Bu rehberdeki İngilizce collocation ve model cümleler doğrudan Writing Task 2 ve Speaking'de kullanılabilir; Türkçe açıklamalar yalnızca anlamı netleştirmek içindir.
Suç ve adalet, IELTS Writing Task 2'nin en sık dönen temalarından biridir; ceza-rehabilitasyon dengesi, gençlik suçu ve caydırıcılık neredeyse her sınav döneminde karşınıza çıkar. Bu rehber temaya özel Band 7-9 collocation ve cümle kalıplarını verir. Kelimeleri seçmeden önce genel kelime stratejisi sayfasına, kalıpları cümlede görmek için de model cevaplar sayfasına göz atın.
Suç ve adalet teması, IELTS Academic Writing Task 2'de en çok opinion ve discussion formatında gelir. Sınav sizden bir ceza politikasını değerlendirmenizi ister; örneğin: "Some believe that longer prison sentences are the best way to reduce crime. To what extent do you agree or disagree?"
Bu tema etrafında dönen tipik alt başlıklar şunlardır:
Aşağıdaki tablo temanın çekirdek collocation'larını dört aileye ayırır. Her satırı bir bütün olarak ezberle; tek tek kelime değil, kelime birlikteliği puan getirir.
| Aile | Collocation (EN) | Türkçe |
|---|---|---|
| Suç & suçlu | commit a crime / an offence | suç işlemek |
| a persistent / repeat offender | sabıkalı / mükerrer suçlu | |
| a juvenile offender | çocuk/genç suçlu | |
| petty crime | küçük çaplı suç | |
| organised crime | organize suç | |
| the crime rate soars / falls | suç oranı fırlar / düşer | |
| Ceza & adalet | a custodial sentence | hapis cezası |
| a lenient / harsh sentence | hafif / ağır ceza | |
| impose a fine / a penalty | para cezası / yaptırım uygulamak | |
| community service | kamu hizmeti cezası | |
| a fair trial | adil yargılanma | |
| the criminal justice system | ceza adalet sistemi | |
| capital punishment / the death penalty | idam cezası | |
| Caydırma & önleme | act as a deterrent | caydırıcı olmak |
| have a deterrent effect | caydırıcı etki yaratmak | |
| deter potential offenders | olası suçluları caydırmak | |
| tackle the root causes of crime | suçun kök nedenleriyle mücadele etmek | |
| crack down on crime | suça karşı sert önlem almak | |
| Rehabilitasyon & toplum | rehabilitate offenders | suçluları topluma yeniden kazandırmak |
| reintegrate into society | topluma yeniden entegre olmak | |
| reduce reoffending rates | tekrar suç işleme oranlarını azaltmak | |
| reoffend / reoffending | yeniden suç işlemek | |
| breach the law / break the law | yasayı çiğnemek | |
| under police surveillance | polis gözetimi altında |
Aşağıdaki model cümleler doğrudan Task 2 gövde paragraflarına uyarlanabilir. Türkçe gloss anlamı verir; ezberlemek yerine yapıyı kendi fikrine göre değiştir.
Speaking'de amaç akademik ağırlık değil, doğallıktır. Aşağıdaki deyim ve phrasal verb'ler suç temasında son derece doğal durur ve Lexical Resource puanını yükseltir.
| Kalıp | Anlam |
|---|---|
| to get away with (something) | (bir şeyi) yanına kâr kalmak / cezasız kurtulmak |
| to crack down on (crime) | (suça) karşı sert önlem almak |
| to be behind bars | parmaklıklar ardında / hapiste olmak |
| to turn to crime | suça yönelmek |
| to keep an eye on | göz kulak olmak |
| a slap on the wrist | çok hafif bir ceza |
| to nip (crime) in the bud | (suçu) daha başlangıçta önlemek |
Örnek Part 3 yanıtı — "Do you think prison is an effective punishment?"
Türkçe özet: Adayın hapse şüpheyle yaklaşması, deyimleri (behind bars, turned to crime, nip in the bud) doğal cümle akışında kullanması ve fikrini gerekçelendirmesi Band 8 sinyalidir.
Aynı fikrin band seviyesine göre nasıl olgunlaştığını görmek, ilerlemenin en hızlı yoludur. Aşağıdaki karşılaştırma zayıf, orta ve güçlü ifadeleri yan yana koyar.
"If people do big crimes, government must give them big punishment so other people are scared."
Genel kelime, yanlış collocation (do crimes), günlük ton.
"When people commit serious offences, harsh sentences can act as a deterrent to others."
Doğru collocation (commit offences, act as a deterrent), akademik ton.
"While the threat of a lengthy custodial sentence may deter some would-be offenders, deterrence alone rarely addresses the root causes that drive people to break the law."
Nüanslı argüman, ileri collocation, karşı-fikir dengesi.
| Zayıf (kaçın) | Güçlü (kullan) |
|---|---|
| do a crime | commit a crime / an offence |
| a bad person who does crime | a repeat offender |
| give a big punishment | impose a harsh sentence |
| stop people doing crime | deter potential offenders |
| help criminals be good again | rehabilitate offenders |
| the reason of crime | the root causes of crime |
Türk öğrenciler bu temada birkaç tekrarlayan hataya düşer. Bunlar dilbilgisi değil, çoğunlukla collocation ve ton hatalarıdır ve puanı sessizce düşürür.
Türkçe kaynaklı tipik çeviri hatası: "suç oranı artıyor" → "crime is increasing" yerine daha güçlü: "the crime rate is soaring / on the rise".