Açılışa Özel %30 İndirim Tüm Materyallerde
Konu Anlatımı · Akademik İngilizce · Akademik İngilizce

Citation & Reporting VerbsAlıntılama ve Aktarma Fiilleri

Kaynak gösterme ve aktarma fiilleri: argue, claim, suggest, demonstrate, note, point out, contend, according to; Smith (2020) argues that... / It has been argued that... Aktarma fiili seçimi yazarın duruşunu (tarafsız/güçlü/temkinli) taşır — "argue" ile "prove" aynı değildir. APA/atıf mantığı, intihalden kaçınma ve edilgen "it is argued" ile mesafe koyma.

Akademik yazıda başka bir kaynağın fikrini aktarırken kullandığın fiillere aktarma fiilleri (reporting verbs) denir: argue, claim, suggest, note, demonstrate, contend. Bu fiiller yalnızca "söyledi" demez; yazarın o kaynağa karşı duruşunu taşır. Smith argues that… ile Smith proves that… aynı şey değildir. Bu bölümde fiil seçiminin anlamı nasıl değiştirdiğini, according to ile that-yan cümle kalıplarını, edilgen It has been argued that… ile mesafe koymayı, APA/atıf mantığını ve intihaldan kaçınmayı öğreneceksin. Konu Parafraz ve Temkinli Dil (Hedging) ile iç içedir; akademik dilin genel tonu için Akademik Register bölümüne de bak.

B2C1C2akademikatıfaktarma fiillerireporting verbscitationacademic writingAPAintihal~22 dk
A1Bu seviyede yalnızca say ve tell tanınır; akademik aktarma fiilleri henüz gündemde değildir.
A2Basit dolaylı anlatım (He said that…) kurulabilir ama fiil seçimi henüz nötr kalır.
B1According to… ve suggest / explain gibi birkaç fiil tanınır; duruş farkı henüz belirsizdir.
B2Aktif kullanım başlar: argue, claim, suggest, point out, note ayrımı ve that-yan cümle kalıbı oturur.
C1Fiilin taşıdığı güç ve duruş bilinçli seçilir; edilgen It is argued that… ile mesafe koyulur, zaman uyumu yönetilir.
C2Fiil, hedging ve atıf sistemi bir arada; contend, posit, concede, refute gibi ince fiillerle yazarın kendi sesi kurulur.
Hızlı Başvuru
İşlevFormülÖrnekNot
Nötr aktarmaX (2020) states/notes/observes that + cümleSmith (2020) notes that participation rose.
Smith (2020), katılımın arttığını belirtir.
Tarafsız; yorum katmaz.
Güçlü iddiaX argues/contends/maintains that + cümleBrown (2019) argues that the policy failed.
Brown (2019), politikanın başarısız olduğunu savunur.
Yazar bir tez öne sürüyor, ispat değil.
Temkinli iddiaX suggests/proposes that + cümleThe data suggest that stress plays a role.
Veriler, stresin bir rol oynadığını düşündürür.
Yumuşak; kesinlik iddia etmez. Bkz. Temkinli Dil (Hedging).
Kanıtla destekliX demonstrates/shows/reveals that + cümleThe study demonstrates that sleep aids memory.
Çalışma, uykunun belleğe yardım ettiğini gösterir.
Kanıt var imasını taşır.
Kaynağa göndermeAccording to X (2020), + cümleAccording to Smith (2020), the trend continues.
Smith'e (2020) göre, eğilim devam ediyor.
Cümle başında; virgülle. That YOK.
Mesafeli / edilgenIt has been argued/claimed that + cümleIt has been argued that the model is flawed.
Modelin kusurlu olduğu ileri sürülmüştür.
Fail belirsiz; yazar kendini geri çeker.
İtiraz / çürütmeX rejects/refutes/challenges the claim that…Lee (2021) refutes the claim that growth is inevitable.
Lee (2021), büyümenin kaçınılmaz olduğu iddiasını çürütür.
Karşı duruş bildirir.
Kısmi kabulX acknowledges/concedes that…The author concedes that the sample was small.
Yazar, örneklemin küçük olduğunu kabul eder.
Bir zayıflığı teslim etme.

Akademik yazının kalbinde bir gerçek yatar: fikirlerin çoğu senin değil, başkalarının. Bir makale yazarken sürekli başka araştırmacıların bulgularını, iddialarını ve önerilerini metnine taşırsın. İşte bu taşıma işini yapan fiillere aktarma fiilleri (reporting verbs) denir: argue, claim, suggest, note, demonstrate, contend, point out ve onlarca başkası.

Türkçe düşünen bir öğrenci genellikle hepsini tek bir kelimeyle çevirir: "söylüyor", "diyor", "belirtiyor". Oysa İngilizce akademik yazıda fiil seçimi anlamı ve tonu tamamen değiştirir. Smith argues that… dediğinde Smith bir tez öne sürüyor demektir — tartışmaya açık, savunulan bir görüş. Smith proves that… dediğinde ise Smith'in bunu kanıtladığını, tartışmanın bittiğini söylersin. İkisi çok farklı iddialardır. Yanlış fiil, yazarın söylemediği bir kesinliği ona yükleyebilir.

Bu fiiller aynı zamanda senin duruşunu da taşır. X claims that… (iddia ediyor) dersen, araya hafif bir şüphe koyarsın — "öyle diyor ama emin değilim". X demonstrates that… (gösteriyor) dersen, o kaynağa güvendiğini ima edersin. Yani aktarma fiilleri hem başkasının sözünü taşır hem de o söze karşı senin tavrını sızdırır. Bu yüzden akademik yazının en ince araçlarındandır.

Neden zor? Çünkü Türkçede karşılığı doğrudan yoktur. Türkçede "iddia etmek", "savunmak", "göstermek" gibi kelimeler vardır ama akademik yazıda hangi bağlamda hangisinin kullanılacağı bir konvansiyondur — kural değil, gelenek. Ayrıca according to ile argue that yapıları farklı gramer ister; birini diğerinin yerine koyarsan cümle bozulur. Bu bölüm o inceliklerin haritasını çıkarır. Konu Parafraz (başkasının sözünü kendi cümlelerinle yeniden yazma) ve Temkinli Dil (Hedging) (temkinli dil) ile iç içedir.

  • Aktarma fiili = başka bir kaynağın fikrini metnine taşıyan fiil: argue, claim, suggest, note, show, demonstrate, contend.
  • En yaygın kalıp: Yazar (Yıl) + fiil + that + cümleSmith (2020) argues that the trend is temporary.
  • According to X, … kalıbında that KULLANILMAZ: According to Smith (2020), the trend is temporary.
  • Fiil seçimi duruş taşır: note (nötr) → argue (tez) → claim (şüpheli) → demonstrate (kanıtlı) → prove (kesin).
  • claim ve allege hafif kuşku ima eder; nötr aktarma için state, note, observe kullan.
  • Edilgen kalıp mesafe koyar: It has been argued that… — fail belirsiz, yazar kendini geri çeker.
  • Akademik yazıda aktarma fiili çoğunlukla geniş zamanda (present simple) gelir: Smith argues…, çünkü fikir hâlâ geçerlidir.
  • Doğru fiil + doğru atıf (APA/MLA) = intihaldan kaçınma. Kaynağı belirtmeden fikir aktarmak intihaldir.
  • Fiili Temkinli Dil (Hedging) ile birleştir: may suggest, appears to argue — kesinliği ayarla.
  • Aynı fiili tekrar tekrar kullanma; çeşitlilik akademik olgunluğun işaretidir (bkz. Akademik Register).
reporting verbaktarma fiili
Başka bir kaynağın söylediğini/bulduğunu metne taşıyan fiil.
Common reporting verbs include argue, claim, and suggest. Yaygın aktarma fiilleri arasında argue, claim ve suggest vardır.
citationatıf / kaynak gösterme
Bir fikrin kime ait olduğunu metinde belirtme (yazar + yıl).
Every borrowed idea needs a citation. Ödünç alınan her fikir bir atıf gerektirir.
in-text citationmetin içi atıf
Cümlenin içinde yazar ve yılı gösterme: (Smith, 2020).
Use an in-text citation right after the borrowed idea. Metin içi atıfı, ödünç alınan fikrin hemen ardından koy.
paraphrasebaşka sözcüklerle anlatma
Bir kaynağın fikrini kendi cümlelerinle, anlamı koruyarak yeniden yazma.
A good paraphrase changes the words, not the meaning. İyi bir parafraz kelimeleri değiştirir, anlamı değil.
stance / voiceduruş / yazar sesi
Yazarın aktardığı kaynağa karşı tavrı (destekleyici, şüpheci, nötr).
Your choice of verb reveals your stance. Fiil seçimin duruşunu ele verir.
attributionkaynağa bağlama
Bir ifadeyi belirli bir yazara/kaynağa mal etme.
Clear attribution protects you from plagiarism. Açık kaynak bağlama seni intihaldan korur.
plagiarismintihal / aşırma
Başkasının fikrini/sözünü kaynak göstermeden kendi sözünmüş gibi sunma.
Copying without citation is plagiarism. Kaynak göstermeden kopyalamak intihaldir.
hedgingtemkinli dil
İddiayı yumuşatan, kesinlik iddia etmeyen dil (may, appear to, tend to).
Hedging softens a claim you cannot fully prove. Hedging, tam ispatlayamadığın bir iddiayı yumuşatır.
integral citationtümleşik atıf
Yazar adının cümlenin öznesi olduğu atıf: Smith (2020) argues…
Integral citation puts the author in the sentence. Tümleşik atıf, yazarı cümlenin içine koyar.
non-integral citationparantezli atıf
Yazarın yalnızca parantezde göründüğü atıf: … (Smith, 2020).
Non-integral citation keeps the author in brackets. Parantezli atıf, yazarı parantez içinde tutar.

Ana kalıp: that-yan cümlesi

En temel yapı şudur: Yazar (Yıl) + aktarma fiili + that + tam cümle. Buradaki that bir bağlaçtır ve arkasından özne-yüklem içeren tam bir cümle gelir. Konuşma dilinde that düşürülebilir, ama akademik yazıda genellikle korunur çünkü netlik sağlar.

Smith (2020) argues that social media harms attention spans.
Smith (2020), sosyal medyanın dikkat süresine zarar verdiğini savunur.
Yazar + fiil + that + tam cümle. En güvenli kalıp.
The authors note that the sample was relatively small.
Yazarlar, örneklemin nispeten küçük olduğunu belirtir.
note = nötr aktarma; yorum katmaz.
Recent studies suggest that diet influences mood.
Son çalışmalar, beslenmenin ruh hâlini etkilediğini düşündürür.
suggest = temkinli; kesinlik iddia etmez.

İkinci kalıp: according to

According to X, … kalıbı bir fiil DEĞİLDİR; bir edattır (preposition). Bu yüzden arkasından that gelmez, doğrudan cümle gelir ve genellikle cümle başında virgülle ayrılır. Türk öğrencilerin en sık hatası buraya that eklemektir.

According to Smith (2020), social media harms attention spans.
Smith'e (2020) göre, sosyal medya dikkat süresine zarar verir.
According to + isim, + cümle. that YOK, virgül VAR.
According to the World Health Organization, cases have declined.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, vakalar azalmıştır.
Kurum adı da olur; yine that yok.

Olumsuz ve karşı-duruş kalıbı

Bir kaynağın bir şeyi reddettiğini ya da bir iddiaya karşı çıktığını aktarmak için reject, refute, challenge, dispute, deny gibi fiiller ya da the claim that… kalıbı kullanılır. Olumsuzluk fiilin kendisinde taşınır; "not argue" demek yerine karşı-duruş fiili seçilir.

Lee (2021) rejects the idea that growth is inevitable.
Lee (2021), büyümenin kaçınılmaz olduğu fikrini reddeder.
reject + the idea/claim that… kalıbı.
The study challenges the widely held view that stress is always harmful.
Çalışma, stresin her zaman zararlı olduğu yaygın görüşüne meydan okur.
challenge + the view that… — nazik ama net itiraz.

Soru / dolaylı soru kalıbı

Bir kaynağın bir soruyu araştırdığını aktarırken whether ya da soru sözcüğü kullanılır: examines whether…, asks why…. Burada da düz cümle sırası korunur (dolaylı soru), yani yardımcı fiil öne alınmaz.

The paper examines whether remote work reduces productivity.
Makale, uzaktan çalışmanın üretkenliği azaltıp azaltmadığını inceler.
examine + whether + düz cümle sırası.
Jones (2018) investigates why some learners plateau.
Jones (2018), bazı öğrenenlerin neden platoya ulaştığını araştırır.
investigate + why + düz cümle.
Yanlış According to Smith (2020) that social media is harmful.
Doğru According to Smith (2020), social media is harmful.
Smith'e (2020) göre sosyal medya zararlıdır.
According to bir edattır, fiil değil; arkasından that gelmez. that yalnızca argue/claim/suggest gibi FİİLlerden sonra gelir.
Yanlış Smith argues social media that harms attention.
Doğru Smith argues that social media harms attention.
Smith, sosyal medyanın dikkate zarar verdiğini savunur.
that bağlacı fiilin hemen arkasına, yan cümlenin başına gelir; cümlenin ortasına serpiştirilmez.
Kalıpların kısa karnesi
Kalıpthat alır mı?Örnek
argue / claim / suggest / note + thatEvetSmith argues that…
according to + isimHayır (virgül)According to Smith, …
reject / refute + the claim thatEvet (isim tamlaması içinde)Lee rejects the claim that…
examine / investigate + whether/whyHayır (whether/soru sözcüğü)The paper examines whether…
demonstrate / show + thatEvetThe data show that…
Püf Noktası — 'AT' Kuralı
According To = AT. Kısa kafiye: "AT gördün mü, THAT'i at." Yani According to ile başlayan cümleye asla that ve asla ikinci bir aktarma fiili (argues/says) koyma; arkasından virgül + düz cümle gelir. Ters yön de doğru: fiil (argue/claim/note) gördün mü, that'i tut. Böylece iki kalıbı hiç karıştırmazsın.

1) Nötr aktarma — yorum katmadan bildirme

En temel işlev: bir kaynağın ne dediğini yansız biçimde aktarmak. Bunun için state, note, observe, report, describe, point out, explain kullanılır. Bu fiiller yazarın duruşunu ele vermez; "böyle diyor" der, "doğru" ya da "yanlış" demez.

Smith (2020) notes that enrolment has risen steadily.
Smith (2020), kayıtların istikrarlı biçimde arttığını belirtir.
note = sade bildirim, en güvenli nötr seçim.
The report describes how the policy was implemented.
Rapor, politikanın nasıl uygulandığını anlatır.
describe + dolaylı soru (how).
The author points out that the data are incomplete.
Yazar, verilerin eksik olduğuna dikkat çeker.
point out = önemli bir noktayı vurgulayarak bildirme.

2) Güçlü iddia — tez öne sürme

Bir kaynağın kesin bir pozisyon aldığını, savunulan bir görüş öne sürdüğünü aktarmak için argue, contend, maintain, assert, claim, hold kullanılır. Bunlar bir tez ima eder — tartışmaya açık ama güçlü savunulan bir iddia. argue bunların en tarafsız ve en yaygınıdır.

Brown (2019) argues that standardised testing narrows the curriculum.
Brown (2019), standart sınavların müfredatı daralttığını savunur.
argue = akademik yazının en çok kullanılan güçlü-iddia fiili.
The economist maintains that inflation will ease by spring.
İktisatçı, enflasyonun ilkbahara dek gerileyeceğini savunmayı sürdürür.
maintain = ısrarla, tutarlı biçimde savunmak.
Critics contend that the reform benefits only the wealthy.
Eleştirmenler, reformun yalnızca varlıklılara yaradığını ileri sürer.
contend = tartışmalı bir konuda güçlü karşı-görüş.

3) Temkinli iddia — öneri ve olasılık

Kaynak kesin konuşmuyor, bir olasılık ya da öneri sunuyorsa suggest, propose, indicate, imply, hypothesise kullanılır. Bu fiiller Temkinli Dil (Hedging) ruhuyla çalışır: iddiayı yumuşatır, kesinlik iddia etmez. Özellikle veri yorumunda çok yaygındır.

The findings suggest that early intervention improves outcomes.
Bulgular, erken müdahalenin sonuçları iyileştirdiğini düşündürür.
suggest = veri temelli ama temkinli çıkarım.
The results indicate a possible link between sleep and memory.
Sonuçlar, uyku ile bellek arasında olası bir bağ olduğunu gösterir.
indicate = işaret ediyor; kanıt kadar güçlü değil.
The author proposes an alternative model of learning.
Yazar, alternatif bir öğrenme modeli önerir.
propose = yeni bir fikir/çözüm ortaya atma.

4) Kanıtla destekli — gösterme ve ortaya koyma

Kaynağın bir sonucu kanıtla ortaya koyduğunu aktarmak için demonstrate, show, reveal, establish, confirm, find kullanılır. Bunlar "veri var, sonuç sağlam" imasını taşır. Ama dikkat: prove çok güçlüdür; sosyal bilimlerde nadiren uygundur çünkü kesinlik iddia eder.

The experiment demonstrates that caffeine improves reaction time.
Deney, kafeinin tepki süresini iyileştirdiğini gösterir.
demonstrate = deneysel kanıtla gösterme.
The survey reveals a sharp decline in trust.
Anket, güvende keskin bir düşüş olduğunu ortaya koyar.
reveal = daha önce görünmeyeni açığa çıkarma.
The study found that participants slept 40 minutes longer.
Çalışma, katılımcıların 40 dakika daha uzun uyuduğunu bulmuştur.
find (found) = somut bulgu bildirimi, geçmiş zaman sık.

5) Kaynağa gönderme — according to ve dolaylı atıf

Cümlenin ağırlık merkezini kaynağa vermek istediğinde according to kullanılır. Bu yapı, bilgiyi "benim değil, onların" diye işaretler ve çoğu zaman hafif bir mesafe koyar. Gazetecilikte ve özetlemede çok yaygındır.

According to Piaget (1952), children pass through fixed stages.
Piaget'ye (1952) göre, çocuklar sabit aşamalardan geçer.
Cümle başı + virgül; klasik atıf açılışı.
The scheme is voluntary, according to the ministry.
Bakanlığa göre program gönüllülük esasına dayanıyor.
according to cümle sonunda da olur; virgülle.
According to recent estimates, costs will double by 2030.
Son tahminlere göre, maliyetler 2030'a dek ikiye katlanacak.
Kaynak kişi değil, veri türü de olabilir.

6) Kısmi kabul ve karşı çıkma — tartışmayı yönetme

İleri akademik yazıda kaynaklar arasındaki tartışmayı yönetirsin. Bir zayıflığı teslim etmek için acknowledge, concede, admit, recognise; bir iddiaya karşı çıkmak için reject, refute, dispute, question, challenge kullanılır. Bu fiiller metnine bir diyalog hissi verir.

The author acknowledges that the sample lacked diversity.
Yazar, örneklemin çeşitlilikten yoksun olduğunu kabul eder.
acknowledge = kendi çalışmasının sınırını teslim etme.
Later researchers questioned the reliability of these findings.
Sonraki araştırmacılar, bu bulguların güvenilirliğini sorguladı.
question = doğrudan reddetmeden şüphe uyandırma.
Recent evidence refutes the long-standing assumption of linear growth.
Yeni kanıtlar, uzun süredir kabul gören doğrusal büyüme varsayımını çürütür.
refute = kanıtla çürütme; güçlü fiil.

Aktarma fiilinin zamanı ince bir anlam taşır. Akademik yazıda üç ana kalıp vardır ve seçim, fikrin hâlâ geçerli olup olmadığına dair sinyal verir.

Aktarma fiilinde zaman seçimi
ZamanNe zamanÖrnekSinyal
Present simpleFikir hâlâ geçerli / genel doğruSmith argues that…En yaygın; fikir güncel/canlı
Present perfectBir araştırma alanı / süregelen tartışmaResearchers have shown that…Birikmiş literatür; devam eden
Past simpleBelirli bir çalışma / tarihsel bağlamSmith (2020) found that…O çalışmada, o anda bulundu

Genel eğilim: bir kaynağın fikrini/tezini aktarırken geniş zaman (argues, suggests, claims), belirli bir bulguyu/deneyi aktarırken geçmiş zaman (found, showed, reported) tercih edilir. Ama bu bir üslup tercihidir; disiplinler arasında değişir.

İpucu kelimeleri garanti değildir
"According to gördüm, demek ki atıf var" gibi otomatik eşlemeler tehlikelidir. According to my plan… (planıma göre) akademik atıf değildir. Aynı şekilde find her zaman geçmiş zaman istemez: Researchers consistently find that… (genel eğilim) geniş zamandır. Zamanı, kelimeye değil anlama göre seç.

Aktarma fiilleri bir güç merdiveni üzerinde dizilir. En zayıftan en güçlüye: suggest / indicate → note / observe → argue / contend → demonstrate / show → prove. Merdivende ne kadar yukarı çıkarsan, kaynağa (ve dolaylı olarak kendine) o kadar çok kesinlik yüklersin. Bu yüzden fiil seçimi bir risk yönetimidir: ispatlanmamış bir şeyi prove ile aktarırsan, kendi güvenilirliğini riske atarsın.

The data suggest a correlation.
Veriler bir korelasyon olduğunu düşündürür.
Zayıf/güvenli: sadece işaret var.
The data demonstrate a correlation.
Veriler bir korelasyonu ortaya koyar.
Güçlü: kanıt var iması; ispat gerektirir.
The data prove a causal link.
Veriler nedensel bir bağı kanıtlar.
En güçlü; sosyal bilimlerde riskli, çünkü nedensellik nadiren ispatlanır.

İkinci incelik: duruş sızması. Bazı fiiller nötr görünür ama araya tavır katar. claim ve allege "öyle diyor ama ben katılmıyorum / kanıtsız" imasını taşır. concede ve admit "istemeye istemeye kabul etti" der. Bu yüzden nötr kalmak istediğinde state, note, report seç; bir kaynağa şüpheyle yaklaştığını sezdirmek istediğinde claim kullan.

The company claims that the product is entirely safe.
Şirket, ürünün tamamen güvenli olduğunu iddia ediyor.
claim = araya şüphe koyar; okur "acaba" der.
The company states that the product meets all standards.
Şirket, ürünün tüm standartları karşıladığını belirtiyor.
state = nötr; şüphe yok.

Üçüncü incelik: fiili hedging ile birleştirme. Kesinliği daha da ayarlamak için aktarma fiilinin önüne kip fiili ya da yumuşatıcı koyabilirsin: may suggest, seems to argue, appears to demonstrate, tends to claim. Böylece hem başkasının sözünü aktarır hem de kendi mesafeni ince ayarlarsın. Bu, C1–C2 yazısının imzasıdır (bkz. Temkinli Dil (Hedging)).

The results may suggest that the effect is temporary.
Sonuçlar, etkinin geçici olabileceğini düşündürebilir.
may + suggest = çifte temkin; çok yumuşak.
Smith appears to argue that the model is outdated.
Smith, modelin güncelliğini yitirdiğini savunuyor gibi görünüyor.
appears to = yorumun senin çıkarımın olduğunu işaretler.
Akılda Tutma — Güç Merdiveni
Beş basamağı bir merdiven gibi ezberle, en alttan en üste kesinlik artar: öNerir < Belirtir < Savunur < Gösterir < İspatlar = suggest < note < argue < demonstrate < prove. Parmak kuralı: merdivende bir basamak yukarı çıktın mı, kaynağa (ve kendine) bir kat daha fazla kanıt borçlanırsın. Kanıtın yoksa merdivenin alt basamağında kal — suggest/note güvenlidir, prove seni yükseklikten düşürür.
Tips & Tricks — Güvenli Varsayılan
Emin değilsen ve nötr kalmak istiyorsan varsayılan fiilin note(s) ya da argue(s) olsun: ikisi de akademik, doğal ve düşük risklidir. Konuşma/sunumda sıkışırsan points out that… her zaman kurtarır. Buna karşılık prove ve say'i akademik yazıda kara listeye al: prove fazla iddialı, say ise fazla zayıf ve belirsizdir. Bu iki uçtan kaçınmak tek başına yazını bir seviye yukarı taşır.

Türkçe ile İngilizce arasındaki en büyük fark: Türkçede aktarma çoğunlukla tek bir kalıba, "-dığını + söylüyor/belirtiyor"ya indirgenir. "Smith sosyal medyanın zararlı olduğunu söylüyor" cümlesindeki "söylüyor", İngilizcede bağlama göre argues, claims, notes, suggests gibi bir düzine fiile ayrışır. Türkçe düşünen öğrenci hepsini say ile karşılar ve akademik incelik kaybolur.

  • Türkçede -e göre = İngilizcede according to; ama Türkçedeki "-e göre" bazen "bence/kanımca" anlamına da gelir — İngilizce according to me DEMEZ, akademik yazıda "benim görüşüme göre" için in my view kullanılır.
  • Türkçede aktarma fiili cümlenin SONUNDA gelir ("...olduğunu savunuyor"); İngilizcede yazar+fiil BAŞTA gelir ("Smith argues that..."). Söz dizimi terstir.
  • Türkçede "iddia ediyor" nötr olabilir; İngilizce claim ise çoğu zaman şüphe taşır. Birebir çeviri, istemeden kaynağa güvensizlik yükler.
  • Türkçede kaynak göstermeden fikir aktarmak günlük konuşmada sorun değildir; İngilizce akademik yazıda atıfsız aktarma doğrudan intihaldir.
Yanlış According to me, the theory is weak.
Doğru In my view, the theory is weak.
Bence teori zayıf.
"Bence" = according to me sanılır ama İngilizcede "according to" yalnızca BAŞKA bir kaynak için kullanılır; kendi görüşün için in my view / I argue that denir. Bu doğrudan-çeviri tuzağıdır.
Yanlış Smith the social media harmful that argues.
Doğru Smith argues that social media is harmful.
Smith, sosyal medyanın zararlı olduğunu savunur.
Türkçenin fiil-sonda söz dizimi İngilizceye taşınmış. İngilizcede yapı: özne (Smith) + fiil (argues) + that + yan cümle. Fiil sona atılmaz.
Yanlış The article says that many important things about climate.
Doğru The article makes several important points about climate.
Makale, iklime dair birçok önemli noktaya değiniyor.
Türkçedeki "söylüyor"un her yere yayılan kullanımı say ile birebir çevrilmiş. Akademik İngilizcede say zayıf ve belirsizdir; make a point / note / argue gibi daha kesin fiiller gerekir.

Aktarma fiilleri üç komşu konuyla sık karıştırılır. Aralarındaki sınırı bilmek metnini profesyonelleştirir.

Yakın konular ve farkları
KonuNe yaparAktarma fiilinden farkı
Aktarma fiilleriBaşkasının sözünü fiil seçerek taşır
ParafrazBaşkasının fikrini kendi cümlelerinle yeniden yazarFiil seçimi değil, cümlenin tümünü yeniden kurar; aktarma fiili parafrazın 'çerçevesidir'
Temkinli Dil (Hedging)İddiayı yumuşatır, kesinlik iddia etmezAktarma fiiline eklenir (may suggest); fiilin kendisi değil, ton ayarıdır
Akademik RegisterMetnin genel resmiyet düzeyini kurarAktarma fiilleri bu register'ın bir parçasıdır; register daha geniş bir şemsiyedir
Üçü birlikte çalışır
Olgun bir akademik cümle çoğu zaman üçünü birden içerir: The findings may suggest that… — burada suggest aktarma fiili, may Temkinli Dil (Hedging), ve bütün cümlenin nötr-resmi tonu Akademik Register'dır. Fikri kendi cümlelerinle sarmaladıysan üstüne Parafraz de eklenmiş olur. Yani bunlar rakip değil, katmanlıdır.
Yanlış According to Smith argues that the trend continues.
Doğru Smith argues that the trend continues. / According to Smith, the trend continues.
Smith'e göre eğilim devam ediyor.
İki kalıp birbirine karışmış. Ya 'according to Smith,' (fiilsiz) ya da 'Smith argues that' (fiille) — ikisi aynı cümlede olmaz. According to zaten 'söylüyor' anlamını taşır, üstüne fiil gereksizdir.
Yanlış According to Smith (2020), that the results are clear.
Doğru According to Smith (2020), the results are clear.
Smith'e (2020) göre sonuçlar açıktır.
According to bir edattır; arkasından that gelmez. that yalnızca argue/claim/note gibi fiillerden sonra kullanılır.
Yanlış Smith proves that homework improves grades.
Doğru Smith argues / suggests that homework improves grades.
Smith, ödevin notları iyileştirdiğini savunur/düşündürür.
prove kesin ispat iddia eder; sosyal bilimlerde tek bir çalışma nadiren bir şeyi 'ispatlar'. Kaynağa taşıyamayacağı bir kesinlik yüklenmiş. Kanıt vurgusu için demonstrate/show daha güvenli.
Yanlış The author says a lot of things about the economy.
Doğru The author makes several claims about the economy.
Yazar, ekonomiye dair birçok iddiada bulunur.
say akademik yazıda zayıf ve belirsizdir; 'a lot of things' ise gayriresmîdir. Kesin bir aktarma fiili (make a claim, argue, note) gerekir.
Yanlış Smith (2020) argue that inequality is rising.
Doğru Smith (2020) argues that inequality is rising.
Smith (2020), eşitsizliğin arttığını savunur.
Tekil özne (Smith) üçüncü tekil şahıs -s ister: argues. Türk öğrenciler present simple -s'i sık atlar.
Yanlış According to the studies shows that stress is harmful.
Doğru The studies show that stress is harmful. / According to the studies, stress is harmful.
Çalışmalar, stresin zararlı olduğunu gösterir.
Yine according to + fiil çakışması. Ayrıca özne çoğul (studies) olduğu için show, 'shows' değil.
Yanlış Smith argues that social media was harmful in his 2020 study.
Doğru Smith (2020) argues that social media is harmful.
Smith (2020), sosyal medyanın zararlı olduğunu savunur.
Aktarılan fikir hâlâ geçerli bir genel iddiaysa yan cümle geniş zaman ister (is), geçmiş (was) değil. was, iddiayı geçmişte kalmış gibi gösterir.
Yanlış The report claims the data, that it is reliable.
Doğru The report claims that the data are reliable.
Rapor, verilerin güvenilir olduğunu iddia eder.
that yan cümlenin başında bir kez gelir, cümlenin ortasına serpiştirilmez. Ayrıca 'data' akademik yazıda çoğuldur: the data ARE.
Yanlış As Smith (2020) argues that testing is flawed.
Doğru As Smith (2020) argues, testing is flawed. / Smith (2020) argues that testing is flawed.
Smith'in (2020) savunduğu gibi, sınav sistemi kusurludur.
'As X argues' kalıbı zaten 'gibi/olduğu üzere' anlamı taşır ve that ALMAZ; virgülle devam eder. that eklersen iki kalıp çakışır.
En sık tek hata
Türk öğrencilerin bir numaralı hatası: according to + that ya da according to + fiil birleştirmesi. Kural nettir: According to gördüysen, arkasından DOĞRUDAN cümle gelir — ne that, ne argues/says. "According to Smith, X." Nokta.
Tips & Tricks — Sınav Refleksi
Boşluk doldurma sorusunda 3 saniyede karar ver: (1) Boşluktan hemen sonra that mı var, yoksa virgül + isim/cümle mi? Virgülse cevap According to; that'liyse cevap bir fiildir (argue/claim/note...). (2) Cümlede but critics disagree / but tests show otherwise gibi bir çelişki varsa, doğru fiil neredeyse her zaman şüphe taşıyan claims'tir. (3) clearly, the experiment, the data gibi kanıt kokan bağlamlarda cevap demonstrates/shows'dur — ama proves tuzağına düşme.

Bazı aktarma fiilleri that-yan cümlesi almaz ya da farklı bir yapı ister. Bunları ezberlemek gerekir çünkü mantıkla türetilemez.

  • describe, discuss, examine, analyse, explore, address, consider → arkasından that gelmez; nesne (isim) ya da dolaylı soru (how/whether) alır: The paper discusses the causes. / examines whether… (DEĞİL: discusses that…).
  • criticise, praise, question → genellikle nesne alır: Smith criticises the methodology. (that değil).
  • suggest iki yapıya sahiptir: fikir aktarırken suggest that + cümle; öneri/tavsiye anlamında suggest + -ing ya da suggest that + should. Akademik aktarımda çoğunlukla ilki kullanılır.
  • point out, note gibi fiiller that alır ama According to kalıbıyla ASLA birleşmez.
Yanlış The article discusses that the economy is weak.
Doğru The article discusses the weakness of the economy. / The article argues that the economy is weak.
Makale, ekonominin zayıflığını ele alır.
discuss bir konuyu 'ele alır' ama that-cümlesi almaz; nesne (isim) alır. Bir iddia aktarıyorsan argue that kullan; konuyu tanıtıyorsan discuss + isim kullan.
Yanlış Smith examines that remote work is harmful.
Doğru Smith examines whether remote work is harmful.
Smith, uzaktan çalışmanın zararlı olup olmadığını inceler.
examine bir soruyu araştırır, bir iddiayı bildirmez; bu yüzden that değil whether (ya da if) alır.
İnce ayrım: that alan vs almayan fiiller
Kaba bir ayrım: bir fiil bir ifadeyi/iddiayı aktarıyorsa (argue, note, claim, show) that alır. Bir eylemi/süreci/konuyu anlatıyorsa (discuss, examine, analyse, address) nesne ya da soru sözcüğü alır. "Ne dedi?" → that. "Ne yaptı?" → nesne.

Aktarma fiilleri sadece yazıya özgü değildir; sunum, tartışma ve akademik konuşmada da geçer — ama konuşmada daha rahat, daha az resmî fiiller tercih edilir. Aşağıdaki diyalog bir seminer tartışmasını gösterir.

Öğrenci A:So, what's Smith's main point in the reading?
Öğrenci B:He argues that social media is reshaping how we focus. He doesn't say it's all bad, though.
Öğrenci A:Right, he just points out the trade-offs. But doesn't Lee reject that idea?
Öğrenci B:Kind of. Lee questions the evidence, but she doesn't fully refute it.
Öğrenci A:According to the seminar notes, we're supposed to compare both. So we'd say Smith claims one thing and Lee challenges it.
Öğrenci B:Exactly. And in the essay we should hedge a bit: 'the findings may suggest…' rather than 'this proves…'.
A: Peki, okuma parçasında Smith'in ana noktası ne? — B: Sosyal medyanın odaklanma biçimimizi yeniden şekillendirdiğini savunuyor. Gerçi her şeyin kötü olduğunu söylemiyor. — A: Doğru, sadece ödünleşimlere dikkat çekiyor. Ama Lee bu fikri reddetmiyor mu? — B: Bir bakıma. Lee kanıtı sorguluyor ama tam olarak çürütmüyor. — A: Seminer notlarına göre ikisini karşılaştırmamız gerekiyor. Yani Smith bir şey iddia ediyor, Lee ona meydan okuyor diyebiliriz. — B: Aynen. Ödevde de biraz temkinli olmalıyız: 'bu kanıtlar' yerine 'bulgular şunu düşündürebilir…' demeliyiz.
Konuşmada bile fiil seçimi (argues / points out / questions / refutes) tartışmanın inceliğini taşıyor.
The way I read it, she's basically saying the model is outdated.
Benim anladığım kadarıyla temelde modelin güncelliğini yitirdiğini söylüyor.
Konuşmada 'basically saying' rahat bir aktarma; yazıda 'argues' olurdu.
He kind of hints that funding is the real issue.
Bir bakıma asıl sorunun finansman olduğunu ima ediyor.
hint = imply'ın gündelik hâli.

Akademik yazıda aktarma fiilleri bir literatür taramasının iskeletidir. İyi bir tarama, kaynakları yan yana dizmez; onları bir tartışmaya sokar: kim neyi savunuyor, kim kime katılıyor, kim itiraz ediyor. Bunu fiil seçimiyle yaparsın. Ayrıca her aktarılan fikrin ardından APA/MLA atıfı gelir — atıfsız aktarma intihaldir.

While Smith (2020) argues that testing narrows learning, Jones (2021) contends that it raises standards.
Smith (2020) sınavların öğrenmeyi daralttığını savunurken, Jones (2021) standartları yükselttiğini ileri sürer.
While + iki karşıt fiil = tartışmayı kurma. Akademik yazının imzası.
Building on this, Lee (2022) demonstrates that the effect depends on age.
Bunun üzerine Lee (2022), etkinin yaşa bağlı olduğunu gösterir.
Building on this = kaynaklar arası bağ; demonstrate = kanıt vurgusu.
Although several authors have claimed a causal link, the evidence remains inconclusive.
Birçok yazar nedensel bir bağ olduğunu iddia etmiş olsa da, kanıtlar hâlâ belirsizdir.
have claimed = süregelen tartışma; 'claimed' hafif şüphe.
The debate over screen time illustrates how reporting verbs shape an argument. Early researchers claimed that heavy device use inevitably damaged children's concentration. Subsequent studies, however, questioned this assumption. Miller (2018) argues that the relationship is far more nuanced than headlines suggest, and points out that the quality of screen activity matters as much as its duration. Building on this, Osei (2020) demonstrates that interactive, educational use produces measurably different outcomes from passive scrolling. Not all scholars agree: Duarte (2021) contends that even educational content displaces sleep and physical activity, and therefore rejects the optimistic framing. According to a recent meta-analysis, the overall effect is small but statistically reliable. Taken together, these sources suggest that simple claims about screens 'harming' children obscure a complex picture. The evidence indicates that context, content, and age interact in ways that a single figure cannot capture. It has been argued that policy should focus less on total hours and more on the nature of use, though this position remains contested.
Ekran süresi tartışması, aktarma fiillerinin bir argümanı nasıl biçimlendirdiğini gösterir. Erken dönem araştırmacılar, yoğun cihaz kullanımının çocukların konsantrasyonuna kaçınılmaz biçimde zarar verdiğini iddia etti. Ancak sonraki çalışmalar bu varsayımı sorguladı. Miller (2018), ilişkinin manşetlerin düşündürdüğünden çok daha incelikli olduğunu savunur ve ekran etkinliğinin kalitesinin, süresi kadar önemli olduğuna dikkat çeker. Bunun üzerine Osei (2020), etkileşimli ve eğitsel kullanımın, pasif kaydırmaktan ölçülebilir biçimde farklı sonuçlar ürettiğini gösterir. Tüm akademisyenler hemfikir değildir: Duarte (2021), eğitsel içeriğin bile uykuyu ve fiziksel etkinliği yerinden ettiğini ileri sürer ve iyimser çerçeveyi reddeder. Yakın tarihli bir meta-analize göre genel etki küçük ama istatistiksel olarak güvenilirdir. Bir arada değerlendirildiğinde bu kaynaklar, ekranların çocuklara 'zarar verdiğine' dair basit iddiaların karmaşık bir tabloyu gizlediğini düşündürür. Kanıtlar; bağlamın, içeriğin ve yaşın, tek bir sayının yakalayamayacağı biçimlerde etkileşime girdiğini gösterir. Politikanın toplam saatten çok kullanımın niteliğine odaklanması gerektiği ileri sürülmüştür, ancak bu görüş hâlâ tartışmalıdır.
Analiz:
  • claimed (past) = erken dönem iddiası, artık sorgulanan bir pozisyon.
  • argues / points out (present) = Miller'ın hâlâ geçerli tezi ve vurgusu.
  • demonstrates = Osei'ye kanıt gücü atfediliyor (suggest'ten güçlü).
  • contends / rejects = Duarte'nin karşı duruşu; tartışma kuruluyor.
  • According to a meta-analysis = kişi değil, veri kaynağına gönderme; that yok.
  • It has been argued that… = edilgen; yazar kendini geri çekip mesafe koyuyor (bkz. Temkinli Dil (Hedging)).
When students first learn to write from sources, they tend to rely on a single verb — usually 'says' — for every idea they borrow. A tutor reading such an essay quickly notices the flatness: every author 'says' something, as though all sources carried equal weight and the writer had no opinion about any of them. Skilled academic writing works differently. It uses reporting verbs to build a landscape of claims, each with its own texture. When a writer notes that enrolment has risen, the reader hears a neutral fact. When the same writer argues that the rise reflects deeper inequality, the reader senses a position being staked out and defended. And when the writer observes that another scholar merely claims a benefit without evidence, a note of scepticism enters without a single word of direct criticism. This is the quiet power of verb choice: it lets you take a stance while appearing simply to report. Consider how the following sentences differ. 'Brown suggests that the policy failed' is cautious and provisional; the door to disagreement stays open. 'Brown demonstrates that the policy failed' implies that evidence has settled the matter. 'Brown proves that the policy failed' would, in most social sciences, overreach — proof is a strong word, and a careful writer reserves it for mathematics, not messy human behaviour. Notice, too, how a single word can pull a claim back: 'Brown may suggest that the policy failed' retreats even further than 'suggests', signalling that the reading is the writer's own and remains fully open to challenge. Alongside the verb sits the citation. Every borrowed idea must be traced to its owner, whether through an integral form (Brown argues that…) or a bracketed one (…the policy failed (Brown, 2019)). Skip that step, and even an honest paraphrase becomes plagiarism. The lesson is simple to state and hard to master: choose the verb that matches the strength of the source, hedge when the evidence is thin, and always name the voice you are borrowing.
Öğrenciler kaynaklardan yazmayı ilk öğrendiklerinde, ödünç aldıkları her fikir için tek bir fiile — genellikle 'says'e — yaslanma eğilimindedir. Böyle bir ödevi okuyan bir hoca, düzlüğü hemen fark eder: sanki tüm kaynaklar eşit ağırlıktaymış ve yazarın hiçbiri hakkında bir görüşü yokmuş gibi, her yazar bir şey 'söyler'. Usta akademik yazı farklı çalışır. Aktarma fiillerini, her biri kendi dokusuna sahip iddialardan bir manzara kurmak için kullanır. Bir yazar kayıtların arttığını belirttiğinde, okur nötr bir olgu duyar. Aynı yazar bu artışın daha derin bir eşitsizliği yansıttığını savunduğunda, okur öne sürülen ve savunulan bir pozisyon sezer. Ve yazar, başka bir akademisyenin bir yararı yalnızca kanıtsız iddia ettiğini gözlemlediğinde, tek bir doğrudan eleştiri sözcüğü kullanılmadan araya bir şüphe girer. Fiil seçiminin sessiz gücü budur: yalnızca aktarıyormuş gibi görünürken bir duruş almanı sağlar. Şu cümlelerin nasıl farklılaştığını düşün. 'Brown politikanın başarısız olduğunu düşündürür' temkinli ve geçicidir; anlaşmazlığın kapısı açık kalır. 'Brown politikanın başarısız olduğunu gösterir' meselenin kanıtla çözüldüğünü ima eder. 'Brown politikanın başarısız olduğunu kanıtlar' ise çoğu sosyal bilimde haddini aşardı — kanıt güçlü bir kelimedir ve dikkatli bir yazar onu matematiğe saklar, dağınık insan davranışına değil. Şuna da dikkat et: tek bir kelime bir iddiayı nasıl geri çekebilir — 'Brown may suggest that the policy failed', 'suggests'ten bile daha geriye çekilir ve bu okumanın yazarın kendi çıkarımı olduğunu, tartışmaya tümüyle açık kaldığını sezdirir. Fiilin yanında atıf durur. Ödünç alınan her fikir, ister tümleşik biçimle (Brown argues that…) ister parantezli biçimle (…the policy failed (Brown, 2019)) sahibine bağlanmalıdır. Bu adımı atlarsan, dürüst bir parafraz bile intihale dönüşür. Ders söylemesi kolay, ustalaşması zordur: kaynağın gücüne uyan fiili seç, kanıt zayıfken temkinli ol ve ödünç aldığın sesi her zaman adıyla an.
Analiz:
  • 'says' vurgusu = zayıf, düz aktarımın tuzağı; başlangıç seviyesinin işareti.
  • notes / argues / observes karşılaştırması = fiil seçiminin duruş taşıması.
  • suggests → demonstrates → proves = güç merdiveni somutlaştırılıyor.
  • 'proof is a strong word' = prove fiilinin sosyal bilimlerde neden riskli olduğu.
  • integral vs bracketed citation = iki atıf biçimi bir arada gösteriliyor.
  • 'even an honest paraphrase becomes plagiarism' = atıf-intihal bağı; Parafraz ile köprü.
  • 'hedge when the evidence is thin' = Temkinli Dil (Hedging) ile doğrudan bağ.

Temel (B2)

According to Smith (2020), exercise improves mood.
Smith'e (2020) göre egzersiz ruh hâlini iyileştirir.
En basit atıf kalıbı; that yok, virgül var.
The study shows that students learn faster in small groups.
Çalışma, öğrencilerin küçük gruplarda daha hızlı öğrendiğini gösterir.
show + that; net ve güvenli.
Brown (2019) argues that the plan is too expensive.
Brown (2019), planın çok pahalı olduğunu savunur.
argue = temel güçlü-iddia fiili.

Orta (C1)

While Smith (2020) claims that the reform succeeded, later analyses question this conclusion.
Smith (2020) reformun başarılı olduğunu iddia etse de, sonraki analizler bu sonucu sorgular.
claim (hafif şüphe) + question = tartışma kuruluyor.
The findings appear to suggest a link, though the sample was small.
Bulgular bir bağ olduğunu düşündürür gibi görünse de, örneklem küçüktü.
appear to + suggest = çifte temkin; hedging katmanı.
It has been argued that policy should prioritise prevention over treatment.
Politikanın tedaviden çok önlemeyi önceliklendirmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Edilgen kalıp; yazar mesafe koyuyor.

İleri (C2)

Whereas earlier commentators contended that automation would eliminate work, Ferreira (2023) concedes only that it will transform it.
Daha önceki yorumcular otomasyonun işi ortadan kaldıracağını ileri sürerken, Ferreira (2023) yalnızca onu dönüştüreceğini kabul eder.
contend (güçlü) vs concede (kısmi kabul) = ince duruş kontrastı.
Although the author posits a causal mechanism, she is careful to acknowledge that correlation alone cannot confirm it.
Yazar nedensel bir mekanizma öne sürse de, korelasyonun tek başına bunu doğrulayamayacağını kabul etme konusunda dikkatlidir.
posit (öne sürmek) + acknowledge = tez + öz-eleştiri; C2 dengesi.
Such sweeping assertions, the critics maintain, rest on a body of evidence that is at best fragmentary.
Eleştirmenlere göre bu tür kapsamlı iddialar, en iyi ihtimalle parçalı bir kanıt bütününe dayanır.
Araya sıkıştırılmış 'the critics maintain' = ileri söz dizimi; that'siz aktarma.

Aşağıdaki sorular kuralı değil, anlamı test eder. Her birinde fiilin taşıdığı duruşu düşün.

kavram kontrol Her soruyu, fiilin taşıdığı anlama göre yanıtla.
  1. 'Smith claims that…' cümlesi, yazarın Smith'e güvenip güvenmediği konusunda hangi sinyali verir?
  2. Bir sosyal bilim makalesinde 'The study proves that X causes Y' cümlesi neden riskli olabilir?
  3. 'According to Smith (2020), …' ile 'Smith (2020) argues that…' arasında vurgu farkı nedir?
  4. 'The data may suggest that…' ifadesinde 'may' ne işe yarar?
  5. Neden aynı paragrafta her kaynağı 'says' ile aktarmak zayıf sayılır?
boşluk doldurma Bağlama en uygun aktarma fiilini/kalıbı seç ve boşluğu doldur.
  1. ________ Smith (2020), the trend is slowing. (According to / Smith argues)
  2. The experiment clearly ________ that caffeine speeds up reaction time. (suggests / demonstrates)
  3. The company ________ that its product is completely safe, but critics disagree. (notes / claims)
  4. Recent evidence ________ the long-held assumption that the effect is universal. (refutes / describes)
  5. The paper ________ whether remote work harms collaboration. (examines / argues that)
hata düzeltme Her cümlede bir hata var; bul ve düzelt.
  1. According to Smith argues that inequality is rising.
  2. Smith (2020) argue that the model is flawed.
  3. The article discusses that the economy is weak.
  4. According to me, the theory is convincing.
  5. Smith argues that social media was harmful (still-valid claim).
çeviri (TR→EN) Türkçe cümleyi akademik İngilizceye, uygun aktarma fiiliyle çevir.
  1. Brown (2019), ödevin öğrenmeyi geliştirdiğini savunur.
  2. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, vakalar azalmıştır.
  3. Bulgular, stresin belleği etkileyebileceğini düşündürür.
  4. Lee (2021), büyümenin kaçınılmaz olduğu iddiasını reddeder.
  5. Modelin kusurlu olduğu ileri sürülmüştür.
sıralama (güç merdiveni) Aşağıdaki fiilleri en TEMKİNLİDEN en GÜÇLÜYE (kesinlik iddiası) doğru sırala.
  1. prove — suggest — argue — demonstrate — note
  1. '________ Smith (2020), participation has increased.' Boşluğa hangisi gelir?
  2. Hangi cümle dilbilgisi olarak DOĞRUdur?
  3. Bir sosyal bilim makalesinde en RİSKLİ (fazla iddialı) fiil hangisidir?
  4. 'The company ________ that its product is harmless, but tests show otherwise.' Bağlama en uygun fiil?
  5. Hangi fiil that-yan cümlesi ALMAZ?
  6. 'Bence bu teori zayıf' cümlesinin doğru akademik karşılığı?
  7. Aşağıdakilerden hangisi en TEMKİNLİ (en yumuşak) aktarımdır?
  8. 'It has been argued that the model is flawed.' Bu edilgen kalıp ne yapar?
  9. Hangi cümlede üçüncü tekil şahıs hatası vardır?
  10. Aktarılan fikir HÂLÂ GEÇERLİ bir genel iddiaysa, that-yan cümlesinde hangi zaman tercih edilir?
  11. 'Lee ________ the widely held view that stress is always harmful.' Karşı çıkma için hangisi uygun?
  12. Atıf göstermeden başkasının fikrini kendi cümlelerinle yazmak nedir?

Görev: Aşağıdaki iki kaynağı tek bir kısa akademik paragrafta (80–120 kelime) karşılaştır. Aynı fikri hangi fiillerle aktardığına dikkat et; en az bir güçlü-iddia (argue/contend), bir temkinli (suggest), bir karşı-duruş (question/reject) ve bir according to ya da edilgen (it has been argued) kalıbı kullan.

  • Kaynak 1 — Ahmadi (2019): Uzaktan çalışma üretkenliği artırır.
  • Kaynak 2 — Bosch (2022): Uzaktan çalışma işbirliğini zayıflatır ve izolasyona yol açar.

Rehber sorular: Hangi kaynağa daha çok güveniyorsun — fiil seçimin bunu nasıl ele veriyor? Tartışmayı 'while/whereas' ile mi kuracaksın? Kendi değerlendirmeni edilgen bir kalıpla mı, yoksa açık bir 'I argue that' ile mi vereceksin?

Örnek Cevap
While Ahmadi (2019) argues that remote work boosts productivity, Bosch (2022) contends that it erodes collaboration and fosters isolation. Ahmadi's data suggest measurable gains in output, yet the study questions none of the social costs that Bosch highlights. According to more recent reviews, the two effects may coexist: individuals can become more productive even as teams grow more fragmented. It has therefore been argued that the real issue is not whether remote work 'helps' or 'harms', but how organisations design it. On balance, the evidence indicates that context determines the outcome.

Türkçesi: Ahmadi (2019) uzaktan çalışmanın üretkenliği artırdığını savunurken, Bosch (2022) işbirliğini zayıflattığını ve izolasyonu beslediğini ileri sürer. Ahmadi'nin verileri çıktıda ölçülebilir kazanımlar düşündürür, ancak çalışma Bosch'un vurguladığı toplumsal maliyetlerin hiçbirini sorgulamaz. Daha yeni derlemelere göre iki etki bir arada bulunabilir: takımlar parçalanırken bireyler daha üretken olabilir. Bu yüzden asıl meselenin uzaktan çalışmanın 'yardım' mı 'zarar' mı ettiği değil, kurumların onu nasıl tasarladığı olduğu ileri sürülmüştür. Sonuçta kanıtlar, sonucu bağlamın belirlediğini gösterir.
Nereden başlamalı
Öğrenciler bu konuya çoğunlukla say/tell alışkanlığıyla gelir. İlk ders, 'say problemini' görünür kılmakla başlamalı: öğrencilere kendi eski bir paragraflarını verip her says'i daha kesin bir fiille değiştirtin. Kuralı anlatmadan önce farkı hissettirmek daha kalıcıdır.

Sıralama önerisi: (1) Güç merdiveni (suggest→argue→prove) — anlamı önce oturt. (2) Kalıp farkı (argue that vs according to) — gramer hatasının kökü buradadır. (3) Zaman seçimi ve edilgen mesafe. (4) Atıf-intihal bağı — bunu ahlaki değil, teknik bir beceri olarak sun.

Kavram kontrolü: Kural sorusu ('argue that alır mı?') yerine anlam sorusu sorun: 'Bir şirketin kendi ürünü için 'safe' dediğini aktarırken hangi fiil sana en dürüst gelir — states mı, claims mi? Neden?' Bu, duruş kavramını açığa çıkarır.

Etkinlik önerisi — 'Fiil mahkemesi'
Bir iddia cümlesi verin (ör. 'Homework improves grades'). Öğrenciler onu üç farklı fiille üç kez aktarsın (suggests / argues / demonstrates) ve her versiyonun okura ne hissettirdiğini tartışsın. Ardından hangi versiyonun hangi kanıt düzeyini gerektirdiğini eşleştirsinler. Bu, fiil–kanıt uyumunu somutlaştırır ve Temkinli Dil (Hedging) konusuna doğal köprü kurar.
  • Aktarma fiilleri başkasının sözünü taşır ve ona karşı senin duruşunu sızdırır — nötr değildirler.
  • Ana kalıp: Yazar (Yıl) + fiil + that + cümle. According to X, … ise that ALMAZ, virgül alır.
  • Fiiller bir güç merdiveni üzerindedir: suggest < note < argue < demonstrate < prove. Fiili kaynağın kanıt gücüne göre seç.
  • claim/allege şüphe, concede/admit isteksiz kabul, state/note nötr aktarım imalar taşır.
  • Edilgen It has been argued that… mesafe koyar; kip fiilleriyle (may suggest) kesinliği Temkinli Dil (Hedging) ile ayarla.
  • Hâlâ geçerli fikir geniş zaman ister (argues); belirli bir bulgu geçmiş zaman alabilir (found).
  • discuss, examine, address gibi fiiller that değil, nesne ya da whether alır.
  • Her aktarılan fikir bir atıf ister; atıfsız aktarma — parafraz bile olsa — intihaldir (bkz. Parafraz).
  • Türkçe tuzağı: 'bence' ≠ according to me (→ in my view); fiil-sonda söz dizimini İngilizceye taşıma.
  • Çeşitlilik olgunluğun işaretidir: aynı fiili tekrarlama, tartışmayı fiil seçimiyle kur (bkz. Akademik Register).