Bu sayfa Academic Word List (AWL) Sublist 8'deki 60 kelime ailesini IELTS Academic bakış açısıyla işler; açıklamalar Türkçe, örnekler İngilizce verilir.
AWL Sublist 8, akademik metinlerde orta-düşük frekansta ama IELTS Writing ve Reading'de kritik 60 kelime ailesini kapsar. Bu sayfada her kelimenin ailesini, doğru collocation'larını ve sık hataları görürsün. Genel resim için AWL genel bakış sayfasına, bu kelimeleri kullanan örnek yazılar için model cevaplar sayfasına göz at.
Academic Word List (AWL), akademik İngilizce metinlerde en sık geçen 570 kelime ailesini frekansa göre 10 alt listeye (sublist) böler. Sublist 8, bu sıralamanın orta-alt bandında yer alır: kelimeler günlük konuşmada Sublist 1-3 kadar sık değildir, ancak IELTS Academic'in Reading pasajlarında ve yüksek band alan Writing cevaplarında düzenli karşına çıkarlar.
Neden bu liste kritik? Çünkü crucial, inevitable, widespread gibi kelimeler Band 5-6 adayının “very important”, “can't be stopped”, “all over the place” gibi basıt ifadelerini tek kelimede, akademik tonda karşılar. IELTS'te Lexical Resource kriteri tam olarak bunu ölçer: doğru kelimeyi doğru bağlamda, doğru dilbilgisi formuyla kullanabiliyor musun?
Aşağıdaki bölümlerde önce tüm 60 kelimeyi aileleriyle bir tabloda, sonra bunları gerçek IELTS cümlelerinde, ardından collocation ve upgrade örnekleriyle, en sonda da sık hatalar ve bir mini testle göreceksin.
Aşağıdaki tabloda Sublist 8'in tüm headword'leri, en çok kullanılan aile formları ve Türkçe karşılıklarıyla yer alır. Aile formlarını yüksek sesle tekrar et; IELTS'te çoğu hata türev formunda yapılır.
| Headword | Aile formları | Türkçe |
|---|---|---|
| abandon | abandon (v), abandonment (n), abandoned (adj) | terk etmek; terk edilmiş |
| accompany | accompany (v), accompaniment (n), accompanying (adj) | eşlik etmek |
| accumulate | accumulate (v), accumulation (n), accumulative (adj) | biriktirmek; birikim |
| ambiguous | ambiguous (adj), ambiguity (n), ambiguously (adv) | muğlak, belirsiz |
| append | append (v), appendix (n), appendage (n) | eklemek; ek |
| appreciate | appreciate (v), appreciation (n), appreciable / appreciative (adj) | takdir etmek; değer kazanmak |
| arbitrary | arbitrary (adj), arbitrarily (adv), arbitrariness (n) | keyfi, gelişigüzel |
| automate | automate (v), automation (n), automatic (adj), automatically (adv) | otomatikleştirmek |
| bias | bias (n/v), biased (adj), unbiased (adj) | önyargı; önyargılı |
| chart | chart (n/v), charted (adj) | grafik, çizelge; çizmek |
| clarify | clarify (v), clarification (n), clarity (n) | açıklığa kavuşturmak; netlik |
| commodity | commodity (n), commodities (pl) | meta, ticari mal |
| complement | complement (v/n), complementary (adj) | tamamlamak; tamamlayıcı |
| conform | conform (v), conformity (n), conformist (n) | uymak; uyum |
| contemporary | contemporary (adj/n), contemporaries (pl) | çağdaş, günümüz |
| contradict | contradict (v), contradiction (n), contradictory (adj) | çelişmek; çelişki |
| crucial | crucial (adj), crucially (adv) | hayati, çok önemli |
| currency | currency (n), currencies (pl) | para birimi; geçerlilik |
| denote | denote (v), denotation (n) | işaret etmek, belirtmek |
| detect | detect (v), detection (n), detector (n), detectable (adj) | tespit etmek |
| deviate | deviate (v), deviation (n), deviant (adj) | sapmak; sapma |
| displace | displace (v), displacement (n), displaced (adj) | yerinden etmek |
| drama | drama (n), dramatic (adj), dramatically (adv), dramatist (n) | dram; çarpıcı |
| eventual | eventual (adj), eventually (adv), eventuality (n) | nihai; sonunda |
| exhibit | exhibit (v/n), exhibition (n), exhibitor (n) | sergilemek; sergi |
| exploit | exploit (v/n), exploitation (n), exploitative (adj) | sömürmek; yararlanmak |
| fluctuate | fluctuate (v), fluctuation (n), fluctuating (adj) | dalgalanmak; dalgalanma |
| guideline | guideline (n), guidelines (pl) | kılavuz ilke, yönerge |
| highlight | highlight (v/n), highlighted (adj) | vurgulamak; öne çıkarmak |
| implicit | implicit (adj), implicitly (adv), implication (n) | örtük, zımni |
| induce | induce (v), induction (n), inducement (n) | yol açmak; teşvik etmek |
| inevitable | inevitable (adj), inevitably (adv), inevitability (n) | kaçınılmaz |
| infrastructure | infrastructure (n), infrastructural (adj) | altyapı |
| inspect | inspect (v), inspection (n), inspector (n) | denetlemek; denetim |
| intense | intense (adj), intensity (n), intensify (v), intensive (adj), intensely (adv) | yoğun; yoğunluk |
| manipulate | manipulate (v), manipulation (n), manipulative (adj) | manipüle etmek; işlemek |
| minimise | minimise (v), minimal (adj), minimum (n), minimally (adv) | asgariye indirmek |
| nuclear | nuclear (adj), nucleus (n) | nükleer; çekirdek |
| offset | offset (v/n), offsetting (adj) | dengelemek; telafi etmek |
| paragraph | paragraph (n), paragraphs (pl) | paragraf |
| plus | plus (prep/n/adj), pluses (pl) | artı; avantaj |
| practitioner | practitioner (n), practitioners (pl) | uygulayıcı; pratisyen |
| predominant | predominant (adj), predominantly (adv), predominate (v), predominance (n) | baskın, ağırlıklı |
| prospect | prospect (n/v), prospective (adj), prospectus (n) | olasılık, beklenti |
| radical | radical (adj/n), radically (adv), radicalism (n) | köklü, radikal |
| random | random (adj), randomly (adv), randomness (n), randomise (v) | rastgele |
| reinforce | reinforce (v), reinforcement (n), reinforced (adj) | güçlendirmek; pekiştirmek |
| restore | restore (v), restoration (n), restorative (adj) | eski haline getirmek |
| revise | revise (v), revision (n), revised (adj) | gözden geçirmek; düzeltmek |
| schedule | schedule (n/v), scheduled (adj), scheduling (n) | program, çizelge; planlamak |
| tense | tense (adj/n), tension (n), tensely (adv) | gergin; gerginlik; zaman kipi |
| terminate | terminate (v), termination (n), terminal (adj/n) | sonlandırmak; bitirmek |
| theme | theme (n), thematic (adj), themed (adj) | tema, ana konu |
| thereby | thereby (adv) | böylece, bu suretle |
| uniform | uniform (adj/n), uniformity (n), uniformly (adv) | tekdüze; üniforma |
| vehicle | vehicle (n), vehicular (adj) | araç; taşıt |
| via | via (prep) | aracılığıyla, üzerinden |
| virtual | virtual (adj), virtually (adv), virtuality (n) | sanal; neredeyse |
| visual | visual (adj/n), visually (adv), visualise (v), visualisation (n) | görsel |
| widespread | widespread (adj) | yaygın, geniş çaplı |
Aşağıdaki cümleler, kelimeleri gerçek IELTS Writing/Reading bağlamında gösterir. Her cümlenin altında Türkçe açıklama (gloss) vardır.
The proportion of renewable energy fluctuated sharply between 2000 and 2010, before it eventually stabilised.
Gloss: Yenilenebilir enerji oranı 2000-2010 arası keskin şekilde dalgalandı, sonunda dengelendi. (Task 1 eğri betimleme.)
Access to clean water is crucial for public health, particularly in widespread rural areas.
Gloss: Temiz suya erişim, özellikle yaygın kırsal bölgelerde halk sağlığı için hayatidir.
As cities grow, traffic congestion becomes almost inevitable unless the transport infrastructure is upgraded.
Gloss: Şehirler büyüdükçe, ulaşım altyapısı geliştirilmedikçe trafik sıkışıklığı neredeyse kaçınılmazdır.
Advertisers often manipulate images to reinforce unrealistic beauty standards.
Gloss: Reklamcılar, gerçekçi olmayan güzellik standartlarını pekiştirmek için görselleri sıkça manipüle eder.
The government's policy on immigration remains ambiguous, which has led to contradictory interpretations.
Gloss: Hükümetin göç politikası muğlak kalıyor; bu da çelişkili yorumlara yol açtı.
Planting trees can partially offset the carbon emissions produced by industry.
Gloss: Ağaç dikmek, endüstrinin ürettiği karbon emisyonlarını kısmen dengeleyebilir.
In many developing economies, agriculture is still the predominant source of employment.
Gloss: Birçok gelişmekte olan ekonomide tarım hâlâ baskın istihdam kaynağıdır.
Companies increasingly automate routine tasks, thereby reducing labour costs.
Gloss: Şirketler rutin görevleri giderek otomatikleştiriyor, böylece işçilik maliyetini düşürüyor.
A radical reform of the tax system is required to minimise inequality.
Gloss: Eşitsizliği asgariye indirmek için vergi sisteminde köklü bir reform gerekir.
Online learning platforms deliver lessons via the internet, giving students virtual access to expert teachers.
Gloss: Çevrimiçi öğrenme platformları dersleri internet aracılığıyla sunar ve öğrencilere uzman öğretmenlere sanal erişim verir.
Kelimeyi tek başına değil, doğru arkadaşlarıyla (collocation) kullan. Aşağıdaki tablo, Sublist 8 kelimelerinin en doğal eşlikçilerini verir.
| Kelime | Doğal collocation | Anlam |
|---|---|---|
| crucial | crucial role / crucial for success | hayati rol / başarı için hayati |
| fluctuate | prices fluctuate / fluctuate wildly | fiyatlar dalgalanır / vahşice dalgalanmak |
| reinforce | reinforce a stereotype / reinforce the idea | bir klişeyi pekiştirmek |
| widespread | widespread use / become widespread | yaygın kullanım |
| exploit | exploit resources / exploit workers | kaynakları kullanmak / işçileri sömürmek |
| offset | offset the cost / offset emissions | maliyeti dengelemek |
| highlight | highlight the importance of | önemini vurgulamak |
| radical | radical change / radical solution | köklü değişim |
| predominant | predominant view / predominant factor | baskın görüş / etken |
| restore | restore confidence / restore order | güveni geri getirmek |
Aşağıda, düşük bantlı günlük ifadeleri Sublist 8 kelimeleriyle akademik seviyeye taşıyoruz:
Aşağıdaki boşlukları Sublist 8 kelimelerinden uygun formla doldur. Önce kendin dene, sonra cevapları aç.