virgül gelir. Formül: Cümle1; however, Cümle2. — VEYA — Cümle1. However, Cümle2.

The plan was risky; however, it worked.
Plan riskliydi; ancak işe yaradı.
however iki cümle arasında; önünde noktalı virgül, arkasında virgül.
She missed the train. Therefore, she was late.
Treni kaçırdı. Bu yüzden geç kaldı.
therefore cümle başında; önünde nokta, arkasında virgül.
The results were poor. Moreover, the budget was cut.
Sonuçlar kötüydü. Dahası, bütçe kısıldı.
moreover ekleme yapar; resmi/akademik ton.
Yanlış Despite it was raining, we went out.
Doğru Despite the rain, we went out. / Although it was raining, we went out.
Yağmura rağmen dışarı çıktık.
despite arkasına tam cümle (it was raining) alamaz; ya isme (the rain) ya da although'a geçersin.
Yanlış Because of it was late, we left.
Doğru Because it was late, we left. / Because of the late hour, we left.
Geç olduğu için ayrıldık.
because of arkasına cümle değil isim alır; cümle geliyorsa 'of' düşer.
Dört grubun bir bakışta özeti
GrupÖrnek bağlaçArkasına gelenNoktalama
Eşgüdümlü (FANBOYS)and, but, so, orbağımsız cümleönünde virgül
Yan cümle bağlacıbecause, although, when, ifcümle (özne+fiil)başta ise arkasına virgül
Bağlaç-edatdespite, because of, due toisim / -ingbaşta ise arkasına virgül
Bağlaç-zarfıhowever, therefore, moreoverbağımsız cümleönünde ; veya . / arkasında virgül
Akılda Tutma: OF = isim kapısı
Kısa yol: of gördüğün yerde arkasına İSİM gelir — because of the rain, in spite of the noise, due to the storm. 'of' yoksa arkasına tam CÜMLE gelir — because it rained, although it was noisy. Boşluğu doldurmadan tek soru sor: 'of' var mı? Varsa isim ara, yoksa özne+fiil koy. Tek istisna: despite 'of' almaz ama yine isim ister (despite ≈ in spite of); bunu ayrı ezberle.

1) Ekleme (ve, ayrıca, dahası) — en yaygın

Bir fikre yeni bilgi eklersin. Günlükte and, also, too, as well; resmi yazıda moreover, in addition, furthermore. Resmiyet arttıkça kelime uzar.

She's smart and hard-working.
Hem zeki hem çalışkan.
and en temel ekleme; iki sıfatı birleştirir.
The hotel was cheap. It was also very clean.
Otel ucuzdu. Ayrıca çok da temizdi.
also cümle içinde, fiilden önce.
The product is affordable. Moreover, it saves energy.
Ürün uygun fiyatlı. Dahası, enerji tasarrufu sağlıyor.
moreover resmi ekleme; cümle başında virgülle.
I don't like it, and neither does my sister.
Ben sevmiyorum, kız kardeşim de sevmiyor.
and neither olumsuz ekleme kalıbı.

2) Zıtlık (ama, ancak, oysa, rağmen)

Beklenene ters bir durum sunarsın. but günlük; however resmi geçiş; although/though yan cümle; despite/in spite of isimle; whereas/while iki farkı karşılaştırır.

The room was small but cosy.
Oda küçüktü ama şirindi.
but en temel zıtlık; iki sıfat arası.
He's very rich. However, he's not happy.
Çok zengin. Ancak mutlu değil.
however resmi; iki cümle arasında geçiş.
Although she was nervous, she gave a great speech.
Gergin olmasına rağmen harika bir konuşma yaptı.
although + cümle; beklentiye ters sonuç.
I like the city, whereas my husband prefers the countryside.
Ben şehri severim, oysa kocam kırsalı tercih eder.
whereas iki zıt tercihi yan yana koyar.

3) Sebep (çünkü, -diği için, nedeniyle)

Bir şeyin nedenini verirsin. because en yaygın (cümle); since/as daha resmi ve genelde başta; because of/due to isimle.

I'm learning English because I want a better job.
Daha iyi bir iş istediğim için İngilizce öğreniyorum.
because + tam cümle; en doğal sebep bağlacı.
Since you're here, let's start the meeting.
Madem buradasın, toplantıya başlayalım.
since = 'madem/-diği için'; bilinen sebep, genelde başta.
The flight was delayed due to bad weather.
Uçuş kötü hava nedeniyle gecikti.
due to + isim; resmi, yazılı register.
As it was getting dark, we decided to head back.
Hava kararmakta olduğu için geri dönmeye karar verdik.
as = sebep; genelde cümle başında.

4) Sonuç (bu yüzden, bunun sonucunda)

Sebepten çıkan sonucu verirsin. so günlük; therefore, as a result, consequently, thus resmi ve akademik.

It was raining, so we took a taxi.
Yağmur yağıyordu, bu yüzden taksi tuttuk.
so en doğal sonuç bağlacı; günlük konuşma.
Sales dropped sharply. Therefore, prices were reduced.
Satışlar keskin düştü. Bu yüzden fiyatlar indirildi.
therefore resmi; iş/akademik yazıda.
The bridge was closed. As a result, traffic was chaotic.
Köprü kapalıydı. Bunun sonucunda trafik felç oldu.
as a result somut bir sonucu vurgular.

5) Amaç (için, -ebilmek için)

Bir eylemin amacını verirsin. to + yalın fiil (aynı özne); so that + özne+fiil (farklı özne veya modal); in order to resmi.

I got up early to catch the first train.
İlk trene yetişmek için erken kalktım.
to + fiil; aynı özne (I), en kısa amaç yapısı.
She spoke slowly so that everyone could understand.
Herkes anlayabilsin diye yavaş konuştu.
so that + could; farklı özne veya modal gerektiğinde.
The company lowered prices in order to attract customers.
Şirket müşteri çekmek için fiyatları düşürdü.
in order to resmi; to ile aynı anlam.

6) Koşul ve zaman (eğer, -medikçe, -diğinde)

If you heat ice, it melts.
Buzu ısıtırsan erir.
if koşul bağlacı; genel gerçek.
You'll fail unless you study.
Çalışmadıkça kalırsın.
unless = if not; olumsuz koşul.
Call me as soon as you arrive.
Varır varmaz beni ara.
as soon as zaman bağlacı; hemen sonra.

Bazı kelimeler belirli bir anlam ilişkisinin sinyalidir. Aşağıdaki tablo, hangi anlamda hangi bağlaçların kullanıldığını gösterir. Ama dikkat: aynı kelime bağlama göre farklı işlev görebilir (örneğin as hem 'çünkü' hem '-iken' anlamına gelir).

Anlam → tipik bağlaçlar
Anlam ilişkisiGünlükResmi / Akademik
Eklemeand, also, too, plusmoreover, furthermore, in addition
Zıtlıkbut, though, yethowever, nevertheless, on the other hand
Karşıtlık (rağmen)although, even thoughdespite / in spite of + isim, notwithstanding
Sebepbecause, sinceas, due to, owing to
Sonuçsotherefore, consequently, thus, as a result
Amaçto, so thatin order to, so as to
Sıralamafirst, then, next, finallyfirstly, subsequently, ultimately
İpucu kelime garanti değildir
Aynı kelime birden çok işlev görebilir. while hem zaman ('-iken': while I was cooking) hem zıtlık ('oysa': while some agree, others don't) bildirir. as hem sebep ('çünkü') hem zaman ('-diği anda') hem kıyas ('gibi') olur. Kelimeyi görünce anlamı otomatik varsayma; cümlenin mantığına bak.
Sınav Taktiği: Önce boşluğun ARKASINA bak
Bağlaç boşluğunu doldurmadan önce cevabı seçme; boşluktan sonrasına bak. Arkasında the/a + isim ya da -ing varsa cevap despite, because of, in spite of, due to arasındadır. Arkasında özne + fiil (tam cümle) varsa cevap although, because, while, since, even though arasındadır. Bu tek bakış, YDS/YÖKDİL ve Cambridge (FCE/CAE) sınavlarındaki bağlaç sorularının çoğunu ilk saniyede yarıya indirir.

Aynı anlam ilişkisini kuran bağlaçlar birbirinin tam eşdeğeri değildir. Register (resmiyet), vurgu ve konum farkları vardır. Bunları bilmek, yazını 'düz' olmaktan çıkarıp olgunlaştırır.

but vs. however vs. nevertheless — resmiyet merdiveni

Üçü de zıtlık kurar ama resmiyet artar: but (günlük, cümle ortası) < however (resmi, iki cümle arası) < nevertheless (çok resmi, güçlü karşıtlık). Konuşmada 'nevertheless' kullanırsan kitabî durursun; akademik yazıda 'but' ile cümleye başlarsan (mümkün ama) daha az resmi durursun.

It's expensive, but I'll buy it.
Pahalı ama alacağım.
but doğal, günlük; cümle ortasında.
The evidence is limited; however, the theory is convincing.
Kanıt sınırlı; ancak teori ikna edici.
however resmi geçiş; noktalı virgülle.
He was warned repeatedly. Nevertheless, he ignored the risk.
Defalarca uyarıldı. Yine de riski görmezden geldi.
nevertheless güçlü, resmi karşıtlık; 'buna rağmen yine de'.

although vs. though vs. even though — vurgu farkı

although ve even though yan cümle başlatır; even though daha güçlü, daha vurguludur ('gerçekten öyle olmasına rağmen'). though ise günlüktür ve ilginç biçimde cümle sonuna da gelebilir (It's cold. I'll go out, though.) — bu kullanım 'ama yine de' anlamı verir ve konuşmada çok yaygındır.

Although it was expensive, we bought it.
Pahalı olmasına rağmen aldık.
although nötr, yazılı-sözlü her yerde.
Even though I warned him, he did it anyway.
Onu uyardığım halde yine de yaptı.
even though vurgulu; şaşkınlık/hayret katar.
The food was cold. It tasted good, though.
Yemek soğuktu. Yine de lezzetliydi ama.
though cümle sonunda; günlük, 'ama yine de'.

so that vs. to — amaç yapısında özne kuralı

Amaç bildirirken özneler aynıysa to + fiil yeterlidir. Ama iki cümlenin öznesi farklıysa ya da bir modal (could, would) gerekiyorsa so that + özne + fiil kullanılır.

I left a note to remind myself.
Kendime hatırlatmak için not bıraktım.
Aynı özne (I); 'to' yeterli.
I left a note so that she would remember.
Hatırlaması için not bıraktım.
Farklı özne (I → she); so that gerekli.
Cümle başı bağlaç ve vurgu
Bir yan cümleyi başa alırsan (Although..., Because...) o bilgiye vurgu ve dramatik etki katarsın; sona koyarsan bilgi 'ek' gibi durur. Karşılaştır: Although he lost, he smiled (kaybına rağmen — vurgu kayıpta) vs. He smiled, although he lost (gülümsedi — kayıp sonradan ekleniyor). Yazıda ritim ve vurgu için bu sıralamayı bilinçli kullan.
Akılda Tutma: Resmiyet Merdiveni
Her anlam grubunda bağlaçları soldan (günlük) sağa (resmi) diz — kelime uzadıkça resmiyet artar: Zıtlık: but < however < nevertheless. Sonuç: so < therefore < consequently. Ekleme: and < moreover < furthermore. Sebep: because < since/as < owing to. Merdiveni gözünde canlandır: sohbette en soldakini, akademik yazıda en sağdakini seç. Böylece 'nevertheless'i arkadaşına, 'but'ı tez cümlesine yanlışlıkla koymazsın.

Türkçe bağlaçlar İngilizceden iki temel noktada ayrılır. Birincisi: Türkçede bağlaç çoğu zaman ekle ifade edilir (-diği için, -mesine rağmen) ve tek bir kelime hem isimle hem eylemle çalışır. İngilizcede ise bunlar ayrı kelimelere bölünür (because / because of; although / despite). İkincisi: Türkçede bağlaç sıklıkla cümle sonuna yakın gelir, İngilizcede ise cümlenin başında veya ortasında durur.

  • Türkçe 'rağmen' = İngilizce although (cümle) VEYA despite (isim). Tek Türkçe kelime, iki İngilizce yapı.
  • Türkçe '-diği için' = because (cümle) VEYA because of (isim). Yine tek Türkçe yapı, iki İngilizce yol.
  • Türkçe 'ama/ancak' zıtlığı çoğu zaman iki bağımsız cümle arasında 'however' ile kurulur; noktalama İngilizcede kritiktir.
  • Türkçede 'çünkü' hem cümle başına hem ortaya gelebilir; İngilizce 'because' başa gelince arkasına virgül ister.
Yanlış Despite it was late, we continued.
Doğru Despite the late hour, we continued. / Although it was late, we continued.
Geç olmasına rağmen devam ettik.
Türkçe 'geç olmasına rağmen' tek yapı olduğu için öğrenci despite'a cümle ekliyor. despite arkasına isim ister; cümle gelecekse although kullanılır.
Yanlış I was late because of I missed the bus.
Doğru I was late because I missed the bus.
Otobüsü kaçırdığım için geç kaldım.
Türkçe '-diği için' hep aynı olduğundan öğrenci ayrımı görmüyor. Arkasında tam cümle (I missed) varsa 'because' kullanılır, 'because of' değil.
Yanlış Although I was tired but I finished the work.
Doğru Although I was tired, I finished the work.
Yorgun olmama rağmen işi bitirdim.
Türkçede 'rağmen... ama/yine de' birlikte söylenebilir; İngilizcede although ve but AYNI cümlede kullanılmaz. Biri seçilir.
Yanlış Because I was tired, so I went home.
Doğru Because I was tired, I went home. / I was tired, so I went home.
Yorgun olduğum için eve gittim.
Türkçe 'olduğum için... o yüzden' ikisini birden söyletir; İngilizcede because ve so aynı cümlede tekrar sebep–sonuç kurmaz. Biri yeter.

Bağlaçlar başka birkaç yapıyla karışır. Aşağıdaki tablo, karışan yapıları ve farklarını gösterir.

Karışan yapılar
YapıİşlevÖrnekFark
so (sonuç bağlacı)sebep→sonuç bağlarIt was late, so we left.iki cümleyi bağlar
so ... that (derece)sonuç + derece vurgusuIt was so late that we left.sıfat/zarfla derece bildirir — bkz. so / such / too / enough
which/who (ilgi)isme cümle eklerThe man who called was angry.bağlaç değil, ilgi zamiri — bkz. İlgi Cümlecikleri
that (aktarım)dolaylı anlatım açarHe said that he was tired.bağlaç ama içerik cümlesi — bkz. Dolaylı Anlatım
so vs. so...that
so tek başına sonuç bağlar: It was cold, so I stayed in. (Soğuktu, bu yüzden içeride kaldım.) Ama so + sıfat + that derece + sonuç verir: It was so cold that the lake froze. (O kadar soğuktu ki göl dondu.) Aynı 'so' ama işlevi tamamen farklı. Derece/miktar bağlaçları için so / such / too / enough konusuna bak.
En yaygın tek hata
İngilizce öğrenen Türklerin bir numaralı bağlaç hatası despite/although karışmasıdır: 'despite it rained' gibi despite'ın arkasına tam cümle koymak. Kural: despite + isim, although + cümle. Bunu ezberle, hataların yarısı biter.
Yanlış Despite of the rain, we went out.
Doğru Despite the rain, we went out. / In spite of the rain, we went out.
Yağmura rağmen dışarı çıktık.
'despite' arkasına 'of' ALMAZ. 'of' alan yapı 'in spite of'tur. İkisi karışıp 'despite of' oluyor — yanlış.
Yanlış Although it was raining, but we went out.
Doğru Although it was raining, we went out.
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.
although zaten zıtlık kuruyor; ikinci cümlede 'but' eklemek gereksiz ve yanlış. İngilizce bir zıtlığı tek bağlaçla kurar.
Yanlış Because of I was tired, I slept.
Doğru Because I was tired, I slept.
Yorgun olduğum için uyudum.
arkasında tam cümle (I was tired) var, o yüzden 'because' gerekir. 'because of' sadece isimle çalışır.
Yanlış I like tea, however I don't like coffee.
Doğru I like tea; however, I don't like coffee. / I like tea, but I don't like coffee.
Çayı severim ama kahveyi sevmem.
however iki cümleyi virgülle bağlayamaz (run-on/comma splice olur). Önüne noktalı virgül veya nokta, arkasına virgül gelir — ya da 'but' kullanılır.
Yanlış She was tired so that she went to bed.
Doğru She was tired, so she went to bed.
Yorgundu, bu yüzden yattı.
'so that' AMAÇ bildirir (için); burada SONUÇ (bu yüzden) isteniyor, o yüzden sade 'so' gerekir. 'so that' derse anlam 'yatabilmek için yorulmuş' gibi saçmalaşır.
Yanlış Moreover it was late, we decided to leave.
Doğru Moreover, the hour was late, so we decided to leave. / As it was late, we decided to leave.
Ayrıca saat de geçti, bu yüzden ayrılmaya karar verdik.
'moreover' ekleme yapar, sebep bildirmez; sebep için 'as/because' gerekir. Ayrıca moreover'dan sonra virgül şart.
Yanlış I studied hard for pass the exam.
Doğru I studied hard to pass the exam. / ... in order to pass the exam.
Sınavı geçmek için çok çalıştım.
amaç için 'for + fiil' kullanılmaz; 'to + yalın fiil' kullanılır. 'for' sadece isimle amaç bildirir (for the exam).
Yanlış Even I was tired, I kept working.
Doğru Even though I was tired, I kept working.
Yorgun olmama rağmen çalışmaya devam ettim.
'even' tek başına yan cümle bağlacı değildir; 'rağmen' anlamı için 'even though' gerekir. 'even' sadece vurgu katar (even I = ben bile).
Yanlış The reason is because I was ill.
Doğru The reason is that I was ill. / I was absent because I was ill.
Sebep hasta olmamdı.
'the reason is because' gereksiz tekrardır (sebep... çünkü). 'The reason is that' kullanılır. Yaygın ama resmi yazıda kaçınılması gereken bir kalıp.
Yanlış Whereas he is tall, but his brother is short.
Doğru He is tall, whereas his brother is short.
O uzundur, oysa kardeşi kısadır.
whereas zaten karşıtlık kuruyor; 'but' fazladan. Ayrıca whereas iki cümleyi karşılaştırırken genelde ikinci cümlenin başında değil, ortada durur.

Bağlaçlarda birkaç ince ama gerçek istisna vardır. İleri seviyede bunları tanımak, yazını doğal ve olgun gösterir.

1) Cümle başında and / but / so

Okulda 'cümleye and/but ile başlama' denir ama gerçek İngilizcede bu yaygın ve kabul edilir — vurgu ve ritim için kullanılır. Sadece çok resmi akademik yazıda ölçülü olmak gerekir.

It was a hard decision. But it was the right one.
Zor bir karardı. Ama doğru olanıydı.
Cümle başı 'but' vurgu için; günlük ve gazetecilik dilinde çok yaygın.
We had no money. And yet we were happy.
Hiç paramız yoktu. Ama yine de mutluyduk.
'And yet' güçlü karşıtlık; edebi ton.

2) though cümle sonunda

although cümle sonuna gelemez, ama though gelebilir ve 'ama yine de' anlamı verir. Sadece konuşma/gayriresmi yazıdadır.

The exam was hard. I passed, though.
Sınav zordu. Ama yine de geçtim.
Cümle sonu 'though' = 'ama yine de'; 'although' burada kullanılamaz.

3) Devrik yapı: 'no sooner ... than', 'hardly ... when'

İleri, resmi kalıplar. Olumsuz zarf cümle başına gelince özne–fiil devrilir.

No sooner had we sat down than the phone rang.
Oturur oturmaz telefon çaldı.
'No sooner ... than' devrik yapı; 'had we' devri. Çok resmi/edebi.
Yanlış Despite of he was ill, he worked.
Doğru In spite of his illness, he worked. / Although he was ill, he worked.
Hasta olmasına rağmen çalıştı.
'despite of' diye bir yapı yoktur; ya 'despite + isim' ya 'in spite of + isim' ya da 'although + cümle'.
albeit — tek kelimelik 'although'
Çok resmi yazıda albeit ('gerçi, her ne kadar') sıfat/zarf öbeğiyle kısa yoldan zıtlık kurar: a small albeit important detail (küçük ama önemli bir ayrıntı). Konuşmada nadirdir; akademik/edebi metinde şıktır.

Günlük konuşmada uzun resmi bağlaçlar (nevertheless, consequently) nadir kullanılır. Bunun yerine and, but, so, because ('cos'), though hakimdir. Aşağıdaki diyalog doğal bir sohbette bağlaçların nasıl aktığını gösterir.

Sam:Are you coming to the party tonight?
Alex:I want to, but I've got so much work.
Sam:Come on, you can work tomorrow!
Alex:True. And I do need a break, so maybe I'll come for an hour.
Sam:Great! Although... it might finish late, just so you know.
Alex:That's fine. I'll leave early, though, because I have a meeting at nine.
Sam: Bu akşam partiye geliyor musun? / Alex: İsterim ama çok işim var. / Sam: Hadi ama, yarın çalışırsın! / Alex: Doğru. Bir molaya da ihtiyacım var, o yüzden belki bir saatliğine gelirim. / Sam: Harika! Gerçi... geç bitebilir, haberin olsun. / Alex: Sorun değil. Ama erken çıkarım, çünkü dokuzda toplantım var.
'but, and, so, although, though, because' — hepsi kısa, doğal, günlük bağlaçlar. 'though' cümle sonunda 'ama yine de' anlamıyla dikkat çeker.
I'd love to, but I can't tonight.
Çok isterdim ama bu gece olmaz.
Nazik reddetme kalıbı; 'but' yumuşatır.
It's cheap, plus it tastes great.
Ucuz, üstelik lezzetli de.
'plus' günlük ekleme; 'moreover'ın konuşma hali.
I'm tired, so I'm going to bed.
Yorgunum, o yüzden yatıyorum.
'so' konuşmada en sık sonuç bağlacı.

Akademik yazıda bağlaçlar metnin mantıksal iskeletini kurar. Okur, argümanın nereye gittiğini geçiş sözcüklerinden anlar. Resmi register however, therefore, moreover, nevertheless, consequently, in contrast, furthermore gibi bağlaçları tercih eder; günlük 'so, but, and' seyrekleşir. Ayrıca cümle başı geçişlerden sonra virgül neredeyse zorunludur.

The sample was small; therefore, the results should be treated with caution.
Örneklem küçüktü; bu nedenle sonuçlara ihtiyatla yaklaşılmalıdır.
therefore + noktalı virgül; akademik sonuç bağlacı.
The first theory is elegant. However, it lacks empirical support.
İlk teori zariftir. Ancak deneysel desteği yoktur.
however cümle başı geçiş; karşıt kanıt sunar.
Furthermore, the study raises important ethical questions.
Dahası, çalışma önemli etik sorular ortaya koyuyor.
furthermore ekleme; argümanı güçlendirir.
The relationship between sleep and academic performance has been widely studied. Numerous studies suggest that students who sleep well tend to achieve higher grades. However, the picture is not entirely straightforward. Although sleep clearly supports memory and concentration, other factors also play a significant role. For instance, motivation and study habits strongly influence outcomes. Moreover, external pressures such as part-time jobs can reduce available study time. Because of these overlapping factors, researchers are careful not to draw simple conclusions. Nevertheless, the overall trend is clear: sufficient sleep is associated with better learning. As a result, many universities now advise students to prioritise rest during examination periods. In spite of this advice, however, a large proportion of students continue to sacrifice sleep, largely because they underestimate its long-term effects.
Uyku ve akademik başarı arasındaki ilişki geniş biçimde incelenmiştir. Çok sayıda çalışma, iyi uyuyan öğrencilerin daha yüksek not aldığını göstermektedir. Ancak tablo tümüyle basit değildir. Uyku belleği ve konsantrasyonu açıkça desteklese de başka etkenler de önemli rol oynar. Örneğin, motivasyon ve çalışma alışkanlıkları sonuçları güçlü biçimde etkiler. Dahası, yarı zamanlı işler gibi dış baskılar çalışma süresini azaltabilir. Bu iç içe geçen etkenler nedeniyle araştırmacılar basit sonuçlar çıkarmaktan kaçınır. Yine de genel eğilim açıktır: yeterli uyku daha iyi öğrenmeyle ilişkilidir. Bunun sonucunda birçok üniversite sınav dönemlerinde öğrencilere dinlenmeye öncelik vermelerini öğütler. Buna rağmen yine de öğrencilerin büyük bölümü uykudan feragat etmeye devam eder, çünkü çoğunlukla uzun vadeli etkilerini hafife alırlar.
Analiz:
  • 'However' cümle başında karşıt görüş sunuyor; virgülle ayrılmış.
  • 'Although sleep... supports' = yan cümle + cümle; despite değil çünkü tam cümle var.
  • 'Moreover' ve 'Furthermore' benzeri ekleme; argüman katmanlandırılıyor.
  • 'Because of these... factors' = because of + isim öbeği (of ile).
  • 'Nevertheless' güçlü karşıtlık; önceki çekinceye rağmen genel sonuç.
  • 'As a result' somut sonuç bildiriyor.
  • 'In spite of this advice' = in spite of + isim; despite'ın 'of'lu eşi.
Last summer I decided to travel around Europe by train, mainly because flights had become so expensive. At first my parents were worried, since I had never travelled alone before. However, I promised to call them every evening, and eventually they agreed. I started in Amsterdam, and although the weather was grey, I loved the canals and the quiet streets. From there I took a night train to Berlin. The journey was long, but it was also cheap, so I didn't complain. In Berlin I stayed with a friend. Because she knew the city well, she showed me places most tourists never see. Despite the crowds in the famous museums, we found small cafes where we could relax. Even though my German was terrible, people were patient and kind, so I never felt lost. While I was there, I also learned to slow down and simply watch the world go by. After a week I moved on to Prague. Whereas Berlin felt modern and busy, Prague seemed frozen in time, with its old bridges and narrow lanes. I wanted to stay longer; however, my money was running out. As a result, I had to plan the rest of the trip carefully. I skipped a couple of cities so that I could afford the train home, and I ate in local markets rather than restaurants. In spite of the budget problems, it was the best experience of my life. Not only did I see beautiful places, but I also met people from all over the world. I learned that travelling teaches you far more than any classroom, not because it is easy, but because it constantly pushes you out of your comfort zone. Therefore, I would recommend it to anyone, provided that they are willing to be flexible and open-minded. As long as you stay curious, every delay and wrong turn becomes part of the adventure. In the end, the trip changed the way I see the world, and ever since then I have been quietly saving for my next journey.
Geçen yaz Avrupa'yı trenle dolaşmaya karar verdim, çünkü uçak biletleri çok pahalanmıştı. Başta ailem endişeliydi, zira daha önce hiç yalnız seyahat etmemiştim. Ancak her akşam onları arayacağıma söz verdim ve sonunda kabul ettiler. Amsterdam'dan başladım ve hava gri olmasına rağmen kanalları ve sessiz sokakları çok sevdim. Oradan Berlin'e gece treniyle gittim. Yolculuk uzundu ama aynı zamanda ucuzdu, bu yüzden şikayet etmedim. Berlin'de bir arkadaşımda kaldım. Şehri iyi bildiği için çoğu turistin göremediği yerleri gösterdi. Ünlü müzelerdeki kalabalığa rağmen dinlenebileceğimiz küçük kafeler bulduk. Almancam berbat olmasına rağmen insanlar sabırlı ve nazikti, bu yüzden hiç kaybolmuş hissetmedim. Oradayken ayrıca yavaşlamayı ve dünyanın akıp gidişini öylece izlemeyi öğrendim. Bir hafta sonra Prag'a geçtim. Berlin modern ve hareketliyken Prag, eski köprüleri ve dar sokaklarıyla zamanda donmuş gibiydi. Daha uzun kalmak istedim; ancak param bitiyordu. Bunun sonucunda gezinin geri kalanını dikkatlice planlamak zorunda kaldım. Eve dönüş trenine param yetsin diye birkaç şehri atladım ve restoranlar yerine yerel pazarlarda yedim. Bütçe sorunlarına rağmen hayatımın en güzel deneyimiydi. Sadece güzel yerler görmekle kalmadım, aynı zamanda dünyanın dört bir yanından insanlarla tanıştım. Seyahatin, herhangi bir sınıftan çok daha fazlasını öğrettiğini fark ettim; kolay olduğu için değil, seni sürekli konfor alanının dışına ittiği için. Bu yüzden, esnek ve açık fikirli olmaya razı olan herkese tavsiye ederim. Meraklı kaldığın sürece her gecikme ve her yanlış dönüş maceranın bir parçası olur. Sonunda bu gezi dünyaya bakışımı değiştirdi ve o günden beri bir sonraki yolculuğum için sessizce para biriktiriyorum.
Analiz:
  • 'because flights had become expensive' = because + tam cümle (sebep).
  • 'since I had never travelled' = since sebep bağlacı, 'zira/-diği için'.
  • 'However, I promised' = cümle başı geçiş, virgülle.
  • 'although the weather was grey' = although + cümle (karşıtlık).
  • 'but... so' = zıtlık sonra sonuç, ardışık.
  • 'Because she knew... she showed' = yan cümle başta, ana cümle sonra.
  • 'Despite the crowds' = despite + isim (of yok).
  • 'Even though my German was terrible' = güçlü karşıtlık, cümle alır.
  • 'While I was there' = while burada zaman ('-iken/-ken'), zıtlık değil.
  • 'Whereas Berlin felt modern' = whereas iki şehri karşılaştırıyor.
  • 'however, my money was running out' = noktalı virgülden sonra geçiş.
  • 'so that I could afford' = amaç, farklı sonuç + modal (could).
  • 'rather than restaurants' = 'yerine/-mektense', karşıtlık kuran öbek.
  • 'As a result' = somut sonuç.
  • 'In spite of the budget problems' = in spite of + isim.
  • 'Not only... but also' = güçlü ekleme kalıbı; başta devrik (Not only did I see).
  • 'not because... but because' = ikili sebep karşıtlığı, ileri kalıp.
  • 'Therefore, I would recommend' = resmi sonuç bağlacı.
  • 'provided that they are... flexible' = koşul bağlacı, 'şu şartla ki'.
  • 'As long as you stay curious' = koşul bağlacı, 'sürece'.

Temel (A2) — and, but, because, so

I was hungry, so I made a sandwich.
Açtım, bu yüzden sandviç yaptım.
so ile sonuç; en temel yapı.
She's tired but happy.
Yorgun ama mutlu.
but iki sıfatı bağlar.
We stayed home because it was cold.
Soğuk olduğu için evde kaldık.
because + cümle.

Orta (B1) — however, although, so that

The test was hard. However, I passed.
Sınav zordu. Ancak geçtim.
however cümle başı geçiş.
Although he apologised, she was still angry.
Özür dilemesine rağmen hâlâ kızgındı.
although + cümle, virgülle.
I whispered so that the baby wouldn't wake up.
Bebek uyanmasın diye fısıldadım.
so that + wouldn't; amaç, farklı özne.

İleri (B2) — despite, therefore, whereas, as a result

Despite the setbacks, the team met the deadline.
Aksiliklere rağmen ekip teslim tarihine yetişti.
despite + isim öbeği.
Demand fell sharply; therefore, production was cut.
Talep keskin düştü; bu nedenle üretim kısıldı.
therefore + noktalı virgül; resmi.
The north is industrial, whereas the south is agricultural.
Kuzey sanayi ağırlıklı, oysa güney tarımsaldır.
whereas iki bölgeyi karşılaştırır.

Üst (C1) — nevertheless, notwithstanding, albeit, no sooner

The evidence was thin; nevertheless, the jury convicted him.
Kanıt zayıftı; yine de jüri onu mahkum etti.
nevertheless güçlü, resmi karşıtlık.
Notwithstanding the risks, the project went ahead.
Risklere rağmen proje ilerledi.
notwithstanding = çok resmi 'despite'; isimle.
It was a brief, albeit memorable, encounter.
Kısa ama unutulmaz bir karşılaşmaydı.
albeit sıfat öbeğiyle kısa zıtlık; edebi.

Bu sorular kuralı değil anlamı test eder. Cümlenin mantığına bakarak bağlacın doğru kullanılıp kullanılmadığını düşün.

kavram kontrol Aşağıdaki cümlelerin mantığı doğru mu? Yanlışsa nedenini söyle.
  1. 'It was raining, so we stayed dry.' — Mantık doğru mu?
  2. 'Despite she was tired, she continued.' — Yapı doğru mu?
  3. 'I studied hard, therefore I could pass.' — Bağlaç anlamı yerinde mi?
  4. 'Because of the traffic was heavy, I was late.' — Doğru mu?
  5. 'He is rich, whereas he is generous.' — whereas yerinde mi?
boşluk doldurma Boşluğa uygun bağlacı yaz (because / because of / although / despite / so / however).
  1. ___ the heavy rain, the match continued.
  2. I couldn't sleep ___ the noise from the street.
  3. ___ he studied hard, he failed the exam.
  4. It was getting late, ___ we decided to go home.
  5. The hotel was expensive. ___, the service was poor.
  6. We were late ___ the traffic was terrible.
hata düzeltme Cümledeki bağlaç hatasını düzelt.
  1. Despite of the rain, we went out.
  2. Although it was cold, but we swam.
  3. Because of I was tired, I slept.
  4. I like tea, however I don't like coffee.
  5. She whispered so that not wake the baby.
çeviri (TR→EN) Türkçe cümleyi İngilizceye çevir; bağlaca dikkat et.
  1. Yorgun olmama rağmen filmi izledim.
  2. Kar yağdığı için okul kapandı.
  3. Çok çalıştı, bu yüzden terfi etti.
  4. Ben çayı severim, oysa kardeşim kahveyi tercih eder.
  5. Otobüse yetişebilmek için koştum.
cümle birleştirme İki cümleyi parantezdeki bağlaçla birleştir.
  1. It was late. We continued working. (although)
  2. The road was icy. The bus was delayed. (because of)
  3. The film got bad reviews. It was a box-office hit. (however)
  4. He trained every day. He wanted to win. (so that / in order to)
Sınav Taktiği: Noktalama ipucu verir
Boşluktan hemen önce noktalı virgül (;) varsa cevap neredeyse kesin bir bağlaç-zarfıdır (however, therefore, moreover, nevertheless, consequently) — asla but/and/so değil, çünkü FANBOYS noktalı virgülle gelmez. Tersine boşluktan önce yalnızca virgül varsa but, and, so, or daha olasıdır. Noktalamayı sinyal olarak oku; şıkları elemeden önce bir saniyeni buna ayır.
  1. ___ the traffic, we arrived on time.
  2. We stayed inside ___ it was raining heavily.
  3. The plan was risky; ___, it succeeded.
  4. ___ he was warned, he ignored the danger.
  5. She spoke clearly ___ everyone could follow.
  6. Sales dropped. ___, the shop closed.
  7. The north is cold, ___ the south is warm.
  8. I was late ___ the heavy snow.
  9. ___ being exhausted, she finished the marathon.
  10. The product is cheap. ___, it is very durable.
  11. ___ it was expensive, we didn't buy it.
  12. He kept calm; ___, everyone else panicked.

Görev: Sevdiğin bir şehri veya yeri anlatan 120-150 kelimelik bir paragraf yaz. Amacın en az 6 farklı bağlaç kullanmak: bir ekleme (and/moreover), bir zıtlık (but/however), bir karşıtlık (although/despite), bir sebep (because/since), bir sonuç (so/therefore) ve bir karşılaştırma (whereas/while).

  • Rehber soru 1: Bu yeri neden seviyorsun? (because / since ile sebep ver)
  • Rehber soru 2: Bir olumsuz yanı var mı? (although / however / but ile zıtlık kur)
  • Rehber soru 3: Başka bir yerle nasıl kıyaslarsın? (whereas / while ile karşılaştır)
  • Rehber soru 4: Sonuç olarak ne öneriyorsun? (so / therefore ile bağla)
Kendini denetle
Yazdıktan sonra her bağlacı kontrol et: (1) Arkasına doğru yapı geldi mi? (cümle mi, isim mi) (2) Noktalaması doğru mu? (however önünde ; var mı) (3) Aynı zıtlığı iki bağlaçla (although + but) tekrarladın mı? Bir tanesini sil.
örnek cevap Örnek bir üretim (senin cevabın farklı olabilir):
  1. Örnek paragraf
Nereden başlamalı
Bağlaçları hepsini birden verme. Sırayla ilerle: önce anlam grupları (ekleme/zıtlık/sebep/sonuç), sonra her grubun içinde arkasına ne geldiği (cümle mi, isim mi). En kritik iki ayrım — because/because of ve although/despite — bütün bir dersi hak eder. Bunlar oturmadan ileri bağlaçlara (nevertheless, whereas) geçme.

Kavram kontrol soruları (CCQ): 'Despite the rain' — despite'tan sonra fiil koyabilir miyim? (Hayır, isim.) 'Although it rained' — although'dan sonra özne ve fiil var mı? (Evet.) 'It was late, so we left' — 'so' sebep mi sonuç mu gösteriyor? (Sonuç.) Bu sorular kuralı ezberletmez, mantığı oturtur.

Etkinlik fikirleri: (1) Kart eşleştirme: yarım cümleler iki sette — 'Although it was cold...' ve '...we went swimming' — öğrenciler mantıklı eşleri bulur. (2) Bağlaç ışığı: öğretmen bir anlam söyler (zıtlık!), öğrenciler doğru grup bağlaç üretir. (3) Hikaye zinciri: her öğrenci bir cümle ekler ama mutlaka bir bağlaçla başlar — akış ve tutarlılık pratiği.

Sık düzeltme
Türk öğrencilerde en inatçı hata although + but birlikte kullanımıdır (Türkçe 'rağmen... ama' etkisi). Bunu her fırsatta işaretle: 'İngilizce bir zıtlığı TEK bağlaçla kurar. Birini seç.' Ayrıca yazılı ödevlerde 'because of + cümle' hatasını kırmızıyla dön; öğrenci arkasındaki yapıya (isim mi, cümle mi) bakmayı alışkanlık edinmeli.
  • Bağlaçlar fikirleri bağlar: ekleme (and, moreover), zıtlık (but, however), karşıtlık (although, despite), sebep (because, since), sonuç (so, therefore), amaç (so that, to), karşılaştırma (whereas).
  • Dört dilbilgisel grup var; her biri arkasına farklı yapı alır: FANBOYS (cümle), yan cümle bağlacı (cümle), bağlaç-edat (isim/-ing), bağlaç-zarfı (cümle + noktalı virgül/nokta).
  • En kritik iki ayrım: because + CÜMLE / because of + İSİM ve although + CÜMLE / despite + İSİM.
  • 'despite of' yoktur; ya 'despite + isim' ya 'in spite of + isim'.
  • although ile but AYNI cümlede kullanılmaz; İngilizce bir zıtlığı tek bağlaçla kurar.
  • however iki cümleyi virgülle bağlayamaz; önüne noktalı virgül/nokta, arkasına virgül gelir.
  • Resmiyet arttıkça bağlaç uzar: but < however < nevertheless; so < therefore < consequently.
  • Amaçta özne aynıysa 'to + fiil', farklıysa 'so that + özne + fiil'.
  • İpucu kelimeler garanti değildir: while/as birden çok işlev görebilir; cümlenin mantığına bak.
  • İlgili yapılar için: so / such / too / enough (derece), İlgi Cümlecikleri (ilgi cümleleri), Dolaylı Anlatım (dolaylı anlatım).